alemlerin aslı hayaldir

Sosyomat‘ı seviyorum. Pilli Network‘ü daha da çok seviyorum, çok da takdir ediyorum. 2007 yılının Pilli Network açısından çok parlak, çok başarılı geçeceğinden eminim. Ancak son günlerde Sosyomat’ın bir müşteri ilişkileri hatası var.
Özetlemek gerekirse, bazı yazarlar T.C.K. nın 301. maddesine dair yorumları nedeniyle sosyomat üyeliğinden çıkarılmışlar. Bunu doğru bulmuyorum. Sosyomat’ın yazılı, belirli kuralları var. Bunlardan biri T.C. yasalarına aykırı yazılar yazmamak. Eğer bu arkadaşların Sosyomat’ta yazdıkları şeyler T.C. kanunlarına aykırı ise, o zaman sorun yok. Doğal olarak üyelikten çıkartılırlar. Ama durum öyle değil de keyfi ise, örneğin söz konusu başlıklar altında tartışma çıkıyor diye ya da üç beş diğer Sosyomat üyesi rahatsız oluyor diye böyle bir uygulamaya gidildiyse, bu ticari bir hatadır.
Dünyanın en çok ziyaret edilen iki üç sitesinden örnek verelim: Digg.com, Slashdot, Myspace. Bunlar hep sosyal iletişim siteleri (community). Özellikle Slashdot ve Digg’de siyasi tartışmalar zekice de olsa aptalca da olsa günlük içeriğin hep bir parçası olmuşlardır. Burası İsviçre değil diyenlerinizi duyar gibi oluyorum. Ama bir kere daha düşünün, burası Türkiye tamam ama bahsettiğimiz konu iş hayatı çerçevesinde bir konu. Bir sosyal iletişim sitesi olarak insanlara bu hizmeti verecekseniz belli kurallar dahilinde belli prensipler dahilinde insanları üyelikten çıkarabilirsiniz. Ama bu üyelikten çıkarma işlemi keyfiyete ya da genel manada 80 sonrası apolitize edilmiş gençliğin şimdi iş hayatına atılmış haliyse bu ticari bir karar değil, duygusal bir karardır. Sosyomat’ın sahipleri ve yöneticileri, profesyonel bir yaklaşımla paralarını idare etmeliler. Ellerindeki komüniteyi bölmemeli, ayrım yapmamalılar.
Sosyomat’ın kar modeli reklam gelirleri üzerine mi duruyor? Eğer öyle ise, reklamverenlerin solcu profiline de ihtiyaçları var. Artık siyasi düşüncelerin taraftarları da birer tüketici profili olarak değerlendirilmekte ve reklamcılar tarafından onlar da ayriyeten hedeflenmektedir. Bu açıdan bakıldığında da söz konusu kişileri Sosyomat üyeliğinden çıkarmak, ticari bir işletme olan Sosyomat’ın çıkarları ile örtüşmez.
Sosyomat çok kalabalık, biliyorum. Ama sosyal iletişim siteleri bu kalabalık sayesinde para kazanırlar.
Technorati Tags: sosyomat, web 2.0, 301, pilli network, müşteri ilişkileri


14 Şubat 2007 10:50
sosyomat’la bir ilgim yok.. açıldığında pilli network hesabımla üye olup bir bakmıştım.. sonra da sildim. ancak bu yapılan şeyi çok saçma buldum. sosyomat tarihinde (öyle bir şey varsa tabi) kara bir leke olarak kalacaktır telafi edilmediği sürece..
hatta bunun pilli network -kullancılarıyla reklam gelirlerini paylaşacak kadar kullanıcılarını seven- için de bir utanç kaynağı olduğu kanaatindeyim.
15 Şubat 2007 18:09
Bu hatanın düzeltilmesi mümkün bile değildir. Ne yapılabilir ki “ay tüh trojan!” demekten başka? Var mı bir tane adam kalkıp “biz sizi sildik ama bu kararımızın yanlış olduğuna karar verdik, lütfen bizi affedin” diyecek? Diyemezler ki bu kadar çok “ses” çıktıktan sonra. Ben olsam utanırım, protesto arkası “yanlış yaptığıma inanmaya”.
