Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

Pratikler bilebilse teorikler yapabilse

8 Ekim 2007 Pazartesi 20:39, Osman Seyit Börütecene

Yaşlılar yapabilse gençler bilebilse diye bir laf var. Çok doğru bir söz aslında bu ama yaşlıların bilebilirliği yine bizzat kendi bunaklıklarıyla örselendiğinden gençlere bilgilerini aktarmaya çabaladıklarında çoğu kez saçmalarlar. Saçmaladıkları için de söz fiiliyatta geçerliliğini yitirir.

Doksanlı yıllar, koca dünyanın değişim dönüşüm yıllarıydı ve bu değişim şu anda daha da büyük bir hızla devam ediyor. Eğitim kurumlarının yaygınlaştığı 20. yüzyıl boyunca görülmeyen birşeyle karşı karşıya kaldık son 20 yıldır ve eğitim sistemi değişmedikçe bu gerçeklik de değişmeyecek. Karşı karşıya olduğumuz sahne şöyle; ilköğretim, lise, üniversite gibi eğitim kurumlarında derslerini çalışan, çok iyi notlar alan öğrenciler hayatta sınıfta kaldılar / kalıyorlar.

Bir hatırlayın bakalım sınıf arkadaşlarınızdan notları yerlerde sürünen ve şimdi son birkaç yılda köşeyi dönmüş kaç kişi var?

Biz toplum olarak uzun süre bunu şöyle yorumladık: “Mühendislik mezunu adam televizyon tamir etmeyi bilmiyor, bu ne uçuk eğitim sistemi böyle!”

Elbette daha derin yorumlara ihtiyacımız vardı.

20. yüzyılın ikinci yarısında kısa bir dönem için de olsa kitabi bilginin hayatta bir işe yaradığı bir dönem geçirdik. Ben diyeyim altmışlı yıllar siz deyin yetmişli. Henüz pazarlama sektörünün herkesde mutlaka bir yara açmadığı yıllardı bunlar. Bu yıllarda televizyonlarda reklamlar yayınlanacağı zaman sesi yükseltmek kitabi bilgiydi. Bundan etkilenen seyirci de gerçekten çoktu.

Bir ürünü pazarlarken yanına hoşluk yaparak pazarlamak, mesela süt satarken üzerine “çocuklarınızın sağlığı bizi ilgilendiriyor” yazmak gibi şeyler gerçekten satışları artırıyordu.

İnsan kaynakları çalışmaları yeni yeni hayat buluyor, bir işyerinde çalışan personelin nasıl duygu ve düşünceler içinde bulunabildiği bilgisi kitaplarda yazdığı hali ile gerçek hayatta da izlenebilir, faydalanılabilir haldeydi.

Sonra, tam olarak ne zaman başladığını benim de kestiremediğim bir ara, tıpkı antibiyotiklere bağışıklık kazanmış bakteriler gibi toplum bir malı satın alırken yapılan halkla ilişkilere bakmaz oldu, insan kaynakları çalışmaları gerçek yaşamla bağdaşmaz oldu, televizyon reklamları çok para harcayan 6 - 18 yaş arası tüketiciyi etkilemez oldu.

Ama bir diğer yandan işe yaramadığı halde bunlara hala para harcamayan şirketler aşağılandılar. Medyada onlara özellikle yer verilmedi. Ürünleri hakkında olumsuz haberler yayınlandı vs. vs.

Şu anda da kitabi bilginin, bırakın hayatlarımıza bir faydasının dokunmasını, herşeyi elimize yüzümüze bulaştıran yönünü keşfettik. Bu noktadan bakınca da pratik davrananların hayatta amaçlarına hızlıca ulaştığını, teorik bilgi sahibi insanların ise yerlerinde saydığını görüyoruz. Bunu hüzünlü buluyorum.

Hal böyle olunca, “pratikler bilebilse teorikler yapabilse” diye evirdiğim “yaşlılar yapabilse gençler bilebilse” sözü, pratikler yapıyor teorikler seyrediyor biçimine de sokulabilir. Gerçek yaşam alabildiğine pratiktir. Mesela kuantum teorisi üzerine çalışan biliminsanlarını düşünün. Kuantum fiziği ile ilgili birşeyler okuyup öğrenen herhangi birini düşünün. Bu insanlar “kuantum diye bişey var çok enteresan, atomu oluşturan parçacıklar aynı anda iki ya da daha fazla yerde olabiliyormuş” diyor, başkaları da onlara “hadi ordan olmaz öyle şey, bu bilimsel bir veri değil, kaptırmayın kendinizi böyle safsatalara” diyor. Bizler bunları konuşurken gayet pratik davranan IBM ve HP, kuantum bilgisayarlar üzerine çalışıyorlar ve bu bilgisayarlar şu anda gerçek yaşamda deneniyor, geliştiriliyor vs.

Yani pratik ve teorik ayrımı, aslında ruh ve madde, zihin ve beden gibi gerçekte bir bütün olan ama bizim aklımız ikiliğe daha iyi çalıştığı için ikiye bölerek anlamaya çalıştığımız bir ayrım. Başka türlü söylemek gerekirse, gerçekte varolan bir ayrım değil. Sadece aklımızda böyle bir ayrım yarattığımız için biz teoriyi ve pratiği farklı şeylermiş gibi algılıyoruz ve ardından gerçek dünya için geçerli olmayan bir dizi düşünceyi, argümanı teori adıyla etiketlendiriyoruz.

