alemlerin aslı hayaldir
Bu lafa bayılıyorum. Şu çılgın Türkler ifadesiyle başlayan bir moda oldu bu, çok da hoşuma gidiyor. Bir kitap adı bu ama yazarını hatırlamıyorum. Bu söz benim için şu anda anonim yani. Tabii iki dakika sonra ararım Google’dan öğrenirim kim yazmış neymiş falan ama şimdi elim gitmiyor.
Efendim benim dilimin varmadığı şeyleri altına imzamı rahat rahat atabileceğim biçimde Tansu dile getirdi. Gerçekten bir dönemin sonuna geliyoruz internet yazarlığı ile beraber.
Ben bu noktada anonim kavramına değinmek istiyorum biraz.
Bazı köşe yazarları bloglardan şikayet ediyorlar, internette forumlarda, ekşi sözlükte orda burda insanların isimlerini gizleyerek yorum yapmalarına itiraz ediyorlar.
Ben de diyorum ki bu kavrama alışın artık. İnsanlar takma isimlerle internette bir şeyler yazıyorlar, bazıları kantarın topuzunu biraz kaçırıyor, doğrudur. Ancak köşelerinden bunu eleştiren kişiler o anonim yazarların isimlerini adreslerini bilseler ne yapacaklar çok merak ediyorum bunu. Dava mı açacaksınız? Hadi dava açtınız diyelim, her durumda haklı olduğunuzu nereden çıkarıyorsunuz? Sizin yazılarını eleştiren kişiye karşı açtığınız davayı, hatta hakaret davasını bile kaybederseniz ne olacak. Diyelim ki kazandınız. Diyorsunuz ki çok kuvvetli avukatlarım var, hukuğa da güveniyorum. Siz okurunuzla kavgalı olarak mı dolaşacaksınız? Okurla kavgalı, davalı olarak ne kadar sürüdürebilirsiniz köşe yazarlığınızı?
Dünyada internetin yaygın biçimde kullanılmaya başlanmasıyla beraber temsil yöntemi de sona ermiştir. Eskiden herkes kitlelere sesini duyuramayacağı için bir temsil yöntemi kullanılırdı dünyada. Şimdi hala kullanılıyor tabii ki, mesela oy veriyoruz temsilci diye milletvekili adı altında birilerini seçip meclis diye bir yere yolluyoruz bizi temsil etmeleri için. Bakın o sistemde bile anonimiz aslında. Neyse, internet kullanımındaki anonimite ile internet dışı anonimite arasında ne fark var? Bunun internet öncesi yaşam için de geçerli olduğunun farkında değil miyiz?
Kitlelere sesini duyurmak konusunda temsil yöntemi sona erdi diyorum, bunun beraberinde doğal olarak on milyonlarca insanın klavye başına oturup fikirlerini yazdığı bir ortamda herkes ne isim kullanırsa kullansın zaten anonimdir.
Karşı çıkacaksanız düşünceyle akılla karşı çıkacaksınız buna. Neye kızdığınızı tam olarak ifade etmeyen yazılarla muallakta uçuşan duygular halinde köşenizi doldurmanız sizi bu davanızda bir yere götürmüyor.
Kaldı ki internet adını verdiğimiz medyada bir kişinin anonim olup olmadığını anlamak için sarfedilmesi gereken çaba da ayrı bir konu. Onpunto bir zamanlar T.C. kimlik no sistemi getirmek istemişti de bir türlü entegre edememişti sisteme bunu, hala öyle mi bilmem. Ama bilirim ki aklına koyan herkesi yanıltır.
Bu konuda tepkimi tam olarak dile getirebildiğimi zannetmiyorum. Hala hissiyatım sorunu net bir biçimde ifade edemediğim yönünde. Ama Tansu konuyu gündeme alınca sıcağı sıcağına yazmak istedim.


11 Aralık 2007 09:55
Engin Ardıç ve biz psikopat blog yazarları…
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=101297,10,2
Bazı köşe yazarları; alınan maaşın dolgunluğunu, ilgili kişinin üstün bilgi ve tecrübesine bağlıyor sanırım. Öyle olmasa yazacak bir köşe bulmuş Engin Ardıç, yazılarından herhangi …
11 Aralık 2007 16:17
[…] Osman Börütecene […]
11 Aralık 2007 21:08
Ben eskiden çılgın atıyordum, önüme gelene bir tekme basıyordum: Edebiyat Sosyetesi’nde Yine Polemik Çıktı!
Ali Saydam ve benzerlerinin yazılarından sonra, çok korktum, dizlerim titredi, aklım başıma geldi. Şimdi akıllı, uslu, hanım hanımcık oturuyorum oturduğum yerde, bana ne gerek sütlü börek?!
N.B. Milos Forman‘ın son filmi Goya’s Ghosts‘u Enis Batur hazretleri hiç beğenmemiş. Demek ki güzel bir film! Hemen koşup dvd’sini aldım, izleyelim bir ara
12 Aralık 2007 00:37
kendi ad ve soyadıyla blog yazan insanların kendilerine duydukları o içi boş fakat hacmi büyük güven bir süre sonra onlara o kadar ağır geliyor ki bir süre sonra seri halde saçmalamaya başlıyorlar.
kendilerine duydukları güvene yapılan her saldırıda, aldıkları her sert darbede o içi boş güvenden gelen sesleri merak ediyor musunuz ?
12 Aralık 2007 00:57
Ediyoruuuuuuuuuuz….
12 Aralık 2007 01:41
bir yukardakine benzer sesler geliyor.
12 Aralık 2007 03:40
Çok kıvrak bir zekaya sahipsiniz dünyanın en şahane insanı..
Size allahtan cinsel yaşam diliyorum.
12 Aralık 2007 04:15
@ Tansu:
Yazmadan duramadım. Teoman’a dair yazdıklarından sonra, en çok güldüğüm satırlar buraya yaptığın 2 yorum oldu. Tanrı seni de güldürsün!
12 Aralık 2007 21:55
ben de size allahtan saç diliyorum.
13 Aralık 2007 01:59
ehehhee kıvır kıvır daha noolsun?