Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

Tansu, Reşat, Barış ve Ölüm

10 Temmuz 2007 Salı 20:41, Osman Seyit Börütecene

Tansu kısa bir aradan sonra blogunu yeniden açmış. Açar açmaz da Barış Akarsu’nun ölümünden sonra yaşananlara dair çok güzel bir kritik yazmış.

Ben Barış Akarsu’yu kaybetmiş olmamız üzerine hemen bir şey yazmak istemedim çünkü ortam çok kalabalıktı. Bazı konuları ilk darbeden arda kalan tortular dibe çöktükten sonra yazmakta fayda var.

Tansu’nun yazdıklarına Barış’ı tenzih ederek katılıyorum ki zaten o da Barış’ı tenzih ederek yazmış bütün bunları.

Konuya girmeden evvel söylemek istiyorum; Tansu’nun yazısı beni çok sevindirdi. Yazdıklarına katılıyorum ama katılmasam da bu tarzına sevinecektim zaten. Bu sevincimin de özel bir sebebi var. Ben Türk gençliğini uyandıracak, bilinçlendirecek, kaybettiği ruh sağlığına yeniden kavuşturacak olan üç temel yazar görüyorum Türk blog dünyasında. Bunlardan biri kaçınılmaz olarak benim çünkü insanoğlunun şuursuzluğu nedeniyle kendine zarar veriyor olmasına dayanamadığımdan bu zararın bende yarattığı manevi acıyı dindirmek için bu işin peşinde hep koşturacağım. Diğer yazarlardan biri Tansu. Tansu’nun Latin kültürünü Türk kültürüne tanıtmış olma ve dolayısıyla samba, rumba, tango, mango öğretmiş olması bir yana kendisinin son derece kararlı olduğu dünya barışı, dünyanın ruh sağlığı, tarihe olan merakı ve bilgisi gibi gün ışığına çıkmamış konularda yazacaklarını hissediyor olmam ona bu kadar değer atfetmemin nedenleri arasında.

Yine de, Tansu da ben de nisbeten insaflı insanlar olduğumuz için aramıza bir de gerçeği keskin hatlarıyla sunacak bir beyin gerekiyor. O kadar keskin hatlar ki neredeyse hayatın pornosu diyebileceğimiz kadar çıplak gerçekleri insanları rahatsız etme pahasına ve o acı gerçeklerle özdeşleşme pahasına yazmaktan vazgeçmeyen biri. Tanıyanlar için tahmin edilmesi zor olmayan bir isim: Reşat Çalışlar.

Reşat da Türkiye’yi kurtaracak olan Süpermen benim ve Türkiye’de satın almak güzeldir başlıklı yazılarıyla beni haklı çıkartıyor.

Barış Akarsu’ya dair ise yaşam koçluğu yapan bir arkadaşım olan Nazlı Çetinok’dan esinlendiğim bir yorum getireceğim. Barış Akarsu’nun ölümü nedeniyle Türkiye bir hafta boyunca ekranlarda dolu dolu “Barış” kelimesini gördü. Bunun vatana millete kesin bir fayda getirdiğinden adım gibi eminim.

Evet, devam edelim.

'Tansu, Reşat, Barış ve Ölüm' başlıklı yazıya 3 yorum yapılmış.

  1. Goddess Artemis diyor ki:

    Benim de Barış Akarsu‘nun ölümüyle ilgili söyleyecek iki kelamım var; ancak ülkemizde ve dünyada olup bitenler ve zamanın alışkın olduğumuzdan daha hızlı akıyor olması, bu konuda blog makalesi yazmamı engelledi.

    Her ölüm erken ölümdür, evet. Ateş düştüğü yeri yakar, evet. Ve canımın ichi, sen benim bu genç ölümler konusundaki acı tecrübeme şahitsin.

    İyi ama, bu olayda sadece Barış Akarsu ölmedi ki, ölen diğer iki genç can’ın üstünde neden bu kadar durulmadı? Medyatik olmadıkları, reyting getirmeyecekleri için!

