alemlerin aslı hayaldir

Nasıl Bir Siyaset?

Son 24 saatte çok tepki alan birkaç yazım oldu. Bunlar siyasi yazılardı. Konuları ise son haftalarda iyice tırmanan laik – islam çatışmasıydı.

Bu tepkiler, bende hem konuyla ilgili hem de konuyla ilgisiz düşünceler oluşturdu. İlgili olanlarından başlamak istiyorum.

Türban sorunu açıkça komiktir. Türkler olarak açık değil de dolaylı yoldan iletişmeyi sevdiğimiz için bütün derdimiz türban haline gelmiştir. Normalde biri üniversiteye başörtüsü ile gidiyormuş, bir başkası sokakta burka ile dolaşıyormuş, bir diğeri ise çıplak geziyormuş falan bunlar tartışma konusu olmamalıydı. Tıpkı bekaretin bu kadar ciddi bir tartışma konusu olmaması gerektiği gibi.

Kim ne isterse giyer, kim ne isterse takar. Kimse kimseye karışmamalı. Kadınların açık saçık giyinmesine dair şikayette bulunanların mümkünse sıkça cinsel ilişkiye girmelerini, eğer bu mümkün olmuyorsa biraz daha sık mastürbasyon yapmalarını, o da kesmiyorsa belirli periyodlarla geneleve gitmelerini öneriyorum. Bir kadının açık giyinmesi ne demekse artık, o giyimi gördüğünde rahatsız olan erkek ya da kadın ya kadın cinselliğinden ve kadın bedeninden korkuyor ya da cinsel açlığın sınırlarında geziyor demektir. Hoşuna giden bir kadına dönüp bakmayan adam da normaldir, güzel olduğu için o kadına bakan da normaldir. O kadın da bu bakışları makul bir seviyede kaale almayabilir.

Freud çürüdü dediniz, yahudiydi dediniz, sapıktı dediniz… Adamın ne kadar haklı olduğuna bir bakar mısınız? Konumuz siyaset iken cinselliğe kayıyor. Neden? Çünkü tarafların argümanları bu yönde. Bunun dinle alakası olmadığı biraz dikkatle bakan gözler için o kadar açık ki…

Gelelim siyasetin başörtüsüne kilitlenmesine… Bu konuda söylenecek fazla birşey yok, sebepler belli. Siyasi islam mecliste rejimi değiştirmek istediğini açıkça söylemeli. Niyeti neyse bunu açıkça ortaya koymalı. Gerekirse konuşulsun, tartışılsın. Ama bu ülkenin %99′unun müslüman olmadığı, müslüman olanların hepsinin sünni olmadığı, dindar insanların rejim değişikliği peşinde olmadığı da bilinsin. Dini siyasi rant aracı olarak kullanmak kanunlarla tanımlansın ve cezai hükümlere bağlansın. Muhalefetteki partiler işlerini yapsınlar. Polemik yapmasınlar. Polis, savcı, hakim yasaları uygulasın. Tutuklasın, yargılasın, cezalandırsın. Demokrasi otursun. Halkın %25′ini temsil eden bir parti %99′u temsil etmeye soyunmasın, aklındakileri yarım yamalak söyleyip apar topar, yangından mal kaçırır gibi icraat yapmaya çalışmasın.

Açıkçası biraz sakin olalım. Sorunlarımızı konuşarak, uzlaşarak halletmeye çalışalım. Ama demokratik ve laik rejime, hak ve özgürlüklere, din ve vicdan hürriyetine zarar vermek isteyenler de önlensin ve cezalandırılsınlar.

Daha da önemlisi, terör örgütlerini destekleyen ülkelerin başka stratejiler yürüttüklerini, barıştan yana olmayı beceremediklerini de anlayalım artık.

Nasıl bir siyaset diye sorarken son günlerde tepki çeken yazılarımdan ve bu tepkinin biçiminden yola çıkarak bunları anlatıyorum. Yoksa elbette Türkiye’nin siyaseti konusunda söylenecekler iki paragrafa sığacak kadar basit olamaz. Dolayısıyla gelelim konuyla birebir ilgisi olmayan düşüncelerime…

Bu yazılara gelen tepkilerden bazılarının (en azından yarısının) dilinden anlıyorum ki ben arzu ettiğim seviyede bir kitleye ulaşamıyorum. Bu konuda kimseyi suçlayacak değilim. Hatayı kendimde aramayı öncelikli iş olarak görüyorum. Durum onu gösteriyor ki eğer benim yerimde şimdi belli bir terbiye, hoşgörü, anlayış sahibi biri olmasaydı belki de “blogum çoluk çocuğun yorumlarıyla doldu” ya da “Türkçe’yi doğru düzgün öğrenin de öyle gelin” veya “ben neden bahsediyorum siz neyi önüme getiriyorsunuz” derdi. Ama böyle konuşmak benim ruhuma uygun birşey değil. Ben birlikten, barıştan, iletişimden yanayım. Uzlaşmaktan yana değilim çünkü uzlaşmayı birlik ve beraberlikle bir bulmuyorum hatta aykırı buluyorum. Uzlaşmak kelimesinin de içi boşaltıldı bu arada. Uzlaşmak kelimesinin gerçek manasıyla konuşacaksak o zaman uzlaşmadan tarafım. Ancak güncel anlamındaki gibi bir tarafın görüşlerini diğer tarafın kabullenmesi manasında kullanacaksak uzlaşma barıştan yana bir süreç değil demektir.

Hatayı kendimde aramayı öncelikli iş olarak görüyorum dedim, oradan devam edeyim. Dediğim gibi son bir iki gündür yazılarıma yapılan yorumların bilinç seviyesinden çok rahatsızım. Sanırım topluma yapıcı birşeyler sunmak şu aşamada benim görevim değil. En azından toplumun her bireyi için ayrı ayrı yapıcı olmaya çalışmak fiziken mümkün değil.

Böyle bir role soyunmuşluğum falan da yok aslında. Sadece toplumdaki şuursuzluğu, güvensizliği, peşin hükümlülüğü, ruhsal zayıflığı gördükçe içim acıyor. Nefreti içinde atamayan bireyler biraraya gelince iyiden iyiye öfkeli kalabalıklar haline geliyorlar. Bu, dipsiz bir kuyu.

Sanırım bu web sitesinde yaptığım yayında ufak da olsa bir değişikliğe gitmem gerekiyor. Belki bazı konuları artık gündeme getirmeyeceğim. Belki de konuları gündeme getiriş tarzımı değiştireceğim. Sezgilerim bana ne yapacağımı zaten söyler.

Biraz uzun yazdım bu kez. Baş ağrıttı isem affola, niyetim bu değildi.

Herkese esenlikler dilerim. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim.

Benzer yazılar:


Rastgele yazılar:

28 Comments to Nasıl Bir Siyaset?

  1. 2 June 2007 at 1:49 | Permalink

    Arzu ettiğiniz kitleye ulaşıyor ancak onların pasifliğinden dolayı varlıklarından haberdar olamıyor olabilirsiniz. En azından çuvaldızı kendime batırırsam seni beğenerek ve çoğu görüşüne katılarak takip etmeme rağmen herhangi bir fikir beyanında bulunmuyordum. Ancak bazı konuların gündeme getirilmemesi gibi bir sonuçla karşılaşmamak için en azından bu yorumu borçlu olduğumu hissettim.

    (Tabi, ileriyi göremeyip son ana kadar tepkisiz kalmış olmam da beni oldukça rahatsız etti. Sanırım bu durum da apayrı bir yazı konusudur.)

  2. 2 June 2007 at 2:44 | Permalink

    Osman bir kaç yazının aşırıya gittiğini, ve karşı tarafın damarına bastığının farkına varmanı isterim açıkcası. Ben yorumları okurum, fakat zaten polemik yaratacağı için yorum yazmam. Insanların zoruna gidiyor bazı şeyler, bu nasıl senin zoruna gidiyorsa, diğerlerinin de. Fakat bu diğerleri ya da senin Türkiye’ye bir kastı olmadığı da ortada. Hepimiz daha iyi bir yer istiyoruz fakat bunu gelip de bir şeylere kilitlenip aynı şeyleri tekrar etmekle olmuyor. Almanya’da 17 sene yaşadım, ve orada Türban ve Başörtü kavramı diye bir şey yoktur. Ben başörtü derim, herkes öyle der. Türkiye’ye geldikten sonra baktım ki burada insanlar baız kelimeler üzerinden oyun yapar olmuş.

    Dine saygılıyız deniliyor, fakat insanların din için taktığı şeye karşı hakaret ediliyor. Peki ben bunca zaman sınıfımtaki başörtülü kız ile, 10 türlü milleten yahudisi, hiristiyanı, alevisi ile aynı sınıfta 10 sene okuduysam ve bu insanlara hiç bir sorun yaşamıyorsak, hatta bazıları ile kanka olduysam, Türkiye’deki sorun nerede ? Almanya’da bu sorun yokken, neden Türkiye’de bir takım şeyler üzerinden gerginlik yaratılıyor ?

    Daha önemli şeyler yok mu, koca Telekom satıldı bir şey yapıldı mı ? Amerika ile 50 yıldır anlam veremediğim bir şeyler dönüyor, bir şeyler yapıldı mı ? Bürokrasi sistemine karşı bir şey yapıldı mı ? Medyanın bu kadar güçlenmesi karşısında bir şeyler yapıldı mı ? Yok. Var olan tek şey var, o da milleti birbirine düşürmek.

  3. 2 June 2007 at 13:04 | Permalink

    Osman,

    Din ve Siyaset nerede ve nasıl konuşulursa konuşulsun lastik gibi uzatılabilecek, rahatlıkla şekilden şekile çevrilebilecek kavramlar.

    Benim dinim de banadır, siyasi görüşüm de banadır. Ve beni gerçekten anlayacağına inanmadığım kimselerle polemiğe girmem.

    Ben “sözel” şeylerle ilgili bir mühendisim. Sense “sözel”liğin ve sosyolojinin daha içinde birisi olarak elbette benden daha iyi bilirsin: Herşeyin kökü aslında çok basit, çok ufak bir ayrıntıda gizli: “Bastırılmışlık” ve “kimlik eksikliği”.

    Herkes yakınlık arayışı içinde, ama kimse bu yakınlığı nasıl kuracağını bilmiyor. Herkes korkuyor, ve bu korkularını farketmeksizin bastırıyor.

    Sevgi arıyoruz ama “sevgi” nedir tanımlayamıyoruz. Cinsellik istiyoruz ama “klitoris” deyince pasifikte bir ada mıdır diye merak ediyoruz.

    Çoğumuzda “sık mastürbasyon yapınca ya aptallaşır ya da kör oluruz” boş inancı var. Çoğumuz çocukluğumuzda mastürbasyon yaparken “yakalanıp” anne ya da babamızdan dayak yemişiz.

    Başta kendimiz, sonra ailemiz, sonra toplum bizi bir cam fanusun içinde sınırlandırıyor. Evet, kendi miz kendimizi sınırlandırıyoruz. Aslında — belki de — öncelikle kendi sınırlarımızı, kendi benliğimizi kendi ruhumuzu ve kendi vücudumuzu tanımaktan geçiyor her şey.

    Toplumsal normlarla, kalıp yargılarla, boş düşüncelerle, batıl inanışlarla o kadar doluyuz ki.
    (
    bu sözlerim yanlış anlaşılır diye bir parantez açıyorum:
    “din” boş bir inanç değildir, “din” kalıp yargılar bütünü de değildir.
    “din” bir “yol”dur. kendini tanımaya ve kendini bulmaya (tabiri caizse kendinde Tanrı’yı keşfetmeye giden bir yol)
    )

    Pek çok şey bizde artık “refleks” halini almış. Birisi bize hakaret edince hemen savunmaya geçiyor ve otomatiğe bağlamış gibi aynı sözleri tekrarlıyoruz, aynı savunma cümlelerini kuruyoruz.

    Sana yönelen eleştirilerin çoğu da “düşünmeksizin” refleks olarak “kusulan” savunma cümleleri bütünü ne yazık ki.

    Halbuki herhangi bir an bir kişiye yöneltilen bu eleştiri (ya da küfür, ya da hakaret her ne ise…) daha önce başka bir kimsenin söylediği sözden, yaptığı eleştiriden farklıdır. Farklı bir zamanda, farklı bir ruh halinde ve farklı şeyler düşünülerek yapılmıştır / yazılmıştır.

    - İçinde “türban” geçen ileti yazanlar “dinsiz”dir.
    - Osman “türban” ile ilgili yazı yazıyor.
    - O halde Osman bir “din düşmanı”.
    - O zaman ağzımı açıp gözümü yumabilirim.

    Genellemesi sadece bir “savunma refleksi”dir başka bir şey değil.

    Belki de “birey” olmasını bilemiyoruz, kim bilir…

    İnşallah ileride “bastırılmış cinselliğin çürütmediği bir toplum” oluruz.
    Benim hâlâ umudum var.

    dip not:
    Dini içerikli ve politik olmayan yazılarını özlemeye başladım.

    Sevgiler,
    Volkan.

  4. 2 June 2007 at 20:08 | Permalink

    osman bey yazılarınızı takip eden belli bir kesim mutlak var, merak etmeyin. yani sizin istediginiz kesim. o yüzden yazılarınızdan bizleri mahrum etmeyin=)

    yorum yazmasak da okuyoruz, takdir ediyoruz, yeni düsünme bicimleri kazanıyoruz. sizin de bildiginiz gibi yazı yazmak, dusunmek, tartismak sadece yorum almak ve takdir edilmek icin degil elbette. hem kendi yelpazemizi genisletmek hem de yanımızdakilere bir katkıda bulunmak, dusunme acılarını değiştirmek, sasırtmak bir nevi.

    siz bu amacınıza ulasıyorsunuz, o yüzden görüşlerinizi yazıya dökmeye devam edin…

    saygılar, sevgiler…

  5. 3 June 2007 at 1:34 | Permalink

    bu ülkede birileri tabuların-kutsal şeylerin tartışalamayacığına inanıyor, onlara göre kutsal olduğu iddia edilen şeyleri eleştiri sınırı içinde bile eleştiremesseniz, bence bütün sorunda buradan çıkıyor, bizler dogmatik değiliz herşeyin hakaret küfür aşağılama yapmadan eleştirilebileceğini düşünüyoruz…

    ama bu kadarı bile satılmış vatan haininden, dinsiz kitapsıza kadar uzanan bilimum hakareti yememiz demek oluyor çünkü bazı insanlar önce inanıyorlar sonra onun izin verdiği ölçüde düşünüyorlar, oysa biz önce düşünüp sonra inanmayı seçiyoruz, yani beynimiz farklı fortmatlarda çalışıyor sanki bu insanlarla ne diyeyim :(

  6. ikutluay's Gravatar ikutluay
    3 June 2007 at 14:01 | Permalink

    @osman

    1. Forumu çoluk çocuk doldurmadı
    2. Şamanizm Türklerin eski dinidir, dönsekmi diye düşünüyorum bazen diyebilirsin. Ama bence tek çözüm budur diyeceksen iyice düşünüp argüman koyacaksın ortaya. Eski Türklerde düşman öldürüldüğü kanından bir avuç içmenin töre olduğunu biliyormusun peki.

    Yeri geldiğinde islamı eleştiriyorsun. Oysa islam öncesi putperest araplar sadece kız bebeklerini gömüyorlardı. Bugün senin moderin ve laiklikten ödün vermez görünen toplum ise kız erkek ayırt etmeden kürtaj denilen cinayeti işliyor. Ben aile planlamasına karşı değilim tabiki herkes 5-10 çocuk yapmamalı ama unutmayalım anne karnında da olsa o bir canlı ve bu cinayet.

    yine eski Türklerde bir çok saçma adet te var.

    3. Yazı yazarken iyice düşünmen gereken konular var. Bak mesela Türban ve Türkiye konusunda referns tarih ve link verdim. Konuya giremedin bile. Bende boş bir insan değilim. Ama böyle bir yazı (bağcılar lisesi) yazacaksam iki kere düşünürüm.

    4. Bu ülkede laiklik yanlış uygulanıyor demem eleştiridir. Ama laikliğin gereği yoktur, laiklik gereksiz dir diyemem çünkü bu yasal olarak suçtur. Kısaca burası siten olsada yasaya aykırı yazılar “düşünce bile olsa” yazılamaz. Oysa senin sitende “seçimler istediğimiz gibi olmazsa en ve benim gibileri farklı yollarda görecekler “galiba diyen darbe ve anarşi gibi yorumlarda gördük. Kimse alınmasın ama halkı böyle bölmek bence PKK militanlığından çokta farklı değildir.

    5. Yazılarında objektif değilsin. Yazar dünyaya aynı pencereden bakmamalı. Örneğin ben muhafazakarım ama AKP nin hatalarını eleştireceksem bencen acımasızı yoktur. Bak bülent eceviz solcunun kralıdır. Ama sitende yazdığım yorumları görüyorsun. Deniz Baykal hakkındada. Yazar dediğin yorumda alada vuracak mıhada. Sadece nala vurursan olmaz tepki alırsın.

    6. Tekrar lisede namaz olayına döneyim.

    Bu kızlar erkek için birbirlerine bıçakmı çekti, yasak ilişkiden doğurduğu babası belli olmayan çocuğunu sogukta ölmeyemi terketti, uyuşturucu parası için fuhuşmu yaptı, rol kapmak için tv kanallarındaki yönetmenlerle grup seksmi yaptı, cinayetmi işledi, askere kurşunmu, ne yaptılarda savcıları göreve çağırıyorsun. ?

    Buna cevap ver işte o zaman sana eyvallah diyeyim.

  7. ikutluay's Gravatar ikutluay
    3 June 2007 at 14:09 | Permalink

    @Aceleden yorum yene forum yazmışım … Pardon

  8. 3 June 2007 at 15:14 | Permalink

    ikutluay nedense sizin kadınların saçlarının görülmesinin günah olduğuna inanan birisi hissine kapıldım, bu konu da bizi biraz aydınlatır mısınız rica etsem?

  9. 3 June 2007 at 19:06 | Permalink

    @gaykedi

    Konu günah olup olmamasını çoktan geçti(Günah bir şey de değil bu arada). İnsanların rahatsız olduğu nokta her maydonoza karşı çıkılmasıdır. Başörtülü kişileri birer canavar gibi görmektir, ellerindeki tüm hakları almak demektir. Din’i tarafı konuşulmuyor hiç. Ona bakarsanız bence başörtü giyinen’lerin %60 neden giyindiğini bilmiyor. Başörtü kısaca karşı tarafın beğenisini çekmemek, erkeğin nefsi ile oynamamak için varolan bir şey. Peygamber efendimiz bunun için bunu yapmıştı.

    Fakat günümüzdeki başörtü çok farklı, insanlar başörtününün rengine göre giyiniyor, desenine göre giyiniyor, az bucuk makyaj yapıyor. Bunun amacı da hoş ve güzel görünmek elbette. Bu tarafdan bakarsak başörtü giyinenlerin çoğu zamanımızın ayak uydurmak zorunda kaldılar. Mecburlar çünkü yapmazlarsa dışlanacaklar, yapmazlarsa kimse yüzlerine bile bakmayacak. Sonra diyor ki, bari güzel bir renkte giyineyim, güzel görünür üstümde demeye başlıyor. Bazıları da utanmadan insanların duyguları ile oynuyor, illa açık olmasını belirtiyor.

    Ben sen açık dolaşıyorsun diye karşı mı çıkıyorum ? Ben sen mini etek giyiniyorsun diye karşı mı çıkıyorum ? Ben bizim kampüste sarmaş dolaş gezen çiftlere karşı mı çıkıyorum ? Kimseye karşı çıktığım yok, ee o zaman bunlara ne oluyor da başörtülülere karşı çıkıyorlar ? Bir şey mi batıyor anlamıyorum gitti.

    Artık bazı sığ düşüncelerden vazgeçin, her insan hür yaşamak istiyor, her insan özgürce yaşamak istiyor.

  10. ikutluay's Gravatar ikutluay
    4 June 2007 at 7:13 | Permalink

    @Osman

    Bana dediğini düşünmüyorum. Genel olarak yazdım. Yalnız olay şu; Eğer ben hep AKP yi savunursam ve bu konudada objektif olmazsam adım militan olur sempatizan değil. Sen bu noktada yanlışsın işte. Deniz Baykalın hatalarını biliyorsun ama ben eleştirince evet haklısın diyorsun.

    T.Özkana aktarılan paralar, bir çok yargı elemanının, ve AN.Sezerin adeta bir parti mensubu gibi sözleri, tuhaf yargi kararlari sence çokmu adil. Buyur bugün lemonde mtingler azınlığın sesi diyor. Oysa bana göre bu çokseslilik. yinede bu mitinglerde duyduğum “türbanlılardan nefret ediyoruz çünkü onlarında bizden nefret ettiği gibi” lafı bana türkiyedeki tek parti diktatörlüğünü açık oy gizli sayımı, 6-7 yıl savaş stogu bahanesiyle el koyulan çiftçi ürünlerini hatırlattı. Nedense bu konuda yorumlarını göremiyorum.

    Sence bir parti medya kanalını tekeline almalımı
    @Gaykedi

    bilmek istiyorsan eğer nişanlımın başı açık; ama örtüneceğim dersede ona karşı gelecek değilim. Yanlış anlamada olmasın o benim için bir mücevher ve benim bir kadının en sevdiğim şeyi ise saçları. Kısaca ona ait en sevdiğim şeyi sadece benim görebilme imkanım olması açısından bakıyorum olaya.

    Yada şöyle izah edeyim. İçki içmiyorum çünkü öncelikle sağlığa zararlı.

    Ama siz kafanızda bana bir rol biçmişsiniz.

    Ben Kuranda dinlerim ama en sevdiğim müzikler new age ve raptir. Alaturkada dinlerim türküde.

    Herkese özgürlük diyorsan eger ve kendi kimliğine saygı istiyorsan; önce sen başkalarına saygı duyacaksın. Laiklik sadece CHP lilere özgürlük demek değildir.

  11. 4 June 2007 at 7:52 | Permalink

    ben daha o yıllarda ilk okula giderken, 80 li yıllarda üniversite okuyan şu an 50 yaşların da olan bir dostumla türban konusunu konuşurken, şunu anlattı..o yıllarda üniversite de türbanlı kız arkadaşlarımız vardı ve üniversite de kılık kiyafete lise gibi karışılmadığı için yönetim onlara asla bir şey demezdi…derken iran arap devriminin etkisi, dünyada artan şeriat akımları, türkiyede öldürülen laik-atatürkçü aydınlar derken erbakanın ve fetullah güvenin yükselişiyle bu kişiler artmaya ve militanlaşmaya başladılar, artık göze batmaya ve rahatsızlık vermeye başlayınca da yasaklandı türban.

    yani olayın sadece türban meselesinden öte bu ülke de daha ciddi anlamları da var!

  12. 4 June 2007 at 18:57 | Permalink

    gerçek yüzünüzü görmek beni çok mutlu etti, artık hiç birşey dememe gerek yok sizin için :)

  13. ikutluay's Gravatar ikutluay
    5 June 2007 at 13:10 | Permalink

    @osman

    Oyunun ne olduğu seni ilgilendiren bir konu… Tıpkı inancın gibi. Aslında politik düşüncende. Ama şunu unutma mitingler, şu bu eleştiri derken. Kim karşıda işine döner bu. Kısaca benim bir şeyi tutturduğum yok. Sen o imajı veriyorsun her yazında (aşağı yukarı)

  14. ikutluay's Gravatar ikutluay
    5 June 2007 at 13:11 | Permalink

    @gaykedi…

    o militanlaşma dediğin olay insanların neden örtündüklerini öğrenmesi demek bana göre. Bence bir kadın örtülü diye devlet yıkılmaz.

  15. ikutluay's Gravatar ikutluay
    5 June 2007 at 15:16 | Permalink

    @osman
    abd henuz lozan ı tanımamıştır.

    bu ülkede abd ye ziyaret edilmeden ne itidar nede gelkurmay başkanı olunmuyor

  16. 6 June 2007 at 13:59 | Permalink

    osmancım,zevkle okudum,aynen yazmaya devam et. türban’ı başörtüsüyle karıştıran kendi halinde saf müslümanların kandırılması durumu da var.e cahillik olunca ne anlatıcan millete,türbanın siyasi bir simge olduğunu ,sen yaz.tepki de al.yukarda bir arkadaş polemik sevmem demiş,tepki sevmem falan…katılmıyorum.senin dediğin gibi,oturulsun konuşulsun abicim.
    asıl beni koparan freud’un gerçeklerinin nasılda onaylanmış olduğunu anlatman.aynen öyle düşünüyorum…
    kendi adıma siyasetin temelden yalnış olduğunu düşğnüyorum.sorun insanların çok ama çok hasta olmalarında ve güvenlik saydıkları ksırdöngünün içinde,gerçekleri birtürlü görememeleri ve burunlarının ucundaki mutluluk ve özgürlükten korkmaları.yaşamdan güzel şeyler hak ettiklerini bilmeliler ve yaşamaktan korkmamalılar.yoksa hitler de demokrasiyle başa geldi,mollalar da,diğerleride. kocaman dünya yepyeni bir düzeni, işte senin bahsettiğin akılyürütmelerle, çözer.uzlaşamayacağını anladığı noktada bunu kabul de eder.amaç insanların mutluluğu ve huzuru için çalışmak olmalı.ay çok uçtum galiba.:)
    dinle ilgili:marx :”din toplumların uyuşturucusudur” demiş.bizimkiler ”din”le ”iman”ı karıştırıyorlar.diyorlarki bu hayatta ,üçün biri var sana ! AMAAA öbür dünyada cennet var kandırmacası.çek babam çek ..çek….hesabı.kandırmacaya bak.dünya nimetlerinden faydalanın yazar Kuran’da.pardon?dünya nimeti mi?o neydi la?çoktan ettik içine tanrının armağanının,nimetinin…üüüüüüü:( Afrikadaki çocuklar ben doğduğumdan beri açlık ve susuzluktan ölüyor.daha yeni yeni dünyayı kurtaralım sineması.cık cık cık!.dellendim birden.
    devam osman devam.bilinçsizlik düzeyine bakma ,illaki senin zihnin diğer bilinçli zihinlerii çekecektir.bilinçsizlere anlasınlar diye kitaplık mı okutacaz.terapi mi yapacaz.bilinçsizdir ne yapsa yeridir.çok meyvası olan ağaç taşlanır.
    atasözleriyle bilgi dağarcığımıza çağrışımsal done sinyalleri gönderiyorum:P
    ha bi de kanun başka düzen başka…

  17. ikutluay's Gravatar ikutluay
    6 June 2007 at 17:14 | Permalink

    @nergiz yazmadan önce biraz daha düşün yaa kontrol et istersen. türban ortaya nasıl çıkmış hangi ad verilmiş link ve metniyle var… buna rağmen hala bu yazıdaki gibi siyasi simge emziğine sarılıyorsan “e cahillikte olunca” diye yazdığın cümleyi iadeli taahhütlü san geri göndermemiz icap ediyor

    @osman bir bebeğin annesinden emdiği sütü cinselliğe bağlayan adama sapık demeyeyimde ne diyeyim…

    @nergiz… marks ın das kapitalinin ilk kopyasının imzalı olarak darwine werilmesinde inançlı kişilere kurulan materyalizm kumpası zaten ortaya çıkmıştır. kısaca bizim böyle palavralarada laf oyunlarınada karnımız tok. Kaldıki bu bir inanç davası ….

    Adam ünlü bir ilim adamına “ben demiş Allahın varlığını 1001 delille ispatlarım”… Alim demişki demekki onun varlığından 1001 şüphen var. Ben ise şüphe etmiyorum….

    @hitlerin başa geldiği şeye sen demokrasi diyorsan artık diyecek bir şey bulamıyorum. Uzun bıçaklılar gecesindende haberin yok heralde. Mollalardan kastın iransa zaten oda seçim değil halk ayaklanması idi. Bence biraz daha oku.

  18. hurben's Gravatar hurben
    27 September 2007 at 22:47 | Permalink

    Öncelikle herkezi selamliyorum.Yazdiklarim tamamiyla benim düsünce derinligimin sirlari ve tamamiyla kendi görüsümdür.Herkezden rica ediyorum..yazdiklarinin ve söylediklerinin altini doldurabilsinler,ezbere ve baskalarinin düsünceleriyle zaman calmasinlar.Bu yazdiklarim birbirine baglantilidir.Okunup,incelendigi ve üzerinde düsünüldügü takdirde ortak bir Sistem cikacaktir.bunu kavramaniz ve görmeniz dilegiyle..?Bundan 8 ay önce bir kizim oldu.Yine gecen bu zaman zarfinda biraz kendi sebeplerim,(baba oldum!bütün bir düsüncenin iki ortak düsüncesinin anlasimi sonucu)biraz duygularim yogun bir depresyon dönemi yasadim.Ancak öyle birsey olduki!O DÜSÜNCE KARANLIGIMDA[benim icin uzay boslugu,bunun icin uzaydan dünyaya bakabilmen gerekli!!!] bir ISIK olusturmayi basarabildim.Belkide kendime göre hayatin bana vermis oldugu ezikligin,kullanilmisligin,cahilligin haykirisinin son noktasiydi bu APTALLIGIM!!!Anladim ki!ruhum beynime cikmis,beynimin arzi patlamis;bildigim dogrular yalan olmus,kör gözüm acilmisti!!!Meger;arka görüntüymüs hep GERCEK olan!, gecmisten gelecege,,,taa…Adem Havva`dan kalan.!Baskalarinin düsünce ve planlarinin üzerimdeki ezikligiymis,sarkilardaymis,dizilerdeymis,flimlerdeymis,sayilardaymis,harflerdeymis bu duygusal yirtik palto..!(kendi plani ve düsünce ufku olmayanlar baskalarinin ve baska toplumlarin planlarinin ve düsüncelerinin kölesi ve mandasidir.)Benim icin INSAN;Bütün büyük bir düsüncenin,bilgi isiginin maddelesmis,4element dahilinde dönüsümlü sistemle süzüm noktasina kadar nefes ve suur(ruh,can,isik)sayesinde.. beyin,sinirler ve organlar yolu ile 4 elemente etki-tepki(proton,nötron elektron)gibi mükemmel bir sistemle idame olan,iklimlere bagli olarak sekil gösteren,dünya gemisini,gücünü karanliktan alan atesin(kandil,seytan,günes4hidrojen=helyum,cozmik vom esitleme) gücü ve isigi ile süzüm zamanina(big bang,öteki düsünce boyutuna gecis,sadece toz duman,maddelesmis maddelerin kalmasi,helixi bulutsu gibi,suyun cekilip köpügünün kalmasi gibi,iyi kötü ayrimi) kadar cehaletin tek gözlü karanliginda dönüsüm sistemi ile her mm de bilgi ve düsünce akimina ugrayarak,yine atesin(günesin gama isinlarinda atesin yani seytanin gücü var.Bu da magnet ile beraber insani etkiliyor bence..karakter,bos duygusalliklar,nefis,icimizin atesi)bir anlamda seytanin hileleri ve tuzaklari ile deneme yanilma yöntemini kullanarak cehalet karanliginda(yanlislarin icinde dogruyu bulmak gibi..) baska isiklarida olusturacak, cehalet karanligini asip,bilgi isiklariyla parlatacak milyarlarca DÜSÜNCE VE BILGI ISIGI ve ya bu cehalet karanligindaki TAS parcalaridir? Ayrica bana göre dünya bu karanlikta dönüsümlerini asama asama yapiyor ve her mm lik asamada düsünce ve bilgi akiyor.Dünya icin ise günes(kandil,ates]ve kendi etrafinda dönerek katettigi bu asamalar zamani olusturuyor.Bu sebepledir ki;asama asama akip giden bu dusunce ve bilginin mm sini kaciranlar bu olusan zaman kavramina yetisemeyerek ya baskalarinin dusunce gücü ve planlari altinda esir,köle ya da gebe kalarak aclik,sefalet,soygun,hortum,fitne,fesatlik,fuhus icinde birbirlerini yiyerek batil bir sekilde sayilarin ve harflerin dünyasinda tonlara ve sekillere aldanip DARVIN gibilerin insanlari her türlü siniflandirmasina yardimci olacak düsüncelere tesvik etmekte[güclü-zayif,siyah-beyaz,saglam-curuk,iyi-kötü]ve yok olmaktadir.Belli bir zaman diliminde o anlik saglam olanlarin secilip,cürüklerin atilmasi gibi.. Ancak atilan bu curuklerin yillar sonra büyük bir hirs,kin ve paranin gücüyle gelerek kaoslar yasatmasi gibi…“Halbuki gözlerimi kapattigimda hicbirsey yok,actigimda ise herkez gibi benimde ortak kullandigim bir dünya ve sevdiklerim var“Insanlar hayvanlar gibi degildir.INSANLAR:Düsünce gücü ve bilgi isigi ile dogadan en kaliteyi almaya yönelik yüceltilmis(Yaradandan ötürü)Dünyanin en üstün canlisidir.Dünya SEN ol,kafandaki karanlik bosluk UZAY.Nefes alip veren bir canli gibi düsün Dünya yi(SEN GIBI )..Kimbilir ne kadar karbondioksit dolmustur cigerleri?Düsün ki;bunun Tabiata,iklimlere,tatli ve tuzlu suya,hayvanlara,insanlara ne gibt etkileri var?(kuraklik,hastalik,orman yangini,nüfus,hayvan nesli tükenimi…vb)Acaba Dünya yeni bir Tusunami`ye dogru mu gidiyor?Galiba bazilarimiz hin paylasmayi sevmiyor?Sayilar ve harfler dünyasinda oynayin biraz..ama bunlarin sekilleri ve tonlari sizi cekmesin,Satin alip,gönülleri calmayin,aldatmasin sizleri….Dengesi vardir doganin(arapca) bu sekilleri(Insanin aklina zararli bir düsünce verecek sekil yok,sivrilik gibi..örtü gbidir adeta)arayin..kadinda oldugu gibi..!Bak gözlerine konusursan bir kadinla!Ya maskesinin altindaki ulasilmaz özgüvenini kaybeder ya da onun gözlerinin deryasina kapiliiir gidersin…Abi ve Ulan kelimelerini kullanma!!!Türkcemizin noktasi sonda olur.ama Almancanin ortadadir.Diller karakterleri etkiler,bakisacilarini etkiler,görüsleri etkiler.örnegin;Almancada “bu oldu.ama…(diplomatik)gelir“buda onlarin hayata bizim tam tersimiz seklinde bakmalarina ve o düsüncede hareket etmelerine sebebiyet verir.gerisini siz düsünün???Kelimelerin sadece kavram oldugu unutulmamali![ben ucaga bicakta diyebilirim kurallar dahilinde]Ne olursa olsun herzaman arka görüntüye bakilmali..insanda da böyle gözlerinin icine bakmalisin ama ayni zamanda mimiklerini,hareketlerini,arka görüntüsünü,nerde durdugunu görmelisin.Eger hepsi birbirine uyumlu ise dogrudur.Tabi sende ona o gözle bakacak düsünce,bilgi ve tokluk varsa maddenin büyüsünden kalan.?!.?evinize bilgisayar ve internet koyun,Kamera alpin,kendinizi cekin sonra izleyin.Göreceksiniz?dünyayi biraz takip edin..Alacaginiz görüntü ve sesleri kalite alin.bu algilama,anlama gücünüzü gelistirir.bir isi yapmadan önce o is üzerine planli düsünmeye konsantre olun,arka düzlemini baz alarak baslayin sayilarla anlam vererek taktik gelistirin.zamaninizi kisaltip uzun zaman diliminde istikrarli giderseniz cok kazanirsiniz.Dünya para pastasinda ne kadarcik payinizin oldugunu düsünün?Attiginiz bir adimin ötekisi icin geri bir adim oldugunu düsünün.Herseyi neden ve sonuc iliskisi icinde düsünün,sayilar ve harfleri kullanin.Bu sayede gelecek icin guzel planlar yapip sonuclari görebilirsinizBöyle dönüsümlü sistemde bilinki nefes alip vermek var!alan mecbur vermeye,veren mecbur almaya!sadece dürüst veren olur ise uzun dönemde alir duayi parayi..“iki kisi arasina ucuncuyu sokmayin“ bu sözde kendinizi baz alin ve düsünce derinliginizde kendi üzerinize kullanarak devletleri,firmalari,bankalari,sigorta sirketlerini,dünyayi,Allahi düsünün..Yine kafanizda bir firma canlandirin ve bu firmanin hangi bölümünde(ortaci,isci,iscibasi,sef,muhasebe,müdür,genelmüdür,Patron) oldugunuzu düsünün.Ayni sekilde bu firmayi birde dünya üzerine düsünün,düsünün ki ülkeniz bu firmanin hangi bölümünde?BIZIM kollektif sinir sistemimiz kurbaganin sinir sistemine benzer.Tehlike gelene kadar öylece durur.Ya birilerinin gelip onu kurtarmasini bekler(Tabi kurtarma sekline ve sonrasina bagli gebelik yada kölelik)ya da ölür.Devlet aileden baslar!Devletine bagli kal,yapan sensin,kör olma!köle olma!Dünyayi arastir,kafani calistir!Cocugunu kucaga alistirma!Aksi takdirde;büyüdügünde hep birinin onu savunmasina ihtiyac duyar,korkak ve duygusal olur.Bu durum cocugunuzu nerelere götürür sizler düsünün?Bas ve isaret parmaklarinizi güclendirin.Cünkü güclü olan parmaklarin yaptigi eserler yeni düsünce boyutlari acar.Yaptiklarinla varsin..!Alcakgönüllü ve mütevazi olun.Basiret ve kisilik(konusma bicimi,harket bicimi,davranis bicimi,dilin kalp ile beyni tastik etmesi)sahibi olun.Basarinin gercek temel ölcüsü;nelere sahip oldugumuz degil,nelerden vazgecebilecegimizdir.(alinti)Insan bedeni zaman kavraminda belirli asamalardan gecerek gucunu,kuvvetini kaybetmeye baslar. Verilmis olan süreyi tamamlamasindan önce beden agirlasmaya ve cökmeye baslar.Insanin bütün hayati gözlerinin önünden gecer.Gecmiste iyi ve kötü yaptiklarinin hangisinin etkisi insanin düsüncelerinde agir basar ise o yönde gider(kirmiziyi dusunme,beyazi düsün.bütün renkler beyazdan gelir.beyaz,atessiz temiz isik)Insanin kiyameti de bu olsa gerek?o yüzden eceliyle; yaslanarak ölmesi gerek!Atese dikkat edin!Fincanla ruh cagiranlara sakin inanmayin.Cünkü;bu ayni usta bir söförün araba kullanmasi gibidir.insanin parmagini zamanla konsantre yolu ile bakmadan alistirmasi,fincana ivme kazandirmasi ve tamamiyla harfler ve sayilar üzerinde kendi ic dünyasinda hissettklerini digerlerine ruh gibi kabul ettirip düsüncelerine esir etme girisimidir.Günahtir.Kendi capimda en büyük ruh benim..Ben görebildiginizim,onlarda göremedikleriniz.!Söyle düsünün;PROTONLAR=INSANLAR,NÖTRONLAR=GÖRÜLMEYENLER,ELEKTRONLAR=DÜNYA NIMETLERI..Hepimizin,baktigimiz dünya disinda birde ic dünyalarimiz vardir.Aslinda herkeze göre kendi gercegi de budur.Dünya“ya sadece gördügü cerceveden bakar,gördügü hissettigiymis gibi zannederek..Yapay ve dogal reaksiyonlarla yasayip,ha bre etkilemeye calisir. Televziyonda,radyoda dinlediginiz her sarki,her flim,dizi ve kitaplar(kur`an haric) baskalarinin düsünceleridir.Karsiniza ne cikarsa ciksin,her zaman ARKA düsünceleri ve görüntüleri sorgulayinAksi takdirde bunlar bagli bulundugunuz ortama,yapiya,aileye,soya,degerlere ters ise sizi cok daha ters yönde etkileyip,duygusal baglamda belirli olan degerlerden ve Allah inancindan uzaklastirip insanlara ve dogaya karsi bölücü ve yikici düsünce depresyonuna sokmasin?en iyi ilac dogruyu arastirmak,ögrenmek,ve bilgi edinmektir.Bu sayede karanligin cehaletindeki engelleri asip aydinlatmak amaciyla baska isiklari olusturmada katkili bilgi isigi oluruz..düsüncenin gücü ve mantigim…Neyi cok istersen onu alirsin!ÖGRETIN INSANLARA..!Kendi sularini alamazken,NASIL sulayacaklar bedenlerinde ölen cicegi..? Zarardan dönen nerden bilsin käri?.SONUC OLARAK;Ben!gecmisten gelecege kendi capimda hangi acilardan baktimsa suclu sorumlu olmadigini,(suclu ararsaniz eger:GÜNESIN ATESI)hata gibi gördüklerimizin[Hitler,Stalin,Darvin daha gecmisten gelecege ne varsa..] bizleri bu HAMAN dedigim cehalet karanliginda(birde insanlarin icine dustugu haman karanligi var.) büyük isiga,yüce güce ve kudrete ulastiracak seytanin hile ve engelleri oldugunu anladim.Bunu asacak düsünce gücüne ve cehaletin karanlik boyutlarini bilgi isigimizla gececek akla ve inanca sahip oldugumuzun düsüncesindeyim.[su akar yolunu bulur sonra büyür Delta olur]“Baktigimiz dünya bir,düsünce derinligimiz bir,(seytanin hileleri olmasa,temiz isik olsa)aklin yolu bir,sen birsin,ben birim,biz biriz,bizler biriz(hersey ondan gelir,ona gider.o bilir ötesini ama benim gibi Ademin yoluda baskasindan gecer.Yinede herkezin kendi baktigi cerceve,kendi kaderi,her koyun kendi bacagindan asilacak,ne ekersen onu bicersin)kur`an bir,ALLAH BIRDIR VE HZ.MUHAMMED(S.A.V)ONUN ELCISIDIR.BIR BÜTÜNÜN PARCALARIYIZ…O BÜTÜN VAROLDUKCA BIZLERDE VARIZ…( Inanmayan,düsünmeyen kalana kadar)

    GECMISTEN GELECEGE ACILAN PENCERE…………….&

    SERHAT CIPA
    1977\ISTANBUL,

    Önceki(yukaridaki) yazimin devamidir.Yazim ve uslüp hatalarimi hosgörüp,anlamli bir bakis acisi ve edasi ile bakmanizi saygi ve sevgilerimle rica ediyor,son bir mesajim ile düsüncelerimi baglamak istiyorum..
    MESAJIM;Benim bu cehalet karanligindaki isigima giden yol KIZIM oldu.(iki ic dünyanin yaradandan gelen düsünce isigi,sevgi ve saygi cemberinde ortak anlasiminin sonucu..ona giden.)HERKEZIN evladina olmasi gerektigi kadar,BENIM DE artik o karanliga giden cehalet yolunda KIZIMA ISIK olmam GEREK!!!
    ANLAYIN LÜTFEN!yazimda belirttigim sistemden haric,dönüsüm ve zamanla olusan bu düsünce ve bilgi asamalari nesillerle oluyor ve olusum sagliyor.YOLUMUZ DIGERINDEN(ÖTEKINDEN) GECIYOR..ONLARA,BIZDEN SONRAKILERE CEHALETIN BU HAMAN KARANLIGINDA TECRÜBE VE BILGILERIMIZ ILE TEMIZ ISIK OLMALIYIZ..HERZAMAN ILERI>>>UMARIM YÜCE ATATÜRK`TE(Atalarim Atatürk ile Selanikten gelenlerdir.) BÖYLE OLMASINI ISTERDI…Düsünebilen icin karanlik YOKTUR..!!!niyetim kirmak ,parcalamak,bölmek,ayirmak degil!!NIYETIM;Insanlarin kendi ic dünyalarina bu düsüncelerimle ulasabilme amacli KENDILERINI TANIMA,ANA;BABALARINI TANIMA;DEVLETI,VATANI TANIMA,DÜNYAYI TANIMA,UZAYI,ALLAHI TANIMALARINI istegimdir.Eger bir küsurum var ise AF OLA!!!ÖGRENMEM gereken coooooooook sey var dahA(ic dünyalari ile gördükleri dis dünyanin tanisimi..!)

    Dalar gözlerim bazen O karanlik derin ufuklara..
    Düsünceler köse kapmaca oynar beynimin dörtgeninde…
    Hayal sanirim,GERCEKLER birakmaz pesimi….
    Düsünüür,düsünüüüüüür dururum…..
    Ne ONDAN önceme ait olani,ne de ONA ait olmayani……(olumsuzun olumsuzu)

    Biraz Düsündürebiliyorsam ne mutlu bana:)

    Saygi ve sevgilerimle,

    SERHAT CIPA
    1977/ISTANBUL(Rüyalarimin SEHRI…YEDI TEPE ISTANBULJ)

  19. 26 May 2008 at 23:06 | Permalink

    anaaa bana cevap da yazılmış.hiç haberim yok.dünyayı kurtarıyordum:)))))

  20. 26 May 2008 at 23:07 | Permalink

    anlamayana tek kelie yok.

  21. 27 May 2008 at 19:48 | Permalink

    okumanızı tavsiye ederim.yorumlar da var.