alemlerin aslı hayaldir
Bu cümle bana ait değil. Ne kadar oldu hatırlamıyorum yaklaşık 10 yıl kadar önceydi. Bir arkadaşım msn’de yazışırken böyle bir cümle kurdu bana. Bense heralde çoktan depresyona adım atmıştım ki bu saçma cümleye bir karşılık veremedim. Öyle değil o olay diyemedim.
Birine “sakın ha depresyona girme” demekle “aman dikkat et kaza geçirme” demek arasında neredeyse hiçbir fark yoktur. Kaza ne kadar kesinse depresyon da o kadar kesindir.
İlaç firmaları depresyonun beyinde serotonin akımının bozukluğundan kaynaklandığını iddia ediyorlar. Yaklaşık 30 yıldır böyle bir iddiaları var. Neden? SSRI sınıfı antidepresanlar 30 yıldır var da o yüzden. SSRI sınıfı antidepresanlar (prozac, cipram, lustral bunlardan bazıları) beyindeki serotonin trafiğini tamir ediyor.
Ancak bu semptoma yönelik bir tedavi. Rehabilitasyon çalışması elbette şart. Ama Çin gribini sadece öksürük şurubuyla atlatmaya çalışırsanız o işin son çok kötü olur. İmama davetiye çıkarırsınız.
Depresyonu beynindeki serotonin trafiğinin bozukluğundan kaynaklanan insan sayısı çok çok azdır ve bunlar ilaç tedavisine doğal olarak çok iyi cevap vermektedir. Çünkü bu insanlarda antidepresan kullanımı semptoma yönelik bir tedavi değil, olayın ta kendisidir.
Dünya nüfusunun çoğunluğu ise bu tanımın dışında kalmaktadır. Çoğumuz için geçerli olan; belli belirsiz bir depresyon tanımı, gazetelerde yazacak şey bulunamayınca yapılan haberler, “bunalım takılmak”, “depresyon hırkası” vs. gibi kavramlarla vaziyeti idare etmeye çalışmaktır.
Psikiyatristlerin büyük bir bölümü klinik psikoloji uygulamalarını ya anlayamadıkları ya da reddettikleri için (veya anlayamadıkları için reddettiklerinden) hızlıca ilaç tedavisine karar verirler. Bu, ilaç firmalarının başarıya ulaşmış pazarlama politikasından başka hiçbir şey değildir.
İşin aslı, herhangi bir can sıkıntısından tutun da maddi manevi büyük kayıplara uğramış bir insanın hissettiklerine kadar uzun bir yelpazeye yayılabilen bir durumdur depresyon. Neredeyse rastladığım bütün depresyonların altında yatan neden iletişimsizlik ve bastırılmış öfkedir.
İnsanlar anlaşamayınca depresyona girer. Birine kızarsın, kızgınlığını ifade etmezsen onun sonu depresyondur. İnsan kaybedersin, para kaybedersin ve buradan kaynaklanan öfkeyi dışa vuramazsan onun sonu depresyondur.
Depresyonun işe yarayacak tek kalıcı tedavi yöntemi düşünce biçimlerini değiştirmektir. Bu da ancak ‘cognitive’ (bilişsel) terapi yöntemleriyle mümkündür.
Ben müşterilerimle yaptığım seanslarda bilişsel terapi yöntemlerini bir sanatçı inceliğinde uygularım. Müşterilerim de birer insan olduklarından diğer bütün insanlar gibi yaşamlarının herhangi bir noktasında değişik dozlarda depresyona girerler.
Onların depresyonu ve huzursuzluğu benim imha etmek üzere yılmaz bir çaba gösterdiğim düşmanımdır. Sonunda depresyon muhakkak yenik düşer. Bunun başka yolu yoktur. Bunu da sağlıksız düşünce biçimlerini değiştirerek yaparım.
Gerçekleri olduğu gibi algılayabilen insanların depresyona girebilme ihtimalleri sıfıra yakındır. Bunu bir düşünün.


21 Ocak 2008 16:23
Tanıdığım en sabırlı insansın. Senin yerinde olsam, depresyondayken bile böyle salakça bir lafa: “Oldu, peki, emredersin!” diye yanıt vermeden duramazdım
21 Ocak 2008 18:22
Aslında depresyone girmesinden ziyade depresyondan nasıl çıkılacağı önemli kişi için.
Neyseki ben kendi öksürük şurubumu kendim imal ettim hep
:
Gerekli malzemeler:
1. Narsistlik derecesinde yüksek bir özgüven
2. Yüksek bir kendinin farkında olmak.
3. Sosyal kelebek olabilecek genişlikte bir arkadaş çevresi (yoksa uyku-depresyon-daha çok uyku kısır döngüsüne giriyor insan)
4. En alakasız zamanlarda kapılarına damlayıp, arayıp, derdinizi döküp başlarına ekşiyebileceğiniz en az 1 arkadaş.
– bunlar da yetmiyorsa profesyonel destekten başka şansınız kalmıyor demektir — ki böyle bir durumda “inat etmemek” ve işi “bir bilene” bırakmak gerekir.
22 Ocak 2008 17:59
Sana katılıyorum Osman,psikiatrislerin genel yaklaşımı herşeyi nöropsikiatri ile açıklama yönünde,doğal olarakta tedavi yaklaşımı ilaç üzerine kurgulanıyor.Böylece hem hastaya daha az (!) zaman ayrılmış hemde ilaç firmalarının cebine daha çok para girmiş oluyor.Hemen her acil nöbetimde ilaç torbası tıka basa antidepresanla dolu halde başvuran bir sürü hasta görüyorum
22 Ocak 2008 18:01
:)denemistir.tecrubeyle sabittir.
supersin..
22 Ocak 2008 18:04
@candemir: çok acıklı gerçekten sürekli bu duruma şahit olmak da sinir bozucu.
@hmf: teşekkür ederim
22 Ocak 2008 18:05
@volkan: en önemlisi ilk iki madde. diğerleri de çok önemli ama ilk iki madde daha önemli.