Daha kısa yazmalısınız çünkü fikirlerinizi, görüşlerinizi okumak isteyen insanlar kelime kalabalığı içinde boğulmak yerine kısa sürede anafikri algılamak isterler. Günümüzde birçok internet okur-yazarı blogları RSS okuyucularından takip ediyorlar. Bu hepimize zihnimizin kaldırabileceği sayıda web sitesini ve blogu tek bir yerden okuyabilmemizi sağlıyor. Ben bloglines kullanıyorum. Gerek bir RSS okuyucusunun içindeyken gerekse bir blogun içindeyken en çok baktığım yerler başlıklar ve ilk satırlar. Bu nedenle yazıların olabildiğince kısa olması önem taşıyor.
Daha kısa yazabilmek için girizgahlardan vazgeçin. Bence bu, her alanda bir çok yazıda (gazetelerde, dergilerde, bloglarda) ciddi bir sorun. Mesela “bildiğiniz gibi, şöyleyken şöyle” gibi şeyler söylemenize gerek yok. Bildirmek istediğiniz şeyi direkt olarak yazıverin. “Bugün şu konuyu işleyeceğiz” gibi şeyler yazmak yerine hemen o konuyu işlemeye koyulun. Tavsiye ettiğim şey edebiyattan kaçınmak değil. Kişinin ifade etmek istediği şeyi olabildiğince kısa yazması da ciddi bir edebi hünerdir.
Kısa yazmak, aynı zamanda bence insanlara, okurlara olan saygınızın bir parçasıdır. Ziyaretçilerinizin mümkün olduğunca kısa bir zamanını almakla ve bu zamanı yeteri kadar iyi değerlendirmekle övünebilirsiniz. Bu saygı duyulacak bir özelliktir.
Hepimizde psikolojik olarak, birşeyler anlatırken biryerlerden başlama isteği ve o biryerlerin ne olduğunu bir türlü bulamama eğilimi vardır. İnsanlık hali. Yazmak istediğiniz birçok şeyi bodoslamadan konuya dalarak yazabileceğinizi ve bunun bir sakıncası olmadığını hatta tam tersine çok yararlı bir alışkanlık olduğunu bilin.
Yüzyıllardır insanoğlu ortaya koyduğu herşeyin daha çok ilgi çekebilmesi, satabilmesi, değer görmesi için; daha uzun, daha kalın, daha kapsamlı olması gerektiğini düşündü. Ancak son on yıllar gibi zaman içerisinde sadelik, yalınlık her alanda ön plana çıkmaya başladı. Bu trene siz de binin. Hayat hikayenizi anlatıyorsanız alakasız şeyler karıştırmayın. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bahsediyorsanız küresel ısınmaya atlamayın.
Gerektiği derecede kısa tutulmuş yazılar her zaman süslenme amacıyla şişirilmiş yazılardan iyidir. Bu konuda herkes kendine güvensin. Kısa bilgiler vermekten kaçınmasın.
Bugün Pazar, haftaya başlamak için iyi bir uyku çekmenizi dilerim.
Benzer yazılar:
- Nasıl Bir Blog Yazarıyım
- Yaz mevsiminde aşk tavsiyeleri
- Arama Motorlarından Saklanma Yolları
- Dünyamız, insanlar ve ekonomi
Ben hep daha uzun yazmaya çalışırım
Açıkçası bu yazı biraz garibime gitti bu yüzden
Ben de tam bundan bahsediyorum zaten. Uzun yazmak bir alışkanlık, toplum baskısı, ya yetersiz bulurlarsa korkusu vs. Zihninizi daha özgür tutmaya çalışın. Ama tabi kimse kimseye neyi nasıl yapması gerektiğini söyleyemez. Bunlar sadece fikir alışverişi.
Hm, bu yazıdaki sözler beni de ilgilendiriyor sanırım.
Söyledikleriniz mantıklı; özellikle “yorum” yazılarında aktarılmak istenen fikir olabildiğince yalın bir şekilde aktarılmalı, okuyanı sıkmayacak şekilde. Tanıtım, araştırma, haber türü yazılar ise eğer orijinal içerik sunuyorsa okuyanlar ayrıntılı bilgi almak isteyebilir, böyle bir durumda yazının uzun olması okuyanı sıkmaz belki de. Ama evet, en iyisi gereksiz ve faydasız bilgiler ile yazıyı uzatmamak; tadında bırakmak.
Ben de yorumumu uzatıp daha fazla sıkmayayım.
Farklı şeylerden bahsediyoruz. Ben yazılar uzun olmamalı demiyorum. Yazılar gereksiz cümlelerle doldurulmamalı diyorum. Yani herhangi bir yazı, ele aldığı konuya göre sayfalarca da olabilir. Ama içinde lüzumsuz bağlaçlar bulunmamalı. İki üç cümlede anlatılabilecek bir şey varsa bu yedi sekiz cümleye uzamamalı. Salt yazıyı uzatmak için veya edebiyat olsun diye uzun cümleler kurmaktan kaçınılmalı. Benim anlatmaya çalıştığım şey işin bu yönü.
Hayır, bence aynı şeyi söylüyor, düşünüyoruz; bunu ifade ettim ben de.