Peki gidenler geri gelecek mi? Silenler sosyomat hatasını anlamış, haydi geri dönelim mi diyecek? Ha-ha!
Çok eskiden biri söylemişti; eğer birisi ortada herhangi bir laf yokken yapmadığı veya yaptığı şeyden söz ediyorsa, kesinlikle söylediğinin tersini yapmıştır. Silinmeler arkası bu kadar ses çıkmadan önce faşomattan haber geldi; “bu karar verilirken kişilerin ideolojileri kesinlikle dikkate alınmıyor”. Hadi canım! Kim böyle bir iddiada bulundu da moderasyon böyle bir açıklama yapma gereği duydu?
Madem sahte (feyk) hesabı olanlar silinecekti de bu neden 3 reklam birden alınan haftaya denk geldi? Faşomat kendine ait fotoğrafı olmayan kullanıcıların yükledikleri materyalleri silme hakkını elde tutuyor da neden silmiyor?
Ödleri patlıyor bir fikir çatışmasından. Her şey gençlerin başının altından çıktı ya, şimdi hepsi apolitize edilmeliler, zinhar mazallah 80′lere döneriz yoksa. Bu korku insanın aklını kaçırtır. Velhasıl kaçırtmış olmalı ki bir bir hesaplar uçurulurken, alttaki - üstteki muhabbetleri arttırılıyor. Madem öyle baştan söylesene!
Moderasyon bir açıklama yapmakla mükelleftir, yapılmadığı takdirde güvenirliği yerle bir olacaktır.
15 Şubat 2007 22:29
Melih Asik’in Milliyet’te bugün çikan yazisi herseyi ne de guzel özetliyor.
Klasik bir CIA taktiğidir… Güney Amerika’da olduğu gibi Türkiye’de de uygulanmıştır… Eğer bir ülkede sol yükseliyorsa derhal ajan provakatörler eliyle solcular şiddet eylemlerine yönlendirilir. Anarşi ve şiddet ile sol aynı vitrine konur. Sosyalisti, sosyal demokratı, Maocusu, Lenincisi, devrimcisi, demokratı… Solun her ceşidi anarşiyle iç içe gösterilir. Halkın gözünden düşürülür. Solun demokratik yükselişi bu şekilde durdurulur…
Şimdi aynı oyun “milliyetçilik” konusunda oynanıyor…
Bankaları, toprakları sanayi tesisleri yok pahasına dışarı satılan… Petrol gibi varlıkları peşkeş çekilen… Baştaki işbirlikçilerin ABD ile çıkar birliği sonucu PKK’ya mahkûm hale getirilen… Kimliği yok edilmeye çalışılan… Yönetimi AB, ABD ve IMF’ye bağlanan Türk halkı doğal olarak milliyetçi bir tepki veriyor… Bağımsızlıkçı duygular güçleniyor…
Şimdi hedef işte bu tepkiyi yok etmek… Milliyetçiliği, ulusalcılığı, yurtseverliği ve sağ şiddeti aynı kefeye koyup halkın gözünden toptan düşürmektir…
Bu oyun hayli açık tezgâhlanıyor. (simdiki cümleye dikkatinizi çekerim) Bu arada birtakım katiller ve karanlık adamlar da ortada ben “milliyetçiyim” diye dolaşıyor elbet… Bunlar da oyunun ve komplonun parçasıdır… Komplocuların figüranıdır.
Ulusalcı ve yurtsever kişi ülkenin dışarıdan yönetilmesine ve sömürülmesine demokratik yoldan karşı çıkar. Ulusal değerleri savunur. Vatan millet bayrak edebiyatı veya kaba güç gösterisiyle akılları çelmeye çalışmaz. Vaktini böyle harcamaz.
16 Şubat 2007 01:33
Şimdi benim bir portakal bahçem olsa ağaçları taşlayan bebeleri kovmak benim hakkım.. Peki bahçeyi yaparken emeğinden, özeninden faydalandığım; gecesini gündüzünü ağaçları meyvelendirmekle, fütursuzca gezinenlere şuur ayarı çekmekle ve konuşamadıkları anadillerini belletmekle geçirmiş emekçileri bunlarla aynı kefeye koymak da nesi?! Kısacası ağaçları taşlayanla daha çok ve iyi meyve vermeleri için onları budayıp ilaçlayan insanı birbirine karıştıran bir bahçe sahibinden; üstelik de bu zihniyette adamların site yöneticisi olmasından bahsediyoruz..
Tamam, istemesinler sitede bizleri.. Atsınlar herkesi, tek tek.. Birdirbir oynasınlar; iki kurucu, bir maaşlı ve on gönüllü üyeden oluşan moderasyon ekibi.. Bizi oyuna almayanı bezirganbaşı kovalasın, biz kendi aramızda kayışları yağlayacak yeni bir yer elbet buluruz.. Keza yetenek de o çıkarılan yazarların, bilgi de, kültür de, görgü de.. Başka çöle gider, oraları taçlandırırız.. Tek tek veya hep birlikte.. Mesele kendilerince haklı ve bizce kabahaterinden büyük özürlerle yazarlarını çıkarmaları değil; bunu nasıl yaptıkları..
Çıkarılan yazarların hepsi de ‘alttakine +1′ diya ahkam kesenlerden, memelerini açarak kendilerini tutturanlardan, seksist etiketlerle erkekliklerini ispat ettiklerini zannedenlerden çok farklı seviyede insanlar.. Sözkonusu sitedeki gerek arkadaş listemde gerekse sadece tekibimde bulunan onlarca ve onların vasıtasıyla okuduğum yüzlerce insanın da ortak bir noktası var: Düşünüyorlar, sorguluyorlar.. Bunların çoğunluğu da ne sağcı ne solcu.. Hepsi de açık fikirli, okuyan, dinleyen, aldıklarını kendilerinde harmanlayıp dışarıya ışık veren insanlar.. İşte terbiyesizlik de budur:
Hiçbirisine hesapları silinmeden önce uyarıda bulunulmamıştır.. Kendilerinden, silinme gerekçesi olarak gösterilen tepkileriyle ilgili açıklama istenmemesi bir kenara üye olduklarından bugüne emekleriyle ortaya koydukları etiket ve ahkamlarını, kişisel mesajlaşmalarını ve arkadaşlarının kendileriyle ilgili notlarını yedekleme şansı bile verilmemiştir.. Sanki bu insanlar hiç orada yer almamıştır; tüm olanlar sadece bir kabustur..
Hepimiz buralarda az ya da çok yazıyoruz.. Hepimiz ellerimiz klavyenin üstünde ve yüzümüz ekranın karşısındayken yaşadığımız ego şişmesini biliyoruz.. Lakin herşeyin olduğu gibi bunun da bir adabı var.. SAYGI ister sanal, ister gerçek olsun heryerde insanlığımızın nişanesidir.. İnsanlara beslediğimiz saygının şişen egomuzun altında ezilmemesi içinse hazım şarttır..
Aslına bakarsanız karşımızdaki de tam bir hazım meselesidir.. Evet, fikir tartışmak yerine birbirine küfreden yazarlar da hazımsızdır.. Ancak ‘Ben site yöneteceğim.’ diye pehlivanlığa soyunan bu insancıkların sorumluluğu çok daha yüksektir.. Ve tavırlarından anlaşılmaktadır ki; giydikleri bu demirden şapka kendilerine kırk beden büyük gelmiştir ve her hareketlerinde kafaları bir kez daha kenarlara çarpmakta ve bilinçlerini gittikçe kaybetmektedirler..
Başka ne bekleyebiliriz ki?! Güç g.te geçerse sesi o.uruk, eylemi b.k olur.. Bize de kokudan uzaklaşmak düşer.. Keza sifon çekilse de artık koku çıkmıştır bir kere..