    Sadece Barış’ın anne-babası değil, iki ebeveyn daha kahroldu. Hepsinin başı sağolsun! Bu, bir.

    İkincisi, ben artık Sezen Aksu’dan tiksinmede boyut atladım. Bu ne kardeşim ya! Osurana şiir yazıyor, sıçana şiir yazıyor. Bu nasıl “yapay bir duygusallık, yapış yapış, iğrenç”. Ekşi Sözlüğün bana tanıttığı ilginç karakterlerden biri olan Sezai İkilitre, sosyomat’daki sayfasında *sezen aksuyu sevmedigini cekinmeden dile getirenler* diye bir etiket(tag) yazmıştı, etiketi kendine ilk ekleyenlerden biriyim. Sonra aldı yürüdü… Bir başka sanatçı da rahmetlinin heykelini yapacakmış!

    Tamam anladık, ölüm’den, acı’dan, üzüntü’den alınan reyting en büyüğüymüş. Aşk’ta, Savaş’ta ve Ticaret’de (yani Pazarlama’da) her şey mübahmış. Hepiniz insanlığınızı kaybetmişsiniz, evil android‘ler olarak takılıyorsunuz. Peki peki anladık, siz neymişsiniz be abi, AAAAAAAAAAAA!

    N.B. Bu harika yazısından ötürü Tansu’yu ilk gördüğümde, sarılıp elini öpeceğim.

  2. tansu diyor ki:

    Ehhehe, siz çay içmeye gelmiyo musunuz bu aralar?
    Barış Akarsu olayına dönersek, elbette bunun bir deney olmadığını biliyorum (bir kaç güvendiğim insan da kazadan önce tanıdıklarını söylediler), ama kesinlikle bir takım gündemlerin değişme gerekliliğin üstüne geldi ki bu kadar yaygara aldık.
    Aklı başında herkes bir şekilde bunu anlamsız buluyor. Acılı aileyi ve hayatını kaybeden genç insanı tekrar tekrar tenzih ediyorum ama bunun, yıllar önce bodrum’da AIDS’den ölen bir model kızın arkasından, hastahaneye koşup test yaptıran 1500 kişi vakasından pek farkı kalmadı. Yakın bir zamanda ben de çok yakın ve çok genç bir arkadaşımı kaybettim. O da gazetelerde Tv’lerde, yaptığı bir takım iyi işler sebebiyle yer aldı ölümünden sonra. Ancak düşünüyorum da bu şekilde yer alsaydı çok üzülürdük. Barış Akarsu’nun gerçek arkadaşları ve gerçek yakınlarının da aynı üzüntüyü yaşadığını sanıyorum bu bağlamda.

  3. osman seyit bööö.. diyor ki:

    Tansu’nun ,son derece kararlı olduğu DÜNYA BARIŞI, DÜNYANIN SAĞLIĞI, tarihe olan merakı ve bilgisi gibi gün ışığına çıkmamış konularda yazacaklarını hissediyor olmam ona bu kadar değer atfetmemin nedenleri arasında.

    GİBİ KELAMLAR ETMİŞSİN Kırpık Hocam….
    Hahahahahah… Sandalyeden düşecektim gülmekten…
    Hangi ruh sağlığına olan meraktan bahsediyorsun. Şaka mı bu?
    O kadar acısı taze olan insana demediğinizi bırakmadınız.
    Ruhunu kör edersiniz adamın siz…

    Ne demişler.. Körler sağırlar birbirini ağırlar…

    Aman yapma etme… Türk gençliğinin ruh sağlığı size kaldıysa hepten çuvallıyacağız.
    Bir de birak Kırpık hocam bu tansu hayranlığını. Bırak taklit etmeyi adamı. Adam senden fazla değil. Emin ol. Kırpıksın mırpıksın ama senin profil ondan iyi. Sen daha duygusalsın. O james dean gibi bakışlar atıo etrafa. Büyütme gözünde boşveeerrr….

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar