Bir aydır bir şey yazmadıktan sonra yazacak bunu mu buldun demeyin, bir rahatsızlık duygusuyla hemen kaleme almak istedim. Şu anda Kanal D’de Esra Ceyhan’ın bir programı var ve konusu da büyü. Büyüden etkilendiğini söyleyenler var, bir de psikiyatrist var, konu tartışılıyor vs.
Beni rahatsız eden kısmına geliyorum hemen. Büyü kelimesi geçmiyor programda. Büyü kelimesi büyünün Türkçe’sidir. Programda ısrarla geçen kelime sihir. Biz bunu Türkiye’de büyü anlamında kullanmayız. Göz yanılmalarıyla çalışan sihirbazlar için kullanırız, illüzyonistler için kullanırız. Sermet Erkin gibi, David Copperfield gibi.
Bu programda ele alınan, fiziksel hayatı dini yöntemlerle ve düşünce gücüyle etkilemek ve değiştirmek amacıyla yapılan şeye de Türkçe’de büyü deriz.
Dilde mantık aranmaz. Arap buna sihir diyebilir ama Türk demez. Türk buna büyü der. Sihir dendiğinde ise aklına önce şapkadan tavşan çıkarmak gelir. Bu ikisi son 100 yıldır birbirinden farklı iki kavram olarak kullanılır.
Programda bir diğer örnek daha var Türkçe’nin artık bittiğine dair. Zaten onu da duyunca bunu yazıya dökmeden duramadım. Programa katılan, kendisine büyü yapıldığını söyleyen kadın diyor ki “şansım çalışmıyor”. Bu laf tamamen Amerikanca’dır. O kadar Amerkanca’dır ki bir İngiliz bile bunu böyle söylemez. Şansım çalışmıyor diyor kadın, ortaokul mezunu bir kadın direkt Amerikan İngilizcesi kullanırcasına, sanki oradan amatör bir çeviri yapmışcasına şansım çalışmıyor diyor.
Türkçe gerçekten bitmiş. Çünkü hem bu programdaki sihir kelimesi, hem de kadının kullandığı şansım çalışmıyor ifadesi Türkçe değil ve bu durum çoğunluğu yansıtıyor.
Benzer bir durum “yarın öbür gün” ifadesi için geçerli. Bu ifade de artık her yerde “yarın bir gün” diye kullanılıyor ama Türkçe’de böyle bir ifade yok.
Bir örnek daha verip konuyu kapatıyorum. Gazetelerde ısrarla bir Türkçe hatası daha yapılıyor. Tırnak işareti yerine parantez kullanılıyor. Örnek veriyorum:
Başbakan konu hakkında (bilgimiz yok) diye konuştu.
Şimdi her ilkokul mezunu gayet iyi bilir ki Türkçe’de bu cümle;
Başbakan konu hakkında diye konuştu.
Biçiminde okunur çünkü Türkçe’de parantez içi okunmaz, cümleye dahil değildir. Okur onu kendi kendine okur ya da okumaz. Parantezin kuralıdır, cümle, parantez içeriği olmadan tam bir cümle olmalıdır.
Ama sanıyorum bu son yazdığım şey Türk halkı için fazlaca karışık oldu.
Benzer yazılar:
- “En Çok Tıklanan” Deyimi Yerleşmeye Başladı!
- “politik” ve “dini” kelimelerinin çeviri kullanımı
- Türkçe İçerik Açısından Sosyal Ağlar (Social Networking ve Social Bookmarking)
- Hüseyin Üzmez beraat etmedi, tahliye oldu!

dediğiniz gibi türkçe çok kötü kullanılıyor fakat burada büyü yerine sihir kelimesinin sebebi rtük’ün büyü kelimesinin kulllanılmamasını istemesidir yani ucuz bir numara.
Bu durum bir de şunu yansıtıyor:
Bu tarz programlar, formatını direk yabancı benzerlerinden aparttığı gibi, izleyici gibi arayan kendi elemanlarının söyleceklerini de yabancı programlardan apartıp, orta seviye İngilizce bilgisine sahip birisine çevirttirip telefonda okutturuyor.
Geçenlerde ben de benzer bir programda telefondaki yurdum teyzesinin direk Amerikancadan alıntı bir lafıyla irkildim ve bu teoriye ulaştım…
Tansu beyin yorumu ilginç. Bence kesin doğrudur.
Büyü ve cin gibi kelimeler ise RTÜK tarafından yasaklanmış. Çoğu kanalda cin yerine halkın en iyi anlayacağı düşünülen “üç harfliler” terimi kullanılmaya başlandı.
Yani sihir denmesi üç harfliler denmesi yasağın delinmesi içindir.
Türkçemiz evet ne yazık ki elden gitti sayılır.
Öğretmen blogculara bakıyorum geneli Türk dili yazım kurallarından zerre kadar anlamıyor. Birkaçı biraz biliyor ama biraz yani tam değil. Hataları çok fazla.
Balık baştan kokarmış:
Öğretmenlerimiz bile bu haldeyken artık başka söze gerek yok.
Artık ben de gördüğünüz gibi yazım kurallarını ve güzel cümle kurmaya gayret etmeyi fazla önemsemiyorum. Fakat ne yaparsam yapayım Türkçe yazı dilimizi öğretmenlerimiz kadar çirkin kullanmayı beceremem!
Artık teyzelerden, vekillerden, lise öğrencilerinden güzel bir dil beklemiyorum. En çok gazeteler ve gazetelerin internet sayfaları çıldırtıyor beni. Yerinde kullanılmamış ya da hiç kullanılmamış bir virgül, noktalama işareti haberi tamamen yanlış okumama ya da ne anlattığını bir türlü anlamamama sebep olabiliyor. Üstelik bu hatalar manşetler de bile gözleniyor. Program sunucularının %80′inin manken, şarkıcı-türkücü ve hatta eski yarışmalarda bir şekilde öne çıkmış, mesleksiz insanlar oldukları düşünülürse zaten günlük programlarda düzgün bir dil konuşulmasını beklemiyorum. Sık sık karşımıza çıktığı için artık kanıksadığımız bir durum oldu, en acısı da bu kanıksama sanırım.
biri beni öldürbilir mi ? ben öldüremiyorum kendimi….
aaahhh ah, keşke güzelim gözüyaşlı ülkemizde biten sadece türkçe olsaydı…bunun acısıyla yaşamaya belki alışırdık, ama aaaah ah, biten daha neler neler var …
Günümüzde, Türkçe’yi maaalesef Türkçe öğretmenleri doğru düzgün kullanamamıyor…
bence insanlık bitti..
filistinde canlı sayısı hızla azaltılırken, bu olayları bloguna taşıyarak yer veren arkadaş o kadar az ki..
Selamlar,
Bloğunuza bugün rast geldim. Ve bu yazıyı okudum. Doğal olarak bir yorum yapma ihtiyacı hissettim. Bazı cümlelerinizi teker teker ele alıp inceledim.
“Dilde mantık aranmaz. Arap buna sihir diyebilir ama Türk demez. “
Nesiniz siz dil faşisti mi? Bu yazıyı okurken yan tarafta gördüğüm anit- enginarizm de neyin nesi o zaman. Ural Altay dil grubuna mensup bir dili kullanan bir “Türk” hiç Hint – Avrupa kökeninden gelen Latin dillerinde yer etmiş hatta tam olarak Yunancadan geldiğini söyleyebileceğim “anti-“ kelimesini kullanır mı? (Hatta kelimeyi genişletelim “prefix- ön ek”) Kendi yargınıza göre sizde hatalısınız. Hani “İngiliz buna anti der ama Türk demez “ hesabı. Bu gözünüzden kaçmış olacak ki hatırlatmak gerekli diye düşündüm.
“Türk buna büyü der. Sihir dendiğinde ise aklına önce şapkadan tavşan çıkarmak gelir.” Herhalde sizin aklınıza bu geliyor ama dünyada ki tek Türk siz değilsiniz Allah’tan. Yoksa bütün Türkler öyle mi demeli, sizin dediğiniz gibi. Yoksa değişmez gerçek bu da aksini düşünenler sınırları mı aşıyor?
Bakın dil uçsuz bucaksız bir deryadır. Her kelimenin binlerce yıllık tarihi var. Ülkemizde de yıllarca çok çeşit milletten insan bir arada yaşamış ve etkileşim içinde bulunmuştur. Bu birlikteliğin bir sonucu olarak Türkçeye de o kadar çok yabancı kelime girmiştir ki… Tabii ki bunların doğal diyebileceğimiz yollardan girenine söyleyebileceğimiz bir şey yok olamazda. “Sihir” de böyle bir kelimedir. Ama Tanzimat aydının Fransız hayranlığının getirdiği ve Fransızca profesörümün kendi araştırmasına göre iki bin sekiz yüz adet olarak tespit ettiği sözcüklerin kullanımı; ne yalan söyleyeyim benimde hoşuma gitmiyor. Fakat sizin buradaki tespitiniz tamamıyla kabul edilemez. Büyü sözcüğünün kökenine dair bir fikrim yok. Sizin dediğiniz gibi Türkçe de olmayabilir. Bunu bilmiyorum. Sihir sözcüğü ise tahminen Farsçadır. “Maji” kökü diye hatırlıyorum. Hatta İngilizceden bilirsiniz “Magic, magi vs… ” bu kökten geliyor.
“Bu programda ele alınan, fiziksel hayatı dini yöntemlerle ve düşünce gücüyle etkilemek ve değiştirmek amacıyla yapılan şeye de Türkçe’de büyü deriz.” Bu ifade için http://en.wikipedia.org/wiki/Magic_(paranormal) bağlantısı sözcüğün kökenine ve anlamına ilişkin sizi derin bir şekilde aydınlatıp cehaletten kurtaracaktır.(Ben tamamını okumadım) Hatta wikipedia nın Türkçe kısmında da buna benzer bir tanım bulursunuz tahmin edersem. Çünkü genelde İngilizce’den bire bir çeviri oluyor. Umarım bunu okuduktan sonra ben Türkçede böyle deriz demiştim demezsiniz…
O yazıyı okuyamayacak veya okumak istemeyen ziyaretçiler için çok kısa bir açıklama yapayım:
Sihir şapkadan tavşan çıkarmakla alakası olmayan mistik, dinsel, doğaüstü güçlerle ilgili bir olgu olarak açıklanmaya çalışılıyor. Sizin tanımınızla “Bu programda ele alınan, fiziksel hayatı dini yöntemlerle ve düşünce gücüyle etkilemek ve değiştirmek amacıyla yapılan şey” olarak.
Sanırım şapkadan tavşan çıkarmak için “illüzyon” daha uygun. Bunu bir değerlendirin.
“Bu ikisi son 100 yıldır birbirinden farklı iki kavram olarak kullanılır.” Ya son yüz yıldır yaşıyorsunuz bu topraklarda ya da bu topraklarda son yüz yıldır olan bitenle hiç alakanız yok. O kadar mantığa aykırı tek taraflı kuşku götürmez bir şuursuzluk içinde edilmiş, sığ bir düşüncenin aciz bir yansıması olarak tuşlanmış bir cümle ki bu… Çok itici ve garip…
Bir şey daha söyleyip konuyu kapatıyorum.
Parantez konusunda doğru söylüyorsunuz. Verdiğiniz örnek cümlede tırnak kullanımı uygundur. Bu tür yanlışlara duyarlılığınızı faydalı bularak bir şey eklemek istiyorum. Özellikle görsel, yazılı basının ve köşe yazarlarının hatalarını takip eden bir Türkçe gönüllüsünü hatırlatmak istiyorum size. Hüseyin Movit. Türkçe için 130.000 Dolarını harcamış bir dil gönüllüsü. Araştırma fırsatınız olursa sizi memnun edecek şeyler çıkacak karşınıza.
