alemlerin aslı hayaldir
Sınır kişilik bozukluğu birçok psikiyatrist ve psikoloğa göre hastalık bile değildir. Birçok terapist kendi başlarına kalıp iç hesap yaparken iyi bir terapist olup olmadığını en son ne zaman bir sınır kişilik bozukluğu ile uğraşmaya cesaret ettiğiyle ölçer. Bazı tanımlara baktığımızda piskiyatrinin ve psikolojinin bu hastalık karşısında çaresiz kaldığını değil de, karşısında çaresiz kaldığı hastalıkları bu kategoriye soktuğunu görürüz. Bu tanımlara göre sınır kişilik bozukluğu diye bir şey yoktur. Sadece başa çıkılamayan ruhsal rahatsızlıklar ve davranış halleri vardır. Ancak resmi kabul görmüş görüşlere başvurursak sınır kişilik bozukluğunun tedavisi olmayan bir rahatsızlık, bir özellik; adı üstünde bozuk kişilik hastalığı olarak tanımlandığını söyleyebiliriz.

Bu rahatsız insanlar, kendilerini gerçekten sonsuz bir boşluk içerisinde hissettiklerini anlatıyorlar. Onlara bakarsanız tüm tuhaf hal ve davranışları (bu davranışlara birazdan değineceğim) ellerinde olmadan çaresizce sergiledikleri hal ve davranışlar.
Eğer salt dikkat çekmek için sinir krizi geçiren, sinir krizi geçirmezse kendisiyle kimsenin ilgilenmeyeceğini düşünen birini tanıyorsanız o kişi bu bozukluğu yaşıyor demektir.
İstediklerini ancak ağlayarak (ya da herhangi başka biçimde bir olay çıkartarak) elde edebilen kişiler de sınır kişilik bozukluğu hastalarıdır.
Kulaklarının biçimini beğenmeyip onları japon yapıştırıcıyla düz tutmaya çalışmak, yolda yürürken hiç tanımadığı insanların ilgisine muhtaç olup bağıra bağıra onların ilgisini çekeceği inancı içinde olduğu şeylerden bahsetmek, doğma büyüme Türkiye’de yetişip düzgün bir Türkçe öğrendiği ve başka bir dil bilmediği halde Türkçe’yi yeni öğrenmiş bir yabancı gibi konuşmak, milyonlara vaaz verirken durup durup ağlamak… bunlar hep birbirinden leziz kişilik bozukluğu işaretleri olarak kabul edilebilir.
Bir diğer yandan, bırakın psikiyatriyi ve psikolojiyi, tıbbın tüm dallarında olduğu gibi iyi niyetli her insan anlatılan hastalık belirtilerini kendinde görebilir ve şüphe içine düşebilir. İnsanlar sizden sistemli bir biçimde kaçmıyorsa, sizin yüzünüzden telefon numarasını değiştiren olmadıysa, çok büyük bir ihtimalle sınır kişilik bozukluğu hastası değilsiniz.
Bundan sonraki kısımda teknik bilgileri ustalarına bırakıp, ben kendim bu işten ne anlıyorum ondan bahsedeceğim.
Kişi, aşırı derecede ilgiye muhtaçtır. Sebebi çok çeşitli olabilir. Onu yetiştirenler; kişinin kendi başına tuvaletini yapamayacağına, ellerini kullanarak yemek yiyemeyeceğine, eline bir kitap alıp okuyamayacağına inanmış olabilirler. Kişi, kendisine bir çuval giydirilip uzun yıllar çok şık giyinen insanlar arasında dolaştırılmış olabilir. Kişi 30 yaşına gelmiş ama hala annesi ve babası tarafından akşam haberlerinden sonra daha sağlıklı büyümesi için yatıp uyuması isteniyor olabilir. Yani acayip çeşitli sebepleri olabilir bunun. Peki nasıl işliyor? Yani bu hasarları görmüş bir ruhun anlam veremediğimiz davranışları kendisine nasıl bir fayda sağlıyor?
Türkçe’yi bilerek ve isteyerek düzgün konuşmayan birini ele alalım. O sırada bu kişi ilgi çekmek peşindedir. Peki bunun ilgi çekici bir şey olduğuna o kişi nasıl karar veriyor? Elbette bu kendisi için ilgi çekici olduğundan o böyle konuştuğunda da bunun ilgi çekici bir şey olacağını düşünüyor. Toplum, arkadaş grubu, uzun yıllarını yurtdışında geçirmiş ya da Türkçe’yi sonradan öğrenmiş yabancı birine ilgi gösterdiğinde, bizim sınır kişilik bozukluğu olan arkadaş bu ilginin kaynağını o bozuk Türkçe’nin fonetiği olarak algılıyor. Böylece kendisine estetik görünen bu durumu sergilediğinde insanları etkileyeceğini düşünüyor.
Sınır kişilik bozukluğu hastalarının gerçekle ilişkilerinin çok zayıf olduğunu gözlüyorum. Dünyanın nasıl işlediğini, yerçekimini, insanların insanlara niçin ilgi gösterdiğini anlayamıyorlar. Bunlar için özel bir çaba sarfedilmesi gerektiğini zannediyor ve bu çabanın ne olduğunu bulmaya çalışıyorlar.
Bu çaba çerçevesinde bazen sırrın insanlara kötü davranmak olduğu hissine kapılabilirler ve ilgi çekme kuramlarını bunun üzerine kurabilirler. Bu durumda size durup dururken kötü davranan arkadaşınızın aslında ne kadar ilgiye muhtaç olabileceğini hatırlamanızda fayda var. Benzer bir kuram maalesef magazin dergileri tarafından oluşturulmuştur. Kadın erkek ilişkilerinde kendini sevdirmek için karşınızdaki insana iyi davranmamanız gerektiği düşüncesi tam bir kişilik bozukluğu örneğidir. Dikkat ederseniz bu tür kuramlar karşınızdaki kişinin sizi bir kadın ya da erkek olarak beğeniyor olabileceği fikrini tamamen çöpe atar. Bunun yerine tuhaf şeyler koyar. Eğer ter kokarsam beni daha çok sever, aradığında telefonu açmazsam beni daha çok sever, sokak ortasında onu bırakıp gidersem onun sevgisini kazanabilirim gibi gerçekle hiçbir alakası olmayan düşünceler dizisi. Şunu da unutmayalım; birine böyle davranarak ilgisini çekebiliyorsanız sebebi yine kişilik bozukluğudur. Kendisine yüz vermeyen birinin peşinde koşturan ve böyle insanlara bağlanan birinin kişiliği, patlamış bir otomobil camından çok daha fazla parçaya ayrılmış demektir.
Sonsuz sayıda değişik biçimlerde saçmalayabilme olasılığı olan insanların rahatsızlıklarını bir yazıya sığdırmak pek gerçekçi bir davranış olmayacaktır. Yine de, bu konuda koruyucu hekimlik yapmak adına birşeyler eklemek istiyorum.
Kendinizi sevin. Kendinize güvenin. Arkadaşlarınızın, sevgilinizin, ailenizin sizi sadece siz olduğunuz için seviyor oldukları ihtimaline inanın. Diğer olasılıklar bundan daha düşüktür. Yürümeyen ilişkilerinizin, siz yeteri kadar telefon aramasını cevapsız bırakmadığınız için değil, kendinize olan güveniniz ve sevginiz sıfır olduğu için yürümediğini anlayın. İşler ters gittiğinde bu siz yeteri kadar saçmalamadığınız için değil, anda varolamadığınız için böyledir.
Birçok konuda olduğu gibi ben bu konuda da yine şuur kelimesinin altını çiziyor, onu kalın harflerle yazıyorum. Çünkü kişilik bozukluğu olan ya da olmaya eğilimli olan insanlardan şöyle sözler duyuyorum:
- “Sen Mehmet’i tanıyor musun? Hayır çünkü ona da siyah çok yakışıyor.”

Bu insanlar siz bir şey sormadan sebepler saymaya başlarlar. Her şey için bir sebepleri vardır ve siz daha merak etmemişken bunları ardı ardına sıralarlar. Yeteri kadar sebep bulabilirlerse istedikleri şeyin olması gerektiğini düşünürler. Yani sizin henüz duymadıkları cevabınızın sıralayacağınız sebeplere göre değişeceğini düşünürler. Ama bu genelde imkansızdır. Mesela:
- Akşam sinemaya gidelim mi? Hayır çünkü film bir sürü ödül almış.
- Yarına yetişmesi gereken çok önemli bir işim var.
- Ama senin en sevdiğin artist oynuyor hem filmden sonra kahve de içeriz, bilmemkimler de gelecek çünkü.
- Yarına yetişmesi gereken bir işim var.
- Hmmm.. O zaman nerede ve kaçta buluşalım? Hayır çünkü trafik oluyor o bakımdan.
Bu “hayır çünkü” dizelemesi sizin mezarınızı kazar. Her söylendiğinde bir santim daha toprak açılmış olur. Siz bir soru sormadan “hayır”, siz bir soru sormadan “çünkü”, ve bunlar arka arkaya…
Bu insanlar, eğer henüz limitinize gelmemişseniz derin bir merhamet hissi de uyandırabilirler.
Kişiliklerinizi sevin, sevdirin. Onları bozmayın, bozdurmayın.
fotoğraflar: pook art, Joan Rubio
20 Temmuz 2007 01:06
rss reader’da girdinin başlığını görür görmez hemen okumaya koyuldum.. ve lakin her saniye ağzım daha da açık kalarak ve bpd ile ilgili benzerlik kurabileceğim bir şeyler aradım.. acaba başka birşeyden mi bahsediyorsun diye düşündüğüm çok oldu ama başlık ortada =)
borderline ile ilgili bu kanılara nereden vardın, nasıl gözlemler yaptın bilemiyorum fakat yazıda borderline’lar ile ilgili tek doğru şey; boşluk hissi ve tedavisi olmayan bir hstalık olduğu (bpd’nin tek tedavi yolu büyümektir). diğer tanımladığın davranışları bu konuda okuduğum tıp makalelerinin ve kaynakların hiçbirinde rastlamadım.
borderline kişilik bozuluğu nedir, wikipedia’dan bakalım >>
şimdi pek müsait değilim uzun uzun yazmaya fakat hafif’e konuyla ilgili yazdığım bir yorumdan alıntı yapıyorum:
20 Temmuz 2007 01:25
@pınar: ne söylersek söyleyelim, aslında aynı şeyi söylüyoruz.
21 Temmuz 2007 16:18
Sevgili Pınar, aslında sendeki trip bendede mevcut, geçenlerde şizofren bir arkadaşım geldi, etrafıdaki cinlerden bahsediyor, bri yandan da istersen bir emir vereyim köpeğin olsun o cinler diyor, ben de sinirlenip “olum bana şizo ayakları yapma, bırak bu şizo triplerini tepem atıyor” diyorum.
Birinin kevaşe olması hasta olmadığını göstermez ki!
21 Temmuz 2007 17:58
bu bir kontrolsüzlük durumu, ruhun parça parça her an bir yerlere savruluyorsun, ne zaman ne hissedeceğini bilmiyorsun, ne durumda ne yapacağını bilmiyorsun, aklın karışık, ruhun yaralı. boşluktasın, herşeyi birbirine bağlamaya çalışıyorsun ama zeki değilsin o kadar lanet kafan o kadar çalışmıyor hiç birşeyi koyamıyorsun yoluna. tecrübelerini siliyorsun değiştiriyorsun kendinle maket gibi oynuyorsun ağlıyorsun gülüyorsun kızıyorsun seviyorsun ama hissettiklerinin tadını çıkaramıyorsun, her şeyi yiyorsun ama hazmedemiyorsun kafanda kalıplar oluşuyor tamam artık buyum diyor bi süre sonra kendinle çelişmeye başlıyorsun kafanı boşaltacak insanlar arıyosun ama biliyorsun onların basit hayatlarında kendilerini mutlu edicek küçük şeyleri var onlarla konuştuğunda bunları ellerinden alıcağından korkuyorsun. hayatın sana haksız davrandığını sürekli ihanete uğradığını düşünüyorsun. insanlardan tiksiniyorsun nefret ediyorsun bunun neden olduğunu sorguluyorsun sonra onları sevmeye başlıyosun nedensizce. kendini kullan at fotoğraf makinası gibi kullanıyorsun dünün ne önemi var yarına bakıyorsun düzelicem diyorsun stabil olmayı istiyorsun o anda borderline olmaktan hoşlandığının farkına varıyor tekrar kendi dünyana çekiliyorsun. aşık olamıyorsun gerçekten sevemiyorsun vicdanından kurtulduğunu bunun için ne kadar çabaladığını hatırlıyorsun ne gerek var sanki her ilişki tek yastıkta mı kocuyor diyorsun. her sabah kalktığında bugun nasıl biri olacağını merak ederek uyanıyorsun. kimseye ihtiyacın olmuyor çoğu zaman. insan sevgisi için bıdı bıdı konuşmuyorsun gereksiz kişilerle. karamsarlık hakim genelde ama neşelendiğinde dünya pırıl pırıl oluyor bir anda.
ölümünden başka birşeyin seni tedavi edemiyeceğini de biliyorsun. zamanını bekliyorsun
21 Temmuz 2007 22:52
’sebeb’ üretme daha önce farkına varamadığım bir tespitti. teşekkürler bunun için.
27 Temmuz 2007 20:21
Sanırım bu rahatsızlıkta en temel olan terkedilme korkusu?yaşayanlar cevaplasın.sevgiler
10 Ağustos 2007 12:38
korku sadece bilmediğmiz olyada gelir.eğer herhagi bir konuda bilgin var ise korkmazsın.düşünün saat gecenin 3ü.ve bildeğiniz bir eve gidiyoruzsunuz tatile arkadaş grubuyla.ev zifir karanlık belki 1 senedir kimse ugramıyor.korkasrsın neden korkarsın biliyormusun o ev hakkında tam bilgi birikin yok.ama aynı yere benzeyen bir yer ve sizi hoşca karşılayacak bir grup var.ve orda bir grupun sizi hoşca karşıladığını bildiğin için korkmazsın.korkunun temeli bilgidir.
10 Ağustos 2007 19:05
evet insan merak duygusunu yitirmeyip bilmediklerini öğrenirse korkular yok oluyor.nihayi olanlar bile.ya da o bilgiler yaşamda işe yarayabiliyor.
ama benim burada bahsettiğim terkedilme korkusu,psikolojik bir bozukluk olan borderline içindi.
14 Ağustos 2007 19:22
adarshah ben seni yazına yazmadım cevap olarak.ben genellemesine yazdım.ok.
15 Ağustos 2007 16:25
eywallah!
23 Ağustos 2007 13:25
sanırım bende o hasta kişilik grubuna dahilim….
27 Ağustos 2007 18:17
tamamen bendeki kişilik özelliklerini gördüm evet uzun zamandır davranışlarımdan şikayetçiydim fakat bunun bu derecede bir rahatsızlık olduğunu görünce dehşete kapıldım. tedavi olmak istiyorum hatta ama bu problemin nedenlerini merak ettiğimden geçsin ya da düzelieyim iistemiyorum. ne bileyim mutlu ya da mutsuz oldup olmadığımı bilmiyorum…
20 Eylül 2007 15:38
Bu kavramla bugün ilk defa karşılaştım.Hayretler içinde okudum.Üzücü olanda anlatılanlar neredeyse beni anlatıyor.Aslında bir yönden sevindim,bu durumu hiç çözememiştim.Hayatımda büyük bir boşluk var.İyi bir eğitim aldım,kazancım iyi,ailem mükemmel insanlar fakat sebebini bilmediğim büyük bir boşluk var içimde.İlişkimin başında beni çok seven erkek arkadaşımı üzmek için elimden geleni yaptım,hergün ayrılmak istiyorum deyip beni ikna etmesini büyük keyif alarak izledim.Onunla sürekli oynadım.Sonuç 1 yıl sonunda onun psikolojisini tamamen bozdum.Şimdi ise benden ayrılmak istiyor.Benim içinse dünyanın sonu sanki.Nasıl benim gibi birisini bırakabilir sorusu sürekli kafamda.Onun kalbini kazanmanın yolunu arıyorum ama diğer yandanda ondan nefret ediyorum.Sürekli hayatıma yeni insanlar katmaya çalışıyorum kalıcı olan yok neredeyse.Birçok hobi bulmaya çalışıyorum.1 . haftasında sıkılıyorum.Hayatımda arkadaş ve sevgili seçimlerimde hep sorunlu insanları tercih ettiğimi farkettim.Mutlu olmak hiçbirzaman mümkün olmuyor.ya 5 dakika ya da 1 saat en fazla.Ne yapabileceğimi bilmiyorum ama böyle yaşamak istemiyorum.Birşeyleri yoluna koymam lazım..
2 Ekim 2007 22:38
borderline çizgiler taşıdığımı yeni öğrendim.Bozukluk düzeyinde değil ama çizgisi bile bana yetiyor.Yıllardır yaşadığım boşluk duygusu,benlik algımdaki değişiklikler.hergün yaşadığım dengesizlikler.Buna eşlik eden kronik depresyon durumu.Başarısızlıklarda kendini suçlama;çeşitli şekillerde vücuduma zarar vererek(sigara,kesici bişi,yumruk) kendini cezalandırma.Sürekli terk edilme korkusuyla tutkal gibi yapıştığım ilişkiler ,hayır diyememe.Neyse ne olduğunu öğreneli belki birkaç gün oldu ,şaşkınım hala.En azından ne olduğunu biliyorum.Ama iyileşme umudu yok gibi. Aslında böyle yaşamak ızdırap.Sürekli iç konuşmalar ve çatışmalar.umarım bir çözümü vardır.
3 Ekim 2007 19:56
sevgili aslı,şaşkınlığını anlıyorum ve iyileşememe kaygını.ben bipolar rahatsızlıktan müzdaribim.gerçekten delirmiştim.şimdi pırıl pırılım.hastanelerde ne hastalar gördüm ve doktorun anlattıklarından biliyorum yeni jenarasyon ilaçlar daha az yan etkili ve başarılı.kimler kimler iyileşiyor bi bilsen.herkesin iç çatışmaları vardır.olmazsa kişilik organizasyonu bozulur.
önemli olan iyi olmayı istemek ve bunun için yaşamını düzenlemek.anladığım kadarıyla iç dünyan ile yüzleşebilecek durumdasın.acını anlıyorum.haddim olmayarak önemli bir nasihat vermek istiyorum.önemli olan ‘’terapi'’ aslında.en iyi terapisti bulana kadar dr. lara git,salma.Terapiyle border line ın geçtiğini biliyorum.kimler kimler iyileşiyor ve yaşamlarını kurabiliyorlar.çektiğin ızdırabı anlıyorum,çok çok iyi…asla çözümsüz değildir.sadece ilaca bırakma işi.gündüz uyanık kal gece uyu.bol gün ışığı.30dk.tempolu yürüyüş beyindeki doğal adrenalini artırır.içki içme.yabancı hiç bir madde….offff…kusura bakma nasihatlarla doldurdum.sadece umutsuzluğun beni üzdü.yazmak istedim.sevgiler:)Terapi kesin çözüme götürür,umarım başarırsın.
3 Ekim 2007 19:59
terapiyle şizofrenleri bile iyileştiren dr.ların kitaplarını okudum.
3 Ekim 2007 20:03
ayrıca bir film geldi aklıma.sekreter(secretary) yönetmen Steven shainberg …..orada da bir kız var kendine zarar veren ,kesen biri….ilgini çekebilir.çok güzel bir film gerçekten.
3 Ekim 2007 22:00
sevgili adarshah.tavsiyelerin için çok teşekkür ederim .Bir psikiyatrist olduğunu düşüneceğim ama sanırım hastalık sahibi olunca yeterince bilgiye de sahip oluyoruz..Bunları uygulamaya çalışıyorum zaten .Sosyal bir insan olduğumu düşünüyorum.Dans ediyorum,arkadaşlarımla ilişkilerim iyi. Ama bir boşluk varki ne yapsam dolmuyor.Bir bütün olduğumu hissetmek istiyorum artık.Umarım doktorların yardımı olur.sürekli depresyon teşhisi ile antidepresan kullanmak ve hiçbir işe yaramamasından sıkıldım .Bana umur verdiniz teşekkürler
4 Ekim 2007 00:02
Senelerce doktordu,ilaçtı gezdim. Hatta askere gittiğim ilk gün, herhalde belli filan oluyordu, direk ilaç verdiler. Çok iyiyim filan dediğim halde.
Gerçek şu ki, insan düzelmiyor. Bence tam bir düzelme için aşırı çaba harcamak da gereksiz. Düşününki kolsuz bacaksız filan da doğabilirdiniz, bunun da çaresi yok. Zaman içinde kendi durumumla yaşamaya alıştım. Herşey normal bir insanda olduğu gibi değil elbette, ama sonuçta idare ediyorum. İnsanlar karşılarındakileri “hastasın, şöyle yap böyle yap iyileş” filan diyerek daha da geriyorlar. Sonuç olarak doğamıza aykırı sayısız şey yapıyoruz ve açıkçası ben “normal” görünen insanlara hiç inanmıyor ve güvenmiyorum. “Boşluk hissetmemek” tuhaf olurdu zaten, yani şimdi dualizme filan girecek değilim ama bende aynı şeyi hissediyorum, hep de hissettim. Çocukluğumdan beri. Bu elbette çok rahatsız edici ama bastırmanın,hafifletmenin de yolları var. Tecrübelerime dayanarak, “sosyal” rolü yapmanın daha zararlı olduğunu söyleyebilirim. Bir de o boşluğun nedenine bakmak gerek. Ben yalnız ölmekten korkuyorum, kimisi de illaki birilerinin gözünde değerli filan olmak istiyor.
4 Ekim 2007 15:58
tabiki akıl hastalıklarını engellemek olmalı amaç, toplum tarafından hasta edilen ruhlarımızın acısı zor diner.ama gerçek bir terapi çok etkilidir.önemli olan hastalığın iyileşmesine direnen şey nedir?
4 Ekim 2007 16:52
mazoşizm olabilir mi?
6 Ekim 2007 12:59
hayır sanmam o bir rahatsızlığın tanımı.sonuç yani.
mesela bütün cildinde sivilceler çıktı.zannediyorsunki cilt problemin var.sivilcelerinden hoşlanmıyorsun.kaşınıyor vs.ben cilt hastasıyım sanıyorsun.cilt dr.una gidiyorsun.araştırıyorlar…. asıl sorunun karaciyerinden kaynaklandığı ortaya çıkıyor.nedenini araştırıyorlar.alkol kullanımından kaynaklandığını ve alkol kullanmamanı söylüyor dr.ama iyileşmek istediğin halde içmektende geri duramıyorsun.neden geri duramıyorsun?iyi olmak istiyorsan alkol almaman lazım oysaki.iyileşmek istiyorsun.bilmemki nasıl bir örnek oldu.sevgili aslı,buradaki örnekte kullanmış oduğum tekil şahış bir genelleme;)ne demiş atalarımız.zaman herşeyin ilacı.iyi olmanı isterim.
peki cevap vermek sorun olmazsa, vücudunu kesmek sen niye rahatsız ediyor.ben saçlarımı koparıyorum mesela.kel kalmak zoruma gidiyor.
6 Ekim 2007 14:45
slm hocam ben hemen en ufak bir seye sinirleniyorum nedeni ne olabilir ilgileriniz için teşekürler
19 Ekim 2007 18:02
herkese merhaba…
malesefki bende borderline kişlik yapısına sahibim…buı acıyı ve boşluğu cümlelere sığdırmak imkansız…şu an 30 lu yaşlardayım..ve herşey gittikçe kötüye gidiyor..kendimi zorlayarak birçok şey yamış olsamda..bugün hala elde var sıfır..yıllarca psikoterapi,psikodrama,ilaç tedavisi görmemem rağmen ben hep aynıyım..bir psikiatrist ve terapist kadar bilgi birikimim var..okumaya çok meraklı olduğum için,tıp kitapları dahil her türlü kitabıda okudum..ama öyle bir acı ki bu..hiç birşey düzelmedi..hayatımda o kadar değerli insanlar varki,onlara sorumluluğum olmasa ölmeyi öyle istiyorumki…yaşamak bu denli ızdırap olabilir…
20 Ekim 2007 22:29
Borderline kişilik bozukluğum olduğunu farkedeli 1.5-2 yıl oluyor.Bu durumun ciddiyetini kavramak çok zamanımı aldı.Sevgilimi ve kendimi getirdiğim hal o kadar berbat ki, hayat yeniden yaşansa ve ben başka bir karaktere sahip olsam diye düşündüğüm oluyor. Kendimden menmun değilim. Karşımdaki insana neler yapabiliyorumu farkettiğimde büyük bir üzüntü duydum.Zavallı sevgilim ve zavallı ben….Bu durumun üstesinden gelebilenler ile yazışmak istiyorum…
25 Ekim 2007 23:12
ya dediğiniz gibi borderline kişilik tam bir hastalık kategorisine girmiyor. iyileşiyorsunuz
ben 5 sene haftada bir terapiye gittim. yanlış olan algılarımı düzeltmeye çalışıyordu.kötü bir çocukluk geçirmiş ve kötü muameleye maruz kalmış her insan böle bir hastalık olarak tabir edilen borderline a kapılabilir.ama denildiği gibi olgunlaşınca yani büyüyünce düzenli bir hayat yaşayınca hayatta amaçlarınız olunca bu durum dağılmaya başlıyo.ben yaşadığım her olayın neden böle olduğunu merak ettiğim için araştırdım .neden böle davranıyorum ve diğer insanları da inceledim.bana bu hastalık böle bir deneyim kazandırdı.ve öğrenince büyüdüm.büyüyünce de bu hastalık dağıldı.ve sonuçta ben ne elde ettim.koca bir deneyim. bence bu süreci yaşadığınız için de şanslı hissedin kendinizi.okuyun araştırın irdeleyin ama hep iyi olmayı düşünün, ama bir de terapiye gidin belki de en önemli şey terapiye gitmektir.ama korkmayın bir gün bakmışsınız geçmiş.o zaman da hayat çok sıradan gelecek size.keşke eskisi gibi olsaydım diceksiniz.ama iyileşince elinizce kocaman bir deneyim olacak. diğer insanlarda zaten çok normal olduklarını düşünmeyin.herkesin bir sorunu var.zaten hayata bu sorunları aşmak için geldik.kendinizi ben borderlinenım diye de etiketlemeyin.kendinize saygı duyun.nice aptal insanlar kendilerini bişey zannediyorlar.siz ise çok büyük bir yükü aşmak için uğraşıyorsunuz.bence siz daha değerlisiniz.
