Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

Serbest piyasa ekonomisi, Cem Uzan, TMSF, Hülya Avşar

27 Kasım 2007 Salı 14:35, Osman Seyit Börütecene

Bugün gazetelere yansıyan bir haber var. Uzan, devlete 40 Milyar dolar tutarında bir tahkim davası açıyormuş. Dava BM ve Dünya Bankası nezdinde açılıyormuş. Ben basına pek güvenmiyorum o nedenle miş, muş ekleriyle yazdım ama ortada Uzanlar’ın devleti mahkemeye vermeye hazırlandığı gibi bir haber var, bunu böyle anlayalım bence, büyük ihtimalle bu seviyede bilgi gerçektir.

İnternette çeşitli çevrelerde günün yorumlanan olaylarından biri bu. Doğal olarak insanlar eleştiriyor Uzan’ı. TMSF Başkanı Ahmet Ertürk demiş ki “bu sadece TMSF’nin değil tüm Türk halkının davasıdır, herkes bu konuya özen göstermeli, bu dava aleyhimize sonuçlanırsa 40 Milyar dolar hazineden ödenecek”. Ödenir tabii, hazineden ödenir başka nereden ödenecekti? Aydın Doğan ödemeyecek ya bu parayı. Elbette hazine ödeyecek. Ama ben buradan sormak istiyorum Ahmet Ertürk’e ve diğer TMSF yetkililerine hatta TMSF’yi gaza getiren hükümet yetkililerine de sormak istiyorum: Türk halkına sordunuz mu siz Uzan grubuna el koyalım diye? Ben mi söyledim size Uzan grubuna el koyun, çalışan şirketlerin faaliyetini durdurun diye? Uzan grubuna el koyarken aklınız neredeydi?

Bence Uzan bu davayı açacak tabii ki, ama sonucu ne olur bilemem çünkü Uzan Grubu “sütten çıkmış ak kaşık” değil. Yani ben şimdi burada TMSF’yi eleştiriyorum diye Uzan’ı savunacağımı sanmasın kimse, Uzan’ın da savunulacak ne kadar yönü var onu da bilemiyorum.

Benim esas dikkatleri çekmek istediğim nokta başka.

Geçen gün de Hülya Avşar’ın TMSF’ye, dolayısyla kamuya borçlu olduğu çıktı ortaya. Kadıncağızın daha TMSF el koymadan evvelki zamanlardan bir özel TV kanalına 300.000 dolar borcu varmış. TMSF kanala el koyunca tabii ki bu borç kamu borcu haline geliyor. Yani Hülya Avşar, kendisinin haberi bile olmadan bir anda sana bana, halka borçlu hale geliyor.

TMSF’nin bu yönü affedilir gibi değil. Bu ve benzeri tuhaflıklar dava konusu olursa TMSF bu davayı kaybeder, biz de halk olarak “TMSF yenilince biz de yenilmiş sayıldık” der boyun bükeriz, hazineden de 40 Milyar dolar Uzanlar’a paşa paşa ödenir.

Serbest piyasa ekonomisinde ticaret pamuk ipliğine bağlıdır ve serbest piyasa kuramı gereğince böyle de olması gerekir. Girişimci bu riski üstlenecek, belirsizlikleri yüklenerek gelecekte ne olacağını yüzde yüz bilmeden yapacak ticari operasyonlarını. Eğer girişimci önünü tamamen görebiliyorsa ve risk sıfıra yakınsa bu serbest piyasa ekonomisi olmaz başka şey olur onun adı. O zaman da dünyada yaşayan herkesin girişimci olabilmesi gerekir.

Hal böyle iken TMSF diye bir kurum çıkıyor ki dünyada başka örneği yok, girişimciyi bir bakıma kurtarıyor. Aslında cezalandırmış da oluyor çünkü Türkiye girişimci cenneti ve adamın buradaki operasyonlarına son veriyorsun. Olay kısaca bu. Başka da bir önemi falan yok bunun. Ama yarıdan fazlası hata.

Mesela Pamukbank’a el konması büyük bir hataydı. Nitekim TMSF Pamukbank’a el koyduktan yaklaşık altı ay sonra bu hatayı geri almak ve bankayı Karamehmet’e geri vermek istedi ancak altı (6) ay atıl bırakılmış işletmeyi Karamehmet doğal olarak geri almak istemedi.

Ben özellikle TMSF’nin el koyduğu işletmelere olan borçların bir anda kamu borcu haline gelmesi meselesine son derece karşıyım. Kendinizi Hülya Avşar’ın yerine koyun. Özel bir şirkete 300.000 dolar borcunuz var ama gerçekte borç olarak kabul edilmiş mi edilmemiş mi bilmiyoruz bunu biz. Belki de alacaklıyla sözlü olarak anlaştı bu kişi, belki bu borç çoktan silindi. Belki de Hülya Avşar bu borcu; bir davayı sonuçlandırması mevsimler süren Türk mahkemelerinin insafına bırakmak istiyordu. Bunlar olur. Serbest piyasa ekonomisinde bu bir stratejidir sen adamı suçlayamazsın birilerine borcu var ve ödemiyor diye. Alacaklı ancak bu konuda bir şey yapacaksa yapar. Onun dışında bu iki kişiden başka kimse ağzını açıp bir laf söyleyemez onun buna, bunun ona borcu var diye. Evet bu durum etik değildir ama böyledir bu. Serbest piyasa ekonomisi zaten etik olmaktan çok çok uzaktır ve bu uzaklık herkes tarafından kabul edilmiştir daha baştan. O nedenle bu durumu tartışacaksak bile serbest piyasa ekonomisinin saçma kurallarından başlayarak tartışmamız gerekiyor ki bunlar hem yazılı olan hem de yazılı olmayan kurallardır.

Bir başka konu daha var, Uzan Grubu kendisine atfedilen suçlar açısından Türkiye’de tek değil. Başka medya gruplarının, başka holdinglerin yaptıkları Uzan’la yarışabilir derecede olmasına rağmen bir hükümet bir gruba TMSF tarafından el koydurtabilirken diğer bir gruba yürü (hatta koş) ya kulum diyebiliyor. Belki o grup bir siyasi parti sahibi olduğu için belki başka nedenlerden ama zaten temelinde adalet olmayan bir stratejiden bahsediyoruz.

Yani kuralları adil olmayan bir platformda adil olmayan davranışlar vuku bulurken TMSF başkanının da “bu hepimize açılmış bir davadır, devlet buna bişey yapması lazım” tarzı çıkışlarını hiç doğru bulmuyorum. Böyle davalar açılır, açılmaya da devam eder, Türkiye’de devlet olarak cezalandırılması gerekiyorsa da cezayı yer bu gayet doğal, hiç de ağlamamak lazım böyle durumlarda.

'Serbest piyasa ekonomisi, Cem Uzan, TMSF, Hülya Avşar' başlıklı yazıya 1 yorum yapılmış.

  1. Tansu diyor ki:

    TMSF’yi oraya sen koydun, o yüzden sen ödüyorsun.

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar