alemlerin aslı hayaldir
Mehmet Doğan‘ı oluşturduğu Türkçe içerik açısından hep takdir ederim. Birçok web çalışanının harcamadığı bir emek ve çaba harcayarak iki yıldan uzun bir zamandır sektöre dair değerli görüşlerini, eleştirilerini yazar. Bir yandan da, okuyan herkesin birşeyler anlayabileceği ve kendini geliştireceği türde makaleleri vardır.
Ancak bazen, Mehmet Doğan’ın iyi niyetli öfkesine yenik düştüğünü düşünüyorum. Sitesindeki başka örneklerde de olduğu gibi, yine iyi niyetle sinirlendiği bir anda Çürük Web Tasarımcısı başlıklı bir yazı yazmıştı. Kendisinin bu iyi niyetli öfkesine yenik düştüğü yazılarından biri olsa gerek ki, bu yazısına eklediği bazı maddeleri biraz baştan savma ve az düşünerek yazmış. Böyle yazıldığını düşündüğüm maddeleri nedenleriyle aşağıya ekledim.
2. Eğer önceden belirlenmiş bir web tasarım fiyat listesi varsa
Şirketlerin ticaret ahlakını terketmeden ayakta kalabilmelerinin tek yolu satış yapabilmektir. Satış, ciddi bir satış ve pazarlama kabiliyetini ve çabasını gerektirir. Bu kabiliyet ve çaba merkezinde en önemli ögelerden biri müşterinin güvenini sağlayabilmektir.
Müşterinin güvenine dair en çarpıcı ve yaygın örneklerden biri, yanlarında fiyat yazmayan menülere sahip olan restoranlardır. Bu konunun toplum tarafından nasıl algılandığına dair örneklere bakalım.
Mehmet Doğan’a fiyat listesi amatör görünmüş. Olabilir, ben de az evvel web tasarımcısı ile restoranları karşılaştırmaktan hoşnut değilim zaten. Ancak ticari bir iş yapmaya başladığınız anda neyin fiyatının ne olduğu üzerine bir politika oluşturmanız çok önemlidir. Fiyat listesine sahip olmak bir profesyonelliktir. Mehmet Doğan’ın burada ne demek istediğini anlamıyor değilim, hangi sitelerden bahsettiğini çok iyi anlıyorum ve kendisine hak vermemek de elde değil. Ama iki yılı aşkın bir süredir sektörle ilgili çok faydalı, değerli yazılar yazan; birçok kişinin güvenini kazanmış birinin böyle şeyler yazarken daha dikkatli davranması hatta daha fazla detaya yer vermesi gerekir. Bunu okuyan birçok acemi ya da amatör ya da sektöre yeni adım atmış şahıs ya da firma buna güvenerek fiyat politikasında gizlilik yoluna gidebilir. Bu noktada yazılanlar yarardan çok zarar oluşturur.
8. Web tasarım şirketinin logosu ya da sloganı içinde “ucuz” kelimesi yer alıyorsa
Kendi sitemin iş bölümünde de belirttiğim gibi “ucuz etin yahnisinden hayır gelmez” ve “ucuz mal alacak kadar zengin değilim” görüşlerini benimseyen biriyim. Ancak bu madde, eğer yanına yeterli açıklama getirilmezse yine bir önceki gibi yanlış anlaşılmaya çok açık olur. Web sektöründe yolda görsem eğilip almaya tenezzül etmeyeceğim kalitede işlerin fiyat sebebiyle satılmasına ben de karşıyım. Yine de, satış ve pazarlama ahlakı çerçevesinde eğer rakipleriniz 10.000 YTL’ye rahatlıkla malolabilecek bir işi 30.000 YTL’ye satıyorlarsa o zaman kendi fiyatlarınızın makul seviyesini anlatabilmek ve bunun iletişimini kurabilmek için bazı kelimeleri kullanmak mecburiyetinde kalabilirsiniz.
9. Aradığınızda telefonlara annesi cevap veriyorsa
Bu cümleyi kuran biri HP, Amazon, Google gibi çalışmalarına amatörce ve evden başlamış olan şirketlerin nerede yanlış yaptıklarına bir açıklama getirmek zorundadır.
Mehmet Doğan bu noktada profesyonellikle imaj danışmanlığı arasındaki farkı kaçırmış durumda. Web tasarımı gibi üretici şahıs ve firmaların belirsizlikler denizinde yüzdüğü bir ortamda öncelikli olan ortaya konan işin kalitesi olmalıdır, aradığınızda telefonlara cevap veren kişiye kaç para verdiğinizde değil.
14. Tasarım portföyü, amcaoğlunun hırdavatçılık şirketinin websitesinden oluşuyorsa
Buradan anlıyoruz ki, hırdavatçılık web tasarımını hak etmeyen, etse de oluşturulacak web sitesi pek kaliteli ve albenili olmayacak, kimseye bir prestij kazandırmayacak bir sektördür.
Web tasarımı yapabilen biri portföy oluşturmaya hırdavatçılık yerine borsacılık, bankacılık, hollywood gibi prestij sağlayabilecek bir sektörden başlamalıdır.
Hırdavatçılık sektörü gibi bir sektörde kullanabileceğiniz ne gibi bilgiler olabilir ki bilgi mimarisi ve bilgi tasarımı hünerlerinizi gösterebilesiniz?
17. Pazarlama dendiğinde aklına ilk gelen şey, üniversite yıllarında sattığı t-shirtler ise
O kadar yanlış bir yaklaşım ki… Üniversite yıllarında tişört satmak çok ciddi bir pazarlama deneyimidir. Bunu hafife alan biri pazarlama konusunu detaylarıyla okuyup incelememiş demektir. Bu bir, ikincisi; web tasarımcısı bu noktada süpermen olarak algılanmış, pazarlama bilgisine ve pazarlama nosyonuna elbette sahip olması gereken web tasarımcısının amerikan modeli bir pazarlama gurusu olması gerektiği gibi bir anlam vurgulanmıştır. En azından yazının başında bahsettiğim iyi niyetli öfke nedeniyle konu yeteri kadar detaylandırılmamıştır.
Örnekler çoğaltılabilir ancak ben anafikri ve eleştirilerimin nedenini iyi kötü verebildiğime inanıyorum. Toparlamak gerekirse, iletişim sektöründe öfkeyle kalkan zararla oturur. Eleştiri yaparken son derece özverili olmak ve öfkeyi yutmak gerekir. Sadece tek bir yazı olsa belki yine bunu ele alıp eleştiri yazmak yoluna gitmezdim ancak Mehmet Doğan’ın Aman Kimse Uyanmasın başlıklı son yazısı da benzer bir iyi niyetli öfkenin izlerini taşıyor.
Bu noktada kendime de bir öz-eleştiri getirmem gerek. “İyi niyetli öfke” diye bir terim ortaya atıp bunun üzerinden eleştiri yapmak iyi güzel de, Mehmet Doğan’ın sitesi dediğim Altı Üstü Tasarım kişisel bir blog‘dur. Dolayısıyla Mehmet Doğan kendi kişisel blogunda istediği makama istediği gibi öfkelenme hakkına sahiptir. Kaldı ki, Mehmet Doğan bütün bunları yazarken asla genel ahlak, görgü ve saygı kuralları dışına çıkmamış; eleştirilerini gayet medeni bir biçimde dile getirmiştir. Dolayısıyla benim kendisine getirdiğim eleştiriler bir fikir çatışması seviyesinde anlaşılmalı ve öyle ele alınmalıdır.


2 Ocak 2007 07:04
Yazinda hakli oldugun bircok nokta var. Curuk Tasarimci yazim, biraz duygusal bir tonla yazilmis bir yaziydi ama bence yaziyi okuyan profesyoneller gereken payi aldi sanirim. Tabi ki sektor icinde herkesin istedigini yapma hakki var fakat basmakalip, siradan isler cikaranlarin da artik maskesinin dusurulmesi gerektigine inaniyorum. Bu yazi, herkese degil, siradan, dusunmeden, fabrikasyon isler cikaran “tasarimcilara” yazilmisti. Gerektiginden daha fazla anlam yuklememek gerekiyor bence.
Bu arada blogundaki yazilar gercekten cok guzel kaleme alinmis. Eline saglik. Takipcinim
2 Ocak 2007 07:12
Teşekkür ederim, ben de senin blogunu merakla takip ediyorum. Bu “maske düşürme” konusunda çok haklısın. Böyle konularda iyiler organize olmalı.