Sağır Oda Kendine Geldi
Arkadaşlarım bilirler, yıllar önce bıraktım televizyon izlemeyi. Çok nadir izlerim. Reklam sektöründe çalıştığım sıralarda reklamları takip edebilmek için izlerdim. Bazen milli maçları izlerim. Bir de tüm fırsatlara rağmen izleyemediğim filmler televizyonda yayınlandığında izlerim.
Dizilerden ise hiç hazzetmem. Ama geçen yaz bunu değiştiren bir dizi oldu. Sağır Oda’yı her nasıl olduysa ilk bölümünden itibaren merakla izliyorum. Bu gece 29. bölümü izledim.
Bu dizi yayına başladıktan sonraki bir iki hafta içerisinde feci bir eleştiri yağmuruna tutuldu. Eleştiriler çoğunlukla Sağır Oda’nın başarısız bir Kurtlar Vadisi varyasyonu olduğu üzerineydi. Geri kalan kısmı ise başta Kurtlar Vadisi olmak üzere bütün Türk dizilerinde varolan ama Sağır Oda’da olmayan mantık hataları gibi konulardı. Çok sevdiğim bir dizi bu, ister istemez savunuyorum.

Bu eleştiriler arasında Kurtlar Vadisi benzetmesi yapılarak yöneltilen eleştirelere çok güldüm. Sağır Oda, Kurtlar Vadisi’nin yerini almak için yapılmış bir dizi değildi. Gerek oyuncuların kalitesi (Engin Cezzar, Mahir Günşiray, Köksal Engür, Arsen Gürzap ve daha bir çok “yılların tiyatrocuları” bu dizinin başrollerinde yer alıyorlar) gerekse senaryonun konusu itibariyle bu dizi Kurtlar Vadisi izleyicisi için karmaşık bir dizi. Benzer biçimde Sağır Oda, Kurtlar Vadisi kadar “aksiyon” içermediği için de eleştiri aldı. Oysa Sağır Oda bir vur-kır dövüş dizisi değildi.
Hiç hazzetmediğim “pazarlama” kavramından bahsederken hep söylerim; Türkiye’nin eğitimli ve gelir seviyesi ortalamanın biraz üzerinde olan 30.000 kişilik, kaymak tabakası diyebileceğimiz nefis bir hedef kitlesi vardır. Bu dizi, onlara hitap edebilecek kalitede bir diziydi. Yani aslında bu dizinin yeri bence Kanal D değil CNBCe olmalıydı (CNBCe burada örnek, benzer başka bir kanal da olabilirdi).

Herneyse, Sağır Oda bir ara, yakın geçmişe kadar, eleştirilerin biraz fazla etkisinde kalmış olacak ki “olaya” “aksiyon” kattılar. Zaman zaman bu aksiyon senaryonun önüne geçti. Ama yine de ana konu dağılmadı tabii, dolayısıyla ben de keyifle izlemeye devam ettim.
Bu gece Sağır Oda yeniden coştu. Sanki yersiz eleştirilere kulağını tıkamış ve yeniden kendi zeki çizgisinde gelişen bir dizi haline geri dönmüş. Tabii ki çok sevindim.
Son durumu da aktarıp konuyu burada kapatayım: Aras, Duru’ya evlenme teklif etti. Ayak üstü yapılmış biraz odunca bir evlenme teklifi oldu ama olsun, adam ülkeyi kurtarmaya çalışıyor bir yandan. Sitare Hanım, Girayhan Kırımlı ile beraber Dergah’ın altındaki gizli bölmelere girdiler. Sitare Hanım Girayhan’a Nazi altınlarını gösterecekti ama baktılar ki sandık bomboş ve bir de altınlarla yazılmış bir tehdit var. Galip Bey, dört beş kişi tarafından köşeye sıkıştırıldı ve kendisinden haber alınamıyor.
Fotoğraflar Sağır Oda ekibine aittir.
Benzer yazılar:
- Güzellik, Zeka, Derin Uyku ve Sağır Oda
- Sağır Oda’daki Sembolizm (Final Bölümü) 2
- Engin Ardıç eleştirilerim üzerine
- Türk dizilerinin temel mesajı güvensizlik
Rastgele yazılar:
- Windows Huzursuzlukları
- Küçük Ağa gibi hissetmek
- Web Sitesi Nedir, Nasıl Yapılır? 2
- Tanrı’yla Başbaşa Kalmak