
Sır (The Secret) adlı kitabı okumadım. Filmini de izlemedim. Dolayısıyla az sonra yazacaklarım bu kitabı savunduğum anlamına gelmiyor. Hakkında bilgim olmayan bir şeyi savunabilmem de imkansız zaten.
Ancak bu kitap hakkında yapılan eleştirilerin çağrıştırdıklarını yazacağım.
Geçen yıl bir araştırma okumuştum. Erkekler, cinsel ilgileri kadınların cinsel organlarından başka uzuvlarına (el, ayak, saç, kaş, göz,…) yöneldiğinde ruhsal bir rahatsızlık hissediyorlarmış. O kadar ki, bu rahatsızlık eşcinsel olup olmadığını merak eden ve bu yüzden rahatsızlık duyan erkeklerle aynı seviyedeymiş.
Bu kitaba yönelik eleştirilerde de benzer bir durum gözlüyorum. Düşünce gücüne, olumlu düşünmeye, birşeyler için ümitlenmeye, başarılı olacağına dair inanca karşı büyük bir rahatsızlık, büyük bir muhalefet var.
Sanırım bilimsel düşünmek yerine bilime inanmanın bir sonucu bu. Oysa inanmak dinlerde olur. Bilim ise meraklanmayı, reddetmeyi, önüne konulmuş hazır düşünceleri hemen yememeyi gerektirir.
Burada herkesin içine düştüğü bir yanılsama var; böyle bir kitap yayınlandığında kitabın içeriği “kişinin önüne konmuş hazır düşünce” olarak kabul ediliyor. Buna otomatik karşı çıkış ise bilimsel davranış olarak kabul ediliyor.
Yanılsama şu ki, konu kitabın içeriği iken “kişinin önüne konmuş hazır düşünce” zihnin anlatılan güçlere sahip olmadığı.
Hal böyle olunca Serdar Turgut gibi düşüncenin gücünü denemek için Paris Hilton‘la beraber olduğunu hayal etmek sığlığında eleştiriler mantıklı eleştirileri gölgede bırakıyor. O zaman ben de Sır adlı kitaba yapılan eleştirilere ağzımla gülemiyorum.
fotoğraf: Johann Smari
Benzer yazılar:
- Değişik Bir Kitap Tanıtımı
- 29 Ekim’i nasıl geçirdim?
- Kişisel Değişim grubu okuma listesi
- Dr. Ignaz Semmelweis ve toplumun gerçeğe direnci
Canımın ichi,
Ben de, Başucu Kitaplarımdan birinden bahsederken, The Secret/Sır adlı kitap ve benzerleri için bir eleştiri getirmiştim. Orada da söylediğim gibi, asıl eleştirilmesi gereken, kitabın kendisi ya da yazarı değil, o kitaba/filme “mal bulmuş mağribi” gibi atlayan şuursuz kitleler. Örneğin, Ayşe Arman ya da Serdar Turgut o kitap hakkında yazdı diye, koşa koşa gidip alanlar. Kadim zaman bilgelerinin ne dediklerinden bîhaber olup, Ferrarisini Satan Denyo’nun peşinden koşanlar.
Tüketim Mastürbasyonun best seller kitaplarla yapılan cinsi bu
serdar turgut’un yaptığı da boka tüy dikmek
Serdar Turgut ve ondan bir kaç hafta önce Engin Ardıç’ın demek istedikleri sanıyorum ki “bu kaçıncı sır be kardeşim” gibi bir şey olmalı. Bu anlamda onlara katılmamam mümkün değil
Aslında Sırların “Sır” olarak kalması gerek. Açıklandığına göre artık bu da diğer “Sır” lar gibi deforme edilmeye, yozlaştırılmaya ve sonunda kullanılamaz, anlaşılamaz hale gelmeye mahkum edilmiş olması demekr. Yazık oldu..
bilmek veya bilmemek.sırlar hayatımızı kuşatmış bizler gariban yoksul denilecek kadar a.çen bu saçmalıklar niye gelin hep beraber birleşelim halıkmızın geleceği için belki bu konu hakkında olmadı ama bizler sefilken açken iyi eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanamıyorken cinsel dürtüden banene ben gelişmiş bir toplum olduğuım zaman sadece böyle saçma sapan şeylere vaktim kaldıkça ilgilenmeyi tercih ederim..
haklısın ali kardeş.seni tasdik ediyorum.
düşüncelerinize dikkat edin ama, bir şekilde yaşamınıza yansımıyor mu?amerikalılar bunu bile ticarete döktüler işte..
”Secret” kitabında yazan herşey kesinlikle gerçektir… ((Bu kitapla zengin olan gördünüzmü, bu tamamen saçmalık!! YADA istediğiniz Bay/bayan a sahip olan gördünüzmü? YADA para tuzağı bu kitap!!)) diyenlere burdan sesleniyorum : BÜTÜN BU DÜŞÜNCELERİNİZ DE BİRER YARATIMDIR….
bİLMEM OKUDUĞUMUZU ANLADIk mı??
))
saygılar