alemlerin aslı hayaldir
2006′da yayınlanan kitap ve dvd’den sonra çekim yasası üzerine yazılmış yüzlerce kitaptan biri olan The Secret üzerine yankılar sürüyor. Toplumun herhangi bir konuda çalıştırdığı yargılama sistemi bu kitap içinde geçerli.
Son günlerde en çok konuşulan şeylerden biri de kitapta yer alan David Shirmer’ın dolandırıcı çıkmış olması. Böylece toplum düşünmek istediği şeye bir pekiştirici daha bulmuş oldu ve dedi ki:
Deniz Baykal çok beceriksiz bir politikacı. Demek ki Atatürk ilke ve inkılapları gerçekten safsatadan ibaret.
Ben bu arkadaşlara sormak isterim; yıllardır bir sürü sahte doktor insanları tedavi ediyorum diyerek onbinlerce kişiyi dolandırdı o zaman neden hala tıbba ve doktorlara güveniyorsunuz?
Daha da önemlisi, çekim yasası gibi temel olarak felsefi bir alanda değerlendirilmesi ve tartışılması gereken bir konuda neredeyse hiç kimsenin bir argümanla ortaya çıkmaması.
Bir başka yanılsama ise çekim yasasının Kuantum fiziğinden etkilenen kısmı hakkında bilgi sahibi olmadan akıl yürütmek.
Bugün dünyanın dört bir yanında doktora sahibi fizikçiler bu parçacıklar nereye gitti diye saçını başını yolarken kimse bir şey okumadan etmeden “bu nasıl bir palavradır” diyerek yaşama karşı duydukları öfkeyi karşılarına çıkan ilk “toplum tarafından aşağılanması destek bulacak nesne” ye boşaltıveriyorlar.
Bir diğer yanılsama: “Bunları Mevlana zaten söylemiş” gibi bir savunma oluştururken ne demek istiyoruz? Mevlana’nın sahtekar olduğunu mu ima ediyoruz yoksa Mevlana’nın düşüncelerini bize dvd olarak satıyorlar buna kılız gibi bir yaklaşıma mı sahibiz?
Hangisi doğru? The Secret ve Çekim Yasası’na en sakin yaklaşanlar ise temel felsefe bilgisi tam olan, çağdaş bilimi sürekli takip eden, içinde bulunduğumuz evrende ne olup bittiğine dair merak duyan önyargısız insanlar.
Herkese tavsiyem şu: Karşınıza çıkan herhangi bir fikir için, eğer o fikir aklınıza yatıyor ve size kendinizi iyi hissettiriyorsa gidin bunu anlayacak, paylaşabileceğiniz insanlarla konuşun, yazışın. Eğer o fikir size kendinizi kötü hissettiriyor, yaşama karşı öfkenizi büyütüyorsa bunun üzerinde durmayın. Arkasından küfür yağdırmayın, ne kadar berbat bir palavra olduğunu bağırarak zaman kaybetmeyin. Keyfinize bakın.
Sosyolojik bir konuda açıklama: The Secret’ın toplumdaki gelir dağılımının dengesizliği üzerine anlattıkları hakkında birşeyin altını çizmek istiyorum.
The Secret’ta belirtilen sebeplerle, sosyolojik sebepler çelişmemektedir (illa toplum tarafından onaylanmış makamların verdiği belgelerle rahat eden insanlara not: resmi olarak sosyoloji hakkında konuşma yetkisine sahibim).
Çelişmemektedir çünkü sosyoloji Ahmet, Mehmet ayırdetmeden toplumun nasıl tabakalaştığını inceler.
The Secret ise konuya kişisel perspektiften bakıyor, bir nevi toplumu baskı altında tutan insanların bu baskıyı nasıl oluşturup geliştirdiklerinden ziyade, bu otoriter konumu kişisel olarak kendi hayatlarına nasıl çektikleri gibi esasen sosyolojik olmayan bir noktadan bahsediyoruz. Sosyoloji doğa kanunlarını kabul etmez. Sosyolojinin babalarından olan Durkheim’a iklimlerin insan toplulukları ve yönetim biçimleri üzerindeki etkisinden bahsetseniz sizi sopayla kovalar. Çünkü sosyoloji sosyal bilimdir. Sosyoloji bir bilim değildir. Hiçbir zaman psikoloji gibi bir bilim olma iddiasını taşımamış ve bunu aramamıştır. Bu nedenle okuduklarını henüz unutmamış olan herhangi bir sosyoloji mezunu, “the secret” ta geçen sosyal tabakalaşma açıklamasına sosyolojik nedenlerle karşı çıktığınızda size en iyi ihtimalle bıyık altından gülecektir. Biri birini sevdiğinde bireysel seviyede sevenle sevilenin kimler olduklarını ve niçin o kişiler olduklarını açıklamak bariz biçimde felsefenin alanına giren bir iştir.
İyi pazarlar dilerim.


26 Ağustos 2007 17:13
Size de iyi pazarlar
Pazardan pazara yazar oldunuz…
Yazınıza söyleyecek bir şey yok. Yeterince açıklayıcı olmuş. Bu yazıya yorum yazacak kişiler yazıda bahsettiğiniz kişiler olmalı. Bir nevi cevap vermeliler…
26 Ağustos 2007 17:15
Biliyorum pek sık yazamıyorum bu aralar. Nedeni internet erişimimin kısıtlı olması, zincirleme olarak bütün online faaliyetimi etkiliyor bu. Tabii bir de tatil hissi
.
26 Ağustos 2007 23:45
Tatil yapmadan olmaz zaten. Bodrum’un keyfini çıkartmaya çalışın ama olumsuz yönlerinden uzak durarak
28 Ağustos 2007 23:10
Sır mı, o da ne?
Diye soran arkadaşın sitesini bir ziyaret etseniz…
Aman diyeyim, siz dikkat edin.
29 Ağustos 2007 23:23
İyi tatiller Osman, konumuz yine Secret
Ne kadar çok yazıldı çizildi bu konuda. Bir miktar bilgi kırıntısının verdiği cüretle bendenizde şunları rahatlıkla söyleyebiliyorum; Secret isimli kitap bazı gerçekleri popülerleştirerek para kazanmayı amaçlayan ama pragmatik anlamda okuyanın hiçbir işine yaramayacak bir çöplük. Kitap, yaşayan insanların milyonda veya onmilyonda birinin uygulayabildiği bazı gerçek tekniklerden bahsediyor. Bunların uygulanabilmesi ise kişinin bilinç olarak oldukça uyanık (farkındalık düzeyinin yüksek) olmasını gerektirdiği gibi, yine kişinin zihnini ve duygularını denetlebilmesini de gerektirir. Aslında kişinin belirli bir inisiye dönemi geçirmeden bu öğretilen yöntemlere başvurması bir miktar ahmaklık olarak bile adlandırılabilir. Çünkü kendi kendini kandırmaktan ileri gidemeyecektir. Tabii bazı bireylerin doğuştan sahip oldukları veya yaşadıkları olaylardan - ister istemez - kazandıkları özellikler sonucu bu bahsedilen tekniğe daha yatkın oldukları söylenebilse de Secret’in sadece ve sadece para kazanmak için yazıldığı gerçeğini değiştirmez. Bu kişilerin uygulamalarının sonuçları da yine Secret’i bağlamaz veya desteklemez. Tüm bunlara rağmen çelişki gibi görünse de kitabın içinde bahsedilen teknik gerçektir ve uygulanabilir. Bu yöntemlerin pragmatik olarak bir işe yaramadığını söylerken demek istediğimi şöyle bir toparlarsak; Bir kişi belirli bir ezoterik eğitim dönemi sonucu zihin ve duyguları ve hatta bedeni üzerinde bir miktar denetim sahibi olur. İlerleyen dönemler de ise kişiliğinin sınırlarından ve bencilliğinden kurtulur, imajinasyonu gelişir, sonra insanlık için faydalı olmaya başlayabilir. Secret okuyan herhangi biri ise arabam olsun, evim olsun diye kendi bireysel bencilliğini besler ve kendini kandırır durur, ne ahmaklık yarabbi..
Bu arada hem kafa dinlemek hem de biraz serinlemek için feribotla Datça’ya geçebilirsin
30 Ağustos 2007 03:18
@HC: çok güzel anlatmışsın, yukarıda yazdığın her cümleye katılıyorum.
3 Eylül 2007 14:39
bu konudaki ezoterik bilgiler taze sıkılmış portakal suyuysa, secret biraz şeker, biraz gıda boyası, biraz portakal aromasından oluşan bir oralet, nasıl benzetme ama