Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

Türkiye Halk Bankası (Halkbank) Niçin Satılmamalı?

30 Ocak 2007 Salı 04:31, Osman Seyit Börütecene

Halkbank Son günlerde bir iki ekonomist arkadaşım ve bir kaç Halkbank çalışanıyla Halkbank’ın satışı konusunda fikir alışverişi yapma fırsatım oldu. Aklı biraz çalışan herkes Halkbank’ın satışına karşı çıkıyor.

Halkbank, Türkiye’de esnafa, küçük işletmeciye, atölyelere yardımcı olmak için kurulmuş bir devlet bankası. Amacı, küçük işletmeciyi, çiftçiyi, manavı, bakkalı, kasabı öldürmeden kredi kullandırmak. Yani sevgi ve güven üzerine kurulu müşteri ilişkilerine sahip bir banka. Üstelik batık kredileri de çok büyük oranda amacını gerçekleştirmek için kredi verdiği gerçek müşteri profiilinden değil, siyasi baskı nedeniyle vermek zorunda kaldığı kredilerden kaynaklanıyor. Yani son derece başarılı bir banka.

Halkbank bireysel bankacılıktan anlamıyor

Evet, doğru bu! Halkbank bireysel bankacılık yapamıyor, bireysel bankacılık hizmetleri ortalama kaliteyi tutturamıyor ve Halkbank bu yönde eleştiriler alıyor. Elbette bireysel bankacılıktan anlamaz, anlamayacak çünkü amacı bu değil. Bu dünya üzerindeki her ürün herkes için değildir. Mesela ben kişisel olarak iki kilo alüminyum alsam ne yapacağım? Ama alüminyum üzerine çalışan bir şirket iki kilo alüminyumu nerede kullanacağını bilir ve amacına göre kullanır.

Dediğim gibi Halk Bankası, amacı küçük işletmeciye finansman sağlamak olan bir devlet bankası. Dolayısıyla ürünleri de şirketlere yönelik. Halkbank bireysel bankacılıktan niye anlasın ki?

Halkbank satıldığında ne olacak?

Halkbank satıldığında, bu bankayla çalışan küçük işletmeciye büyük bir darbe inecek. Kredilerine geri ödemekte zorlanan hesap sahipleri şimdiye dek bankanın yüksek müsamaha seviyesi ile kredilerini geç de olsa ödeme ve ayakta durma imkanı buluyorlardı. Halk Bankası özelleştiği zaman özel sektör küçük işletmeciye aynı müsamahayı tanımayacak.

Yabancı sermayenin daha fazla arazi satın alabilmek için bankacılık sektörünü seçmesi

Bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanların Türkiye’de emlak sahibi olmalarına dair bir sınırlama söz konusu. Yabancılar emlak sahibi olabiliyorlar ama bunun bir sınırı var. Türkiye’de yabancılar, daha fazla emlak sahibi olabilmenin kanuna uygun bir yolunu keşfetmiş durumdalar: bankacılık!

Borcunu ödeyemeyecek durumda olan çiftçinin ve küçük esnafın ipotek altında arazileri var. Halk Bankası’nın yeni sahipleri bu arazilere el koyabilir, satışını gerçekleştirmek üzere harekete geçebilirler. Bu satışı kime yapacaklarını da kendileri seçebiliyorlar. Buyrun buradan yakın.

Şahsen özelleştirme karşıtı biri değilim, bir çok kamu kuruluşunun özelleştirilmesinden yanayım. Ancak özel amaçlarla kurulmuş bazı kurumların özelleştirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Mutlaka batıdan örnek alarak yaşamak zorundaysak o zaman Avrupa’yı örnek alalım ve kamu kuruluşlarının özel sektöre oranı konusunda da onları taklit edelim. Bizleri Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde daha fazla özelleştirme için zorlayan Avrupa ile aynı seviyede ve aynı sayıda kamu kuruluşuna sahip olmaya kalkarsak Türkiye’de birkaç holdingi kamulaştırmamız gerekebilir.

Fotoğraf: Philippe Simpson

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar