alemlerin aslı hayaldir

Yaşam koçluğu çalışmaları niçin bazen yarım kalır?

Yaşam koçluğu insanın bir hedefe doğru yürüyüşü sırasında yanında yer almak ve ona gerçekte içinde olan gücü göstermektir. Bu yolculuk sırasında yaşam koçu kişinin zihninde yer etmiş bazı yersiz ve nedensiz engelleri bulup yok etmesine yardımcı olur.

Bu engeller, alışkanlıklar, kişinin kendi yaşamını sabote etmesi halleri aşılırken kişi doğal olarak bazı zorluklarla karşılaşır. Aslında bu zorluklar kaslarını geliştirmek isteyen bir sporcunun bu kazanım karşısında çektiği acıya benzer. Acı geçicidir ve sonuçlar mutlu edicidir ancak herkes bu noktayı aşamayabilir.

Sizlere kısa bir örnek vermek istiyorum. İsimler değiştirilmiştir, olaylar gerçektir.

Duygu, yaşam koçluğu çalışmasına özel ilişkilerindeki zorlantıları nedeniyle başladı. Kendisini iflah olmaz tek eşli kadın olarak tanımlıyordu. Bir ilişkiye başlıyor, bir süre zihninde birlikte olduğu erkeğin güvenilmez biri olduğuna dair inançlar geliştiriyor ve sonunda bu inançlarının doğru olduğunu kabul ederek ilişkisini sonlandırıyordu. İlişkilerini sonlandırırken ortada aldatmaya dair hiçbir kanıt bulunmaması Duygu’nun kendinden şüphelenmesine yol açıyordu.

Duygu ilk seanslarda çok keyifliydi. Her seanstan neşe içinde çıkıyor, yaşam koçluğu çalışmaları çerçevesinde seanslarda gördüğü koşulsuz kabullenme ortamı ona kendisini iyi hissettiriyordu.

Bu noktada dışarıdan bakıldığında yanlış anlaşılan bir konuya değinmek istiyorum. Aynısı psikoterapi için de geçerlidir, birçok kişi yaşam koçluğu çalışmalarını haftalık dinlenme ve yenilenme saati olarak görüyor. Sanki bir masajmış ya da aroma terapiymiş de oradan daima dinlenmiş ve tazelenmiş olarak çıkacakmış gibi. Oysa yaşam koçluğu zihnin derinliklerinde barınan engelleri ortadan kaldıran bir süreç olduğu için her zaman olmasa da bazen geçici olarak sıkıntıya ve acılara yol açabilir.

Duygu ile çalışmamızda da zamanla güvensizliğinin aile içindeki iletişim biçiminden kaynaklandığını bulduğumuzda Duygu bundan çok büyük rahatsızlık duydu. Duyduğu rahatsızlığın en büyük nedeni aile içinde gördüğü ve alıştığı güvensizlik ortamını sadece kadın erkek ilişkileri içinde değil, günlük sıradan ilişkilerinde de yaşamakta olduğunu ve bu nedenle birçok yakın arkadaşını da kaybettiğini anlamasıydı.

Yaşam koçluğu kariyerim boyunca ki bu öyle çok çok uzun bir zaman sayılmaz, çoğu danışanımın bu aşamada seansları bırakma isteği içine girdiğini gözledim. Doğal olarak bir insanın alnına “düzel artık, görmüyor musun her şey senin elinde” diyerek silah dayayamazsınız. Kişi, acılı da olsa acısız da olsa bir değişim yaşama isteğini kendisi belirler ve bir başkası adına devam ya da tamam kararı veremezsiniz. Dolayısıyla birçok danışan yaşam koçluğunu en kritik anlarda yarım bırakma eğilimi içinde olur ve bazen bu eğilim o kadar güçlü olur ki kişi hedefine yönelmekten vazgeçebilir ya da o ana kadar harcadığı değerli çabaları heba edebilir.

Bu noktadan sonrası biraz sarsıcı olabiliyor. Devam etmekten kaçan danışanların kucağında daha yeni açılmış bir pandora kutusu kalıyor. Bir diğer yandan değişime ve iyileşmeye gösterdikleri direnç o kadar kuvvetli oluyor ki bu ruhsal ve zihinsel gelişim çalışmasını yarım bırakmak için kendilerine geliştirdikleri argümanlar son derece gerçekçi görünüyor.

Tecrübelerimden yola çıkarak söylüyorum, bu tür yarım kalmış çalışmalarda danışanlarımın aşağı yukarı yüzde kırkı ortalama iki aylık bir süreç içerisinde çalışmalarımıza devam etmek üzere beni aradılar. Bu konu o kadar önemlidir ki çoğu kez bu tür süreçlere dalmadan önce müşterilerimi uyarırım.

Kucaklarına kalan pandora kutusu genelde bir önceki aşamadan daha acı verici olabiliyor. Zaten bu nedenle kişi hızlıca direnç geliştiriyor ve çalışmayı sürdürmemek için kendisine çok gerçekçi senaryolar yazıyor. Elbette kimse bunu isteyerek yapmıyor. İnsan malzemesi ile çalışanlar bilir ki hiç kimse kendine bilerek ve isteyerek zara vermez. Bu konuda bilinçdışı süreçlerin, savunma mekanizmalarının büyük etkisi var hepsi son derece gerçekçi düşünceler ve duygular üretirler.

İyi haber, işin iyi yönü, birçok danışan (yüzde seksenden fazlası diyebilirim) bu pandoranın kutusu aşamasındaki geçici acılara dayandığı takdirde büyük kazanımlara ulaşıyor. Örneğin, aynı sorunlarla bir daha karşılaşmamak gibi. Bir nevi aşılanmak gibi bir şey. Diğerleri ise antibiyotik kullanırken yarıda bırakarak mikropları ya da virüsleri dirençlendirmek gibi sorunlara da fazladan direnç kazandırıyorlar. Böylece bir sonraki aşamada sorunların çözümü ya da hedeflere ulaşmak daha da zormuş gibi görünüyor.

Yaşam koçluğu, psikoterapi ve benzeri çalışmaları danışanların tam ortasında yarım bırakmalarının nedeni aslında bu kadar basittir ve biraz sağduyu ve içgörü ile aşılabilir. Yine de pratikte maalesef her zaman böyle olmuyor.

Direnç kavramını, hem birlikte çalışmaya karar verme aşamasında hem de yukarıda anlattığım gibi çalışmanın devamı sırasında neredeyse herkes yaşayabilir. Böyle konularda ön bilgi sağlamak en doğru yöntem olacaktır.

Benzer yazılar:


Rastgele yazılar:

3 Comments to Yaşam koçluğu çalışmaları niçin bazen yarım kalır?

  1. 19 September 2008 at 20:32 | Permalink

    Osman Bey,

    merhaba.

    oldukça güzel ve samimi paylaşımınızı okudum.hernekadar danışanınızı cümle aleme anlatır gibi ilk bakışta düşünülme ihtimali olsada yazının tümünü okuyanlar bunun tamamen bir vaka çalışması/örneği olduğunu net olarak görebilirler.

    danışan Duygu,seanslar iyi giderken birden geçmişine tekrar dönmeye kalktıysa acaba geçmişten ve izlerden çok söz edilmiş olabilir mi?sizde çok iyi bilirsiniz ki “coaching ”
    denen tanım içinde, şimdiki mevcut durumu geleceğe taşımayı barındırır aslında…geçmişle işi yoktur.psikolog/psikiyatrist değildir ki koç…acaba Duygu,geçmişte gezinmekten vazgeçemedi mi? sanki Duygu koçluk hizmetini/terapisini “psikoterapi” olarak anlamış gibi.

    yada koç, NLP tekniklerini kullansaydı durum farklı olabilirmiydi(kullanmadığını varsayarak yorumluyorum) ? NLP teknikleriyle danışana gelecek resmini göstermek çok daha çabuk oluyor.farkı görmesi kolaylaşıyor.

    elbette Duygu,değişik ve dirençli bir vaka olabilir,yöntemler danışandan danışana farklı sonuçlar verebilir.

    sevgilerimle.

  2. 20 September 2008 at 13:29 | Permalink

    şimdi anlaştık.

    danışanınız zaten sınırlayıcı duyguları yüzünden şimdiyi yaşayamıyor,olması muhtemel mutluluk+başarı+keyif+sevgi+aşk ve benzeri olumlu duyguları geleceğe taşıyamıyor.

    sevgilerimle.