alemlerin aslı hayaldir
Son yıllarda güzelliğiyle ön plana çıkan ve nerelerinin güzel olduğuna bir türlü kanaat getiremediğim iki kadın var: Paris Hilton ve Banu Alkan.
Gerçekten şaşırtıcı buluyorum bunu. Çünkü Paris Hilton da Banu Alkan da güzel değiller. Hatta ikisi de birbirinden çirkin diyebilirim. Böyle olmasına rağmen nasıl oluyor da ikisi de güzellik kelimesi ile yanyana duruyorlar ve her yerde böyle anılıyorlar?
Paris Hilton’ın medyada çıkan haberleri parayı bastırarak yaptırdığını düşünüyorum. Ama Banu Alkan için aynı açıklamayı yapamıyorum çünkü kendisinin dünya çapında bir oteller zinciri yok veya öyle bir zincirin varisi de değil.
Ülkemizde (ve dünyada) o kadar güzel kadınlar varken neden bu iki isim ön plana çıkıyor? Ben bu sorunun cevabını herkesin hangi kelimeden ne anladığına bağlıyorum. Bence Türk ve Dünya medyası birkaç kelimeyi birbirine karışıtırıyor; güzel, erotik, seksi.
Karmaşanın başladığı yer şurası; güzel olan seksi ya da erotik değil. Güzellik belli bir zaman dilimini aşan bir kavram. Oysa erotik ya da seksi belli bir zaman dilimiyle kısıtlıdır. Mesela yolda görseniz yüzüne bakmak istemeyeceğiniz bir kadın size birkaç saniyeliğine çok çekici, çok erotik, çok seksi görünebilir. Bu erotizmin ve cinselliğin doğasında var olan ve hala binlerce bilim insanının aklını kurcalayan bir konu. hakkında hala araştırmalar yapılıyor. Koku mudur, ses midir, ışığın geldiği yer midir tam belli değil.
Benzer bir durum Sibel Can için geçerli. Sibel Can’ın yıllardır güzellikte Hülya Avşar ile karşılaştırılmasına ve onunla eş tutulmasına anlam verebilmiş değilim.
Elbette zevkler ve renkler tartışılmaz. Ama arama motorlarında en çok aranan kelimelere dikkat ederseniz Paris Hilton’ın birçok futbol takımından, birçok şarkıcıdan, birçok sinema oyuncusundan açık ara önde olduğunu görürsünüz. Yine arama motorları istatistiklerinde adına sıkça rastladığımız ve gerçek bir güzel olan Lindsay Lohan bile Paris Hilton aramaları karşısında fersah fersah geride kalıyor.
Türk internet dünyasında sıklıkla karşılaşabileceğiniz bir kadın tiplemesi var: otobüste yanınıza oturan güzel kız. İşte ne Paris Hilton ne de Banu Alkan bu gençlerin hayalindeki “otobüste yanınıza oturan güzel kız” değil. Ben güzellik derken bu güzellikten bahsediyorum.
Bence bu konunun erkeklerin bir çift bacağa tav olmalarıyla falan da alakası yok. Onunla da açıklanabilecek bir şey değil bu çünkü burada çekicilikten, cinsellikten değil düpedüz güzel olmaktan bahsediyoruz.
Bu ayrıma bir örnek daha vereceğim. Arzum Onan’ı iyi kötü herkes tanır, yüzünü anımsar. Şimdi sorarım size bu konuştuğumuz kadınlar arasında hangisi daha güzel, hangisi daha seksi. Magazin basınına, ya da genel olarak medyaya bakarak cevap verirsek Arzum Onan olsa olsa “güzel değil ama sempatik” olarak nitelendirilebilir. Ben de size diyorum ki esas güzel olan Arzum Onan’dır.
Bu kadar tarif yaptıktan sonra bir de hem güzel hem çekici olan kadınlara örnek verelim: Ali Larter, Banu Güven, Merve Sevi, Yüksel Ak, Merve İldeniz, Berrak Tüzünataç, Çağla…
Bu bağlamda Angelina Jolie’yi de güzel bulmadığımı sadece anlık olarak çekici bulduğumu belirtmek isterim.


21 May 2007 22:09
Sadece güzellik ve bize güzel olarak tanımlananlar değil birçok konuda (müzik,kitap,televizyon,magazin vs) yapılan toplumun beğeni ve bilinç düzeyini erozyona uğratmaya doğru gidiyor.Rezillik,çirkinlik,bayağılık diye nitelendirdiğimiz bazı durumlar ve kişilikler bırakın dışlanmayı ya da ayıplanmayı prim yapan,kazandıran ve ün sağlayan durumlar olarak genel kabul görmeye ve imrendirilmeye çalışılıyor.Yalçın Küçük’ün kitaplarında bu konuda çok şey yazılı.
21 May 2007 22:16
Yani anlatmaya çalıştığım (yada inandığım) şu;bu medyanın yanılgısı yada beğeni düzeyinin düşüklüğünden değil yapılmak istenenin ta kendisi.Amaç doğruyla yanlışı,güzel ve çirkini ayıramayan, değer yargıları bulanıklaştırılmış insanlar.
23 May 2007 11:30
Hocam hem böyle diyorsun hemde reklam için kadın sömürüsü konusunda başka şeyler arıyorsun gibi.
Ben kadının bir mal gibi bir et parçası sergilenmesine karşıyım.
Banu ya gelince vakti zamanında kendisi baya gençk iken bir işadamı yönemetne gidip “ben bu filmin tüm masrafını öderim ama başrolde ben oynarım”…
düşün artık afrodit nasıl afrodit olmuş.
23 May 2007 11:48
Üstat çelişki nerede ben anlamadım. Burada bahsettiğim konu ayrı, diğer sayfalardaki ayrı. Mayo reklamı yasağı meselesi tamamen siyasi bir mesele. Sosyal bile değil.
Buradaki olay ise hakim medyanın bize dayattığı güzellik unsuru üzerine. Yani ben medyada cinsel çağrışımları olan görüntüler görmekten rahatsız olmuyorum.
23 May 2007 14:36
http://www.haberx.com/n/1021075/ingilterede-yasaklanan-reklam.htm
Bak bakalım nasıl bir meselymiş. Ama görmek isteyene tabii. Anayasa madde 58 i de tekrar hatırlatıyorum.
“Buradaki olay ise hakim medyanın bize dayattığı güzellik unsuru üzerine. Yani ben medyada cinsel çağrışımları olan görüntüler görmekten rahatsız olmuyorum.”
Bunu sormak istemem ama sana yakın birinin o tip bir görüntü vermesi sana dokunurmu yoksa tınmam dermisin. (Bunu hakaret için sormuyorum) Genlde biz Türkler böyle bakıyoruz başkası olunca ama yakınımız olunca damarlarımız kabarıyor.
Bence sen sadece olayın dışındasın diye böyle rahatsın.
10 June 2007 12:16
Valla kim ne derse desin Banu alkan daha güzel ve bir banu alkan hayranı olarak banu alkan a karşı olanlara ben de karşıyım
10 June 2007 20:34
lütfen saygısızlık yapmayın