Pratikler bilebilse diyoruz ama pratikler gayet de iyi biliyorlar ve bildiklerini yapıyorlar. Teorikler yapabilse diyoruz ama onlar da yapıyorlar. Onlar sadece varolamayacak, yapılamayacak, gerçekleştirilmesi içerdiği çelişkiler nedeniyle mümkün olmayan teorileri yapmayıp pratiklerin yaptığının küçük bir bölümünü yaparak hayatlarını sürdürüyorlar.

Belli ki böyle ayrımlar yapmak bizi rahatlatıyor. Böyle ayrımlar yapmayı seviyoruz. Yoksa insanoğlu daha ilk anda farkında olduğu gibi ayrım mayrım olmadığını, herşeyin gayetle bir bütün olduğunu bugün hala biliyor. Sadece işine geldiğinde hatırlıyor, işine gelmediğinde hatırlamıyor.

'Pratikler bilebilse teorikler yapabilse' başlıklı yazıya 4 yorum yapılmış.

  1. Goddess Artemis diyor ki:

    Başımıza ne geldiyse, pratiklerin bilemeyip teoriklerin yapamadıklarından geldi şu zamana kadar. Başbakanının ‘Çok okuyan arkadaşlar şimdi sefilleri oynuyor’ dediği bir ülkede, her şeye ve herkese rağmen, farkındalığını kişisel çabalarıyla artıranları gördükçe, umudum artıyor :-)

  2. Goddess Artemis diyor ki:

    MFÖ‘nün yıllar öncesinden gelen şarkısı “Ali Desidero”nun sözlerinde, bu pratik-teorik ayrımına güzelce dalga geçilerek vurgu yapılır:

    arkadaşları ali derler hani oturur bizim kahvede
    yakmış abayı bir dilbere nefaset birşey fidan boylu
    bizim ali pişpirik oynar mfö dinler maç seyreder
    dedim ki abayı yakmış kıza bundan haberi yok kızın ama
    aliiii ali desidero

    kız cok güzel latif şirin hem kitap kurdu hem bir ahu
    venüs mü desem afrodit mi eli yüzü düzgün bir içim su
    elbetteki feminist bir kız metafiziğe de inanmakta
    bir kusuru var yalnız kızın biraz entel takılmakta
    optimist hem de pesimist biraz idealizmi de savunmakta
    ali desidero aliii ali desidero

    teoride desen zehir gibi pratik dersen sallamakta
    bazen ben humanistim diyor bazen rasyonalist oluyor
    değişik bir psikoloji bir felsefe idiotloji — idiot idiot idiotloji

    bizim ali kahveden aynen kız oradan gelip gecirken
    gözüne kestirip kafasına takıyor
    bu benim diyor dokunanı yakarım
    ne yapmalı ne etmeli bir oyunbazlık bir şeytanlık
    kıza dalavere mi cevirmeli bu beraberlik nasıl olacak
    ikisi de ayrı telden calıyor
    centilmence mi yaklaşmalı familyasıyla mı tanışmalı bir bilene mi danışmalı
    bu kız sanki bir buzdolabı
    aliii ali desidero

    ali kahvede oturup duruyor kızın gecmesini bekliyor
    hatun kişi görününce köşeden mfö başlıyor aynen kasetten
    alii ali desidero
    matmazel mfö yü duyar duymaz bir an kendinden geciyor
    ha bayıldı bayılacak derken ali kızın elinden tutuyor
    ali kız bir klark çekiyor kahvedikiler ınının diyor
    ınının ınının ınının ınınının ınının ınınııınııın
    aliii ali desidero

    kız “pardon” diyor “başım döndü mfö yakar gönlümü”
    “rica ederim gelebilir her genç kızın başına yardım edeyim size istersiniz
    evinize götüreyim icabında”
    “ay nasıl oluur” “ben sizi hiç tanımıyorum ama
    hem konu komşu ne der sonra merci giderim tek başıma hahah”
    “olur mu ne önemi var” diyor oğlan
    “yürüyelim işte ne çıkar bundan
    hem sizinle de tanışmışız oluruz
    hem konuşuruz şurdan burdan”

    “ne kibar cocuk” diyor kız içinden “hem samimi hem vefalı yani
    bir imtihan cekeyim şuna diyor serseri mi yoksa bir dahi mi”
    diyor “felsefeyi sever misiniz” ali diyor “biz hep dönerciyiz”
    “luther” diyor kız ,”machiavelli”
    “şampiyon biziz “diyor ali “attığımız gollerden belli”.
    aliii ali desidero

    kız anlıyor ki dünyalar ayrı ali’ye kibarca bir “bye bye”
    ali diyor “hay hayyy”
    gözü parlıyor aniden kızın,”şeytan tüyü var bu hınzırın”
    ali anlıyor ki doğru yolda “hazırım” diyor buluşmaya
    kız diyor ki “bu işler narin bugün olmaz ali belki yarıııınn”
    ali desidero aliiii ali desidero

  3. nergis diyor ki:

    çok sıkı yazı.kütlece ağır,pahaca hafif.
    sezgi görünmeyen bilgide kardeş sezgiye çıkıyor yollar…

  4. nergis diyor ki:

    sezgi bilinmeyen yerdeki anahtar …

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar