Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

Sürüden ayrılanı kurt kapar mı?

24 Şubat 2008 Pazar 18:57, Osman Seyit Börütecene

On günü aşkın bir süredir yazı yazmadım. Bunda çeşitli etkenlerin rolü var. Bunlardan biri gündemin aşureye dönmüş olması. AKP’nin türbanla ilgili anayasa değişikliğini onaylamayı sınır ötesi kara harekatının açıklandığı günün akşamına denk getirmesi zaten durumun çok açık bir göstergesi. Yani aslen bana göre daha fazla yazacak bir şey yoktu bu konuda. Kuzey Irak’ta görev yapan tüm askerlerimize Tanrı’dan yenilmezlik ruhu dilerim. Bu onlarda zaten fazlasıyla var ama daha da artsın.

Şu liberaller meselesi… Dereyi görmeden paçayı sıvayanlar. “Biz onları böyle bilmiyorduk” gibi acınası sebeplerin ardına sığınmalar… Bunların hepsi mide bulandırıcı ve eminim çoğu da önceden planlanmış manevralar. Perihan Mağden’in, Başbakan’ın yıllardır insanlara düşünce özgürlüğü konusunda dava açtığından yeni haberdar olması da bu örneklerden biri.

Rejim (türban) krizi konusunda yazdıklarımdan sonra birçok arkadaşım şimdi ne olacak diye soruyor. Olasılıklar geniş bir yelpazeye yayılmıyor bu konuda. Fazla olasılık yok, CHP Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak bu hafta ve kararın iptalini isteyecek. Anayasa Mahkemesi kararı iptal ederse AKP belki bir süre daha iktidarda kalır. Darbe olursa en erken 2009 sonbaharında görebiliriz genel seçimleri, yok eğer darbe olmazsa bu yılın sonunda genel seçimler için sandığa gideceğimize neredeyse kesin gözüyle bakıyorum.

Anayasa Mahkemesi kararı bozarsa (ki bozmasa da farketmez, hukuk bu, aklın yolun bir) bence 411 milletvekilinin rejimi değiştirmeye teşebbüs etmesi konusunda bir şeyler yapmak gerek. Bu iş oyuncak değil. Bunun hesabı mutlaka sorulmalı ama nasıl olur bunu ben bilemem. En azından şu anda bilmiyorum ama vatandaş olarak bu konuda hakkım ve ödevim var.

Gündem konusunda bu kadarı yeter. On günü aşkın aranın bir diğer nedeni bu web sitesinin anasayfası için yaptığım değişiklik çalışmaları. Bugün yarın yayınlayabileceğimi tahmin ediyorum, net bir zaman veremiyorum bu konuda. Salt bir tasarım meselesi değil bu, aynı zamanda kişisel değişim kavramından ve yaşam koçluğundan bahseden bazı metinler de var. Bunları yazarken ise yeteri kadar özgür olmak ve özgün bir dil kullanmak şart. Neyse ki bu iyi becerdiğim işlerden biridir. Ancak bu sayfa yayına girdikten sonra kişisel gelişim sektöründe faaliyet gösteren birçok kişi ve kurumla aramız sonsuza dek bozulacak bunu avucumun içi gibi biliyorum.

Böylece başlıkta yazan konuya gelmiş olduk. Şimdi burada bu metinlerden örnekler sunmayacağım bunun yeri burası değil. Ancak Osman Pamukoğlu’nun kitabı İnsan ve Devlet’ten bir alıntı yapacağım:

“Sürüden ayrılanı kurt kapar”, Güzel!… Ayrılmayanı da keserler!… Sürüden ayrı düşen bir koyuna her zaman kurdun saldıracağını düşünmek ahmaklıktır. Koyun, özgürce birtakım sıkıntılara katlanabilir… Ama senin kasaba gideceğin kesin…

İşte böyle. Osman Pamukoğlu’nun bu kitabını mutlaka okumanızı öneririm. Özellikle baştaki insan kısmı size bir ömür boyu yetecek derinlikte ve doğrulukta (ki kitabın en kısa kısmı bu, 10 sayfa bile değil) rehberlik sağlayacaktır. Kişisel gelişim ve yaşam koçluğu gibi konularda insanlara sunulması gereken ruhsal desteğin özü üzerine fikirlerimin emekli bir tümgeneralin insanlar hakkındaki fikirleriyle benzeşeceğini aklıma getirmezdim. Ancak kendisini tanımlamak için mesleki başarılar az kalacaktır.

Bu durumlar benim için yeni değil, benim kendimi bildim bileli sürülerden ayrılırım. Toplum denen tuhaf orman çok büyük bir orman değil, gerçek bir orman da değil zaten çünkü gerçek ormanlar bu kadar vahşi değildir, o nedenle dar bir ormanda siz ne kadar sürüden ayrılsanız da yine bir yerlerde karşılaşıp bir müddet zaman geçirmeniz söz konusu olabiliyor.

Benden notlar şimdilik böyle. Yazmaya devam.

'Sürüden ayrılanı kurt kapar mı?' başlıklı yazıya 29 yorum yapılmış.

  1. Ayşe Uykusuz diyor ki:

    Yazılarınızı takdirle ve mutlulukla takip etmekteyim. Durumları analizdeki başarınız, sözün özünü sade bir dil ile herkesin anlayacağı biçimde kaleme almanız hiç de azımsanmayacak büyük bir beceri!

    Medyamızın, tekelleşmesine inat, insanlarımızın sizin gibi dürüst, sağlıklı zihinlerin elinden çıkmış bilgilere rahatlıkla ulaşabileceği günleri görebilmek dileğiyle…

    Ellerinze ve aklınıza sağlık!

  2. tansu diyor ki:

    Osman Pamukoğlu demişken,
    Sanıyorum İnkilap Yayınevi tüm kitaplarını yeniden piyasaya sürdü. Zira son dönemde bulunamıyordu. Artık böyle bir sorun olmadığını sanıyorum.

  3. fatihturan diyor ki:

    Darbe olursa en erken 2009 sonbaharında görebiliriz genel seçimleri, yok eğer darbe olmazsa bu yılın sonunda genel seçimler için sandığa gideceğimize neredeyse kesin gözüyle bakıyorum.

    Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz? Ben böyle bir olasılığın gerçekleşeceğine pek inanmıyorum.

  4. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @fatihturan: rejimi değiştirmeye teşebbüs etmek ciddi bir suç olduğundan bu meclis uzun süre görevde kalamaz.

  5. gaykedi diyor ki:

    türkiyenin gördüğü en dine bulaşmış, ama güçlü iktidar, üstelik erbakan gibi manyaklık yapıp fazla açık vermeyecek kadar akıllılar…yalnız unutmamaları gereken birşey, dini arkalarına alıp oldukça niteliksiz, eğitimsiz halk kitlelerine (yazıyla alakası olsun biraz “sürülerine” de diyelim :p) fazla güvenmemeleri, türkiyedeki seküler cumhuriyetçi damarın gücünü, ve bunun ülkenin en eğitimli, nitelikli, etkili, ciddi kurumlarında & kişilerinde ki sağlam kökleri küçümsememeleri.

  6. tansu diyor ki:

    Darbe’yi geçiniz. Kimse darbeden yana medet ummasın. Öyle bir ihtimal yok.
    TSK bu ülkenin ayrı bir bölümü değil, yüzdeler orada da geçerli.

  7. Mustafa diyor ki:

    Özgürlük, çağdaşlık, laiklik gibi kavramların içini boşaltıp, kendine zırh olarak kullanan ve bu ülkenin gelişimine en büyük darbeyi vuran darbecilerden medet uman kitlelerin varlığı gerçektende düşündürücü. Başörtüsü simgeyse neye göre kime göre simge veya bu iktidarın rejim için bir tehdit oluşturduğuna kim karar veriyor. Meclisin çoğunluğu birşey ifade etmiyor, onuda geçtim halkoyu referandum da bişey ifade etmiyor. Ama atanmış memur olan görevi vatanı savunmakla sınırlı ve bir avuç seçkin(!) tüm ülke adına bişeylere karar verip müdahalede bulunma hakkını kendisinde buluyor. Bu açıkça gösteriyorki demokrasi bu ülkede daha kimsenin içine sinmemiş. Bu oyun bu ülkede hep oynandı. Kürtlerin hakları yıllarca aynı saçma gerekçelerle gaspedildi. İşin komiği insanları koyun olmakla suçlayan kişilerin tamamı bant kaydı gibi aynı cümleleri sarfediyor. Rejim tehlikede türkiye bilemem ne ülkesine dönecek falan felan. Geçin bunları arkadaşlar.

  8. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @Mustafa: AKP Türkiye’yi islam devleti olmaya zorlamıyor mu bütün organlarını kullanarak? belediyeler ilmihaller yayınlıyor? bazı şehirlerde devlet dairelerindeki bekleme bölgelerinde kadın erkek ayrımı yapılıyor. başbakan gazetelerde türk ahlakına aykırı resimler yayınlıyorsunuz bir şey demiyoruz gibi cümleler kuruyor? sırf sembolik amaçlarla atatürk kültür merkezi yıkılmak istendi? taksim meydanına cami projesi nedir? o projenin amacı meydandaki atatürk heykeli’ni indirmek değilse nedir?

    bunları görmezden mi gelelim? bu ülkenin devlet bakanı “flört fahişeliktir” dedi mi demedi mi?

    akp’li belediyeler alkollü içki satma ruhsatının süresi sona eren yerlerin ruhsatlarını yenilemiyor buna ne diyorsunuz?

    ben mecbur muyum islam kılıfı altında arap kültürü yaşamaya mecbur edilmeye?

    hem akp’nin yabancı ülkelerle bu kadar elele kolkola olmasının anlamı nedir?

  9. gaykedi diyor ki:

    @mustafa bey akp liberallerle neden papaz oldu sizce?

  10. Mustafa diyor ki:

    Arkadaşlar,
    Art niyetli bazı basın organlarının satır aralarından cımbızla seçilmiş bazı haberlerlerden yola çıkarak tüm Türkiyenin geleceğini ilgilendiren darbe rejim gibi tehditlerden sözetmek ne kadar mantıklı. Şu anda kim içmek için alkol bulamadığını iddia edebilir veya giyimine müdahale edildiğini. Kaygılı arkadaşlara soruyorum, ünv. lerde başörtüsü yasağına karşımısınız değilmisiniz. Karşıysanız bu yasak sizin kaygılarınızı giderecek bir çözüm mü? Yaşam tarzlarının kısıtlanacağı bahanesiyle insanların yaşam alanını kısıtlamakta müthiş bir ironi. AKM yıkılması konusuda gayet komik. Zaten mimari olarak rezalet bir bina. Yıkılıp yerine hem özgün bir merkez yapılması mantıklı. Sırf adı Atatürk KM diye bu feryat niye. Sadece gülüyorum. Atatürk bizi halifelikten padişahlıktan kurtardı deyip aynı Atatürk’ü tanrılaştırmak ne oluyor. http://www.gazetem.net/aaltanyazi.asp?yaziid=329 adresindeki Ahmat Altan’a ait yazıyı okuyun lütfen.

  11. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    akp’nin türkiye’deki en büyük destekçilerinden biri olan ahmet altan’ın gözümdeki düşünce değeri çok çok düşüktür. ne dese boştur.

    türban yasağı üzerine görüşlerim şöyle: http://osman.borutecene.com/turban-serbest-birakilmali/

    laiklik elden tabii ki gidecek diyen bir başbakanla bu rejim türkiye’ye en uygun rejim değildir diyen bir cumhurbaşkanımız var, bu konuda sakin olunacak bir şey yok maalesef.