Son sözüm şu ki Türkçe belirttiğiniz nedenlerden dolayı bitmiş falan değil. Sadece her türlü kültür unsurunun, teknolojinin, modanın, yaşam tarzının dışarıdan alınmasının bir sonucu olarak sözcük istilası altındadır. Bunun önüne geçilmemesinin sebeplerinden biride son derece yetersiz olan TDK’dır. Ama bürokratik bir heyet vasıtasıyla bir toplumun dili baskı altına alınırsa sonuç böyle bir felaket oluyor. Öz Türkçede Türkiye’yi homojenleştirme ve sahte bir kimlik uydurarak yeni bir hayata başlama projesidir.
şu anti meselesinden ötürü ciddiye alamıyorum sizi. hangi yazıyı kimin yazdığına bir bakın lütfen. o anti-enginarizm’i yazan kişi bir yorumcu, ben değilim. anti kelimesi onu bağlar beni değil.
açıklamalarınız ve yorumunuz için teşekkür ederim, kısa bir açıklama daha yapayım: büyü türkçe’dir, sihir arapça. sihir kelimesi ise türkçe’de sihirbaz dediğimiz insanların yaptığı şeye denir. diğerine ise büyü denir.
yorumunuz ve katılımınız için tekrar teşekkür ederim. yazılarımı takip etmeye devam ederseniz de memnun olurum.
ha bu arada nick’inizin (ahaha nick!) ronald olması da son derece esprili olmuş bu konuda
Ronald Bey’e;
Büyücülük gibi konularda, kastedilen manada halk arası konuşmalarda hiçbir Türk sihir demez, büyü der. Bütün Trakya’yı Anadolu’yu gezin bu böyledir. Sizin bu iddiayı dil faşizmi diye nitelendirmeniz yanlış. Çünkü “böyle olması kesin zorunludur” denmiyor, “böyledir” deniyor; yani bir tespittir. Yazıda eleştirilen şey ise programda “büyü” kelimesinin hiç kullanılmaması. Gerçekten garip. Bunun sebebini ben buradaki ilk yorumumda açıklamıştım.
anti kelimesi size veya sizin yazınıza ait mi değil mi bilmiyorum, üzerine gitmedim. Sadece sağ üstte gördüm ve sitedeki yazılardan birinin başlığı olarak algıladım. Size güveniyorum, dediğiniz gibidir o zaman. Başka bir yorumcuya aitse diyecek birşeyim olamaz. Ama ısrarla sihirbazın yaptığı işe sihir denir mistik doğaüstü vb olayları karşılamak için büyü denir; Türk büyü der, tespitinize katılamıyorum. İllüzyon bence bunu daha iyi karşılar. Ama E.Ali’nin yorumunu destekler bir bilimsel araştırma varsa bilgilenmek isterim. “Anadolu insanı kavramları karşılamak için hangi eş anlamlı sözcükleri diğerlerine tercih ediyor” gibi birşey… Bilmiyorum Anadolu’da yaşamadım da oranın halkı ki -binbir çeşit insan yaşar- hakkında sizin gibi ön bilgilerim yok. Belki de kullanım dediğiniz gibidir ya da Anadoluda yaşadığınız için biliyorsunuz (sahi Anadoluda mı yaşıyorsunuz) İllüzyon belki sihir yerine tercih edilemeyecek kadar yabancı. Ama karşı olduğum ve anlatmak istediğim mesele sözcüklerin Türk, Arap, Fars bilmem ne olduğu için kullanımını eleştirmeniz. Özellikle kültür geçmişi bu kadar zengin topraklarda. İlkyazımda da belirttiğim gibi bunlar doğal eklenmeler ve Türkçenin yıpranmasıyla alaka görmüyorum. Aksine ilkyazımın sonunda da belirttiğim gibi “yapay” ve ne yazık ki alternatifi üretilemediği için zorunlu giren sözcükler. Bazen Türkçe bir cümle içinde Türkçe bir kelime bile bulundurmayabiliyor. Asıl rahatsızlık veren mesele budur.
Nickim (mahlas ‘ironik’ oldu dimi
) bilen bilir zamanının ünlü tv dizilerinden “The X Files” karakterlerinden biri olan Deep Throat takma adıyla tanınan karakterden geliyor.(Deep Throat’ın asıl adı ‘Roland’) Dizinin bitmesinin üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen büyük bir hayranıyım ve genelde internette takma ad kullanırken diziden seçerim. Anlamı budur.
Bende söylenişi rahat olmayan telafuzumuza uymayan kelimelere karşıyım, en çok bunlara kafayı takıyorum. Türkçe ve Türkçe yaşamak hakkında güzel siteler var işte linkler:
http://www.turkceciler.com/
http://www.byebyeturkce.com/
http://www.turkcemiz.net/
Ronald rumuzlu yorumcu, anti sıfatına takmış durumda. Ancak kendi kullandığı yabancı isme bir bahanesi var. Halbuki bunlar önemli değil, benimkide onunkide lafımızda sözümüzde Türkçeye önem verip, yazılarımızda da bu önemi vurgulamalıyız. Rumuz şu bu önemli değil. Hem anti-enginarizm in açılımı EnginArdıç karşıtlığıdır. Bu zat Amerikancıdır, yabancı hayranıdır. Bu ismin yanına bu yabancı eki getirmekte anlamlı oldu. Bizim gibi yabancılardaki doğruları savunmak değil onunki, onların herşeyine tapıyor, bu bizim ülkemizin insanına küfür ettiğinden anlaşılıyor, tarihimizle dalga geçip küçümsediğinden, Atatürkçü insanlara hakaret ettiğinden anlaşılıyor.
Ayrıca benimde böyle takıntılarım vardır, bu sebeple gereksiz yere yabancı kelimeleri kullanmam, hatta parantez içinde yabancı olanı yazarak belirtirim, eğer çok gerekiyorsa; ancak sözlerimde ve yazılarda mecbur kalmadıkça kullanmam. Mesela bir zamanlar Kemal+izm- Kemal+ist teki bu yabancı takıya takmış durumdaydım, bu sebeple hala kullanamam. Aynı durum üstelik benim rumuz önemsiz bişey..
Anadolu’da sihirbaza ‘hokkabaz’, büyü islerinden anlayana ise ‘bakimci’ denir! O yuzden bu islere kafasini takmis cogunlugu hanim olanlar, birbirlerine tanidiklari iyi bakimci-hoca (Dini konuda hoca) önerisinde bulunurlar…
Bir Anadolulu!
Aslında olaya böyle bakmamak gerek. Türkçenin bittiği falan yok. “Türkçe gerçekten bitti.” demek de bana göre bir anlatım bozukluğudur. Ya da ifade eksikliğidir diyeyim.
Üç beş kişinin Türkçeyi yanlış kullanması, ifadeleri yerinde kullanamaması tamamen kişinin kendisi ile alâkalıdır. Türkçeyi sadece tamlamalardan, deyimlerden ya da sözcük dağarcığından müteşekkil görmek bizi temelde hataya düşürür. Türkçe bilinen bin yıldan fazla geçmişi ile köklü bir dildir. Türkçenin ilk örneklerine yani Orhun Yazıtlarına bakın bugünkü Türkçeden sadece sözcük düzeyinde farklılık gösterdiğini göreceksiniz. Sözdizimi bakımından ise Türkçe mükemmelliğini korumaktadır. Yani özne başta, ortada nesne ve diğer sözdizimi unsurları ve sonda da yüklem. Ha yer yer sanatkârane bir üslûba bürünmek isteyenler devrik cümleler kullanabilir. Bu ayrı bir mesele. Ancak Türkçe oluşumundan bugüne kadar sözdizimi özelliklerini çoğunlukla muhafaza etmiş bir dildir.
Yazılı ve görsel basında maalesef Türkçe kullanımına yeterince özen gösterilmiyor. Sunucular/spikerler yeterince Türkçe eğitimi almıyor.
Aslında daha genel bakmak gerekiyor, Türkçe, Türkçe eğitimi yeterince önemsenmiyor. Bir tek Türk Dili ve Edebiyatı, Türkçe Eğitimi bölümü gibi birebir Türkçe ile alâkalı bölümü okuyanlar Türkçeyi önemsiyor. Diğer bölümlerde okuyanlar ise maalesef Türkçeye gereken özeni göstermiyorlar.
Ben şu anda bir lisede Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapıyorum. Yazılı kâğıtlarını okurken gençlerin ne kadar vahim bir durumda olduğunu birebir gözlemliyorum. Bir gün size yazılı kâğıtlarını göstereyim de ne durumda olduğumuzu bir görün. Her neyse, bu sorunun herkes farkında ama kimse çözüm yolu önermiyor. Adamlar matematik dersinde ya da biyoloji dersinde öğretmeninin Türkçeyi önemsemediğini görüyor ve gelişigüzel bir Türkçe ile yazıyor. Siz istediğiniz kadar edebiyat yazılısında kâğıdından puan kırın. Adam yine bildiğini okuyor.
Müsadenizle;
http://www.kaanfakili.com.tr/orhun-abideleri-ve-fevkalade-turk-dili/
http://www.kaanfakili.com.tr/turkcenin-esas-zenginligi/
slm,ben bu siteyi yeni keşfettim,burda yazılanları okuyunca kendimden utandım,ancak bazı arkadaşlar çok acımasızca eleştiriyorlar.bu yazıyıda okuyun lütfen.imla kurallarına dikkat edin,hatta espri yapın,bay ve bayan doğrular.ben yurt dışında büyüdüm türkçe dersi çok az gördüm,burda yazılanları görmedende güzel türkçe nin önemini biliyor ve konuşma hayatımda uyguladığımı sanıyordum.ancak her zamanki alçakgönüllü olamayıp,çoğul düşünme yetisinden eksik,kendini birşey zannaden toplumumuzun bazı bireyleri bunada acımasız yorumlar katmışlar insanları oldukları gibi kabul etmeyi öğrenseniz eleştirmek yerine bizim gibi insanlara anlaşılabilir bir olguyla bilgilendirseniz neler başarmış olabileceğinize sizde şaşırırdınız,ben utandım kendi imla hatalarımdan dolayı,en azından bundan sonrası için yazı konusunda kendimi geliştirmeye çalışacağımdan eminim.bir avuç çok bilmişleride isim vermeden türk ve bu ülkenin sizin tabirinizle az cahil orta seviyede gelişmiş biri olarak kınıyorum hoş sizin gibilerin bizler gibi olanlar hakkındaki düşünceleri beni çok ilgilendirmiyor ben mesajımı aldım,bence birazda öğretmenlerimizin suçu,dersi sevdirmeyi bilselerdi gönül vererek sadece görevim demek yerine,gençlerde farklı olabilirdi ben türkiyede çok az öğretmen tanıyorum kendinden birşeyler katarak eğitim verebilen ağaç yaş iken eğilir sizlere tavsiyem birkaç yıl yurtdışında yaşayın belki o zaman bizim gibileri anlarsınız ,dilimiz elden gitti katledildi sadece türklerin sorunu değil düm dünya ülkeleri ana dillerinin katledildiğinden şikayetçi,byeee
Yazının başlığını okuyunca bir “Dil nasıl biter?” diye düşündüm. Yerden bitmek, topraktan çıkmak anlamında kullanmadığına göre kaybolmasını kastediliyor olabileceğine kanaat getirdim. Demek ki neymiş, dil bitmezmiş, sözlük orada duruyor imiş. Konuya vahamet katmak için bir de “gerçekten” zarfı kullanılırmış. Bak sen… İmdiye kadar yalancıktan mı bittiydi… Efendim, ecnebilerden devşirdiğimiz bir kelime var: Nüans. Büyü ve sihir aynı manada değildir. Mektep ile okul da aynı manada değildir.
Efendim müellifimiz yazıyı şu cümle ile bitirmiş. “Ama sanıyorum bu son yazdığım şey Türk halkı için fazlaca karışık oldu.” şey mi dediniz. Şey, ne şeyi, neyin şeyi. Hangi eşyanın tekili. Sözlüğe bakıla, şey kelimesinin anlamı öğrenile…