[15 Şubat 2007 16:15 tarihinde sosyoblog.com sitesine eklediğim yorumumun kopyasıdır..]
16 Şubat 2007 01:38
bütün yazılanları okudum ve sosyomat sen haksızsın. seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım.
16 Şubat 2007 02:45
12 Şubat tarihinde sosyomat’tan ilk atılmalar başladığında, atılan yazarların politik duruşları, hareketin kimlere karşı olduğunu bariz bir şekilde belli ediyordu. Sosyomat’ın bir “match” sitesi olmadığına inandığımı, üyelerin sırf fikirlerini söyledikleri için atılmalarının yanlış olduğuna dair bir ahkam yazdığımın akabinde, sorgusuz sualsiz benim de kaydımın silindiğini öğrendim. Bu davranış, en hafifinden terbiyesizliktir. Esasen yapılan yanlış ta olsa ulaşılan netice doğrudur: Sosyomat tercihini yapmıştır ve kendisine en çok yakışan üyeleriyle yoluna devam edecektir…
16 Şubat 2007 03:19
Bir süre önce duygu ve düşüncelerimizi özgür bir biçimde anlatabildiğimiz pilli network grubu içerisine bağlı sosyomat sitesi son zamanlarda anlamsız bir durum içerisine girmiştir. Siteden atılan birçok kişinin ahkamlarına bakıldığında TCK’ya karşı aykırı bir davranış görülmemekte. Bun karşı sosyomat’ın ikici bir hamlesi fake üyelik üzerinedir. Tanıdığım atılan kişilerin fake olmadıkları yada fake üyeliklerinin olmadıkları üzerinede kanıtlar bulunmaktadır. Sosyomat yönetimi buna bir cevap vermemekte ve anlamsız davranışlar içerisinde bulunmaktadır. İlk silinen arkadaşım “se77en” sosyomattaki bazı insanların durumunu profil resmine bir “bayan” fotoğrafı koyarak ve gelen arkadaş ekleme taleplerini, gelen özel mesajları yayınlayarak gözler önüne sermiştir. Bundan rahatsız olan ( sanırım ) sosyomat yönetimi hiçbir uyarı yapmadan ve gerekçe göstermeden arkadaşımın üyeliğini silmiştir. Arkadaşım sosyomat yönetimine mail attığında gelen cevap arkadaşımın fake üyeliğinin olduğuna dairdir. İşin komik yüzü fake üye olarak gösterdikleri kişinin bulunduğu şehir “istanbul” görünmekte. Arkadaşım ise samsun’da yaşamakta ve bulunduğu şehir olarak “samsun”u göstermektedir. IP adreslerine baktığımızdada bu açık bir şekilde görünmektedir. Bu sadece ufak bir örnektir. Olayın daha bir zedeleyici noktası atılan sosyomat üyelerinin sosyomatta gerek aktiviteler, gerek sosyomat içinde olsun çok aktif bir halde bulunmasımı rahatsız etti yönetimi? Yönetim birşeyler yapmak istedide biz üyeler buna karşı mı çıktık? Yada sosyomat kendini kanıtlamak için böyle bir davranış içerisinde mi bulunması gerekiyordu? Anlam veremediğim birçok nokta var daha ve söylemek istediğim son bir cümlede var.
“Saçmalıyorsun sosyomat yönetimi”
16 Şubat 2007 04:15
sosyomat adından da anlaşılacağı üzere bir sosyalleşme sitesi, sosyomat bu konuda haklıdır çünkü sosyalleşmek dediğin fotoğraflar, alttaki, üstteki muhabbetleriyle olur, sosyalleşme dediğin erkek kullanıcının bayan kullanıcıya “”birer hamberger yeseydik beraber”" sorusuyla olur, sosyalleşmek fikirle olmaz, sosyalleşmek politik değil apolitik kuşağın hakkıdır
- biliyo mussun öküzcan, sosyomattan attılar bütön siyasi konuşanları, çok züper bi mekan oldu yaneeee
+ hadi ortamlara akalım tikisu
hass. ordan be rıfat abii