Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

Zannedişler 1

26 Nisan 2008 Cumartesi 19:36, Osman Seyit Börütecene

Böyle bir konuyu tek bir yazıda toparlamak mümkün değil. O nedenle birkaç yazıya bölerek uzun soluklu bir seri yaratmaya karar verdim.

Kişisel değişim alanındaki yazılara en son “bahara doğru koruyucu yaşam koçluğu” başlığında üç yazıyla devam etmiştim. Burada bu konuya da yeniden değineceğim.

Zannedişler başlığına dikkatinizi çekmek istiyorum. Hayatta başarabildiklerimizi ve başaramadıklarımızı etkileyen en önemli şeylerden biri bazı şeyleri olduğu gibi bilmekten ziyade öyleymiş gibi zannetmekten ileri geliyor. Başarıdan ya da başarısızlıktan daha önemlisi ise hayal kırıklıklarımız. Hayal kırıklıklarımız, üzüntülerimiz ve bunların bizi yönelttiği depresyonda da zannedişlerin oynadığı rol çok çok büyük.

Bu zannedişlere bir örnek, gerçekçilik adı altında kötümserlikmiş gibi görünen ama aslında kötümserlik maskesine bürünmüş aptal bir iyimserlik olabilir. Ne demek istediğimi örneklerle açıklamaya çalışacağım.

Bundan bir ay kadar önce bahar aylarında aşk meşk konularını ele alırken gelen yorumlara özellikle önem verdiğimi belirtmiştim. Bugün gelen bir yorumda da aynı şey oldu. Yorumda deniyor ki, bir erkek bir kadına “seni görünce aklım başımdan gidiyor” derse onun gözünde ezik bir hale bürünürmüş. Dolayısıyla o kadını da elde edemezmiş.

Ne kadar iyimsersiniz farkında mısınız? Ne kadar şuursuzca bir iyimserlik barındırıyor bu yorum? Görünürde gerçekçilik kisvesine bürünmüş bir kötümserlik gibi duruyor. Çünkü ardındaki fikir hayatta sert olmak, dik durmak gibi gerçekçi yaklaşımlara dayanıyormuş gibi. Ezik gibi durmayacaksın ve kadına seni görünce aklımı kaybediyorum demeyeceksin. Ha sen bunu demezken de, kadın senin içinin içini yediğini bilmeyecek anlamayacak… Ne kadar iyimsersiniz farkında mısınız? Hayatta sertlik rolü yaparak bir yerlere varılabileceğini zannetmekten daha aklı bir karış havada bir iyimserlik söz konusu olabilir mi?

İşte bunlar hayattaki zannedişler. Sürekli güleryüzle dolaşan bir insanın içindeki şeytanı görememek, size iyi hatta çok çok iyi davranan birinin ezik biri olduğunu ve ondan hiçbir zarar görmeyeceğinizi düşünmek kadar büyük bir iyimserlik olabilir mi?

Madem öyle zannediliyor peki neden o zaman tarihteki en büyük savaşçılar düşmanları bir karınca olsa bile onları ciddiye almışlardır? Neden en büyük liderler en ufak bir terslikte fevri çıkışlar yaparak yılanın başını küçükken ezmeye çalışırlar?

Zannedişlere bir başka örnek ise insanların yaşam koçluğu, psikoterapi, ve buna benzer konulara karşı sergiledikleri yaklaşım ve çizdikleri toz pembe tablodur. Önemli rollerinden birini Robert de Niro’nun oynadığı Analyse This adlı filmden bir replik bunu çok iyi anlatır. Mafya babası rolündeki Robert de Niro psikoterapistin karşısına oturur ve der ki: Beni iyileştir ama sakın bir ibneye dönüştürme! Burada ibne derken bir yumuşaklıktan, bir toz pembelikten, bir çiçek böceklikten bahsediliyor. Sonra gerçekten psikoterapinin ya da yaşam koçluğunun ya da benzeri bir çalışmanın içine girenler bu çalışmaların ne büyük sertlikler (hem de zannederek falan değil, porselen sertliğinde gerçek sertlikler) içerdiğini anlarlar. Zaten bu aşamada gerçekçilik adı altında kötümsermiş gibi görünüp ve ama aslında aptalcasına iyimser olanlar bu sürece dayanamazlar. Genelde çeşitli bahaneler uydururlar ve bu tür süreçlerden kaçarlar.

