Selim Tuncer, Gaykedi ve Mahallenin Delisi’ne Notlar
Blogspot üzerindeki üç bloga yorum yapmaya çalıştım son 15 dakikadır ama nedenini bilmediğim bir sorundan ötürü yorum penceresi bir türlü yüklenmek bilmedi. Ben de çareyi yorum yapmak istediğim yazılara link vererek fikirlerimi blogumda yazmakta buldum.
Bu yazılardan biri Selim Tuncer’in, boğaz köprülerinin yaya trafiğine açılması ile alakalı yazısı.
Kadir Topbaş böyle bir proje planlıyormuş. Selim Tuncer de doğal olarak şimdiye kadar nerdeydi bu proje, umarız en kısa zamanda hayata geçer diyor. Bunun yanına kendi hayallerini de eklemiş, okuyun bence.
Ben de Selim Tuncer’e katılıyorum. Boğaz köprüleri yaya trafiğine açılsın. Yürüyerek iki kıta arasında gidip gelebilelim. Kadir Topbaş’ın bu projesine çoğu kişi karşı çıkıyormuş. Karşı çıkanlardan bir bölümü de köprüler yaya trafiğine açıkken yaşanan intihar olaylarından bahsediyor. Bence konuyla pek ilgili değil çünkü köprülerin yaya trafiğine kapanması intihar oranlarını değiştirmedi. Kendini gerçekten öldürmek isteyen hiç kimseyi köprüyü yaya trafiğine kapatarak engelleyemezsiniz.
Selim Tuncer’in boğaz köprülerinin yaya kısmına balıkçılar, kafeler, hediyelik eşya dükkanları açılması gibi hayalleri var. Bunları işin inşaat ve statik kısmını düşünmeden anlattığını kendisi de söylüyor. Statik açıdan zararlıysa bile bence bu tür uygulamalar köprünün yaya girişi ayaklarına yapılabilir. Orada yeni bir boş zaman değerlendirme alanı kurulabilir.
Blogspot yüzünden yorum yapamadığım bir diğer yazı gaykedi’nin. Psikiyatrist Tahir M. Ceylan’dan bir alıntı yapmış.
Alıntının içinden bir cümle seçtim:
Sistemin apaçık teratoloji (kötü şeylerin bilimi) yaptığının ve çok güç kazandığının farkındayız.
Hem bu blogumda hem de HayatKısa.com‘da anlatmak istediğim bazı temel şeyleri anlatmayı isteme nedenimi bu cümle o kadar iyi açıklıyor ki gaykedi sayesinde bu cümleye rastladığıma çok sevindim.
Bugünlerde tanıdığım bütün psikiyatrist ve psikologlar Türkiye’de kendilerine yapılan başvuru sayısının arttığından bahsediyorlar. Bu durum dünya çapında da çok farklı değil. İnsanlar, toplumu hep beraber içine soktuğumuz halden bir çıkış noktası arıyor. Bu konuda usanmadan sıkılmadan birbirimize destek olmalı, dolaysız bir iletişimle birbirimizi sağaltmalıyız. Ben bu konuda blogların çok büyük bir işlev yerine getirdiğine inanıyorum.
Yorum yapamadığım bir diğer yazı da bir delinin güncesini yazan mahallenin delisinin koyu mor başlıklı yazısıydı.
Kendisi dibe vurmaktan bahsetmiş ve bu dibin derinliğini merak ediyor. Biraz “geldik mi?” havası var. Çocuk gibi (iyi birşey söyledim kötü birşey değil). Kendisine söylemek isterim ki insanın maddi manevi, yani parasal, zamansal ve sinirsel kaynaklarının bir bölümü mutlaka bu dünyanın ne menem bir yer olduğunu anlamaya çalışmakla harcanır. Bu çok doğal bir süreç ve ancak ölümle noktalanacak bir şey.
Bu nedenle, dibe vurmak halindeyken de bir yandan yaşama katılmaya devam etmekte fayda var çünkü hayatın nasıl işlediği gibi karmaşık bir sorunun analizi, sadece kendisine zaman ayırabilmeyi mümkün kılamayacak kadar uzun ve sürekli bir analiz.
Bir başka açıdan bakacak olursak da şunu eklemekte fayda var, hayatı ve dünyayı daha da iyi algılayabilme sürecinde kişinin kendisine zaman ayırıp ayırmadığını ölçmesi lazım. Bazen yaşam karmaşık bir tablo çizerek dikkati kendine çekmeye çalışır. İşte bu noktalarda ben bu numarayı yemem diyerek “kendini ve dünyayı anlamaya çalışmak” yerine dünyaya pek yüz vermeyip yaşamaya devam etmek lazım. Hoş enteldantel de zaten o yazıya bu mealde bir yorum yazmış ama benden biraz daha kısa ve iyi anlatmış.
Özetlemek gerekirse; sevgili mahallenin delisi, çoğu boş, inan bana.
Bu daha ne kadar sürecek diye sorduğun şeyin içinde bir de “ben acaba aklımı bunlara yorarken neleri düşünmemeye çalışıyorum” sorusunu sorarsan dip, yüzey ve daha çeşitli seviyeler, hepsi senin olacak.
İşte böyle, blogspot’un yorum penceresinin bir anlık sürçmesi bir yazıya mâl oldu.
Benzer yazılar:
Rastgele yazılar:
- Bodrum seks işçiliğinde lider
- WordPress Rehberi
- Yaşam işe bulaşmalı, iş yaşama değil
- Sürekli bir dakika sonrasını beklemek