10 Kasım 2007 16:12
Benimde kızım 10yıldır bir türlü iyileşemedi okudukça anlıyorumki çok zor bir hastalık allahherkese kolaylıklar versin saygılar
23 Kasım 2007 20:55
merhaba,
bir borderline daha. ilaç kullanıyorum. Allah’a sığınıyorum ve az olan umutlarımı korumaya çalışıyorum. kendimi çeyrek insan olarak bile göremiyorum artık. yalnız bu bozukluğumu bilmeyenler benden çok şey bekliyor. bu çok zor işte.
25 Kasım 2007 19:17
Sevgili arkadaşlar tuğba berfu , bu sitede daha kim varsa hepinizi candan kucaklıyor ve ö püyorum . Ç OK AMA ÇOK acılar yaşadım yaşamaya da devam ediyorum öyle şiirler yazdımki kendim bile okurken zaman zaman gözyaşlarımı tutamıyorum .23 yaşında üniversiteyi bırakıp evlenen ve biz anne babasından nefret eden ve görüşmeyi reddeden bir yavrum keşke mutlu olduğuna inansam üzülmiyeceğim ama şizofrenve kapı dışarı çıkarmayan 3 yıldır işziz bir insanla evli ve ben annesini öldürüp benden kurtulmayı düşünen bir ruh yapısına sahip gerisini sizler düşünün artık allah hepinize kolaylıklar versinbanada saygılar selamlar herkese
3 Aralık 2007 15:21
Sayın börtücene .Sayın İcen börtücene ile bir yakınlığınız varmı ben kendisiyle yani icen bötücene ile birkaç yıl çalıştım onun için soruyorum saygılar
3 Aralık 2007 15:39
@hayriye: sadece isim benzerliği var. ama benimki börütecene, onunki börtücene. ancak icen bey (biz ona icen amca derdik) tesadüf eseri tanıştığımız bir aile dostumuzdu. çok sevdiğimiz biriydi.
3 Aralık 2007 17:16
Sayin Osman Seyit Borutecene,
Borderline kisiligi boyle basit ve cok ilgisi olmayan cumlelerle aciklamaya calistiginizi goruyor, siz ve yalnizca buradaki cumlelerle yetinecek arkadaslar icin -tum hassasligimla- uzuntulerimi bildiriyor ve saygilar sunuyorum efendim..
3 Aralık 2007 21:50
sayın kayıpsokakadları
Bizleri daha komplike cümlelerle aydınlatırsa eminim çok yararlı olacaktır.birçok arkadaşımda eminimki kendilerini bu illetten kurtaracak mucize cümleler bekliyorlar.teşekkürler!
13 Aralık 2007 21:40
Sayın osman Seyit Börütücene Sayın İcen bey için yazdığınız açıklamalar için teşekkürler yalnız bu bipolar 2 ,kişilik bozukluğu, borderline bunlar hakkında epeyce bilgilendim ama yinede bunların birbirleriyle bağlantıları, mesela ilaç kullanılmaması durumunda neler olur hastalığın syri çevre koşullarından etkilenirmi mesela bu kişilerdeki kin ve nefret artışının hızı nedir bu gibi konularda biraz daha aydınlatırsanız sanırım bütün bu hastalıktan muzdarip insalara da ışık tutmuş olursunuz çok insana sayın nesrin dilbaz sayın nevzat yüksel bu konuda bazı açıklamalarda bulundular ama birde sizin yorumuzunu almak istiyorum saygılar
14 Aralık 2007 03:38
@kayipsokakadlari: görüşünüze katılmıyorum, cümlelerim basittir evet çünkü özen gösteririm basit cümleler kurmaya ve kısa anlatımlar yapmaya. ancak burada yazdıklarım borderline kişilik ile hiç de alakası değil lütfen insanları yanıltmayın.
14 Aralık 2007 03:40
@hayriye: ben teşekkür ederim. buradaki yorumlar benim yazdıklarımdan da zengin oldu buna çok seviniyorum. ben fazladan bir yorum yapmasam en azından şimdilik daha iyi olur çünkü daha evvel de belirttiğim üzere bu konu benim için bir uzmanlık alanı değil. ama konu üzerine daha fazla bilgi ve deneyim sahibi oldukça bunları mutlaka paylaşacağımdan emin olun.
14 Aralık 2007 11:42
tekrardan merhaba..borderline kişiliğin hastalık olup olmadığı çok önemli değil arkadaşlar..sıfatların bu durumla baş edebilmek için pozitif hiç bir etkisi olmadığı gibi negatif etkileri daha vurucudur.ama borderline kişiliğe sahip insanların kaçınılmaz olarak kendilerini araştırması ve çare araması vuku bulurki,o zaman da adının hastalık olup olmadığı önemini yitirir.insan kendiyle mutsuz ise ortada bir sorun var demektir.borderline kişiliğe sahip biri olarak şunu söylemek istiyorumki.kendini aramak ve bir türlü bulamamak.ve her aynaya baktığında ben kimim demek,zaten sürekli değişken ve karmaşık hayatta öyle zor ki..öyle zor ki..yinede iyi bir terapist ve tedavi ve bu tedavide istikrar ve azim biraz olsun ışık tutuyor bu karanlık yollara..ne diyim yazmak isteyeceğim bir sürü şey vardı.yine boğazımıda düğümlendi..akmaya başladı gözyaşlarım..şimdilik bu kadar..sevgiler..
14 Aralık 2007 15:22
R.D.Laing adında bir antipsikiyatr var, şizofreniyi bir varolş biçimi olarak anlatmıştır..
‘’.aynasında kendin bakmaya çalışmakta ama birisi olduğuna kendini ikna etmeyi asla başaramamaktaydı.Orada hiç kimsenin olmayabileceği korkusunu hiçbir zaman alt edememekteydi.'’
yaşamış olan için orada geçen ‘korku’ kelimesinin yanına bir de dehşeti eklemek istiyorum…
bu cümleyi seviyorum…bir ara o hallaere girmiştim…aklım karışıp bütünlüğünü yitirmişti..karışan bölüm uyuşmuş gibiydi..korkunçtu…..bir ilaçla geçti.BU kadar da kolay ve anladımki anlıyorum ki herşeyimiz kimya…bir otomobil gibiyiz….tehşis şizofreni falan değildi ..tehşislerini yerim ben onların zaten…çerez niyetine..
nedir bu işlerin gerçeği bilemiyorum.çok çeşitli görüşler var….bence toplumda doğası en sağlıklı insanlar en çok acıyı çekiyor….ruh yalnızlığı,umutsuzluk,hız hastalıklarının başaldığı şu uygarlıkta bizden ne yapmamaız istenmektedir?ben bunu soruyorum..çünkü varoluşum çevremdekileri pek mutlu etmiyor.benide yoruyor….bazen ölümün bu kadar yakınımda el altında olması kendimi öldürme konusunda daha net planlar yapmama sebep oluyor…yaşamdan başka kaybediceğim birşey yok..onu korumak için içimde yıkık değilim…dolayısıyla hergün ölüyorum..
iletişim bence tek gerekli olan bize…
yakında uzakta sizi anladığını bilen biri var burada..o kadar da iddalıyım yani..
herkese sevgiler…
14 Aralık 2007 15:25
sevgili osman ne güzel bir alan açtı…..bence söylediği çok doğru..
@hayriye: ben teşekkür ederim. buradaki yorumlar benim yazdıklarımdan da zengin oldu buna çok seviniyorum. Demiş.helal olsun sana dostum:)
15 Aralık 2007 01:28
Bir psikolog ,yaptığı kişilik testiyle bu teşhisi koydu.Birkaç yıl sonra gittiğim başka bir psikolog-yine aynı testiyaptı,şu mürekkep lekeleri olan- “hayır,borderline değilsin ama içinden geldiği gibi davranmayan,rol yapan birisin”dedi.(kesinlikle haklı.)İyi hissetme işini tutarlı olmaya aşırı gayret ederek sağlıyorum,(aşırı enerji kaybı)Tabii çevremde tutarsızlığı olan birini görünce küplere biniyorum.Oysa normal olan şu tutarlıymış,bu tutarsızmış demeden olduğu gibi hayatı yaşamak,anı yaşamak,ama nerdee?Ahlak zabıtası gibi ortada dolaşmaktan bunalıyorum.Kendimi en iyi nasıl hissediyorum biliyor musunuz,durmadan birşeyler öğrenerek.Millet arabasında radyo dinler ben eğitim cdsi dinliyorum,şöyle dört başı mamur bir fakültede bir daha okusam acaip mutlu olurdum,oysa artık çocuğum okumalı değil mi?
15 Aralık 2007 14:27
sevgiili angel,
merak ettim rol yaptığını söylemiş dr. sana….sen evet rol yapıyorum demişsin.
sen kendini bildiğine eminsen sorun yokda..ben artık bazı psikiyatrik akımları saçma buluyorum…leke testi de bunlardan biri…nasıl bir rol oynuyorsun..yani rol yapmak derken neyi kastettiğini merak ediyorum..
neden rol yapıyorsun?bu sorularım kesinlikle seni anlayabilmek için.itham etmiyorum.sakın yalnış anlaşılmasın…bu tip konularla ne kadar ilgili olsam da bir mutlaklık olduğunu sanmıyorum..ona bakarsan hepimize roller verilmiş zaten…bebek doğar,sonra aynaya bakar…kimim ben der? bunu çevresindekilerden öğrenir…dış dünyadan gelen yansıtmaların kişiliğin gelişimin de rol alır.bir oğlanı kızsın sen diyerek yetiştirirsen neler olabilir….Lacan’ın öne sürdüğü bir savdır…bana çok akla yatkın geliyor..umarım doğru ifade edebilmişimdir.
suçluluk mu duyuyoruz..birileri bizi sevsin diye mi uğraşımız kendimizle..yoksa tek derdimiz acıdan kurtulup derin bir nefes almakmı..o nefesi hemen şimdi derince alıyorum ve veriyorum.yaptım oldu..
hangimiz çocukken kendiliğinden gelen zırhsız tepkilerimiz yüzünden cezalandırılmdık?ya da doğal davran mamamız gerektiğini öğrenmedik mi?sonra kendimizi korumak için bir zırh oluşturmadık mı?..bence hepimiz biraz toplum kurbanıyız…
demiyorum ki maymun ettiler tekrar insan lamam.:)))
iyi hissetmek için enerji ve zaman kaybı demişsin…ben de aynı şeyi hep söylerim…kendimi iyi hissedebilmek için harcadığım çabayı , bilime adasaydım…astronot olup aya bile gidebilirdim…peki iyileşme çabama direnç gösteren şey ne?hastalığı bırakmayan şey ne?
bırak tutarlı olmayıver bisüre…ahlak polisi kesil…hataları gömeye devam et.mükemmel i ara..ne var bunda…rol yap..ne var bunda…bu da bir bakış açısı..yaşama anını…en kötü ne olabilirki?
ben kendi algılarımın doğruluğuna inanıyor ve kendi hakikatim doğrultusunda davranıyorum hayatta..ama bütün bunların bir anda yok olabileceği ihtimali beni korkutmazdı bir istikrarsız olsaydım.. olsaydım…olmadı mı hop yeni bir savunma mekanizması..yeni bir tavır hayata karşı..
uzatmiiiim.ben bu kafayla epey bir toplum dışı kaldım…bu otomatik gerçekleşen birşey…sistemin dışına atılıveriyorsun..herkes senin sefil halini görünce akıl vermeye çalışıyor…çoğu zaman ben de diğer insanların aklına danışırım..bu öyle bir akıl verme değil..vediği akıl da işe yarar değildir..saçmalarlar..çünkü bakıp gördükleri sen değilsindir..onların kendi algı süzgeçlerinden geçmiş bir görüntüyümdür ben…HAYIR! derim ..ben buyum..heeeyyy..bakınız buradayım…tanıştırayım kendimi desem de….çok konuşmak zorunda kalırım ve en sonunda sinir basar..çünkü ortada gerçek bir iletişim yoktur..yine yalnızsındır..senin için ne yapabilirim nergis?(mesela ben adarshah tım di mi?şimdi nergis oldum?!!!bana Taktıkları isim bu.) diye soran pek çıkmadı..yeni bir hayata başlamaya çalışalı,yeni olduğum bu kentte 2 sene geçti..geçmişi bilemedikleri için beni burada tanıyan insanlar beni kaybetmiş bir insan olarak görüyorlar.o kadar da anlatmaya çalışıyorum, bunun benim için kendimi iyi hissetmediğim bir geçiş dönemi olduğunu,bana akıl vermek yerine muhabbeti tercih ettiğimi..ihtiyaç duyduğum tek şeyin MORAL olduğunu söylüyorum.Çünkü ben bu dönemin geçmesini sabırla bekliyorum..2 sene geçmesi gerekse bile…bunun da taktir edilmesi beklentim de var bu arada……(herkes bazen düşebilir;bu bile yasak kötü).çalan telefonlar hastalandım mı susar…neşeliyken susmaz o telefonun zili..
insanları seviyorum…ama..artık uzaktan..kabuğumdan kafamı her uzattığımda neden o kabuğun orada olduğunu hatırlıyorum..
15 Aralık 2007 14:44
bir de son cümlen gülümsetti beni..çok alem bir tipsin sanırım:)
kendini nasıl iyi hissedeceğini bulmuşsun helal olsun:) fakülteye gitsem ACAİP MUTLU OLURUM yazmışsın..engel varsa diyeceğim hiç birşey yok…ama neden mutlu olacağını bulman süper..bunu bilmeyen binlerce insan gördüm..kıvranıyorlardı..depresyondayken de öyle bir hale girerim ki,hiç bir şey beni mutlu edememktedir..seratonine aç beynimle oturur kalırım.yatamamda:)
senin yaşantını bilmiyorum ama keşke o dediğin gibi 4başı mamur bir üniversitede okusan da mutlu olsan..iyi dileklerim seninle..
ama yine anlamadığım..neden 4 başı mamur bir üniversite..dört başı mamur bişey var mı acaba haytta?
ben de hep en iyisini isterim…
15 Aralık 2007 21:29
merhaba,
borderline rahatsızlığının temeli bebeklikte yaşanan travmatik bir yaşantıya dayanır diyor psikayatrlar … eğer böyle bir şok vs. geçirdiyseniz, size anlatılanlardan biliyorsanız. neden böyle hissetiğinizin kaynağı olabilir. çok hassas, alıngan olmak, kimlik karmaşası gibi… bunlar toplum içinde güçlü olmanızı engelliyor.
Angel, bu arada, ben de öğrenme, eğitim konusunda açlığım hiç bitmiyor. karadelik gibi yutuyorum eğitimi ama bana dönüşü olmuyor. mastır, yabancı diller vs. de tatmin etmiyor. bir şeyler öğrenmek bir çözüm getirmiyor galiba. duyguların açlığı var. böyle bastıracağımızı mı sanıyoruz acaba? yanlış yerde arıyoruz galiba… ne dersiniz?
15 Aralık 2007 22:26
Rol yapmak şöyle bir şey:Aslında pek iyi hissetmiyorsundur,ama “aydın havası olsun”der gibi kısaca “iyiyim”dersin,sonra iyi olmadığın bir yerlerden fışkırır,iki durumda mahçup olursun: 1)Karşındakine saygısızlık etmiş olursun,çünkü dürüst davranmadın,içini kendine karşı da bir saygısızlık kaplar.2)İyiyim dediğin için karşındaki gayet rahat esprisini yapar ,kuantum fiziğine falan girer ama sen iyi değilsin ya;dikkatini ona veremedin ve belki de içinden” keşke benim iyi olmadığımı akıl okuma yöntemiyle falan anlasa da bir sussa” diye saçmalarsın,dialog değil monolog olur aranızda.Oysa iyiysen iyiyim, kötüysen de (nasıl kısa anlatılacağını bir bilsem)kötüyüm dersin,diyebilmelisin yani.Sohbeti iyi bir insan olmayınca da çoluk çocuk sahibi ve “nihayet”normları yakalamış bir insanken “tekrar üniversiteye gitsem acaip mutlu olurum”diye saçmalarsın işte!Ama şu Amerikalıların hepside mi borderline be kardeşim!
15 Aralık 2007 22:56
Nasıl bazı bünyelerin bağışıklık sistemi zayıf olduğu için gribe falan daha sık yakalanıyorsa galiba bu borderline da öyle bir şey.Yani bir düşünsenize bağda bahçede doğan ve yaşayan,tutarsızlığı dizboyu ebeveynler eşliğinde büyüyen,duygusal istismarı bırak resmen tacize uğrayan ama gayet “normal”olan bir sürü insan var.Genetik kod önemli bir şey.Tabii bu doğumumuzla gelen genetik kodlarımızı” kuantum düşünme tekniğiyle”değiştir(meye çalışmak)mek diye bir şey var ama gerçek bir kendini adama gerektirdiğinden eminim.O tarz şeylere konsantre olamayınca da toplum içinde daha çok çıkıntı olmamızı sağlayacak (kesinlikle kendi adıma konuşuyorum)yok o kurs,yok bu eğitim cdsi,bir daha üniversite okumak gibi(aslında kaçış-ama kimden ve neden)temelden yoksun istekler geliştiriyoruz.
15 Aralık 2007 23:36
Düşünün bir hele
Hayatında bir erkeği olmuş bir kadın 5 çocuk sahibi,ve küçük sağlık sorunları haricinde doğumdan başka hiçbir sbeple doktora hastaneye gitmemiş bir kadın.ORGAZM nedemek bilmez yaşamamış hatta hissetmemiş bir kadın düşünün.Bu kadına orgazm ı nasıl anlatırsınız ? nasıl tarif edersiniz ?
Bunca yazıyı okudum sabırla.Bilen bilmeyen soran öğrenmeye çalışan arkadaşları gördüm az çok anladım Borderline denen hastalığı …desem yalan olur inanın.Etrafımda bana çok akıllısın diyenlere biraz sinirli ama belli etmeden tebessümle bakıyorum ve onayladığımı sanıp memnun oluyorlar verdikleri övgü için.Değilim ben akıllı felan ben açıkça deli biriyim desem siz ne anlarsınız ? Deli diye tanımlanan odalarda bağlı yada hergün ilaç verilip aklı uyuşturulan insanlarmı gelir aklınıza yoksa deli adamdır hee diye mahhallede arkadaşlar arasında saygı duyulan tırsılan tipmi bellersiniz ?
Yani bir BORDERLİNE dendi ama hala ben yada etrafımda yaşayan insanlarda eseri ni hem buldum hemde bulamadım herkese göre farklı anlam taşıyor bu hastalık bunu gördüm.Bence takılmamak lazım.Asıl anladığım şey İlgi sevgi alakadar olmak yakın durmak konuşmak yazışmak …yani iletişim insandan insana gördüğüm tek ilaç bunlar gerisi boş derim.İstemek ve vermek mesele dozunu siz ayarlayın artık.
17 Aralık 2007 04:13
Bu yazıya gelen yorumlar ve açıklamalarla, burası bir paylaşım platformuna dönüşmüş, bu harika! Tüm yorumları okudum ve ne kadar hoşuma gitti anlatamam…
@ Canımın ichi: iyi ki yazmışsın borderline üzerine, beynine ve eline sağlık!
@ Nergis: Güzel kardeşim benim, Nasrettin Hoca’nın fıkrasında olduğu gibi, “damdan düşenin halinden ancak damdan düşmüş bir başkasının tam olarak anlayacağı” gerçeğini bildiğinden olsa gerek, nefis yorumlarınla hem insanlara yardımcı oluyorsun, hem de yazıya renk katıyorsun, ellerin dert görmesin!
18 Aralık 2007 15:39
sevgili angel,
cevabın için teşekkür ederim.
normlara uymak iyidir bence.çokca sorumluluğu ve işi olan insanlar pektabi ki birçok enterasan ilgi çekici konudan ve durumdan uzakta hissediyor kendini.keşke daha çok kendimizi yaşayacak vaktimiz olsa.ama hız ve paranın başı çektiği bu çağda ufak tefek mutlu tesadüfleri,küçük mutlulukları görmeden geçebiliyoruz.
Amaçsız mutlu olunması çok zordur diye düşünüyorum.bilgi açlığı ve merak kadar motive edici birşey de yoktur.varış noktasına kilitlenmiş ralli plotunun yanında bir de kopilotu vardır haritaya falan bakar.bence ikisi de bir amaç uğruna gittikleri yolun tadını çıkaramamaktadırlar.Adrenalin manyaklarına bir diyeceğim yok ama:))))Koptum…o arabayı bana verseler.şahsen en ağırında sürer durup etrafı keşfeder,hayrat bulursam su içer,yoluma devam ederken haritama da bakardım, otoyolun dışında uçsuz bucaksız yemyeşil bir alan bulduğumda da zannetmiyorum ki arabayla fazla işim kalsın.ne de haritayla.bir pusula yeter bana.
nasıl anlatılır bilmemki.
genetik kodlar konusunda angel a katılıyorum.demek ki biryerde de kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeliyiz. içimizde kendini geliştirme güdüsü varsa şüphesiz bu kabul ediş sabitleyen bir anlayış olmayacaktır.sürekli değişen ve gelşen olmaya devam edebiliriz.işte ‘’hamdım , piştim, oldum'’ denmiş ya.hamdım, pişiyorum, oluyorum ve varolmaya devam ediyorum..anlayışı daha bir az ezici olmazmı.kendimizi ezmeyelim.biz güzeliz.biz insanız .insani isteklerimiz var.iyiyi hak ediyoruz.keşke hiç kötü şeyler olmasa diyoruz ama oluyor.olabilir.. bu olandır zaten.herşeyi bir bütün olarak ele aldığımda çizgisel bir düşünme biçiminde akıl yürütemiyorum.hayatımızı sürekli etkileyen birbiriyle devamlı etkileşimde bulunan birçok unsura dahiliz.kuantum anlayışı bu kadarıyla bile yeter bize.aşırı çaba sarfetmeye vakti olanlara ne mutlu.araştırıp bize bir özet çıkartmayı akıletse ve okuduklarını gelip sana heyecanla anlatacağına bir kaynak tavsiye etse ve sen de monologda bulmasan kendini.o da iyi niyetlidir.surf yaparken kuantumda ‘bilinemezlik kuramı'’na bakabilirsin dese mesela;)
Hepimiz aşşağı yukarı birbirimize benziyoruz .empati kurabilmeliyiz, ‘’sus'’demeliyiz belkide..'’Hayır!'’ diyebilmeliyiz..herkese herşeyi açıklamak zorunda değiliz.işim var der çekip gidebiliriz.herkes zaman zaman nevrotikleşebilir bu çağda.önemli olan iç görü sahibi olmak ve aksaklığı yakalayıp hemen hastalığı engellemek.T.V. illetini,neti,elimizdeki maddi manevi kaynaları,potansiyelimizi kullanmalıyız.kararlarımızı sezgilerimize göre verebilmeliyiz.benim düşüncelerim bunlar.
eğer sehpanın çilasının çizilmesine veya bulaşıkların yarına kalmasına gözyumabilirsek başka güzel şeylerin onların yerini doldurmasını da umudedebiliriz.bırakalım dörtdörtlük olmasın herşey.kıymetli biricik bizden daha önemli olmayan şeyler yüzünde boşlıkları içimizdeki kaygının doldurmasına da gözyummuş oluyoruz.doğa boşluk kabul etmez.odayı oda yapan onun boş alanıdır.ama o alan da doludur.neyle mi?yaşamla.:))
herkese sevgiler ve sabır ve şans diliyorum, bir hata yaptıysam affola.özetle anlatmaya çalışmak zor ve ben bir yazar değilim ne de bilimadamı.sadece düşüncelerim.
unutmayalım sevdiğimiz insanlar hep orada olAmayacaklar.onları incitmemeye çalışalım.tabi bu karşılıklı bir anlayış olmalı.
Ayrıca kendimizi bir radyo gibi düşünelim.radyoyu aldık eve geldik.yakaladık bir kanal ve başladık hergün onu dinlemeye.derken birgün bir arkadaşımız geldi ve başka bir kanal buldu.şaşırabiliriz ve sonra pek çok kanal daha olduğunu keşfedince de dibimiz düşer.hergün yeni bir tecrübe.potansiyellerimizi çıkıntı olmak adına bastırmayalım.4 başı mamur olmasa bile üniversite ortamlarını sevmişimdir hep.türkiyenin pek çok yerinden gençlerin buluştukları yerler olduğu için ayrıca önem taşır.herkes kardeştir.
22 Aralık 2007 13:05
Tek tek isim yazmayacağım öncelikle hepinizin bayramını kutluyorum bu hastalıkla boğuşanların bayramdan ne anladıklarınıda çok ama çok merak ediyorum benim anladığım şey sadece kalıpları yaşıyoruz herkesin birbirlerine iyi dileklerde bulunmaları çok güzel benin gibi beyni yüreği yavrusunda olan bir annenin bayramı ancak ve ancak yavrusuna kavuştuğu gündür diyorum sizlerin bayramları nerelerde gizli kim bilir daha uzun uzun yazacağım ama malum ziyaretler hepinizi öpüyorum
23 Aralık 2007 16:33
ben de Hayriye hanım ve hepinizin bayramını kutluyorum. umutsuz olmayın. Allah hiç bir şeyi sebepsiz yaratmaz.
25 Aralık 2007 19:59
Sevgili Tuğba ve sevgili arkadaşlar veya çocuklarım diyorum çünkü bu sitedekilerin en büyüğü benim sanıyorum çünkü yaşım 50 ve 3 çocuk sahibiyim inanın bana yaşadıklarımı bir senariste anlatsam filimmi olur dizimi olur bilemiyorum amainanın bana sevdiklerim için direnmeye devam ediyorum tıpkı kayaların arasından çıkıp yaşmaya çalışan bitkiler gibi yada allah korusun ama kanser teşhisi konmuş hastalar bibi yada hergün tiyatro oynayan emekliliği gelmiş tiyatro sanatçısı gibi nedersiniz bilemem ama hayata tutunun 8ellemi 18 ellemi nasıl tutunursanız tutunun ama kendi değerlerinizi en üst noktada yaşayarak tutunun bu gün içimden gelenler bunlar hepinizi öpüyorum
26 Aralık 2007 12:45
sevgili hayriye,evladınızın rahatsızlığı ndir bilemiyorum. birgün gelecek ve bütün bunlar sona erecek ve güneş hergün yeniden doğacak.
son cümleniz çok çarpıcı.
evet güneş geceden sonra acıları dindirir.gün ışığı yeni bir umuttur.umut olmazsa acımız artar.sanırım siz umudunuzu hiç kaybetmemişsiniz.Ayrıca evladınız, Herkesin acısı kendi için çok büyüktür demişti dr.sebep ne olursa olsun…sayesinde sanırım bir tekamül yaşamışsınız.
yanılıyorsam affedin.Çünkü roman olacak kadar çok şey varken,elimdekiler yetersiz gelebilir. ,bilemem ama, iki kelam edeyim dedim.
sizin de desteğe ihtiyacınız olmalı..yardım alıyor mususnuz?sadce siz için.evlat odaklı olmayan..işe yarayabilir.sadece sizin için.
ben rahatsızlandığım zaman ailem o kadar üzülüyorki,ben bu umutsuz ,acı dolu bakışlardan haz etmiyorum.insanı daha kötü yapıyor.çocukların rahatsızlanmaları aileleride aşırı suçluluk duygusu yaratıyor.aileyi toplumdan ayrı tutabilir miyiz?
son cümle bence sizin için geçerli.insan yaşlandıkça ,gücü azalıyor doğal olarakama bu güzel ve ermişçe bakış açısı.sanırım herkes bu mertebeye erişemiyor.
beniim fikirlerim.ailenin endişesi arttıkça evlat bunu hissediyor.bu korkutucu birşey zaten kaygı dolu ızdıraplı ruh halleri.bu yaşam toz pembe değil hiçbirimiz için.siz güçlü olmak zorunda değilsiniz.vaz geçmece yok ama sanırım tanrı bu gücü annelere verebiliyor.sizi takdir ediyorum ve
haddim olmayarak şunu söylüyorum…. toplumda işlevselliği olmayan dışarıda kalıyor.kimse anlayamaz bunu yaşamadan.ama bu bir varoluş biçimidir diye düşünüyorum.
26 Aralık 2007 18:31
kendini ifade etmektir borderlinenın tek istediği aslında. çünkü duyguları ağzına kadar doludur. bakınız bu siteyi bile bu amaçla kullanıyoruz. bence böyle bir internet grubuna ihtiyacımız var. yoksa var da benim haberim mi yok…?
27 Aralık 2007 07:31
duygularla ağzına kadar dolu olmak__nasıl birşey merak ettim.var da taghminlerim ama cevabı sebden duymak sitedim
27 Aralık 2007 14:37
Herkese Merhaba ;
Kelimeler çoğaldıkça anlam azalır. Konunun özetini yapan ” offshoot ” a teşekkür ederim.
” Herkesin bir adı var bizimkiside ” Borderline ”
Soru sormuyorum. Bu ayrıcalığın tadını çıkarıyorum. Eğlenceli olan onca yanı var.
Kim isterki
düzenli, monoton ve sıradan bir yaşamı Borderline olmak varken.
Siz onu umursamayın o size mukafat olarak döner.
28 Aralık 2007 13:13
ne kadar yükselirsen o kadar dibe vurursun.yan etki işte.bipolarım bedelide bu.
29 Aralık 2007 11:08
Sevgili adarshah ben 45 yaşından sonra bilgisayar öğrendiğim için biraz hatalarım olursa lütfen kusuruma bakmayın siyedeki herkese sevgi ve selamlar benim kızıma Ankara yükseliş kolejinde okurken sosyal fobi teşhisiyle başladık daha sonra bugün çok meşhur olmuş doktorlarla düzenli tedaviye devam ettik konan teşhisler borderline bipolar 2 mani yani nasıl anlatayım herzaman yanında oldum ona hiçbir zaman acıyan yada üzülen gözlerle bakmadım hep yanında oldum hep destek arkadaş anne rehber yoldaş sırdaş ne bileyim neye ihtiyacı varsa o oldum ama olmadı olmadı olmadı her seferinde doktorları pskolakları,pskiyatrisleri reddetti hep sorunlu arkadaşlıklardan dolayı başı dertten kurtulmadı 2kez ankara adliye koridorlarında gözlerim yaşlı dolaştım yalancı şahitlik dahil her yerde destek olmaya çalıştım ama bügün Ankaranın ücra bir köşesinde şizofren bir insanla evli ve biz anne babasını kardeşlerini reddediyor hiç sokağa çıkmassızın bir ayzamırlı anneye yani eşinin annannesine bakıyor yılları benim emeklerim herşey boşa gitmiş durumda 3senedir konuşamıyoru sesini duyamıyorum yavrum canıa kuzum kınalı kuzum diyemiyorum .üniversiteden atıldı atılış yazısını bile yanımda taşıyorum.gençliği yılları boşa harcanıp gidiyormu acaba yoksa o bana hep şöyle derdi BAZI YIKILIŞLAR DAHA BÜYÜK KALKIŞLARIN HABERCİSİDİR yoksa benmi kendimi avutuyorum bilemiyorum umutlu olmaya devam ediyorum ama çok büyük acılarla terbiyemi oluyorum allah hepimizin yardımcısı olsun hepinize umutlu ve mutlu seneler
29 Aralık 2007 13:43
ASIL BEN AFFINIZA SIĞINIYORUM DÜZENSİZ YAZIMDAN ÖTÜRÜ
biplar rahatsızlığın şiddetleri yaşla azalabiliyor.BİLİYORSUNUZ.şeker hastalığı gibi bir yapısal sorun biliyorsunuz.
bu onun yaşamı ayrıca.çocuklar tanrının emanetleridir.bizim parçalarımız değillerdir.öyle yaratılmışlardır.BİPOLAR DİSORDER DA GENETİK.BEYNİNDE UR DA OLABİLİRDİ.PANİK ATAK HADTASI DA OLABİLRDİ.
siz ona sarılamıyorum,verdiğim emekleri kayınvaldesine veriyor bana değil mi diyorsunuz?yoruluyor diye mi üzülüyorsunuz.?hayalini kurduğunuz beya z atlı prens orada 2 dk. durmazdı.şükredin birini bulmuş.:)))
yaşadaığı tablo karanlık ormandaki yaşlı cadının evini mi çağrıştırıyor.?
aileler hep en iyisini ister.kim bilebilir ,nasıl olursa sizi üzmeyecek bir tablo olabilir.imkansız.kim mutlu gerçekten
?
eşini seviyor ve seviliyorsa ne güzel..birini bulmuş demekki kendini anlayan.tercih etmiş.orada silah zoruyla mı duruyor.?hasta birine bakacak enerjisi varsa bu pozitif.işlevsellik var demekki.
kurduğu cümleden ne kadar güçlü olduğu belli.BAZI YIKILIŞLAR DAHA BÜYÜK KALKIŞLARIN HABERCİSİDİR .doğru öyle oluyor.tam tersi de.belli ki akıllı.zeki bir tip.özel bir kişilik.biplar olmak aptal olmak demek değil.ayrıca kişilik bozukluğu var mı bilemiyorum.?
eminim siz de benim ailem gibi boş yere üzülüyorsunuz.ben iyiyim herkes kadar.sadece sevincin,m de büyük acım da..bu kız normlara uymuyor diye düşünüp.mutsuz olan onlar aileler.herkesin bir varoluşu vardır.neden herşeyi olduğu gibi kabul etmiyorsunuz.saygı duymuyor.kutlamıyor.kutlasanız bile onay vermiyorsunuz.sizin bu durumunu onayladığınızı bilseler kapılar açılacak.beğenilmemek ne kötü.a
le tarfından özellikle.aferim kızım yerine zavallı kızım olmak istmez hiç kimse.
eşiyle kayınvaldesiyle yaşamsı hiç bir ananın isteyeceği şey değildir.anaların en bir güzel hayalleri gerçek dışıdır.normal insanların yaşamları,evlilikleri ne kadar başarılı sizce?
ama o mutlu yaşıyor olabilir.biz bipolrlarız sadece beyin organı rahatsızlığı yaşıyoruz akıl hastası değiliz.farklıyız.daha akıllıyız,yaratıcıyız..siz hiç merak etmeyin.sizi itmesi doğal.artık büyümüş.siz görevinizi yapmışsınız.sizin evin bir odasında içine doğru çekilip yok olabilirdi.ama yaşamaya devam ediyor.şöyle veya böyle.
verdiğiniz sevginin karşılığını alıp onu daha çok sevmek istiyor olabilirsiniz ama bu sizin sorununuz onun değil.sizin acınız.o anne değil evlat bu sbepten duygular jenerasyon farkıyla çarpışınca…aaaa evladımız bizi sevmiyor itiyor zannediyorsunuz.sevgisizlik değil bu.emin olun.isyan etmiş bile olsa kihiç birşey bilmeden genele yazıyorum.
keşke ben de bir şizofren bulsam da yalnızlığımın acısı dinse. ve kayınvaldeme bakacak gücüm olsa.bence o iyi durumda.sizi itmesi normal.sadece sizi değil,sanırım herkesi itiyor.baksanıza hiç bir fayda görememiş tedavilerden.kişi en iyi kendini bilir.dr.lar…tedavi tanı kıriterleri değil.değil….
bir sorun olsa geleceği ilk kişi sizsiniz,bunu bilmesi için.ondan memnun ve ona güveniyor olmalısınız.rol yapmayın yemez:);)arkadaşlık falan…İnsan aynı yatağa girdiği kişiye anlatamadıklarını gidip arkadaşıyla paylaşmıyor mu?eşi en yakınıyken…
ben haddim olmayarak yazıyorum.ailem de onları ittiğimi söyler,bir çok başka insanı da.sebep SEVGİSİZLİK değil.bu büyümektir.kendi sınırlarını,ailenin sınırlarını çizmektir.doğrusudur bu.artık çocuk değil.sadece farklıyız.kime göreineye göre.kıralım kalıpları bakalım altında ne var.bırakalım en hayırlısı olsun.herkesin bir derdi var.bu da öyle.bir trajedi değil.
genel hasta toplumun normllarına göre.:)acı çekmemek için elinden geleni yapıyordur.hepimiz gibi.
durumuzu bilmeden, bilemeden,haddim olmayarak yazıverdim.belki sinirlendirir,bellki memnun olursunuz.ben bir hediye sunduğumu düşünüyorum.isterseniz başıma fırlatın.saygısızlık ettiysem haddimi bildirin.benimki samimiyetten ve aslında size değil genele ,hepimiz
29 Aralık 2007 14:16
atasözleri çok bilgece gelir bana.
tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer aynıdır.
29 Aralık 2007 14:33
yazımın devamı gitmemiş
….genelde,hepimiz gibi.
durumuzu bilmeden, bilemeden,haddim olmayarak yazıverdim.belki sinirlendirir,bellki memnun olursunuz.ben bir hediye sunduğumu düşünüyorum.isterseniz başıma fırlatın.saygısızlık ettiysem haddimi bildirin.benimki samimiyetten ve aslında size değil genele ,hepimiz
29 Aralık 2007 14:35
gibi.
durumuzu bilmeden, bilemeden,haddim olmayarak yazıverdim.belki sinirlendirir,bellki memnun olursunuz.ben bir hediye sunduğumu düşünüyorum.isterseniz başıma fırlatın.saygısızlık ettiysem haddimi bildirin.benimki samimiyetten ve aslında size değil genele ,hepimiz
29 Aralık 2007 14:36
yazının gerisi gitmedi.tekrarlıyorum
…,hepimiz
29 Aralık 2007 14:37
,hepimiz< aynıyız acı doluyuz.tüm insanlık.kaygılarımız var ve çoğunu biz üretiyoruz.
.bu konuları yaşamayan bilmez.siz yaşamışsınız.bipolar akıl hastalığı değildir.sadece beyin koması yapar aarada.sonra normalsinizdir.hipomani de herkesin yaşamak isteyeceği bir haldir.;)
sevgiyle ve en önemlisi umuta yaşayın.siz kendinizi düşünün öncelikle lütfen.ziyadesiyle sarılıp sevmişsinizdir.ya da ah daha çok sevseydim keşke diye düşünürsünüz.ama en önemlisi kaygı duyacak ,mutsuz olacak bişey illeki bulursunuz,biz ne yaparsak yapalım.anlamazsınız gerçekliklerimiz bağdaşmaz.söylediğimiz sinirli lakırtılara en çok biz üzülürüz.ciddiye almayınız.gerçek değildir.
okuldan atılmasına üzülmeniz de çok saçma.kağıda bakıp ah vahedince çektiğiniz iç burkulması.herşeye yazık oldu bitti herşey yanılsaması nasıl işe yarıyor mu?.bu bir trajedi değil gözünüzü seviyim.yırtın atın o kağıdı ki kızınız kapılarını açsın..gerçek başarı mutluluk bunlar demek değil.o kağıdı yırtıp atmadan,sırf anne olduğunuz için ondan arkadaşlık bekleyemzsiniz.buna mecbur değil..kızınızı anlayamazsınız.mutsuz olsa 1 dk. durmaz orada bir bipolar.Engellenmeye tahammülümüz yoktur hiç.kızgın boğa gibi oluruz.tehdit ,baskı,self meditation gibi durumların var olup olmadığını bilemiyorum.demek istediğim.sizlerin doğrularınızla bizlerinki farklıçben kolej ,üniversite bitirdim.ne oldu?ailem hala mutsuz.ne olursa olsun kaygılılar.bu da beni uzaklaştırıyor.arkadaş olmaya çalıştım demişsiniz.olamamanızız doğal değil mi?anne kızsınız siz.ve sanki o sizin bir uzvunuz.bu da gerçekdeğil.öncelikle suçluluk duymayın.kendine kötü arkadaşlarla zarar veriyor diye üzülmeyin.bu duygularınızı bir tazı gibi hisseder.onaylanmadığını bilir.ne diye itmesin.iter tabi.sanırım epey bir tıbbi çabanız olmuş.takdirlerim sonsuz.yürğiniz kimbilir kaç kere ezildi,içiniz kan ağladı,göz pınarlarınız kurudu
cüzdanınız boşaldı..yaşamdan uzaklaştınız.böyle biriyle kim arkadaşlık etmek isterki,kızınız etsin..hele ki hasta bir insan o,moraldir,hastaya en güzel ilaç….endişeli gözlerle bakmıyorum diyorsunuz ama endişe ötesi bir haliniz var.bunlar gizlenemez
hissedilebilir.hissedilir..ailem üzülmesin diye hep iyiyim diyorum.asla sevinemez onlar,sıkrlar beni,..bu yazı benden size bir örnek.paylaşım şart.sevgi yle tabiki.
çok az< bir bilgiyle boşa kürek sallamış ya da küreğin sapıyla göz çıkartmış olabilirim.kusura bakmayın.ama içimi paylaştığım için de hediye sayınız lütfen ki fayda olsun..paylaşım olmadığı sürece insan olarak hep yalnızız.güzel çevrelerde olsun kızım istersiniz. en büyük pislik o çevrelerde olabilir asla bilemezsiniz.20 sene İst.un en elengance çevrlerine ,en bataklarına da girdim çıktım.yaşam tecrübem ziyadesiyle vardır.ciddiye alınmasını rica ediyorum..mühendisle evlensin dr. olsun dersiniz yine bir sorun vardır.yagız adam felç geçirir karısı ona bakar hayat boyu.ne o kızımızı hayırlı kısmete verdik!!!bi le me yiz…bakış açılarımız çok önemli.işin iç yüzünü tahmin ederiz.bi le me yiz.
allah bana da bir şizofren eş verir umarım.normalleri kaçırdım:)))
mutsuz olduğunu mu düşünüyorsunuz?nereden biliyorsunuz?
umarım kabalık etmemişimdir.cümlelerdeki sizler, benler hep genel ifadeler.bunu göz ardı etmeyin lütfen.hepimiz bu illetle uğraşıyoruz.kazan aynı.
bence siz yardım alın.bipolar yakını olmak yıpratıcı birşey.hem de çok.nasıl başa çıkacaklarını bilemez hasta olmayanlar.hasta da çaresiz kalır seven de.dr. da basar ilacı,hadi yallah.:))
umut umut umut…
sevgiler hepinize.
iç görü en önemli şey.terapi şart.malesef böyle bir şansı olmadığından dolayı rahatsızlığı anlamam 3 senemi aldı.Kay Redfield Jamison….bakınız…hem bipolar 1 ,hem bu konunun prof.u hala araştırıyor.ayşeğül yıldız hanım var. doç. 9 eylülde.o yenii bir ilaç deniyor.aklınızda olsun.duygu durumu dengelliyeci.
29 Aralık 2007 14:41
Yorumumun devamını Osman’a yoolluyorum eklerse sevinirim.sanırım burada bir sorun var.sevgiler herkese
29 Aralık 2007 14:43
self medication yazacağıma self meditation yazmışım.namaz,meditasyon vs. iyidir de yaani.
29 Aralık 2007 15:02
evet, namaz özellikle…
30 Aralık 2007 12:01
Sevgili nergis canımın içi yazıların meni öyle mutlu ettiki inanılmaz yemin ediyorumki bu konuda kitap yazacak kadar okudum uğraştım sanki yaşadıklarımı beynimin bir kenarına kaydeden kamera gibi kaydettim .Öyleki bilkentte okuyan oğlum ısrar ediyor anne neolur üniversite imtahanına gir de pskoloji oku diye bende ona en yakınımı doğurup büyüttüğüm gerektiğinde canımı verecek kadar sevdiğim kızımı çözemedim okuyunca diploma sahibi olunca kimin derdine derman olacağım diyorum .Öyleki yazılarınızdan sizi az çok ama busitedekileride biraz biraz anlamaya çalıştığım için çok mutluyum bu sitedeki insanların değme insanlara taş çıkartacak kadar insancıl iyi niyetli başlarına ne geldiyse iyi niyetlerinden geldiğine adım kadar eminim benim gözümde hepiniz fevkalade insanlarsınız benim kızımda öyleydi öyleki ankara ortadoğu teknik üniversitede okuyan devrim isminde görme özürlü bir arkadaşı bile oldu bütün fikirlerine onaylamasam bile saygı duydum .Benim üzüntüm sadece beni reddetmesi değil o evlendiği günden beri yüzü gülmeyen ,ve bir sürü hastalıkları bulunan aynı zamanda depresyon hastası olan babasınıda hiçe sayması bütün içtenliğimle yazıyorum kızının bir telefonuyla canlanacak bir babası var babacığım ben iyiyim demesi bukadar zormu oysa babası için kardeşleri için deli olurdu benim kızım bu kadar insafsız olamaz inanamıyorum kişiliği3 yıl içinde bu kadar değişemez neler yaşıyor bilemiyorum ki büyük uğraşlar sonucu bir kere karşılaşmayı başardım ama beni öldürmek istiyordu karşısında hareketsiz durdum ve öldür beni dedin rahatlayacaksan ölümüm senin elinden olacaksa hazırım öldür dedim sadece sürekli hakaratler yağdırdı ve sanki beyni yıkanmış gibiydi yaptığım herşeyin maddi olduğunu düşünüyor bende ona 9 ay karnımda taşıdım anne olduğum gün bulutların üzerine uçtum süt emzirdim bunların hangisi maddi söyle bana dedim ben onu öpmek istedikçe o beni 2 eliyle itiyordu eğer anlayabiliyorsanız bunun ne demek olduğunu bana biriniz anlatsın ne olur bunları yazarken göz yaşlarımı tutamıyorum ama bunun yanısıra sakın depresyonda olduğumu düşünmeyin yardım almak için başvurdu sağduyumun yerinde olduğunu söylediler şu anda yardım almıyorum ama öyle dostluklar kurdumki canımın her sıkıldığında yanımda olacak çok insan var ayrıca inançlarımla ayaktayım ayrıca birisi12 birisi 22 yaşında 2 çocuğum daha var ben onlarında annesiyim başta şeker olmak üzere birçok hastalığı olan çok sevdiğim eşimde benim ilgime sevgime ihtiyacı var bunların arasında sevgili yavrumun yani TUĞÇEMİN SIZISI SANKİ YERALTI SUYU GİBİ sessiz ve derinden yaralamaya devam ediyor daha sizlerle paylaşacağım çok şeyler olacak hepinizi çok seviyorum sevgiler öptüm
9 Ocak 2008 00:40
Herkese merhaba,
Okudum … herkesin yazdıklarını, paylaştıklarını okudum. Ne kadar da güzel kabullenmişiz durumu, gördüğüm bu benim. Ve ben şimdi sizlere sormak istiyorum… daha doğrusu kendimi anlatmak istiyorum…Bu günlere kadar normal insanlardan biraz daha karakteri farklı olarak görüyordum kendimi… ta ki birlikte yaşadığım kız kardeşimi her ne kadar onsuz bir hayatı düşünemediğim gibi nedensiz bir tartışma yüzünden öldürmek istememe kadar. Ufak tefek , incir çekirdeğini doldurmayan nedenler yüzünden inanılmaz boyutlara varan aşırı öfkem ve bunun da beraberinde düşmanca sergilediğim tavırlarım var , ve artdından gelen kendime zarar verecek kadar güçlü hissettiğim pişmanlık duygularım… Ben üniversite öğrencisiyim … ve herkes gibi benim de sevgililerim oldu. Bu zamana kadar bana hep nedensiz yere bitmiş gibi gelen ilişkilerimin ardından sorunun benden kaynaklandığını çözdüm. Çünkü herkes biten ilişkisinin ardından gayet serin kanlı, bir diğer ilişkisi için umutlu, ve takmaz tavırlar takınırken , benim sergilemiş olduğum tavırların “sanırım sorun bende” dememe neden oldu. Hangi bir insan , biten her ilişkisin ardından ömrünün sonuna kadar yalnız geçireceği için defalarca ölmeyi ister ve intihar girişimlerinde bulunur? Kim, çok değer verip sevdiği bir şeyini kaybettiğinde artık onsuz yaşamanın bir anlamı olmadığını ve tekrar elde etmek için büyük ve aynı zamanda sapkın çabalara girer? Ve kim , bir zamanlar çok sevdiği , gözünde çok büyüttüğü bir insandan bir anda nefret eder… ve kim yine çok sevdiği fakat kaybettiği bir eşyasını ya da kişiyi tüm çabalarına rağmen tekrar elde edemediği takdirde başkasının ait olacak düşüncesiyle onun sonsuza kadar kimseye ait olmaması için ölmesini bile ister??? Sırf yalnız kalmamak için, bir tek gün bile olsa yanında hiç daha önceden tanımadığı bir insanın olmasına izin verir ve hatta onunla uyur? Insanlarla konuşurken hep bir çekincem var… tanınmak istemiyorum, onlar konuşsunlar, ben dinleyim istiyorum. Kimisine kendimi çok farklı gösterirken , kimisine de olduğumdan çok daha farklı gösteriyorum. Odamda, bir zamanlar kendisini sapkınlık derecesinde sevdiğim fakat şuan kendisinden nefret ettiğim birinin bir zamanlar verdiği gazı bitmiş çakmağı annemin attığını öğrendiğimde neden bileklerimi kestiğimin artık bir nedeni olduğunu biliyorum. Ama tam olarak nedenini bilmiyorum. Bir türlü kurtulamadığım depresyon durumu, boşluk, çevremde ne kadar insan olursa olsun yalnızlık duygusu, aşırı derecede yitirme korkusu, anksiyete, ani duygu değişimi ( bir anda gelen sevgi, bir anda duyulan nefret, kin), kötü bişey olduğunda suçluluk duygusuyla kendime fiziksel zarar vermeler. O kadar kötü bir durum aldı ki bu durum… ölümün beni tek kurtarıcı olduğuna inanıyorum. Nedir bu , nasıl biter bu ? Yardım edin bana…. Lütfen.
9 Ocak 2008 00:51
…..ve paranoyaklık… peki bundan da kurtulabilecek miyim ben ?
9 Ocak 2008 11:27
Kimse kimseye yardım edemiyor ki. İşte şimdi bir sebebin var yaşamak için her an yardım gelebilir diye. Ben değilim, yoksa ben miyim? Bu herkesin dediği gibi bir şımarıklık hali değil. Defalarca denemedim ölümü çünkü ilk denediğimde nöbetçi doktor burnuma hortum sokmayı beceremediğinden hasta bakıcı sokmuş hortumu ve kan kaybından da ölmemişim. Empati yoksunu mu olur bu insanlar yoksa? İlle de araya kendi hikayelerini mi sokuştururlar? Hem maddeyi de kötüye kullanırlar. Ölüm cebinde dursun anlatacak çok hikayemiz var.
9 Ocak 2008 16:02
Keşke bizlerin anlatacak, paylaşacak çok daha güzel şeyleri olsa…ama ne yazık ki böyle bir durumda anlatacak çok da olumlu bir hikayemiz yok, yani en azından bu benim için böyle. Şimdi bende tam olarak ne var bilemiyorum. Borderline mıyım ben şimdi yani… neyim tam olarak?
9 Ocak 2008 21:34
selamlar herkese!yazmam gerekli mi bilmiyorum hala.içimden geldi yazayım mı yazmayayımmm…yaklaşık iki yıl önce evimin 5.katından atladım.borderlinesin dediler;ölmesini de becemeyen bir borderline yani:)ya da hayat bana muhteşem bir kıyak yaptı,yada öğreneceğim yapacağım şeyler varmış daha……….YOK YOK KARAMSAR DEĞİLİM ama neden hala ölmeyi beklediğim yerde düştüğüm yerde bekliyorum hiç bilmiyorum..bu arada tüm kemiklerimi kırdım iyi geldi:)beni zararlı bulabilirsiniz,bununla ilgilenmiyorum,hissettiğimi anlatmaya çalışmak sadece,duymayı istemeyen de kulaklarını tıkasın..hayat vıcık vıcık bir laylaydan ibaret değildir..
9 Ocak 2008 21:36
ama sanırım bunu yanlış yerde yazdım:SİZ ZATEN BUNU BİLİYORSUNUZ:)herkese selamlar…
9 Ocak 2008 22:52
Evet seni anlıyorum ” Medusa ” yani en azından ben anlıorum seni. Hayat gerçekten de laylaylomdan ibaret değil, en azından bizler için… keşke de gerçekten hayat lay-lay-lom olsa
hiç bir şeyi takmasak, düşünmesek, bir şeye ya da birisine bağımlı olmaya ihtiyaç duymasa, ve kısa zaman önce öğrendiğim bu “lanet şey” bende olmasa…
10 Ocak 2008 21:01
ya sorun şu kiiii,prple ben o keşke ile başladığın şeylerle de mutlu olmuyorum.gerçi mutluluk değil beklentim sanırım hiçte bu olmadı,kimsenin girmediği yalıtılmış içinde artık rahatça yüzebilmek istiyorum rahatsız edilmeden..kime ne benim ölmeyi isteme düşüncemden,hoş kimsenin de ilgisinde değil,benim o yalıtılmışlığın gerisindekine hani hep kurtulmaya çalışıpta …neden kurtulmaya çalışayım diyorum,burada kalmak istiyrum.ama dışarıdan rahatsız ediliyorum bu kez de….ya öf versinler şu raporu da dolaşayım artık yahuuu:))anlatmıyorum işte arkadaşlar…ama çizicemm,karar verdim..;)
11 Ocak 2008 03:02
purpLe, senin yazini okurken biran aynaya bakmis hissettim kendimi. ben hollandada yasiyan bir borderline m, 20 yasindayim felam.
anlik duygularim war, ifade edemem asla kendimi, simdi biLe..
sadece kendime zarar weririm, annemler arada bi kLinige kapatirlar beni, bas edemioLar artik,
istedikLeri yere kapatsinLar, isTedikLeri kadarda uyustursunLar, onLar kendileri bilmezlermi ki
öLumden baskasinin beni tedawi edemiyeceni..
11 Ocak 2008 03:41
zaten hergün ölüyoruz .nihayi bir durum.yalnızlık da öyle.nihayi.ruhen sağlıklı insanlar otomatik olarak sistemin dışında kalıyorlar.yazımlaar,çizimler…ne oluyor oonlara.?kendinle hemhal olamayı tercih edenler sanırım içe çekilme ,kabuk oluşturma durumlarını bliyordur.yazılanlara genel bir yorum….isteyene afiyet olsun efem:)
Nİetsche’nin ‘böyle söyledi zerdüşt’ kitabından(herkes için ve hiç kimse için bir kitap)’dan alıntı:
Bölüm;Yurda dönüş*
‘’hayvanlarım yol göstersin bana! İnsanların arasında daha tehlikede olduğumu gördüm, hayvanların arasında ,’ dediğinde——-İşte buydu terk edilmişik!
Başka*
‘’terk edilmişlik başkadır,yalnızlık başka: Bunu öğrendin şimdisen!Ve insanların arasında her zaman yabanıl ve yabancı olacağını da'’
11 Ocak 2008 03:45
hayat kısa.ve git gide doluyor.
11 Ocak 2008 03:56
ben heP karsi ciktim sisteme, bi kitap benim ruh haLimi nasil anlayabilir, neye gore buna karar weriolar, neye gore benim hasta oldumu soluyorlar.. ancak ben bunu kabul edebilirim kendime.
ewet dengesizim,hayal we gercek arasinda surekli gidip geliyorum,dakika basi degisen fikirlerim war,yapmak istediklerim her an degisir, kendimi yada etrafimdakileri cezalandirmak icin belki etimi kesiyor yakiyor olabilirim. ama bu benim,bu dunyaya zaten ben gelmek istemedimki, gelmek istermisin diye soranda olmadi, hayatin guzel tarafini yasa diyenlerede guluyorum, guzel tarafini hic g0rmedimse nolcak?? ben sadece annemle babamin 5 dakikalik zewkin kurbaniyim..we asla boyle bi duzene boyle bi dunyaya bi can daha kurban etmem,dogurarak..
11 Ocak 2008 10:30
” Borderline olmak ayrıcalıktır ”
Sistemin sizi damgalamasına ve yalıtmasına izin vermeyin. Herşeyin alınıp satılabilir bir meta olduğu bu dünyada konulan sıfatların da samimiyeti yoktur. Kabul edin de mutlu olsunlar
” Ne mutlu Borderline’ım diyebilene “
11 Ocak 2008 11:43
bir sorum var bu satırları okuyan ve bu borderline rahatsızlığından muzdarip olanalara.
nasıl başediyorsunuz hayatla?
olaylar karşısında tavırlarınız nasıl oluyor? işe yarıyor mu?
ilaç (ve terapi) kullanıyor musunuz?
ciddi olarak buraya yazarsanız sanırım herkes sevinir.
11 Ocak 2008 11:44
anket sorusu gibi oldu ama kusura bakmayın
11 Ocak 2008 12:03
İyi günlar Tuba hanım ;
” Nasıl başediyorsunuz hayatla ? ” : Beni sevenlerle zaman geçiriyorum sevmeyenlerden uzak duruyorum. Eleştirileri dikkate alıyorum. Doğru bulursam düzeltmeye yanlış bulursam umursamamaya çalışıyorum. Tiyatro, felsefe, party, kitap, spor denediğim yollardan bazıları. Bol bol sohbet ve yeni insanlarla tanışma. İçine kapanmak yerine inadına dışarı açılma. ( Burada verdiklerim yalnızca bazı örnekler, sizin için doğru olan yolları kendiniz bulacaksınız. )
” Olaylar karşısında tavırlarınız nasıl oluyor? İşe yarıyor mu ? ” : Yukarıda söylediklerimi yaptığımda işe yarıyor. Elbette yorgun hissettiğim ve çöktüğüm zamanlar da oluyor ama tüm insanların başına gelir bu. öyle değil mi
Birazdan geçicek nasıl olsa diyorum. Hepinizin bildiği gibi birazdan geçiyor zaten
İlaç (ve terapi) kullanıyor musunuz? : Kullandım ikisini de. İlaç dönemsel kullanımda etkili oluyor. Mücadele hissini ve motivasyonunu arttırıyor. Terapi’ye gelince sosyalleşmek, yalnız olmadığını ve başkalarının da aynı sıkıntıları yaşadığını görmek güç veriyor. İlaç ve terapini sonuca değil, sonuca nasıl gidileceğine götürür. Yani sizi kendinize getirir ve sonrasında özgürsünüzdür.
Not : Yaşam bir seçimler toplamıdır. Ben seçimimi mücadele etmekten yana yaptım. Sevdim, sevildim. Hepimizin korkusu olan terk edilmeyi yaşadım. Acı çektim. Yaşam acılarıyla, mutluluklarıyla, yalnızlıkları ve paylaşımlarıyla bir bütün olarak güzel.
” Ne mutlu Borderline’ım diyebilene “
… Saygılarımla …
11 Ocak 2008 13:39
Hayatı başkalarının sunduğu şekilde karşılamak sonucunda mutsuzluk,tad almama,hiçbir çarenin yetmediği hissi,Ölümün yek kurtuluş olduğu izlenimi gibi neticelerle karşılaşmak sadece bu meret hastalığa yakalanmış insanlar görülen birşey değilki.
bir çok kez bende bunalım yaşadım dış etkenler,insanların verdiği sebepler olsun başıma çok geldi ama hiç ölmek çarem demedim böyle düşünenlere acımam bile insanlara faydalı olamıyorsam zarar vermemeliyim benim düşüncem bu.
#CELL arkadaşımız güzel anlatmış sosyalleşme bir çare olmuş ilaçların ve terapinin bir yol olduğunu asla da yetmiyeceğini anlamış.Eğer farklı düşünemiyorsanız bu bir problemdir.farklı düşünen insanlar bulun örnek alın ama geliştirin kendinizi ve hep arayışta olun.
#NERGİS güzel yazmış kısa ve öz…Hayat kısa ve git gide doluyor…böyle düşünün hiçbir zaman ümitsiz olmayın.
LostinHerOwnMind : Arkadaşım yaşın 20 ve avrupada bir ülkedesin daha gençsin neler yaşadın bilemem ama yaşaman gereken birçok şey var kendine faydan olsun eğer olamıyorsa insanlara faydan dokunsun,Ailenin 5 dakkalık zevki demişsin kendin için.Bu dünyaya evlat getirmek istemiyorsun ben bunu anlamak istemiyorum bir zamanlar benimde düşüncelerimi gereksiz yere kaplamıştı bu saçmalık.Eğer varolmamış birşeyin getireceği mutluluğunu kestiremezsen asla olmamasını dileme.etrafında hiç mutlu aile yokmu evlad sevgisi olan anne babalar yokmuki böyle demişsin.Dünya üzerinde bir çok zevk var kimi insanlar yaşamadan kestirip atar sende öyle yapmışsın.Acele etme bence yaşın genç sürekli fikrin değişsin ama sonuca bak ziyan olan bir ömrün olmasın butür düşüncelerine başkalarıda katılmasın umarım.
Birşeyler yazmak için yazmayın hayatınız yaşanması gerekiyordu yaşandı diye bitmesin.
Burada yazılanlardan örnek çıkaracak insanlar olabilir güzelliklerden bahsedin olmasını dilediklerinizden,herşeye rağmen çaba gösterin hayata tutunmak istediğinizi ispat edin.
Hayat isdekilerinizin çoğunu vermesede size güldüğü anlar olacaktır.
12 Ocak 2008 10:50
ataiser arkadaşım sen öfkeni içine kus. bak ben beceremedim sana yazdım. yaşın genç de ne demek? gençlikle alakalı değil bu bitmeyen bir ergenlik belki. büyüyünce de aynı şeyler oluyor tutunmakla alakalı, kabul ediş belki teslimiyet ya da adını siz koyarsınız büyüynce. ataiser nedense bana bi psikiyatristi hatırlattıı. İlle de tutunacak dal ararken gittiğim bir doktor. meşhuur doktor bana - evlenirsin, çocuğun olur, kocanın parasını yersin bi güzel– filan gibi şeyler söyledi. bi de ekledi ben senden çok hoşlandım…olumlu tarafından bakıyodu hayata ama miğdemi bulandırdı. sonra zaten görevden alındı. birçokları hala işinin başında. sonra oynayan ben oluyorum doktorla halbuki ses etmeden dinledim çoğunu. ben yani borderline…
12 Ocak 2008 13:23
” LostinHerOwnMind” .. seni iyi anlıyorum, hissettiklerini, duygu karmaşalarını gerçekten iyi anlıyorum… keşke elimde olsa da yardım edebilsem…sana, herksese, kendime…Ama maalesef bu çok güç.
” tuba” sormuş, nasıl başediyorsunuz? ..diye. Bundan bi kaç gün öncesine kadar biraz daha iyi hissediyorum kendimi dün ve bugün. Devamlı evdeyim bu günlerde, dışarıya sadece market alışverişi için çıkıyorum. Kimseyle görüşmeyip, konuşmuyorum, kalabalık ortamlara girmiyorum, evde kendime her hangi bir uğraş buluyorum kısa süreli. Bir kaç arkadaşım gün içerisinde gelip uğruyolar, konuluyoruz, sohbet ediyoruz, ben kahve yapıyorum… Ama çok iyi hissediyorum kendimi. Ama biliyorum ki bu iyi hissetme süreci geçicek ve ben yine eski “ben” e dönüşcem. Sanki bir döngü gibi.
Işin açıkçası ben tedavi gören bir insan değilim. Rahatsızlığımı test sonucu öğrendikten sonra gitmedim tedaviye.
“cell” arkadaşımız sosyalleşerek üstesinden geldiğini anlatıyor. Bende mesela bu tam tersi. Sosyalleşmek iyi, hoş, güzel ama kalabalık ortamlar beni çok geriyo, tedirgin yapıyo, kendimle ve başkalarıyla bir rekabet ortamına sokuyo. Bu yüzden bana daha sakin , az ve güvendiğim kişilerin bulunduğu, fikirlerimi kolay bir şekilde ifade edebileceğim ortamlar beni daha çok rahatlatıyor.Birde bir şeyleri ya da birisini kaybetme riskini göze alamadığım için kaybedeceğim ortamlara pek girmiyorum. Yani işte, enteresan… kesinliği yok bu şeyin ama herkesin kendisine göre bir çıkış yolu vardır. Benim ki bu şekilde.
Geçenlerde… bundan yaklaşık bir 4 gün önce… banyodayken kendimi sanki karşımda oturup beni dinleyen biri varmış ibi konuşurken , ve bir yandan da ağlarken buldum. Bunu farkettim, sonra gülmeye başladım. Ilk defa oldu bu … korkunçtu..
13 Ocak 2008 05:44
Bulunduğum üniversitenin psikoloğuna gittiğimde , içimden ne geliyorsa anlattım , daha doğrusu birinin beni dinlemesine ihtiyacım vardı ve aslında kendimi anlattım, yani “ben”i anlattım. Bana ertesi gün için bir randevu verdi bir kaç test uyguladı. 3 gün sonra tekrar gittim… test sonuçlarına göre borderline olduğum çıktı … eve geldim , internetten borderline kişiliğinin nasıl olduğunu araştırdım, ve resmen kendimi okudum … okudukça bi tuhaf oldum , üzüldüm kendime bu gerçekle karşılaşınca. Çünkü bu zamana kadar işin boyutunu bilmiyordum , araştırdıkça kendi gerçeğimle yüzleştim. Çok uzun süren bir tedavisi varmış ve her ne kadar tedavi görsek de tam olarak iyileşme olmuyormuş. Ailemden şehir olarak çok uzaktayım, hem de çok uzaktayım. Bunu aileme nasıl anlatacağımı da bilmiyorum, tepkilerini de bilmiyorum, ben şuan ne yapacağımı da bilmiyorum, ruhsal olarak çöküntü ve umutsuzluk da eklendi şuan ki ruh halime. Okulun psikoloğuna da gitmek bana anlamsız geliyor eğer bu tedavi sonucu bile geçmeyecekse… bilemiyorum…. BORDERLINE HASTALIĞINI TEDAVİ SONUCU ATLATAN ARKADAŞLARIMIZ VAR MI VE NASIL ATLATTIKLARI KONUSUNDA BURAYA YAZARAK BİZE DESTEK OLABİLİRLER Mİ ? Lütfen … buna ihtiyacımız var.. en azından benim gerçekten ihtiyacım var.
Teşekkürler herkese, paylaşımlarından dolayı.
13 Ocak 2008 14:40
iyileşmene engel neymiş.?o önemli.hastalık sonuç.
herşey ilaç demek değil.ama yeni generasyon ilaçlar,çok etkili.ve yaşamsal kaliteyi yükseltmek için güç ve moral de lazım.o seviyeye çıkartırlar.gerisi bize kalmış.
uygun ilaçları bulmak ve uydun dr. dan vaz geçmemek.aramaktan.aramaktan.
terapinin, leke testlerinden.iletişimin, reçeteden daha yararlıdır.doğru dr.terapi.
hepimiz aynı kazanın içindeyiz.herkesin acısı büyük.
bir sorun kendinize,durağan bir sürekliliği olan,sıradan bir yaşam uyar mıydı sorusunu sormak.
böyle yaratılmışız.kendimizi oluşturmuşuz,öyle veya böyle.kendini olduğun gibi kabul etmek,öz güveni getitrir.sorunun kendisini görmek onu anında yok edebilir bile…sevmeseler,bişey kaybetmezsiniz.değiştiremeyeceğimiz bir varoluşun,hasta toplumun olumsuz etkilerini,düşününce….suçluluk duymak biraz yersiz değil mi?.kimse acı çekmesin ister üstün kişi.iyi olmak ister.başka ne ister.ne istediğinizi yazsanıza.hadi.düşünün ya gerçekleştirilirse.bence yazın bi.ne istiyorsunuz.ne iyi gelir..can sıkıntısından doğan taşkınlıkları olan var mı?
13 Ocak 2008 14:43
ben bipolar denen cinstenim.borderline hakkında çok bilmem.yazdıklarım bana göre insani alanda,insani olanlardır.tehşisleri biraz düşünün.çömez pisikiyatristler, okudukça her hastalık kendilerinde var sanır başta….
13 Ocak 2008 14:48
sevgili arkadaşım bir daha aynanda aksini görürsen korkma e mi:)tadını çıkart,gül.
13 Ocak 2008 17:24
Sevgili arkadaşlarmıdiyeyim yoksa evlatlarımmı diyeyim bazan karar veremiyorum ama sevgili can dostlarımdesem daha iyi olacak HEPİNİZİ GÜZEL GÜNLER BEKLİYOR NEOLUR AMA NE OLUR HAYATA GÜLÜMSEYEREK BAKIN VE HAYATA 4EL DEĞİL OGÜZEL BEYNİNİZDEKİ SAYISIZ ELLERLE SARILIN BEN BORDERLİNE BİRİSİ DEĞİLİM AMA 7SENE BORDERLİNE BİR ÇOCUĞUİLE BAŞA ÇIKMAYA ÇALIŞAN ŞU ANDADA 3SENEDİR EVLAT HASRETİ ÇEKEN BİR ANNEYİM bu hastalığın tedavisi var ama önce kendinizin kim olduğunuzu anlamaktan geçiyor buhastalığın yolu YUNUS EMRE NE DEMİŞ (İLİMİLİM BİLMEKTİR İLİM KENDİNİ BİLMMEKTİR SEN KENDİNİ BİLMEZSİN BU NİCE YAŞAMAKTIR) HEPİNİZİN NE KADAR ZEKİİ OLDUĞUNA HİÇ AMA HİÇ ŞÜPHEM YOK çok uzun uzun yazacağım ama şeker hastası bir eşe ve dünya güzeli 2çocuğum var sorumluluklarım çok fazla hepinizi çok ama çok öpüyorum hoşça kalın
13 Ocak 2008 18:18
#ÇİZGİSİZ :
Kardeşim gittiğin o iğrenç doktor sıfatı olan aşşağılık herif le nasıl benzer yan bulabildinde onu hatırlattığımı yazabiliyorsun..üzüldüm gerçekten.İnsanlar karşılıklı konuşmalarında bile anlaşamıyor kaldıki buradaki noktası virgülü olan duygu his belitmekten aciz kelimelerden başka manalar çıkartabiliyor.Yazdıklarımda ne öfke gördünde içine kus dedin bana yazdın ? Bu aynı yolda giden birine durduk yere yumruk atma gibi oldu şaşıyorum.”LostinHerOwnMind ” arkadaşımıza insanlara örnek ol ölmek ve çocuk yapmak istememek düşüncelerinden sıyrıl 20 yaşındasın gençsin daha tatmadığın zevkler var diye düşüncelerimi iletmekmi zararlı öfke dolu ?
Tedavisini bırak hasta olanını bile görmediğim ve burada ilk okuduğum adı ile borderline denen laneti yaşayan insanlar için dua etmek hayırlısını dilemekten başka yapabileceğim birşey olmasada yazılarını okumak kendimce fikirler sunmak çokmu ?
Anlaşılamamak yada anlatamamak ise sorun çözülür.Ne anladığın değil ne anlatıldığı önemlidir herkes farklı anlayabilir bende kendimce anlattım umarım anlamışsındır.
Bir başka yazında:Ölüm cebinde dursun anlatacak çok hikayemiz var. demişsin aynı şeyi düşünüyorum yaşadıkça anlatmak ümidiyle diyelim.
Sevgiler saygılar
14 Ocak 2008 03:29
burada bipolar bozukluk ve borderline kişilik bozukluğu karıştırılıyor.
borderline; Bir kişilik bozukluğu.ruh hastalığı.
ama bipolar organik bir organ aksaklığı.hastalık demiyorlar bile.
AMA şunu atlamayalım.her kişide tek hastalık olmayabilir.
dr.uma terapi istediğimi söylediğimde ‘’siz hasta değilsiniz.,terapiye gerek yok demişti.
şu da var.
aynı zamanda bikaç ruh ve nörolojik hastalığı ortaya karışık oluıyor.genel bu.PANİK ATAK+OBSESSİVE C.+depresyon +bipolar..vs…
kaldıki her insan kafası çalışıyorsa bunaltı yaşar.arada da sinir hastaalığına yakalanabilir.nezle olursun.bakmazsan bronşit olur.bakarsan 2 günde geçer.iç görü önemli.bi kere testle falan yemesinlar paranızı.dr. demek süper işini bilen insancıl melek,kişi,değildir.en iyisine kadar devam.yalnış teşhis her ana bilim dalında olur.olabilir.
BİPOLAR AKIL HASTALIĞI DEĞİLDİR.
ATİSER DEMİŞKİ YUKARDA:'’İnsanlar karşılıklı konuşmalarında bile anlaşamıyor kaldıki buradaki noktası virgülü olan duygu his belitmekten aciz kelimelerden başka manalar çıkartabiliyor.Yazdıklarımda ne öfke gördünde içine kus dedin bana yazdın ?.'’İLETİŞİMSİZLİĞİ ANLATAN ÇOK GÜZEL BİR CÜMLE. atiser anlamak için soruyor hala yine de…..
‘’SORUN DA BU. i le ti şim siz lik.
SOSYAL ÇEVRE KAVRAMINI DA SORGULAYIN BENCE.iletişimek başka.gerçek iletişim.
heinizi seviyorum
ama uzaktan;)))))
14 Ocak 2008 04:37
şaka
16 Ocak 2008 06:18
purple haze
-Ben deli değilim, çıkarın beni buradan!- çığlıkları atma durumuna gelinmez öyle kolayca sanırım. Kulağımı tersten göstereceğim belki ama benzer bir durumu farklı bir şekilde yaşadım. Senin hikayenin özünü alabileceğin inancındayım..
Okulun medikosuna malum şikayetler yüzünden yolum düştü. Önce insanı canından bezdiren bir ton soruyu cevapladım, sonra hastaneye sevk. Sabahın köründe doktara kendimi nasıl açsam? Uykusuzluğumdan bahsettim o da uyku ilacı yazıp bir de şiş boğazımı gördüğünden guatr olabileceğini söyledi. Uyku ilaçları, guatr, pratisyen hekimler, hastane, okul, ergenlik, bıktım, doktor, hastane iş de lazım derken….. asistan hocasını çağırdı bi gün yine muayenedeyken.. Ultrasondan bakıyorlar:
-bak sağ taraftaki büyük nodül, bi de şurda var. sen başka görüyormusun?
- hayır hocam ( hocam Modül ne demek istiyorum, dehşetle izlediğimden ve mağrurluğumdan bir şey diyemiyorum)
- solda şuraya dikatli bak bakalım ( karınca onların hepsi ben bir şey göremiyorum)
- aa evet evet (belli ki pis bir şey bu Modül yoksa yavru doktor böyle sevinmezdi gördüğüne)
Yine doktorlara dokundum ama iyileri olmasa hayatta olmazdım.
………..
-Basedow graves-( zehirli guatr) denen bir hastalığa yakalanmışım meğer.Araştırdım kimseye söylemeden. Modül değilmiş o, doğrusu nodülmüş ve bende çok var ve kansere delalet. Ne yapacağımı bilmiyordum araştırdıkça durumum vahamete gidiyordu. En kötüsünü düşünmek işime geliyordu çünkü ne verdiniz ki bana ne bekliyorsunuz demek istiyordum. İşte olmadık yaşta olmadık hastalığa yakalanmışım, acıların kadınıyım. Yıllar yılı dert yolunda ne ilk ne de sonuncuyum.
… ve bir gün..
bir günde hiç bir şey olmaz zaten öyle başlayan cümleler komiktir. Bir gün hayatım değişti!
En sonunda sana yardım eden birini buluyorsun işte tek başına başa çıkamadığından ki bu yine büyük ihtimal ailenden biri oluyor. Senin içine düştüğün çukurun dışında, seni seven birilerinden.
böyleyken böyle..
Bpd den bahsetmiyeceğim hikayeler çakışıyor.Evet tedavi görüyorum ama sen n’ olur bana bakma. iflah ve ıslah olmayan biriydim…
16 Ocak 2008 16:00