alemlerin aslı hayaldir
İşlerim nedeniyle oturup yazamadım, pazartesi gününden beri Mardin’deyim. Henüz ne kadar burada olacağım belli değil. Mardin, herkesin görmesi gereken bir yer. Tam bir ezber bozma alanı.
Buradaki çocuklar harika. İstanbul ile kıyaslarsam zeka seviyesi olarak buradaki çocuklar mükemmel. Her biri en az üç dil biliyor. Ticarete vakıflar. Hayatın gerçeklerine vakıflar. Hepsi birer yetişkin gibi.
İstanbul’da bir çocuk için yetişkin gibi dediklerinde derim ki eyvah çocuğa kim bilir neler yüklediler. Oysa burada durum öyle değil. Belli ki buranın çocuklarına sıfır yaşlarından itibaren yetişkin insan gibi davranmışlar ve onlar da öyle büyümüşler, büyüyorlar. Mardin’den bir çok deha çıkmasına şaşmamalı.
Kaldığım yer Mezopotamya Ovası’na bakıyor. Bu manzara, bir insanın çıplak gözle ne kadar uzağı görebileceğini anlamak için birebir. Çünkü dümdüz. Uzaklarda Suriye var. Geceleri ışıkları görünüyor.
Çok sıcak bir yer, çok sıcak… geldiğimden beri sıcaklık 40′ın altına inmedi ancak İstanbul’daki gibi boğucu ve yapışkan değil çünkü nem oranı çok düşük.
Mardin’de bir film çekmek isteseydim asla bir senaryo yazmazdım. Mardin her gün kendi senaryosunu yeniden yazıyor zaten. Bunlardan herhangi birini hissedip peşine düşmek yeterli.
Zaman buldukça kamerama takılanları yollarım. Şimdilik bunlarla idare etmece:




Ben buralardayken görüşmek isteyen olursa bir mail atsın. Mail adresim iletişim sayfamda. Şu anda şehir merkezindeyim. Birkaç gün daha şehir merkezinden ayrılmam söz konusu değil. Şehir merkezi dediğim yer… şu Sıla’nın evinin civarı işte!


25 Temmuz 2007 14:20
Ah Osman’cım, yaktın bitirdin mahvettin beni. Oradaki çocuklar konusunda çok haklısın, babam ilkokul çağına kadar orda yaşamış bir çocuk olarak aynı görüşleri savunur hep. Ve çok ta olumlu bir tonlamayla. Gerçi onların çocukluğundaki sıcak tanıdık hisler, şu an orda yaşayanlar birbirlerini gördüklerinde de içlerinde uyanıyor mu bilmem. Ben de yirmi küsur yaşımda oraları ziyarete gidip, babamın doğduğu evi ilk gördüğümde çok etkilenmiştim.
Mardin, hakkında onlarca kitap yazılsa da hep söylenmemiş bişeyler kalacak kadar derin bir kuyu, bundandır bence etkilemesi.
Keyfini çıkar, benim yerime de gez!
Sevgiler
25 Temmuz 2007 18:43
Canımın ichi,
Babamın askerliğini yedeksubay olarak 1962′de Mardin’de yaptığını anımsıyorsundur. Sana tavsiyesi, Midyat ve Nusaybin’i görmeden İstanbul’a dönmemen ;o)
25 Temmuz 2007 20:24
Osman muhteşem değil mi oralar daha çok resim koy ne olur. Kesinlikle gitmek istiyorum ve yöresel takılarından avuç avuç almak istiyorum.Osman bence sen gelirken getir söz satması benden komisyonda istemem
26 Temmuz 2007 11:52
Malatya’dayken bir arkadaşımın bilge babası hep içini çekerek anlatırdı Mardin’i, “orası” derdi, “bir akvaryumdur, izler huzur bulursun”. Seni bekleyen sevdiklerine huzur içinde dönmeni dilerim.
26 Temmuz 2007 22:24
ben üniversitedeyken gitmek istedigim lakin gidemedigim izmirden sonraki tek yer mardindi, oraya gittigimde kalacak yer için tavsiye edebileceğin 5 yıldızlı olmayıp mardinin havasını soluyabilecegimiz bir kaç otel adı ve fotografı çekip yollarsan sevinirim , kısa bir mardin rehberi de diyebiliriz buna . vaktin olursa.
27 Temmuz 2007 10:01
Mardin Görsel bir harikadır.. Her insanın ölmeden önce mutlaka görmesi gereken sınırlı sayıdaki yerlerden biri.. Eğer fırsat bulursan baraja kurban olmadan hasankeyfide görmeni öneririm. Tabi yolun düşerse benim hayallerimin şehri Diyarbakırıda.. Hepsinin ayrı birer güzellği var, insanı büyülüyor.
11 Ağustos 2007 15:47
Osman abi.Mardin’i gerçekten çok güzel tanımlamışsın.Seni tekrar Mardin’e beklerim.