  12. Mustafa diyor ki:

    “Bilmem kim zaten böle düşünüyor ne dese boştur” enteresan bir yaklaşım yada cevap verememenin verdiği acizlikten kaçış yolu. Sonuçta ortaya konulan bir fikir var. Bunun yanlışlığı doğruluğu üzerine konuşmak zor tabi. Kolay olan zaten bu ülke insanının en büyük hastalığı olan dinlememeden hemen bir etiket yapıştırmak, sonrası kolay zaten. O etiketin üzerinden istediğin kadar eleştir konuyu saptır. Bu ülkede kendi adına tehdit olarak gördüğü şey için güç kullanmayı hak görebiliyorsunuz. Orduyu göreve çağırıyorsunuz. Ama fikri tartışmak yok. Zaten sizin fikriniz salt doğru. Tartışmaya açılamaz değil mi? Ama benim fikrimde bana göre doğru. Zaten demokrasi dediğin şey bu yüzden var. Anlaşmazlıkların üstesinden gelmek için. Ama nerde demokrasi derseniz. Efendim, Aziz nesinin dediği gibi zaten bu millet aptal arada bir balans ayarı vermek lazım. Peki ne zaman vermek lazım. Onuda paşalar bilir. O zaman ben ne halta yararım bu ülkede. E amele lazım, ölecek adam lazım, vergi verecek adam lazım. O zaman padişahlığı neden yıktık ki?

  13. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    valla ahmet altan ne derse desin akp’nin icraatları ortada. birinin bir şeyler söylemesi yapılanları değiştirmiyor.

  14. gaykedi diyor ki:

    @mustafa bey muhafazakarlara & dincilere göre;

    özgürlük = sadece türbana
    özgürlük = sadece islama

    Bu ülke de kaç kişi başörtüsü takamıyor, birkaç bin memur ve üniversite öğrencisi dışında? ama Türkiye’ de ki nüfusun yarısı kadın ki, bu da yaklaşık 30 milyondan fazla kadın yapar bunun milyonlarcası ve eminim yarısından fazlası, babasının, abisinin, kocasının zoruyla takıyor, ben nasıl inanayım başörtüsünü savunanların samimiyetine şimdi allahaşkına?

  15. Mustafa diyor ki:

    @gaykedi: kim kimin zoruyla ne takıyor onu benim bilme şansım yok. Ama siz eminseniz yeter zaten. Ha başkasıda çıkar şunu diyebilir. Bu ülkede x milyon insan var. bunun y tanesi bilemem ne ve eminim z taneside ailesinin zoruyla darbeci oluyor veya başörtüsü karşıtı oluyor, samimiyetsiz bunlar, denebilir. bunu çoğaltmakta mümkün. Herkesin kendi çocuğuna kendi dünya görüşünü benimsetme özgürlüğü var. Tersi mi süper saçma olurdu.

  16. gaykedi diyor ki:

    @Mustafa bey;

    dincilerin sözüm ona en ılımlılarının gazetesi olan “zaman” bile alev alatlı nın turban yazısını yayınlamadı, oysa aynı gazete alatlı nın escinsel dusmanı yazısını buyuk bir zevkle basmıştı dahası da var, bu guya en modern dincilerin gazetesinin daha önce de peygamber zamanında gaylerin yakılarak öldürülmesinden mübarek bir olay olarak bahsetmişliği var… oysa aptal libarellerin basını turban desteği yazilardan gecilmiyor, onlar sadece alatlı nın bir yazsısına bile katlanamıyorken…ben aptal degilim, alnimda keriz yazmıyor…

  17. 5posta diyor ki:

    Biz laikler yıllarca hayal içinde yaşadık. Kubilay’ın kafasını kestiler 3-5 gerici dedik, Sivasta Madımak olayı oldu, ülkenin ilk kadın başbakanı ‘’halktan kimseye zarar gelmedi'’ dedi. Misyonerlik yapan insanların güpegündüz iş hanına girerek boğazlarını kestiler ‘’müslüman mahallesinde salyangoz satıyorlardı'’ denildi. Bu millet türbanı da yutar merak etmeyin. Kızmamak lazım AKP ye, her millet layık olduğu şekilde yönetilir.

  18. 5posta diyor ki:

    Bu arada blogunun sade teması ve tipografisi gayet güzel. Umarım yeni versiyonunda bu özellikleri elden bırakmazsın.

  19. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @5posta: görsel tasarımda bir değişiklik olmayacak sadece anasayfa içeriği değişiyor. tipografi yine aynı, anasayfada da aynı tipografi olacak.

  20. Mustafa diyor ki:

    Hayal içinde yaşadığınız doğru. Zira 70 milyon insanın yaşadığı 814.578 km² alana yayılmış devasa bir ülkede ilçenin birinde 50-100 tane çapulçuyu bahane ederek rejimin tehlikede olduğunu iddia etmek ancak hayalperestlikle açıklanabilir. Bir şeyler tehlikedeyken bile çözüm, onu yasakla bunu yasakla bunlar başını kaldıramasın anlayışıyla ülke yönetmek midir? Lütfen sadece islam konulu bakmayın, bu ülkede baskı politikası herzaman iş görmüştür. Bazen islam olur, bazen kürtler olur, bazen aleviler olur, bazen ecnebiler olur, bazen koministler olur. Halk kesimlerine zaman zaman anlamsız ve temeli olmayan baskılar rejim tarafından uygulanmıştır. Rejim ve rantçıları bu şekilde ayakta kalıyorlar. Bazıları derki 70 lerde hergün bilmem kaç genç siyasi tartışmalar yüzünden ölüyordu iyiki darbe oldu. Olmasaydı bıla bıla. O zaman sorarım, olaylar o noktaya gelmeden durdurmak mümkün değilmiydi. Elbette mümkündü. Ama o zamana nasıl darbe yapıp yönetime el koyulurdu. Nasıl milletin hafızasına, ekonomisine format atıltırdı. Nasıl sinidirilebilirdi. Devam… Bence 10 senede bir darbe olsun. Hatta anayasaya da eklensin. Bu saçma tartışmalara girip zaman kaybetmeyelim.

  21. gaykedi diyor ki:

    @Mustafa bey;

    bu zihniyetin sözümona en ilerici, entellektüel gazetesinden “kabak” gibi açık “kral çıplak” diyen örnekler veriyorum, görmezden geliyorsunuz :p

  22. Mustafa diyor ki:

    Zaman gazetesi okumuyorum. Bahsettiğiniz olaylardan haberim yok. Ben kendi adıma haksızlığın her türlüsüne karşıyım kime yapılırsa yapılsın. Ama insan sadece kendi özgürlüğünü istiyor diye suçlamak ne kadar doğru. Ben Türkiye de yada dünyada yapılan tüm haksızlıkarla mücadele etmek zorunda değilim. Sadece beni rahatsız edenlerle mücadele ederim. İnsanın doğası budur. Ama hem kendi özgürlüğümü isteyip diğer yandan başkasının yaşam özgürlüğünü kısıtlıyorsam yanlıştır. Zaten benim bilmediğim bi dolu olay olup bitiyor. Hepsine hakim olup hepsine bir tepki üretmem teknik olarakta imkansız.
    Konunu anlaşılması babında uç noktada bir örnek veriyorum.

    A: Abi ben kot pantolon serbest bırakılsın istiyorum üniversitelerde
    B: Hadi ya!! Bi sürü kutup ayısı ölüyor buzullarda haberin var mı? Onlarında hakkını savun önce sen.
    A: Abi nerden bileyim be kutup ayısına noluyo. Bana ne!
    B: Öyle işte. Samimi değilsin sen.

  23. gaykedi diyor ki:

    @mustafa bey

    kot pantolon, kutup ayısı benzerliği yok ama, faraza üniversitede kot pantalon giyemeyen birkaç bin öğrenci ile, milyonlarca zorla kot giydirilen kişi arasında çok benzerlik var.

    bu arada “Ben Türkiye de yada dünyada yapılan tüm haksızlıkarla mücadele etmek zorunda değilim.” demeniz ilginç geldi bana mustafa bey.

  24. Mustafa diyor ki:

    @gaykedi;
    Bravo. Nasılda yakaldınız. Halbuki o cümlenin başına sonuna (yanlış) anlaşılmasın diye neler eklemiştim ama. Yinede kaçmadı sizden.

  25. Mantikli diyor ki:

    AKP’den kurtulmak icin darbeden medet uman arkadaslara Beynelmilel filmini hatirlatmak istiyorum. Darbenin nasil bir sey oldugunu unutanlara, hic gormeyenlere bazi onemli noktalari gostermistir bu film.

    Ismet Inonu “Buyuk devletlerle is tutmak, ayiyla yataga girmeye benzer” demis. Ordunun yonetimde olmasi da aynen bir ayinin ulkeyi yonetmesine benzer. Tartismaya acik degildir, kararlarinda denge yoktur.

    Halbuki AKP’lilerle konusabilirsiniz. Yaptiklarini elestirebilirsiniz. Icraatlarinin tersini, daha iyisini savunabilirsiniz. Bunu ordu yonetimdeyken yapamayacaginiz aciktir. O yuzden darbeyi bir kurtulus yolu degil ama belki “beter” in beteri olarak dusunebilirsiniz.

  26. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    bir konuyu açıklığa kavuşturalım: ben bu yazıyı yazarken darbeden bahsettim. bahsetme nedenim bir temenni değildi, bir tahmindi. darbe olsun demedim, akp laik rejimi böyle zorlamaya devam ederse darbe olur dedim. iki kere iki dört. yani biz burda bunu konuşsak da darbe olur konuşmasak da.

  27. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @tansu: aynı şartlar 1960 yılında da geçerliydi. destek aynı destek, halk aynı halk ordu aynı ordu.

  28. Mantikli diyor ki:

    Rejimler zorlanir ki, demokrasiler olusur. Su an demokratik oldugu dusunulen devletlere, demokrasi kolayca mi gelmistir?

    Her aydin insan darbeye karsi durmali, hic bir sekilde kabullenmemelidir.

    Bu ulkedeki tek tabu laiklik degil. Baska bir acidan dusunursek:

    “Kurtler rejimi zorlamaya devam ederlerse, devlet guc kullanir. Iki kere iki dort eder.”

    yaklasimi yanlistir. Zira bu ulkenin bir sahibi de Kurtler’dir. Rejimi korumak sizin icin ne kadar onemliyse, onlar icin de zorlamak onemli olabilir.

    Mesela ana dillerinde konusma ozgurlugunu baska nasil elde edebilirlerdi?

    Bu noktada hangi rejimden bahsettigimiz ve bunu kime gore, neye gore yorumladigimiz onem kazaniyor.

    Saygilar

  29. ikutluay diyor ki:

    @Tansu

    Öncelikle bizlere gereken sağduyu. Sanırım seçimlerden önceki sert halin yavaş yavaş yerini sükunete bırakmış.

    @Osman :
    Darbe yapmak için bu ülkede önce şartlar hazırlanır. bunuda ancak ahmaklar yer. Örneğin Maraş olaylarının 12 eylül, Sivas ın ise 28 şubat için tezgahlandığı gün gibi aşikardır. ama onu bunu birbirine düşürmektir. sonra ordu mecburen bir yolu seçmek zorunda kalmıştır. ancak seçimi halkında onaylaması için bir takım olaylara katkıda bulunulmuştur.

    Sizler diyorsunuz ki rejim tehlikede; bende size soruyorum; CHP ve onun zihniyetini savunanlar bu yasağı halk oyu ile mi getirdiler uzlaşma ile mi koydular.

    Hadi buyrun cevap verin. Verecek cevabınız var ise bekliyorum.

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar