alemlerin aslı hayaldir

Nerde kalmıştık?

Bundan aylar önceki son yazımın konusu neden bu kadar seyrek yazdığım idi. Orada az yazıyor olmamın nedenlerini mümkün olabildiğince içtenlikle dile getirmeye çalışmıştım. Ancak bu nedenler özellikle son iki aydır değişmeye başladı. Bu nedenle, bugünlerde birileri yine sorsa, neden bu kadar seyrek yazıyorsun dese, aynı cevapları veremeyeceğim. Madem öyle, o zaman yeniden belli bir sıklıkta yazmaya başlamam gerekiyor.

Durumu değiştiren olaylardan biri, ABD’deki reformlar. Bu konuya gelecek haftalarda sık sık değineceğim, ama evvela işin mantığından bahsetmek istiyorum. Takip edenler bilir, bu bogda hep yazdım, bu blog varolmadan önce de hep söyledim, aşağı yukarı bir on – onbeş yıldır hep ABD’nin ekonomik açıdan çok zor durumda olduğunu, ekonomisinin pamuk ipliğine bağlı olduğunu, her an başaşağı gidebileceğini anlattım. Çok açık söylüyorum, çoğu insan benimle alay etti, ciddiye alınmadım, 2008′e kadar.

2008′de patlak veren krizden sonra da bu kez peygamber muamelesi görmeye başladım. “vay abi nasıl bildin helal olsun sana” gibi yaklaşımlardan tutun da “hangi hisse senedine yatırım yapmalıyım” gibi sorulara kadar geniş bir yelpazeye uzandı verilen tepkiler. Oysa ben sadece rakamları takip ediyordum. Konuya bir sosyal bilimci olarak yaklaşıyordum. Amerikan ekonomisinin çökme noktasında olduğundan bahsediyor olmam bir kehanet ya da bir kahvehane geyiğinden ziyade ölmek üzere olan birinin kan ya da idrar tahliline bakıp bir şeyler söylemek gibiydi.

Amerika’nın bu konuda geldiği son noktayı bildireyim: Geçen hafta Los Angeles’ta iki mahkeme salonu parasızlık nedeniyle kapatıldı. Bundan başka bir örnek vermeye gerek yok.

Peki, madem söylenecekleri yıllarca söyledim, şimdi ne değişiyor da yeni şeyler söylemem gerekiyor?

Obama başkanlık seçimlerini kazandığında “A.B.D.’nin çöküşü gecikecek” başlıklı bir yazı yazmıştım. O sıralarda Obama hükümetinin bu kadar sert reformlara imza atacağına ihtimal vermiyordum. Ama yapıyorlar. Obama hükümeti, 2010 yılında (niye 2010 onu da çok merak ediyorum) kapitalizmin beline beline vuruyor. Bu çok sıradışı bir şey. Ben hala ABD’nin ekonomik sıkıntılardan kurtulabileceğine ihtimal vermiyorum ama Obama hükümetinin şu anda yaptıkları, önümüzdeki beş yıl içerisinde bütün dünyayı etkileyecek.

Böyle bir değişim sürecine kayıtsız kalmak için penceremin önündeki bitkilerle aynı gelişim seviyesinde olmam gerekir.

Bir başka konu, Türkiye’de mevcut hükümetin anayasayı değiştiriyormuş gibi yapması. Bu konuya bakarken, mevcut Amerikan hükümetinin başlattığı değişimleri gözardı etmek mümkün olamaz. Obama seçildiğinde de söylediğim gibi, oradaki hükümet değişikliğinin buradaki propaganda bütçelerinde azalmaya yol açacağını (örneğin taraf gazetesinin mali darboğaza girmesi) bu azalmanın da hem halkın fikrini değiştireceğini hem de buradaki hükümeti zora sokacağını söylemiştim. Şu andaki anayasa değişikliği çabasının da aslen temelde bundan başka bir nedeni neredeyse yok. Bunun da farklı bakış açılarıyla takip edilmesi gerekiyor.

Bundan çok daha fazlası var. Örneğin iPad, yalnızca bir teknoloji ürünü değil. O da değişime işaret eden bir yenilik. Vatikan’da, Katolik Kilisesi camiasında patlak veren seks skandalları, şimdiye kadar hiç bu denli uzun soluklu bir haber maratonu yaratmamıştı.

Ben, otuzlarını süren kuşağın bir temsilcisi olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki bizler değişim kelimesiyle büyüdük. Son otuz yıldır ticarette, yayıncılıkta, teknolojide, aklınıza gelecek herhangi bir alanda elinize ne geçerse geçsin, ne duyarsanız duyun, hepsi daima “değişimin kaçınılmaz olduğu dünyamızda”, “hızlı bir değişim yaşadığımız bu günlerde”, “her şeyin hızlıca değiştiği günümüzde” benzeri laflarla başlardı. 2010 yılına baktığımda ise gördüğüm şey şu: Biz daha değişim namına hiçbir şey görmemişiz. Değişim daha yeni başlıyormuş. Önümüzdeki beş yıl içerisinde dünyanın ne durumda olacağına dair tek bir ipucu bile görünmüyor.

Ve şimdilik son olarak, her zaman benim için en önemli konu olan, insanın gelişimi meselesi… Yazmadığım süre içerisinde bu alandaki araştırmalarımı da yoğunlaştırdım. Geldiğim noktadaki her bilgiyi, herkesin okuduğu bir web sitesinde anlatabilmem mümkün değil maalesef ama yine de anlatılabilir kadarını da anlatmaya devam edeceğim.

Benzer yazılar:


Rastgele yazılar:

5 Comments to Nerde kalmıştık?

  1. sümeyye's Gravatar sümeyye
    26 April 2010 at 1:59 | Permalink

    çok sivri bir hareket olursa değişim olabilir. bu güne kadarki bütün değişimlerin çoğu çok keskin hareketlerle ve ani oldu; yada bizim değişim olarak kabul ettiklerimiz. büyük çapta bir kuvvet değişiminden bahsedecek olursak bu kesinlikle bir savaş sonucunda olur.

  2. TK's Gravatar TK
    26 April 2010 at 7:44 | Permalink

    Osman iyi ki dondum ozlemisim bakis acini ve yazilarini. Degisim dalgasinin arasina iPad’i de katmissin. Ne yonlerden bildigimiz anladigimiz degisimin disinda, bir dunya degisimin oldugunu biraz daha acabilir misin?

  3. 1 May 2010 at 14:47 | Permalink

    Google Reader’da 2 yeni gönderi olduğunu görünce ne kadar sevindiğimi anlatamam. Dönmenize çok sevindim, yazılarınızı daha sık okumak dileğiyle.