Zannedişleri ben salt bireysel bazda ele almıyorum. Toplumsal bazda da anormal zannedişlerle yaşıyoruz. Örneğin din alanında, İslam’ın Kuran’a göre yaşanmıyor olduğu gerçeğinin farkında mısınız? Bir örtünmenin, bir kurbanın, bir sadakanın Kuran’ın anlattığı din yerine insanların zannettiği İslam üzerine kurulu olduğunun farkında mısınız? Bu konuda ne kadar gerçekçi, ne kadar iyimser, ne kadar kötümser olduğunuzun farkında mısınız? Neleri gerçeklere göre ve ayaklarınız yere basarak kabul ettiğinizi, neleri aşırı iyimserlik ve zannedişler içinde kabullendiğinizi biliyor musunuz?

Bir doğu felsefesi dendiğinde mesela, aklınıza neler geliyor? Hiçbir şeye zarar vermeyen, kılını kıpırdatmamaya yemin etmiş Budist rahipleri mi hayal ediyorsunuz? Yoksa ikinci dünya savaşında A.B.D. nin donanmasını neredeyse yok etmek üzere saldırıya geçen Japonların da bir savaş tanrıları olduğunun ve tam bir uzak doğu felsefesi sertliğinde saldırdıklarının farkında mısınız?

Bir sonraki yazıya kadar, kendi zannedişlerimiz etrafında düşünmeye davet ediyorum sizi.

'Zannedişler 1' başlıklı yazıya 15 yorum yapılmış.

  1. nergis diyor ki:

    toplumsal olarak;
    sosyopatız.
    şizofreniz !!!kafamız karışık.!!!bütünlüğünü yitirmiş.
    sapla samanı ayıramıyoruz.zannediş işte!
    bu yüzden de iletişim kuramıyor ve net bir biçimde gerçeği göremiyoruz.
    güleryüz=? kötümserlik=?
    iyimserlik=? vs. vs.
    yazıyı okurken bin akılla okudum.ayrı manalara yayabildim.tezat bin tane düşünce çıktı.ama anladığım’SAPLA SAMANI AYIRAMIYORUZ'’
    yakında iletişimsizlik çok artabilir.kaos da.ama yerine yenisi gelecektir.bunu kabullenmek ve sinirli olmamak lazım.
    ve gittikçe çaresizleşen ve hayalkırıklığı yaşayan insanlık çıldırmaya ve sonunda köşeye sıkışmış bir kedi gibi paniğe kapılıp yırtıcılaşıp içten,dıştan yıkılacak.
    ben kendi adımca buna kötümser bakmıyorum.
    nedenleri sorgularız ,bulamayız,,,,hayatta olup bitenlere önyargıyla bakarız…oysa hiç bir zaman emin olamayız…
    dini,mistik ya da bilimsel araştırmalar bize kesin bir nedensellik sunamaz.bunu da yazarlar zaten her tür kitapda kuran da özellikle..
    kafalar karıştıkça çalışır.boşlukları kurgularla doldururuz.insanlar arası iletişim yok olmaya başlıyor.
    ifade etmeye çalıştığın şeyi böylece özetlemek zor olmuş olmalı sanırım.
    klavyene sağlık.ama anlatabilmek zor,yine de da anlamaz insanlar.ancak allah isterse olur;)Yakadan tutup bir sallamak lazımda yani.olduğu gibi hakikati kabullenmek ve odak noktamızı şaşırmamak.işte bence!bu yüzden baktığımızı göremiyoruz.
    aklına sağlık.

