Sürüden ayrılanı kurt kapar mı?
On günü aşkın bir süredir yazı yazmadım. Bunda çeşitli etkenlerin rolü var. Bunlardan biri gündemin aşureye dönmüş olması. AKP’nin türbanla ilgili anayasa değişikliğini onaylamayı sınır ötesi kara harekatının açıklandığı günün akşamına denk getirmesi zaten durumun çok açık bir göstergesi. Yani aslen bana göre daha fazla yazacak bir şey yoktu bu konuda. Kuzey Irak’ta görev yapan tüm askerlerimize Tanrı’dan yenilmezlik ruhu dilerim. Bu onlarda zaten fazlasıyla var ama daha da artsın.
Şu liberaller meselesi… Dereyi görmeden paçayı sıvayanlar. “Biz onları böyle bilmiyorduk” gibi acınası sebeplerin ardına sığınmalar… Bunların hepsi mide bulandırıcı ve eminim çoğu da önceden planlanmış manevralar. Perihan Mağden’in, Başbakan’ın yıllardır insanlara düşünce özgürlüğü konusunda dava açtığından yeni haberdar olması da bu örneklerden biri.
Rejim (türban) krizi konusunda yazdıklarımdan sonra birçok arkadaşım şimdi ne olacak diye soruyor. Olasılıklar geniş bir yelpazeye yayılmıyor bu konuda. Fazla olasılık yok, CHP Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak bu hafta ve kararın iptalini isteyecek. Anayasa Mahkemesi kararı iptal ederse AKP belki bir süre daha iktidarda kalır. Darbe olursa en erken 2009 sonbaharında görebiliriz genel seçimleri, yok eğer darbe olmazsa bu yılın sonunda genel seçimler için sandığa gideceğimize neredeyse kesin gözüyle bakıyorum.
Anayasa Mahkemesi kararı bozarsa (ki bozmasa da farketmez, hukuk bu, aklın yolun bir) bence 411 milletvekilinin rejimi değiştirmeye teşebbüs etmesi konusunda bir şeyler yapmak gerek. Bu iş oyuncak değil. Bunun hesabı mutlaka sorulmalı ama nasıl olur bunu ben bilemem. En azından şu anda bilmiyorum ama vatandaş olarak bu konuda hakkım ve ödevim var.
Gündem konusunda bu kadarı yeter. On günü aşkın aranın bir diğer nedeni bu web sitesinin anasayfası için yaptığım değişiklik çalışmaları. Bugün yarın yayınlayabileceğimi tahmin ediyorum, net bir zaman veremiyorum bu konuda. Salt bir tasarım meselesi değil bu, aynı zamanda kişisel değişim kavramından ve yaşam koçluğundan bahseden bazı metinler de var. Bunları yazarken ise yeteri kadar özgür olmak ve özgün bir dil kullanmak şart. Neyse ki bu iyi becerdiğim işlerden biridir. Ancak bu sayfa yayına girdikten sonra kişisel gelişim sektöründe faaliyet gösteren birçok kişi ve kurumla aramız sonsuza dek bozulacak bunu avucumun içi gibi biliyorum.
Böylece başlıkta yazan konuya gelmiş olduk. Şimdi burada bu metinlerden örnekler sunmayacağım bunun yeri burası değil. Ancak Osman Pamukoğlu’nun kitabı İnsan ve Devlet’ten bir alıntı yapacağım:
“Sürüden ayrılanı kurt kapar”, Güzel!… Ayrılmayanı da keserler!… Sürüden ayrı düşen bir koyuna her zaman kurdun saldıracağını düşünmek ahmaklıktır. Koyun, özgürce birtakım sıkıntılara katlanabilir… Ama senin kasaba gideceğin kesin…
İşte böyle. Osman Pamukoğlu’nun bu kitabını mutlaka okumanızı öneririm. Özellikle baştaki insan kısmı size bir ömür boyu yetecek derinlikte ve doğrulukta (ki kitabın en kısa kısmı bu, 10 sayfa bile değil) rehberlik sağlayacaktır. Kişisel gelişim ve yaşam koçluğu gibi konularda insanlara sunulması gereken ruhsal desteğin özü üzerine fikirlerimin emekli bir tümgeneralin insanlar hakkındaki fikirleriyle benzeşeceğini aklıma getirmezdim. Ancak kendisini tanımlamak için mesleki başarılar az kalacaktır.
Bu durumlar benim için yeni değil, benim kendimi bildim bileli sürülerden ayrılırım. Toplum denen tuhaf orman çok büyük bir orman değil, gerçek bir orman da değil zaten çünkü gerçek ormanlar bu kadar vahşi değildir, o nedenle dar bir ormanda siz ne kadar sürüden ayrılsanız da yine bir yerlerde karşılaşıp bir müddet zaman geçirmeniz söz konusu olabiliyor.
Benden notlar şimdilik böyle. Yazmaya devam.
Benzer yazılar:
- Düşünerek yaratmak
- Belirsizliğe alışmak
- İçinizdeki yetişkinle barışmak - 1
- Değişik Bir Kitap Tanıtımı
Rastgele yazılar:
- İnternetin Geri Adımı Alexa
- Aradaki Yedi Fark
- Garanti Bankası’nın Çevreci Bonusu
- Ateşinin çıktığına değil, huyunun değiştiğine yanarım