alemlerin aslı hayaldir

Kurbağa “devam!” dedi

Kurbağa, haşlanmakta olduğu tencereden dışarıya çıkmak istemiyor. Ben, ruhların özgür iradesine inanan biri olarak kurbağanın bu kararını saygıyla karşılıyorum.

Son yıllarda dünyayı hayranlıkla izliyorum. Dünya dönüşüyor ve BİR olmaya doğru gidiyor. Hatırlıyorum da Türkiye kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermekte de tüm dünyaya öncülük etmişti. Şimdi Türk insanının irfanı ona doğru yolu gösteriyor ve Türkiye dünya ile BİR olmaya karar veriyor.

Dün, 20 milyon kişi tercihini Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlunun satın aldığı geminin parasını cebinden ödemek yolunda kullandı.

Dört buçuk yıldır ülkesinin irili ufaklı en önemli kurumlarını tek tek satan Türkiye, şimdi artık elinde tek bir kurum bile kalmadan herşeyini satmaya devam etmek istiyor.

Saygımız sonsuz. Eninde sonunda tek bir bayrak, tek bir dil, tek bir yönetim altında toplanacak olan dünyamıza Türkiye’nin öncülük etmesine hayranlık duyuyorum.

Bu vesileyle, dün itibariyle tüm dünyada sona ermiş olan ulus devlet kavramına da tüm kalbimle elveda diyorum.

Bir ülkede seçmenlik hakkına sahip bütün vatandaşların yarısı kararını net bir şekilde gösterdiyse artık bunun karşısında ne hukuk durabilir, ne asker durabilir, ne bilim durabilir, ne din durabilir, hiçbir şey böyle kuvvetli bir irade karşısında barınamaz.

Türkiye kendini evrenin akışına ve dünyanın kucağına bırakma kararı almıştır. Kendisini bu kararı açısından tebrik ediyorum, kutluyorum.

Söyleyecek başkaca bir şey yoktur. Bundan sonra herkes kendi kişisel gelişiminden ve refahından mesuldur.

Benzer yazılar:


Rastgele yazılar:

31 Comments to Kurbağa “devam!” dedi

  1. 23 July 2007 at 9:03 | Permalink

    Bu nasıl karara “saygı” gösterme, bu ne tezat yazı diyesi geliyor insanın.

  2. 23 July 2007 at 9:51 | Permalink

    Uzunca bir süredir [yaklaşık 19 yaşımdan beri] içinde yaşamakta olduğum bu toplumdan “farklı” olduğumu biliyordum. Ama “azınlık” olduğumu ilk defa bu sabah duyumsadım. Teşekkürler Türkiye, her nerede yaşatılıyor ve buna yaşamak diyorsan! >:-(

  3. 23 July 2007 at 11:42 | Permalink

    Birisi devlet parasıyla oğluna gemi alırken milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşıyorsa demokrasi doğru biçim değildir. Sürüklendiğimiz süreçte işadamları ve zenginler (örn; tusiad’ın herşeye karışması) bütün devlet işlerine karışır olacaklar. Zenginlerin etrafında döndüğü yoksul nufuslu bir ülkede demokratik sistemde düzgün karar vermek imkansızdır. Sonuç istediğim gibi ve ya değil ama ben karara saygı duyamıyorum…

  4. 23 July 2007 at 12:14 | Permalink

    Zengin yine zenginliğine fakir ise fakirliğine devam edecek bu şekilde ancak halkımız bir poşet kömüre, yemek sepetine oyunu ( geleceğini ) sattığından dolayı geçmişler ola..

  5. 23 July 2007 at 12:46 | Permalink

    Halk böyle sefilce yaşamayı seçtiğine göre, zeka seviyesi tamamıyla düşüktür. O yüzden bugün Türkiye’ye gerekli olan şey demokrasi değil, bir diktatörlüktür. Vallahi doğru söylüyorum. Şöyle bir diktatör gelecek, milleti ezip geçecek; her şey çok güzel olacak.

  6. ikutluay's Gravatar ikutluay
    23 July 2007 at 12:56 | Permalink

    @osman
    bu nasıl saygıdır anlamadım. halkın %1 i bile senin gibi düşünmüyor sonuçta ters şeritte giden sensin.

    @bliyaal

    Bence zeka seviyesi düşük olan halk değil. halkın mesajını anlamayan sen ve senin gibilerdir. halk diktatörülük isteseydi zaten pazar günü gider malum miting partisine oy verirdi.

    Dikkatörlük için falan çok geç artık. geçmiş ola. koyun halk devri kapandı. halk elitler umhuriyetini istemedi. üstelik ofer inde kofer inde gemininde mısırında farkındaydı.

    Halk dediki “doğruyada yanlışada ben karar veririm. benim yerime konuşmaya kalkıpta bana saygısızlık etmeyin. cezayıda ben veririm ödülüde.”

    mitingler, muhtıra şu bu olmasaydı adamlar en fazla 35 alırdı. bilmem anlatabildimmi.

  7. 23 July 2007 at 15:30 | Permalink

    Komik. Şu açıdan komik: AKP gelene kadar Türkiye’de hırsız yoktu, acaip demokrasi vardı, faili meçhul cinayet işlenmezdi, derin devlet nedir filan bilmezdik. Solcu partiler allah için harbiden solcuydu,nitekim iktidara yürür yürümez toprak ağalığı sistemini kaldırdılar. Elimizi kolumuzu IMF’ye kaptırmadık, özellikle DSP acaip karşıydı IMF’ye. Onlarla daha iyi savaşmak için, memurlarını alıp başımıza dikti.

    Gelgelelim, İsviçre gibi refah,demokrasi ve adalet içinde yaşayan kurbağalara rahat battı, gidip ampullu partiye oy verdiler…

    Üstelik kurbağalar, daha önce yandaşları oldukları partiler tarafından içine dolduruldukları dövlet kurumlarının satılmasına da karşı çıkmıyor. İlginç…

    Sevgili Osman, sen de çok iyi biliyorsun kurbağanın neden ampulu seçtiğini. Bence masumane rating girişimleri zararsız, bize de yorum yazma fırsatı çıkıyor:)

  8. 23 July 2007 at 15:34 | Permalink

    @bliyaal

    Londrada yaşasam benim içinde atıp tutmak böyle kolay olurdu. 80′de 5 yaşındayken, kulağımın yanından mermi geçti. Hala onun travmasını yaşıyorum belki. Madem bu kadar dikta özlemi içindesin, atla bir uçağa Ugandada filan takıl. Fazlasıyla tatmin olursun. Ama diktatör adamın sağı solu belli olmaz, bakarsın birgün briç oynuyorsun karşılıklı, ertesi gün kafanla top oynuyor.

  9. turca's Gravatar turca
    23 July 2007 at 15:45 | Permalink

    Halk şunu söyledi: Askerler şehit düşsün varsın, ülke yabancılara satılsın varsın, başbakan beni azarlasın varsın, çiftçim esnafım sürünsün varsın…

    Eğer seçimden önce bana kömür dağıtırsan, erzak yollarsan, altın dağıtırsan, mitinglerde doldurma verirsen ben oyumu sana veririm. Bu kadar basitmiş meğer.

    Eğer Teröristler, Kürtler ve Allah’sızlar bile oylarını kendi yandaşlarına değil de AKP’ye veriyorlarsa bu işin altında bir pislik aramak gerek.

  10. ikutluay's Gravatar ikutluay
    23 July 2007 at 16:15 | Permalink

    Belkide halk 1938 ve 1950 arasında kurbağa idi ve sonra uyandı

  11. 23 July 2007 at 17:01 | Permalink

    Halk şunu söyledi: Askerler şehit düşsün varsın, ülke yabancılara satılsın varsın, başbakan beni azarlasın varsın, çiftçim esnafım sürünsün varsın…

    Sen “halk” değil misin?

    Bu %47′nin içinde, oğlu, yakını, kocası şehit düşen yok mu? 30.000′den fazla şehidimiz var, belki bir o kadar terör kurbanı, yüzbinlerce terör mağduru..

    Teröristler ile allahsızlar ve kürtleri de aynı kefeye koymuşun. Laikliği savunuyor musun? Çünkü laiklik, allahsızlığa da saygılıdır.

    Çiftçi ve esnafın sürünmesi yeni hikaye değil. 32 senedir ben biliyorum.

    Kim önledi ya da önleyecekti bunları? Kürsüden ip atan MHP mi? Onları da gördük, hadi diyinki MHP zamanında şehit vermedik, terör yoktu. İktidardayken, fırsatı varken Apo’yu astı, AKP diriltip hapse soktu, şimdi asmıyor…

    CHP mi?

    Genç Parti mi? Bakın onları bilmem; yeniler, denenmediler. Ama söylediklerinizi seçime giren partilerin hiçbirinin yapmadığını burada herkes gözleriyle gördü.

    KİT’ler arpalık oldu diye bağırırken iyi de, arpalıklar satılınca mı kötü?

    Bakın Petkim 600 milyon dolara satılmış Uzan’a, devlet el koymuş, son satış bedeli 2.1 milyar dolar. Daha önce ucuza satanlar “halkçı” filanda, pahalıya satan AKP mi vatan haini?

    Oyumu AKP’ye verdim ama sevdiğimden değil. Tamamen tepki.

  12. 23 July 2007 at 17:33 | Permalink

    Çok zaman önce Attila İlhan Siyaset Meydanı’na katılmış ve şöyle demişti: “Halka uyuşturucu verirsiniz, onu da ister.” Attila İlhan doğru bir tespitte bulunmuş. Türk halkı yönlendirilmeye çok açık. Ahmet İnsel’in “Neo-liberalizm” adlı kitabındaki 2001 yılına ait bir yazısından alıntı yapayım:

    “Türkiye’de sosyal patlama meselesi, her şeyi magazinleştirmekte üstüne olmayan medyamızın marifetiyle, ‘eğlenmenin kime ne zararı var?’ tartışmasına döndü. Böyle bir tehlikenin ne anlama geldiği üzerine değil, Laila’da eğlenmenin nasıl ve kaç lira olduğu konusunda aydınlatıcı röportajlar okuduk. Patlaması beklenen insanlar değil, patlamanın yıkıcı etkisinden korkması beklenenler gene gündemdeydi. Sosyal patlamanın nasıl bir tehlike oluşturduğu veya, daha önemlisi, bunun neden bir canlanma işareti, bir silkiniş değil de, bir tehlike olduğu pek anlaşılmadı. Türk milletinin efsanevi sabrı, ki böylesi bir sabır bönlük işareti olarak da ele alınabilir, böyle bir tehlikenin ufukta olmadığına yeterli kanıttı.

    “Türkiye’de bu tür bir içe doğru patlamayı yıllardan beri yaşıyoruz. Öfkesini, tepkisini, hak talebini dile getiremeyen, dile getirme girişimleri, korkular siyasetinin efendileri tarafından şiddetle bastırılan Türkiye toplumu, bu baskı karşısında ezilip büzülüp, kendini bir biçimde yok ediyor. Cinnet geçirenler, daha hafif sinir bozuklukları çekenler, bir futbol maçı, bir araba kazası veya sıradan bir laf atma için işlenen cinayetler, intiharlar, kısacası şiddet artıyor. Toplumsal ve siyasal alanda inanılmaz bir durağanlığın hükmettiği bu toplum, kendi kendini yiyip bitiriyor.

    “Toplumun inanılmaz sağduyusunu överler. Patlamayan, kendi kendini yiyip bitiren toplumun ‘sağırduyusudur’ bu.”

    İnsel’in tespitinde olduğu gibi, bu hale gelmiş, yani “bönleşmiş” bir toplum, kendisine verileni rahatça alacaktır. Hükmedenlere karşı ses çıkaramayan bir toplum, hükmedenlerinin verdiğini elbette ki kabul edecektir – uyuşturucu olsa bile! Erich Fromm’a atıfla, Türk toplumu “sağlıksız bir toplumdur.”

    Eğer halkın belirli bir kesimi “ananı al da git, sana üç nokta koyarım” gibi laflar eden cahil bir magandayı, sürekli olarak yalan söylediği her defasında ortaya çıkan bir dışişleri bakanını ve her halinden kaçık herifin teki olduğu belli olan bir meclis başkanını yeniden mecliste görmek istiyorsa, halkın bu kesiminin sağlıklı düşünme yetisinin olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

    Başbakan’ın oğlu kadın öldürür, halk hesap sormaz. Başbakanın oğlu çürük raporu alıp askerden kaçar, halk hesap sormaz. Başbakan oğulları ölen ailelere “askerlik yan gelip yatma yeri değildir” der, halk hesap sormaz. Eh, o zaman bu halk “düşünmüyor” demektir.

    Lafı dolandırmaya gerek yok; Erdoğan’ın dediği gibi, demokrasi onlar için bir amaç değil, sadece bir araç. Hal böyleyken ve halkın bunlara oy veren kesiminin bunu bilmemesine olanak yokken, bu insanlara demokratik yoldan muamele etmenin gereği yok.

    Şimdiye kadarki demokrasi denemeleri, halkın bu tarz şeyler için gerekli zihinsel seviyeye sahip olmadığını bize açık bir şekilde göstermiş bulunuyor. En basitinden, seçim zamanında ağanın dediği partiye toplu halde oy veren insanlara oy kullanma hakkı vermek mantıksızdır. Ya da dayak korkusundan kocasının istediği partiye oy veren kadına. Fazla vakit kaybediyoruz. Vahdettin bu işi çözmüş. Ne diyordu? “Millet bir koyun sürüsü, onlara bir çoban lazım.”

    Demokratik ya da özgürlükçü niteliğe sahip olan kanunlar çıkarmak insanların bu kanunları anlayacakları ve bunlara uyacakları anlamına gelmez. Ancak bu insanların birer birey gibi düşünmelerini sağlayacak olan koşullar o toplumda egemen olduğunda, bu kanunlar da uygulanma imkanına kavuşurlar. Nitekim Tanzimat’tan bu yana olan Batılılaşma hareketleri sadece liberal bir anayasacılıktan ibaret kalmıştır. Bu, temeldeki değişmeyi değil, o değişmenin sonucunu almak kaytarmacılığının bir göstergesidir.

    Diktatör meselesinde korkmaya gerek yok. Türk halkı tarihinin hiçbir döneminde demokrasi ya da benzeri bir yönetim biçimi altında yaşamadı. Kaldı ki, Türk halkı daha önceki üç darbeyi rahatlıkla kabullenmiş ve sesini çıkarmamıştır (28 şubatı darbe saymak çok ayıp kaçıyor). O yüzden halk demokrasiye değil, demokrasinin olmamasına alışıktır. Hiç merak etmeyin; bir kilo bulgura oyunu satan bir halk, iki kilo bulgura bir diktatörü de destekler.

  13. 23 July 2007 at 17:56 | Permalink

    Fransız İhtilali’nde sizin gibi düşünen çok adamın kellesi gitmişti.

    Türk halkı tarihinin hiçbir döneminde demokrasi ya da benzeri bir yönetim biçimi altında yaşamadı.

    Evet; onun içinde şimdi uyanmaya başladı…

    Kaldı ki, Türk halkı daha önceki üç darbeyi rahatlıkla kabullenmiş ve sesini çıkarmamıştır (28 şubatı darbe saymak çok ayıp kaçıyor)

    Nasıl etmeyeceksin? Can tatlı. Kaç kişi asıldı, işkence gördü?

    Ancak bu insanların birer birey gibi düşünmelerini sağlayacak olan koşullar o toplumda egemen olduğunda, bu kanunlar da uygulanma imkanına kavuşurlar.

    Hangi gerizekalı diktatör, kendi varlığının sorgulanmasını sağlayacak düşünce sisteminin oluşmasını arzu eder ve bunu destekler? Komik!

    Nitekim Tanzimat’tan bu yana olan Batılılaşma hareketleri sadece liberal bir anayasacılıktan ibaret kalmıştır.

    Olması istenen neydi?

    Başbakan’ın oğlu kadın öldürür, halk hesap sormaz. Başbakanın oğlu çürük raporu alıp askerden kaçar, halk hesap sormaz. Başbakan oğulları ölen ailelere “askerlik yan gelip yatma yeri değildir” der, halk hesap sormaz. Eh, o zaman bu halk “düşünmüyor” demektir.

    Halk nasıl hesap sormalı, şeklini de bir açıklasanız? Hatırlarsanız, bir dönem ülkü ocakları başkanlığı yapmış biri de asker kaçağı çıkmıştı, ama ülkücüler kalkıp linç etmedi adamı sen nasıl milliyetçi geçiniyorsun diye. Evet, halkın bir düşünme problemi var. Ama herkesin adam gibi yaşama hakkı var. Şahsen ben böyle faşist zihniyetlere papuç bırakmıyorum. Diktatör de istemiyorum. Emin olun, AKP oylarının en az %10′u sizin savunduğunuz tarzdaki fikirlere tepki olarak geldi. Genç Siviller hareketi mesela. Ki bende bu yüzden AKP’ye verdim oyumu. 32 senede şaibesiz bir siyasetçi görmedim, ama siyasetçi şaibeli diye demokrasi bize büyük gelir gibi aptalca tartışmalara girmenin anlamı yok.

    Halka uyuşturucu verirsiniz, onu da ister.”

    Amma büyük laf etmiş:) Elbette isteyenler olur, nitekim birsürü müptela insan var. Sigara heryerde satılıyor diye herkes sigara mı içiypr?

    Atilla İlhan’ın da ne kadar demokrat olduğunu biliriz:)

  14. 23 July 2007 at 23:04 | Permalink

    Yazık.. Bomboş bir sayfa ve içi boş kelimecikler düzmüşsünüz sayfalarınıza.. Ben bir sosyal demokrat olarak oyumu AKP’ye verdiysem suçlusu ben değilimdir. Suçlusu CHP ve kendini sosyalist sanan diğer sol partilerdir.. Demokrat kimlikten uzak sacma sol partiler..

  15. 23 July 2007 at 23:33 | Permalink

    Serdar turgut gibi bu ülkeye bakıp mizah yapmazsak hepimiz delireceğiz sonunda, bakınız radikalden size mizah gibi bir haber; “mhp’ler seçim sonuçlarına bakıp “aziz nesin haklı”, bu milletin çoğu aptal diyorlarmış” :) beni esas üzen yıkan şey akp değil solun faşizme kayması :(

  16. 24 July 2007 at 0:09 | Permalink

    @gaykedi

    Türkiye’de sol dediğiniz şey var mıdır ki faşizme kaymış olsun?

    “Sol” ile CHP’yi kastediyorsanız sorarım, servet vergisini koyan İnönü mü solcudur?

    Yoksa dernekler yasasını değiştirmemek için ayak sürüyen partiler ve vakıflar yasasını veto eden Ahmet Necdet Sezer mi?

    Yoksa kendi milletvekillerini bile konuşturmayıp parti içi kıyım yapan rahmetli Ecevit mi solcuydu?

    MHP’yi öve öve bitiremeyen Cumhuriyet yazarı İlhan Selçuk da solcu olabilir…?

    Madem gaysiniz şunu da sorayım: hangi “solcu” parti sizi kabul etti? İlk dernekleşmenize onay veren “sağ” AKP değil mi?

    ?zınısım adnıkraf niğillizeR

  17. 24 July 2007 at 0:12 | Permalink

    @gaykedi +16340534 katılıyorum. Türkiye’de sol diye bir kavram kalmadı, ne kadar darbeyle bitirilmiş olsada light sol diyebilceğimiz sol bile faşizme hizmet ediyor…

  18. 24 July 2007 at 0:53 | Permalink

    Ben, ne gemiciklerin ne de mısırların parasını cebimden ödemek istemiyorum. Eminim halkımız da ödemek istemez. Fakat AKP’ye alternatif üretemeyen muhalifler yüzünden seçmen oyunu bu şekilde kullanmıştır. Halkımızın en kısa zamanda bu işin AKP ile yürümeyeceğini anlaması dileğiyle…

  19. ikutluay's Gravatar ikutluay
    24 July 2007 at 10:59 | Permalink

    @ufuk eskici

    Tamam diyelim anladık. peki alternatif ne.. CHP sadece laiklik diyor. bir politika yok. MHP ip atıyor politikası yok. Cem uzan politikası var ama yalan olduğu baştan belli. yemeyiz bu kadarını… BTP mi ? İP mi… kim … bizde biliyor ofer kofer mısır.

    ama Baykalın bahçesini ödediysen bunuda ödersin. baykalın tarlası imara açılıp trilyonluk olduysa gemiciğide hoşgörürsün. bu iş böyle..

    ALTERNATİF YOK.

    @bliyaal

    Halk zaten laila reina işlerine tepkiden yaptı bunu birazda. reinanın çöken duvarı için deniz baykal ağzını açtı halkın hakkını aradıda bizmi duymadık. ama laiklik ve korku edebiyatında hergün bir ton laf etti. Kusura bakmasın zeki sezerin dediği gibi. laiklik karın doyurmuyor. CHP korku siyaseti ile bişi yaparım sandıç. kırmızı kartı yedi. laf değil iş üretsin.

  20. İsmail Hikmetli's Gravatar İsmail Hikmetli
    24 July 2007 at 12:19 | Permalink

    Kanal türk biliyorsunuz ki CHP ye açık destek verdi ve seçime kadar hep CHP taraftarı yayın yaptı, mitingleri destekledi. Seçim sonuçlarının açıklandığı akşam bir bayan CHP için seçimlerin neden böyle sonuçlandığını aktarmaya çalışırken “bakın halk sandığımız kadar aptal değil” dedi. Yani siz halkı aptaldır kime ne yapacağını bilmez nitelikte baktıktan sonra tokadı yer oturursunuz aşağı. Şimdide azınlık olmanın gizli egosunu taşıyın. Herkes aptal siz akıllı yani.

    -azınlığız biz
    -yaa evet bak bi biz görüyoruz gerçekleri
    -evet evet halk kömüre altına oy veriyor
    -tabi tabi öyle zaten kim kaldıki bi sen bi ben

  21. 24 July 2007 at 14:06 | Permalink

    ” bizim kuzu halkımızı ( koyun diyince olmuyor ) koymuşlar kamyon kasasına, yiyeceğini veriyorlar, suyunu veriyorlar, bakımını eksik etmiyorlar …
    ooh ne güzel diyorlar yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızda …
    kamyon kasasında herşey güllük gülistanlık, ama kamyonun uçuruma gittiğinden hiçbir kuzunun haberi yok …
    söylüyorsun … kaldır başını bi dışarı bak diyorsun, ilerisi uçurum diyorsun, paramparça olacağız diyorsun …
    anlamıyor … anlamak istemiyor kuzu … yazık çook yazık … ”

    hiçbir partinin taraftarı değilim …
    oy da kullanmadım zaten … niye kullanmadın, sen bu ülkenin vatandaşı değilmisin kardeşim ?
    hiçbirinin başında doğru dürüst adam yokki … kime oy vereyim ?
    biz Bağımsız Türkiye istiyoruz, ABD yanlısı AB oyuncağı olmak istemiyoruz … kendi ayaklarımızın üstünde durmak istiyoruz dimdik …
    bunları yapacak adam nerde … hangi partinin başında …
    ne MHP adam gibi milliyetçi, ne de CHP adam gibi cumhuriyetçi …
    ben oyumu kime vereyim …
    zaten sonuçta, aralarında misyonunu en iyi şekilde yerine getiren AKP 1. oldu …
    yoluna devam ediyor, ilerde uçurum olduğunu bilmeyen kuzularımızla beraber …
    sonuçta, iyi veya kötü bir işi yapacaksan en iyisini yapacaksın, layıkıyla yapacaksın … AKP de bunu yaptı … helal olsun …
    kuzucuklarımızın bir an önce başlarını kaldırıp, birşeyleri görmeleri ümidiyle …
    vatanımıza milletimize hayırlı olsun …

  22. 24 July 2007 at 14:32 | Permalink

    AKP yerine TKP’nin gelmesini isterdim. En azından TKP’yi destekleyenlerin TKP’ye oy vermesini dilerdim. Sırf oylar bölünmesin diye Deniz BAYKAL başkanlığındaki CHP’ye oy verildi. Bu çok saçma bir davranış. Madem başkanı beğenmiyorsun neden oy veriyorsun. Başında Baykal olmasaydı CHP bu kadar düşük oy alır mıydı? İzmirde aldığı oy bile çok acı verici.

    Keşke bir çoğumuz idealist olsak.

  23. 24 July 2007 at 14:48 | Permalink

    @bliyaal
    “Kaldı ki, Türk halkı daha önceki üç darbeyi rahatlıkla kabullenmiş ve sesini çıkarmamıştır”

    Kitaplardan ezbere bilgi ile konuşmak kolay, biraz derin düşünmek önemli sanırım. 1982 anayasası %91 ile kabul ediliyor, ama referandum usulü nasıldı bilen var mı? Sıkıysa hayır’ı işaretle de bir dipçiği koysunlar kafana..

    Diktatörlük değil senin istediğin, militarizmi istiyorsun, gelsin asker kurtarsın şu olsun bu olsun. Yahu laiklik laiklik diye vraklıyordu asıl kurbağalar, onu geçtik şimdi oduna, kömüre oy sattı oluyor vatandaş. Moron siyasetinden öteye geçin biraz rica ediyorum.
    Bir de utanmadan demokrasi tanımı yapıyorsun, ayrıca burada gördüğüm çoğunluğun Aziz Nesin’e atıfta bulunduğunu çok iyi biliyorum. Demokrasi anlayışınız bu mu? Halk seçtiyse saygı duyacaksınız, ucuz popülist söylemler atmayacaksınız ortaya. Neymiş stratejik kurumlar satılıyormuş vs. Yahu yılın 364 günü yatıp da 1 günü işleyen bir kurum benim vergimi iliğime kadar sömürsün, sendikacılar altına son model arabalar çeksin, yatlar katlar alsın, bunu ben vergimle ödeyim, ondan sonra aaa ülke satılıyor. E birader, öbür türlüde soyuluyorum.

    Erdemir satılırken yaygarayı kopardınız, devlet kurumu elden gidiyor diye. Oyak alınca ooh rahatladık dediniz. Noldu? Oyak elden gitti, hani nerede o erdemir savunucuları? Yalan oldular. Nuh gemiden kalma söylemlerle kusura bakmayın en büyük gericiliği siz yapıyorsunuz.

    Halka gerizekalı diyorsun bir de utanmadan. Kendi halkına gerizekalı diyen adamdan memlekete ne hayır gelir ki? Senin istediğin olsaydı halk gerçeği gördü süper halk, senin istediğin olmayınca gerizekalı.

    Üzülerek söylüyorum ki, moronsun. (Halka gerizekalı diyene az bile)

  24. 24 July 2007 at 17:22 | Permalink

    @Uğur:

    TKP yalandır. Neden yalan? Eskiden ateistim diyen başkanı şimdi namaza gdiyor göz boyamak için. TKP propagandası yapan arkadaşlara soruyorum “Stalin’i nasıl görüyorsun?” diye, gerizekalı bana “işçi kardeşleri korumuştur” tarzı saçmalıyor. Hitler’den fazla leşi vardır Stalin’İn. Bırakın komünisti, solcu bile değildir, aleni faşisttir Stalin. Üstelik yavşağın, korkağın,hırsızın da ağa babasıdır.

    Halk daha 100 sene öncesini bilmezken birşeyleri tartışmak çok zor oluyor açıkçası…

  25. kestane's Gravatar kestane
    24 July 2007 at 17:33 | Permalink

    Seçimler halkın özgür idaresi ile tercihlerini belirlemeleri için bir araçtır. Türk halkı 2007 seçimlerinde tercihini yapmış ve yüzde 47 gibi hatırı sayılır bir oran ile AKP yönünde tercihini kullanmıştır. Bu oy oranı; coğrafi olarak doğusundan batısına, kuzeyinden güneye ve her kesimdeki halkın tercihleri ile ortaya çıkmıştır. Şimdi “filanca” kesimin katkısı ile AKP oy aldı denemez, buna anlamsız ve gerçeklerden uzak bahaneler bulunamaz. Durum böyle olunca, öncelikle her kesimden insanın katılımı ile gerçekleşen böyle bir sonucu saygı ile karşılamak gerekir. AKP’nin başarısı son seçimle aldığı yüzde 47′lik oy oranı da değildir, 2002 seçimlerinde ve sonrasında mahalli seçimlerde alınan oy oranları AKP’yi tercih eden insanların hızla bir artış içinde olduğunu göstermektedir. Ama bunun altında daha başka gerçekler yatmaktadır.

    AKP’nin bu oy oranına veya Türk halkının tercihine nasıl ulaştığının haklı veya haksız nedenleri tartışılabilir. Ancak, “diğerleri” bu zamana kadar ne yaptı bunu iyi irdelemek lazım. Belki bu şekilde, AKP’nin oy oranının bu derece yüksek olmasının “diğer önemli nedenlerini de” anlayabiliriz.

    - 2002 seçimleri sonrasında ortaya çıkan durum ve halkın iradesi siyasilere SOL’da ve SAĞ’da birleşin demişti. Bu konuda çok yazıldı, çizildi ve konuşuldu. İnsanlar büyük bir çoğunlukla hem fikirdi. Peki sonra ne oldu? 2007 seçimlerinin erkene alınmasına kadar geçen sürede ne SAĞ’da ne de SOL’da yaprak kıpırdamadı. Çünkü bu siyasiler halkın 2002 yılında verdiği mesajı kulak arkası yapmış ve Türkiye’nin ve Türk halkının çıkarlarını göz ardı edercesine sözde sahip oldukları mevki ve güçü paylaşma konusunda anlaşamamışlardı ve zaten pek de anlaşma taraftarı değillerdi. Sonra erken seçim yapılacağı ortaya çıktı. 2002 seçimleri sonrasında halkın verdiği mesaja rağmen halkı enayi yerine koyup 4.5 sene hiç bir şey yapmadılar ve sonra 1-2 ay gibi kısa bir süre de koltuk uğruna SAĞ’da ve SOL’da birleşme telaşına kapıldılar. Ve yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Sandıkları gibi halk enayi değildi. Bunu gördü. Sandıkta bunun hesabını soracaktı.

    - Oy toplamak uğruna kavgayı bir siyasi tercih olarak kullandılar. Senelerce seçim meydanlarında aynı tarzı halka sundular. Ama Türk halkı şiddetten, kavgadan yılmıştı. Türk halkı yenilik ve gelişmeden yanaydı. Seçim meydanlarında da bu değişimi görmek istiyordu. Seçim meydanlarında kendilerinden oy isteyenlere baktılar. Aynı tas aynı hamam. Hamam devri bitmişti, artık evlerde banyo ve duş vardı. Bunu eski kafalı siyasetçiler anlayamadı. Halkı anlayamayan, yenilik ve gelişme yönünde halka bir umut veremeyene halk seçim sandığında gereken mesajı verecekti.

    - Türk halkını oluşturan mozaiği senelerce bölücülük uğruna kullanan ve bunu kendi çıkarlarına alet edenleri Türk halkı sevmedi. Türk halkı yüz yıllarca; lazı ile, kürtü ile, gürcüsüyle, çerkezi ile, başı açık olan ile başı örtülü olan ile bir arada mutlu bir şekilde yaşıyordu. Mevlana bile “ne olursan ol gel” demişti. Ama bağnaz ve tutucu siyasiler bunu oy meselesi yaptılar. Türban ile başlayan tartışmalara, Kürt ayrımcılığı da eklendi. Ve bu siyasiler arasında dillendirildi ve güçlendirildi. Türk halkı ayrımcılık yapanları seçim sandığında diğerlerinden ayrı tutacağını ve bu anlamda asıl ayrımcılığı sandıkta kendilerinin yapacağını gösterecekti.

    - En büyük sorun olarak nitelendirilen “baş örtüsü” memleket sorunu olarak bahsedilir iken; TV magazinlerinde köpük banyosu yapan çıplakları, uyuşturucu düşkünlerini, memleketin her yerine yayılan transseksüelleri ve bölünmüş rus cumhuriyetlerinden gelen “nataşaları” Türk halkı her gün görüyor ve yaşıyordu. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu idi. Türkiye nereye çekilmek isteniyordu? Hangisi daha önemli bir sorundu? Başı örtülü olmak; bir “nataşa” olmaktan veya uyuşturucu tutkunu olmaktan daha mı kötüydü? Eriyen ahlak değerlerinin yanında hedef şaşırtan siyasetçiler değilmiydi? Türkiye’nin gerçeği hangisiydi? Türk halkı namuslu ve ahlakına düşkün bir millettir herşeyden önce. Bu bir gerçektir. İki uçtan birine çekilmek söz konusu ise kendi doğasına yakın olanı tercih edilecektir. Yanlış adamlardan oluşan siyaset bu bağlamda başka yanlışların ve sorunların üzerine gitmeden SADECE “baş örtüsü meselesini” sürekli pompaladılar ve bir uç nokta oluşturdular. Türk halkı “baş örtüsünden” daha önemli başka sorunları olduğunu düşündüğünü bağnaz siyasilere seçim sandığında gösterecekti.

    Herşeyden önemlisi Türk halkı artık şerefli ve haysiyetli siyasetçiler görmek istiyordu. Kandırılmak istemiyordu. Gelişmek ve yeni şeyler istiyordu. Türk halkının beynini senelerce aynı meseleler ile meşgul eden sığ siyasetçilere artık tahammülü yoktu. Herşeyden önce, birşeyden anlamayan enayiler veya diğer bir ifade ile koyun sürüsü yerine konulmaktan bıkmıştı. Bunun cevabını seçim sandığında verecekti.

    Türk halkı seçimlerde ortak tercihini çok büyük bir oy oranı ve her kesimin katılımı ile gösterdi. Buna uydurulacak kulp veya bahane kalmadı artık. Bu gerçeği görmek lazım. Türk halkı bir partiden yana tercihini kullanır iken, aslında bunun yanında çok daha önemli mesajlar verdi.

    Bu tercihi sadece basit bir parti tercihi olarak görenler büyük bir yanılgı içindedir. Türk halkı olaylara ve sisteme tepkisini doğru ve demokratik bir şekilde dile getirmiştir. Türk halkı tarihinde olaylara ve tepkisini belli dönemlerde dile getirerek tarihe mal olacak efsanelere de adını yazdırmıştır. Türk halkı; yüce, onurlu ve zekidir. “Türk halkını küçümsemeyin.” Türk halkının verdiği mesajları anlayamayanlar ve bundan ders alamayanlar her zaman bir adım geride kalacak ve hayal kırıklıkları yaşayacaklardır. Burası “Türkiye” ve burada “Türk halkı” yaşıyor, bunu kavrayabilmek ve anlayabilmek yine zeka ister, anlamayan veya anlamak istemeyenler “Türkiye” ve “Türk halkı” kavramları dışında kendilerine başka yerler arayabilirler.

  26. 24 July 2007 at 18:30 | Permalink

    @kestane

    Dediklerinize büyük oranda katılmakla birlikte, işin içine ahlak filan gibi soyut şeyleri karıştırarak görüşlerinizin gücünü azaltıyorsunuz. “Türk halkı ahlakına düşkündür” iddiasını hangi bilimsel ve istatistiksel gerçeğe dayanarak ortaya atıyorsunuz? Töre cinayetlerinin çokluğuna mı? Ortada bilimsel bir gerçek var; o da, dünyada en çok rüşvetin olduğu ülkeler arasında ilk sırada olmamız. Rüşveti alanlar da, verenler de Türk; Marstan gelmiyorlar.

    Türkleri namus timsali yapıp “nataşaları” ahlaksız göstermişsiniz. Sanırım sokaklarda pek dolaşmıyorsunuz. Daha 2-3 hafta, 100 kontör karşılığı oral seks teklifi aldım sokakta. Yaşı herhalde 16 yoktu.

    “Yahu memlekette orospu kalmadı!” diye bir yazı yazmıştım. Londra’ya, Paris’e gidiyorsunuz, sokakta birsürü fahişe görüyorsunuz. Bizde yok, ama travestiden adım atılmıyor! Arzı talep doğurur. Kusura bakmayın, kadın varken erkekler hemcinslerine gidiyorsa, onlar da eşcinseldir ve eşcinsellik Türkiye’de inanılmaz oranlara varmıştır.

    Bence halk bunları görmekten rahatsız değil, bilakis görmek istiyor. Kumanda elinde, kanalı değiştir ey halkım!

    “Türk halkı; yüce, onurlu ve zekidir.” filan gibi kanıtlanamaz ifadeler kullanarak, aslında “bizim halk gerizekalıdır” diyenlerle aynı tuzağa düşmektesiniz.

    Bu seçimi bir AKP başarısı olarak görmeyin. Ben de oyumu AKP’ye verdim, ama seçim artık siyasetten çıkmış olduğu için. Kısacası, “asker mi, siyaset mi?” seçiminde, oyumu siyasetten yana kullandım. Emin olun, o %47 içinde en az benim gibi düşünen %15-20 var. Yoksa şahtık, şahbaz filan olmadık.

  27. kestane's Gravatar kestane
    24 July 2007 at 23:12 | Permalink

    Sevgili Barış, yazmışsınız ama tam olarak anlayamamışsınız. Anlamak için bir kere daha dikkatlice okumanızı önereceğim. Sizin ile aynı fikirde olmama ve bu şekilde ifade etmeme rağmen bazı şeylere sizin farklı ve karşıt bir anlam yüklediğinizi gördüm. Sonuç olarak, sizin ile laboratuvar deneyleri ile ispat etme veya fikir canbazlığı yapma gayreti içinde değilim.

    Savunulacak bir konu değil elbette, ancak, Türkiye’de “hesaplanabilir” rüşvet oranı sandığınız kadar dünya ortalaması üstünde değil. “Nataşa” meselesini ve diğer çarpık örnekleri, nasıl siyasi çıkarlar uğruna “hedef çarpıtıldığını” ve Türkiye’nin gündeminin nasıl gerçekten yararsız ve faydasız konular ile meşgul edildiğini göstermesi anlamında kullandım. Bende sokaklarda çok dolaşırım ama bana kimse oral seks teklif etmedi. Sanırım sizin bu konuda ayrıı bir çekiciliğiniz olmalı. En az sizin kadar avrupa, amerika ve uzak doğu deneyimim olduğunu söyleyebilirim. Ancak, belirlenmiş alanlar dışında sokakta “bir sürü” fahişe görmedim. Buna amsterdam’daki kırmızı bölgenin dışında kalan yerler de dahil. Olayı “arz ve talep” olarak algılamak yerine “hastalık” olarak görmek daha doğru olur. Çünkü bir çok medeni ülkede bu tip olaylar “sosyal hastalıklar” başlığı altında incelenir. Kumanda elinde kanal değiştirenler de bir başka “hastalık” biçimi içinde olanlardır. “Bu tercihi sadece basit bir parti tercihi olarak görenler büyük bir yanılgı içindedir.” dememe rağmen “Bu seçimi bir AKP başarısı olarak görmeyin” demişsiniz. Bu da yine yazımın dikkatlice okunup anlaşılmadığını düşünmeme neden oldu.

    Sizinde uçlarını törpülediğiniz iddialarınızı “hangi bilimsel ve istatistiksel gerçeğe dayanarak” kaleme aldığınızı merak etmekteyim. Aslında, birbirimizi “bilimsel ve istatistiksel” isbata ve kavgaya davet edeceğimize, siyasi modamıza uygun olarak “uzlaşıya” davet edelim, derim. Yoksa ikimizden birinin sonu Baykal gibi olabilir. :)

    Sağlıcakla kalın

  28. temel reis's Gravatar temel reis
    25 July 2007 at 3:57 | Permalink

    @bliyaal

    Bizim Laz Temel İtalya da birgün arabasıyla geziyormuş.Bir yandan da radyosunu dinliyormuş.Derken radyodan acil bir ikaz gelmiş: “35.nci devlet karayolunda mavi renkli bir araç ters yönde ilerliyor sürücülerin dikkatine!” ikazı duyan Temel hemen bağırmaya başlamış NE BİRİ DA HEPSU TERS GİDİYOR.

    Temel den ne farkınız var ? %46 küsür oy almış bir parti iktidara gelince neden şikayet ediyorsunuz anlamıyorum. Kararı halk verecekti verdi, kararı çoğunluk verecekti verdi. Memnun değilseniz.. ne yapalım demokrasi böyle.

    Hmm siz memnun değilsiniz, merak etmeyin yapabileceğiniz şeyler var demokrasi baltalanabiliyor çakın orduya bi mesaj hemen bi muhtıra verir merak etmeyin.

    Cumhuriyet elden gidiyor ama onu da unutmamak lazım.

    Evet demokrasisiz bi cumhuriyet anca size yakışır.

    Kendine halk partisi diyen, sosyalist diyen bir partinin oy beklentisi ülkenin kaymak tabakasındansa vah halimize, vah ülkenin solu geçinen partiye, vah hala oyumu sol partiye veriyorum zanneden solcuya

    Ama ülke satıldı, parasıyla gemiler alındı değil mi ? Siz diyorsanız evet kesin doğrudur, diyerleri salak canım, cahil halk işte ne anlar.

    Halk sizin gibi düşünmüyor, ona kurbağa diyebilirsiniz veya bir diktatör bulup başa getirip hepsinin kafasına sıktırabilirsiniz.

  29. 26 July 2007 at 21:00 | Permalink

    @ikutluay

    Bence bu koca Türkiye’den mutlaka bir alternatif çıkacaktır. Fakat ismi ne olur, şimdiden kestirmek zor.

  30. ali arı's Gravatar ali arı
    8 August 2007 at 14:55 | Permalink

    kimse biz olmadı.herkes ben oldu.hitler almanya idolü için ben oldu.stalin sovyetler idolü için ben oldu.aynen fransızlar,ingilizler binlerce insanısömürdüler.ve bir çok güçlü ülke bunu yaptı.suçmuydu;hindistanda doğmak ve ingilizler tarafından sömürünmek.suçmuydu türkiyede kürt olarak doğmak,ve ayrımın odak noktası olmak.kim istedi kürt olmak,kim istedi türk olmak.bizim istedemdiğimiz ve seçmediğimiz birşeyle nasıl övünebiliriz ki.peygamber efendmizi(sav) der ki,siyahın beyazdan,beyazın siyahtan üstünlüğü yoktur.üstünlük sadece takvadadır.bunu anlayalım artık ben olmayalım.hep berbaer biz olalım.kardeşce yaşayalım ve ayrıma hayır diyelim tüm yüreklermizle.

  31. 12 August 2007 at 22:36 | Permalink

    @ufuk eskici

    Tartımaya zorla taraf edlmiş durumdayız. Öyle bir durum oluşturulduki “cumhuriyeti seviorsan mitingdesin chplisin” değilsen ” vatan hainisin”…

    hatta cehenneme bilet alırsın diyenlerde oldu.

    adam gibi aday çıktıda ben mi o y vermedimç. en dürüstleri ecevitti. o bile deprem vergileri diye bir kazık atıp bütçe açığını yamamaya kalmkmıştı. %25 özel iletişim haracıda onun zamanında çıkmıştı.

    Bakın Reinanın duvarı çöküyor. CHP ‘nin beyanı” reinanın yıklıması siyasi olabilir”. duvarın altında kalan ölenlere dair beyan varmı yok. dünyada hangi sol parti zengin eltten oy bekler yada alır. bu saçmalığı kim bana nasıl izah edecek merakla bekliyorum.

  1. By on 23 July 2007 at 16:01