  2. nergis diyor ki:

    İNSANLIĞIN ÖNYARGILI VE ACIMASIZ AKLI KÖKTEN SÖKÜLMELİ VE TERİNE YENİSİ DİKİLMELİDİR.hastalar iyileşmez bence.hastalıkları engellemek olmalı amaç.
    ama dünya denen şeyi para ZANNETMEK gönlümüzü fakirleştirmeye başladı.
    kuranda da yazmış, quantumla da ya da doğu felsefesindeki inanışlarla,,,tüm söylemler aslında çok yakındır birbirine.bir bilinemezlik durumu var.bunu gözardı etmek ve bir mutlaklığa ulaşma çabası İHTİYACI (korku altta akar ) da diyebilir miyiz bu pempeliğe?

    beyin fırtınası;

    ‘’ben bir çınar ağacığım gülhane parkında ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında.'’

    Kutsal damacanadan'’ben nerdeyiiim sennerdeE!!!der hatunu başka herifle yatakta görünce'’

    ‘’ben diyorum Şişhane ,sen diyorsun şahaneyiz şahane.'’

    bi de bizim gibi akıllılar var.

    ‘’mahalleye kuyruksuz sıpa düştü derler , merakımdan gider bakarım , o da kucağımda kalır.:))))))))

  3. nergis diyor ki:

    http://www.youtube.com/watch?v=rGtbzwtPfuA
    bu parça ex aşka yazılmış.terbiyesiz ancak buyrun gençliğin aşk hayatına bi bakın……….

  4. cizgisiz diyor ki:

    Elinize sağlık pek güzel bir yazı olmuş. Serinin devamında kafalarımız daha da netleşir. ABD donanması, Japon savaş tanrısı, çin askerleri filan derken benim kafam nasıl bir karıştı anlatamam. Bu karışıklıktan bir arkadaşa bahsettim ; boş ver dedi, gel seninle fischer satrancı oynayalım. Dedim ben tavla bile bilmem, sevmem de sen ne diyorsun. Anlattı oynadık mecburen. Bi de bunun mucidinin öyle ilginç bir hayat hikayesi varmış ki duyunca çok şaşırdım. Uzun hikaye ama sadece ölümünden bahsedeyim ilgilenenlere: Amerikan vatandaşı olan bu adam uzun yıllar kaçak hayatı yaşamış, Japonya nın başkenti Tokyo da yakalanmış, gözaltına alınmış filan derken İzlanda vatandaşı olarak ölmüş.
    Çok ilginç hikayeler varmış çok da hepsini bilmiyoruz allahtan. Zor çünkü, akıl sağlımızı korumak çok zor.
    Kolay gelsin size.

  5. Sevinç Tartıcı diyor ki:

    Osman Bey emeklerinizi bir süredir saygıyla takip ediyorum. her ne kadar yüzleşmek istemeyeceğimiz şeyler olsa da konu içerikleri bir yerden başlamalı. yazıyı link belirterek alacağımı da bilmeniz gerekir. bu, paylaşılmak zorunda. mutlaka, benim gibi acaba bu sefer ne diyor diye merakla takip edenler vardır elbet.. ama sessiz sedasız yol alıyor gibisiniz. sizin önemsemeyeceğinizi biliyorum ama ben emeğin ödüllendirilmesi taraftarıyım. sitede Blog yarışmasına dair bir link göremedim. yarışmanın kendi sitesinden bakacağım. adaylık umarım blog sahiplerinin kendi başvuruları ile gerçekleşmiyordur. eğer öyle ise muhtemelen başvuru yapmamışsınızdır. ama diğer türlü bu blogun insana katacaklarını görmemek için ya çok kötü niyetli ya da kör olmak lazım. araştırıyorum. saygılar

  6. Sevinç Tartıcı diyor ki:

    oh be oyumu kullandım. teşekkürler bu site ve paylaşımlarınız için. Saygılar..

