alemlerin aslı hayaldir
Sağır Oda hakkında daha evvel yazmıştım. Kendisi sevdiğim tek dizi.
Bu kez de yine uzunca bir zamandır aklımda olan ama ancak zaman ayırabildiğim birşey yazacağım. Sağır Oda’da çok başarılı bulduğum bir sembolizm var. Belki bunu ben kendim uyduruyorum, belki Sağır Oda yapımcıları böyle birşeyi akıllarından bile geçirmediler ama ben yine de değineceğim.
Oğuz Bey, dizide Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği insanı temsil ediyor. Cumhuriyet değerlerine bağlı, çağdaş, zevk sahibi biri. Oğuz Bey burada aynı zamanda Türk Ordusu’nu da temsil ediyor. Zaten dizideki geçmişinde de ordu hizmeti yapmış. Kendisi bir emekli subay.
Zahit ise Türkiye’nin islamcı kesimini temsil ediyor. Kendisini kandırmayan, kullanmayan gizli servis kalmamış. Ama o yine de vatanını ve milletini seviyor, ülkesi için ölüme gitmeye hazır.
Aras Dağlı ise günümüz Türk gencini temsil ediyor. Apolitik, Türk-İslam sentezine saygılı, büyüklerini sayan, küçüklerini seven, hala manevi değerleri olan Türk genci.
Bu semboller üzerinden diziyi yeniden değerlendirelim:
Başlangıçta Zahit (siyasi islam) ile Aras (apolitik, çağdaş, Türk-İslam sentezine saygılı laik Türk genci) birbirlerine düşmanlar. Sonradan dış mihrakların (CIA, MOSSAD) oyunlarına maruz kaldıklarını farkeden Aras ve Zahit birbirlerine destek olmaya başlıyor. Zor duruma düştüklerinde de Oğuz Bey (Ordu) onların yardımına koşuyor ve onları kurtarıyor. Oğuz Bey Zahit’le çok dalga geçiyor ama onu yine de çok seviyor. Oğuz Bey Zahit’e “imam efendi” diye hitap ediyor, bu kadar dindar olmasını kabullenemiyor ama sevgisi sonsuz. Buna rağmen Zahit, Oğuz Bey’den birçok konuda şüpheleniyor hatta bir bölümde Oğuz Bey’i vuruyor. Oğuz Bey yine de Zahit’i bağrına basıyor ve ona şiddetle karşılık vermiyor.
Maalesef Zahit Bey eninde sonunda yine Amerikalılar’a kanıyor, onların eline düşüyor.
Son bölümde öldürülen Galip Bey ise cumhuriyeti ve devleti, demokrasiyi temsil ediyor. Oğuz, Zahit ve Aras sinirlendiklerinde onları sakinleştiriyor. Öfkeyle kalkıp zararla oturmalarına engel oluyor. Galip Bey’in lakabı “mösyö”. Kendisi geçmişte Türkiye’ye Fransa’dan hizmet vermiş (Elçilik hizmeti).
Örnekleri çoğaltabilirim. Aklımda birkaç şey daha vardı ama şu anda aalesef hatırlamıyorum, hatırladıkça yazacağım.

