alemlerin aslı hayaldir
Az sonra yazacaklarım yazılım dünyasıyla ilgili şeyler olmakla beraber genel olarak hayata yansıtılabilir. Anlatacaklarım kişinin hayatını kendi istek ve ihtiyaçlarına göre düzenlemeye zaman harcamasının ne kadar önemli olduğuna dair bir fikir verebilir.
Bazen düşünürüm, üşenmesem de WordPress’i açsam ve kullanmadığım bütün özellikleri tek tek belirleyip yazılımın içinden çıkarsam acaba nasıl bir performans artışı sağlarım?
Salt kullandığım tema ve şablondan bahsetmiyorum. Zaten orada bu tür bir çalışmayı az da olsa yaptım. Bizzat yazılımdan bahsediyorum.
Eskiden, on yıldan daha uzun bir zaman önce, kullandığımız birçok yazılım genelde tek bir kişi, hadi bilemedin iki ya da üç kişi tarafından yazılırdı. Bu insanlar genelde aynı ofisin aynı odasında çalışırlardı. Bu nedenle de aralarındaki iletişim basit ve kolaydı. Yan masada çalışan arkadaşına dönüp “hacı sen bu değişkeni ne için kullanmıştın” ya da “bilader sen burada bir fonksiyon yazmışsın ama şöyleyken böyle” gibi kısa tartışmalar yaşanabilirdi. Bu bir verimlilik getirirdi. Ne demek istediğimi biraz daha açayım.
Günümüzde yazılımlar olabilecek en uç noktasına kadar modüler olmak zorunda. Her bir işi gören “servis” birden fazla kişi tarafından yazılıyor. Bu servislerin başka servislere, kütüphanelere vs. ye ihtiyacı var. Her şey portatif ve birbiriyle uyumlu olmak zorunda. Bu durum, kullandığımız bilgisayarlara fazladan bir yük getiriyor, nasıl mı?
Bunu anlatmak için biraz geçmişe döneceğim. Bundan iki yıl kadar önce şu anda bilinçli olarak saçma sapan bir iş yapmak üzere kullandığım gezdiren.com domain’i üzerinde bir online dergi yaratmak için asp kullanarak (cahiliye devri daha php’ye ısınmamışım o zamanlar, hatta windows sunucu falan kullanıyorum ki büyük utanç şimdi geçmişe baktığımda benim için) küçük bir içerik yönetim ve görüntüleme sistemi yazmıştım. Sistem Microsoft Access veritabanı kullanıyordu.
Bu sistem üzerinde yük oluşturarak stres yaratmaya çalıştım ve sonuçlar muhteşem çıktı. Çok yoğun anlarda bile hem asp kodlarım hem de access veritabanı gayet hızlı çalışıyordu. Kodlarımı çok iyi optimize etmiştim.
Hmmm… başka bir şey daha var! Kurduğum sistem modüler değildi! Her işi görecek küçük küçük ve tek tek servisler yazmamıştım. Neyin ne olduğunu sadece ben biliyordum. Bir başkası o kodlara baksa kolay kolay bir şey anlamazdı. Ama benim kendi içimde kendi kendime sonradan bir şey anlatmama gerek yoktu ki zaten.
İşte bu bütünlük, bu tek bir parça olma hali sistemin verimini olumlu yönde etkilemişti.
Günümüzde kullandığımız bütün işletim sistemleri, onların üzerinde çalışan bütün yazılımlar modülerdir ve parçalardan oluşmak zorundadır. Çünkü siz bugün işinizden ayrılırsınız ve yarın yerinize gelen kişi sanki yıllardır o sistemi geliştiriyormuşcasına sorunsuz çalışabilmelidir. Değişken ismi stabdardizasyonu vardır mesela, öyle kafanıza göre değişken kullanamazsınız.
Bir yandan da bu durum yazılımların verimliliğinde performans kaybına yol açıyor. Bir tahmin edin bakalım, neden yüzlerce dahi yeni bir işletim sistemi yazmaya çalışıp sonunda pes ettiler de bu işi Linus Torvalds adında bir master öğrencisi tek başına becerdi? Bence işin başlangıcındaki tek başınalık onun ve yazdığı işletim sistemi çekirdeğinin verimliliğinde önemli rol oynadı. Torvalds’ın yazdığı ilk kodların ne kadar karman çorman olduğunu tahmin edebiliyorum.
Bu kavramların sadece yazılıma değil bütün bir hayata uygulanabilir olduğunu savunuyorum. İşin bu kısmında yaşam koçu yüzüm devreye giriyor herhalde. Bence hepimiz daha mutlu daha neşeli ve enerjimizi daha sevdiğimiz anlara ayırabilmek için hayatlarımızı özelleştirmeli ve ‘customize’ etmeliyiz.
Ama nasıl?


26 Aralık 2007 18:35
Verimlilik ve düzenleme demişken, benim ana blog’daki google ads için birtakım değişiklikler de yapmamız gerekiyordu ama nasıl olacak bu işler? Teyyy teeey
26 Aralık 2007 18:36
tabi siz şu formları doldurun ben geliyorum :p
26 Aralık 2007 18:40
Bekleye bekleye, Great Expectations‘daki Miss Havisham‘a döndük, ey dost! :-p
26 Aralık 2007 23:11
Modüler yapı dediğimiz şey zaten parçalı bir sistemdir. Yani parçalara ayrılmış bir sistem. Günlük hayattada zaten istem dışı olarak modüler davranırız. Oluşturduğumuz ders programlar, gün içinde yapılacak işler, yıl içinde yapılacak planlar… dikkat ederseniz yapacaklarımızı belirli bir düzende parçalara ayırır ve yaparız. Örneğin sabahleyin koşu, öğlen şirkete gitmek, akşam yemek yemek gibi… Dikkat ederseniz bunlar birbirinden bağımsız parçalardır. Modüler dediğim yaşamda işte tamda budur
Bu bağımsız parçalar belirli sırayla gelerek ( ki bu sıra = zaman olur ) bütünlüğü oluşturur.
Saçmalıyorum galiba…
Eee verimlilik demiştik?
27 Aralık 2007 16:40
evet yaaa ama nasil..
?