  7. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @sevinç tartıcı: teşekkür ederim sevinç hanım. yazılarımın daha büyük bir kitleye ulaşması konusunda pek bir şey yapmıyorum, haklısınız. bu konu gündemimde var. son olarak facebook’ta bir grup kurdum ilginizi çekebilir:

    http://www.facebook.com/group.php?gid=10661521114

  8. nergis diyor ki:

    KORKUSUZUZ!!! kısaca, aptalız!!!!, dünyamız yassı!! kıblemizi şaşırmışız .Hiç düşünmek istemeyiz.ruhsal olarak enerjimiz embrio halindeyken emilmiş…….. nereye gidiyoruz?burası neresi?
    zeminimiz ne?
    zamanlardan ne zaman ?

  9. nergis diyor ki:

    düşünmeye davet ediyon da düşündüm işte:)

  10. beyaztavsan.com diyor ki:

    Uzak doğu felsefesi ve 2.Dünya savaşı örneği tam yerine oturmuş, yazıya çok güçlü bir anlam katmış. Ben de benzer bir yazı yazmıştım ama şimdi tekrar okudum da, anlatımını tekrar tebrik ediyorum.

  11. nergis diyor ki:

    ying -yang ve puslu mantıkla (fuzzy thinking)da düşünmeye davet ediyorum.konuy yaymış mı olurum?aklıma geldi.doğu felsefesine yönelenbiz batı mantığı,dengeyi ne zaman kuracağız acaba?12.inci uygarlıkta mı:))
    bir elma vardır elimizde.o elma yendikçe ne zaman elma olma a halinden yoksun kalır.
    zaman zihinsel birşey.
    iyi günner.

  12. Zannedişler 2 : Yaratıcılık ve kurumsallık üzerine yalanlar Osman S Börütecene diyor ki:

    […] alemlerin aslı hayaldir Güncel: Ana Sayfa Önceki yazı: Zannedişler 1 […]

  13. Tevhide diyor ki:

    Ben öncelikle yorumları okumadan yazıyorum.konudan uzaklasmadan yazmak ıstedım…Yorumları okudukca baska fıkırler de gelıyor aklıma :)

    Bizler ezbere yetişmiş bir toplumun hatta kültürün insanlarıyız.Bişeyi yapmadan etrafımızdaki tüm iyi niyetliler :) :):)YAPMA diye bağırışırlar,bize zarar gelmesini istemedikleri için..Senin bu iyilik maskesi altında kötümserlik yatıyor cümleni gerçekten çok açık algıladım çünkü etrafımızda hep bizim iyiliğimizi isteyen koruyucu meleklerle büyüdük!!!!Şöyle davranma,böyle yapma ….vs vsssss…..Kimse içinden geleni yap ya da hadi bu sefer de orjinal kal demez :P :Pbilakis herkes nasılsa sizden de öyle olmanız beklenir….Zamanla bizler de zannettiğimiz şeylerin arasında sıkışır kalırız,düşünmeden yaşar yapacagımız seyleri bi önceki neslin listesindekilerden öğreniriz.Düşünmeye gerek de kalmaz,nasıl olsa herkes bizim iyiliğimizi istiyor…

    Hani örnek vermişsin güçlü görün ki kadının gözünde değerin olsun,bence çok komik bi yaklaşım çünkü bi erkek herseyden önce oldugu gibi sevilmelidir(zayıf & güçlü),zannedilmesi gerektiği gibi değil !!!!

    Konunun özüne inersek tüm bu zannedişlerin perde arkasında düşünmeden atalet halinde yaşamanın alışkanlık halinde olduğunu düşünüyorum………

  14. Tevhide diyor ki:

    Diğer yorumları da okudum :) oy kısmını bulamadım ama bence bu yazında çok başarılı,biliyosun ben de sık sık takip edyorum yazılarını:)ellerine sağlık…..zihnine de açıklık dilerim :)

  15. nergis diyor ki:

    kör olmayanları görmek de güzel be:)

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar