alemlerin aslı hayaldir

iPad bizi nereye götürecek?

Evvela iPad’in tanıtımından başlayalım. Tanıtım yanlış yapıldı. Baştan aşağı yanlış değildi ama eksikleri ve fazlaları vardı. Fazlalarından biri şuydu; iPad tanıtımında öncelik ‘developer’lara verilmemeliydi. Öncelik, teknoloji ile günlük genel geçer yaşam dışında alakadar olmayan insanlara verilmeliydi. Bankamatiklerin internet bağlantısı sayesinde varolabildiğini, bankamatiğin aslında bir bilgisayar olduğunu bilmeyen, düşünmeyen insanlar iPad’in en çok tanıtılması gereken insanlardı. Ama Apple bunun yerine, hırsızlardan korunmayı amaçlayan bir elektroşok cihazını, dağlarda savaşan komandolara tanıtmayı seçmiş oldu.

11 yaşımdan beri bilgisayar kullanıyorum. Yani 23 yıldır. Kişisel bilgisayar adını verdiğimiz cihazların başından bugüne kadar tarihine şahidim. Bu nedenle bilgisayarların karmaşık, çok çok rahat kullanılamayan cihazlar olmasına alışığım. Kullanımı iPad kadar kısıtlı ve iPad kadar kolay olan bir cihaz benim gözüme yeterli görünmüyor. Ama bu, bilgisayarı günlük yaşamda öylesine kullananlar için geçerli değil. iPad, bu insanlar için doğru ürün.

Ne var ki, bilgisayarını seven, bilgisayarının karmaşık yapısına alışmış biri, iPad’e yalnızca bir bilgisayar gözüyle bakacak. Onun birebir kendisi için hazırlanmış bir ürün olmadığını anlamayacak. Bunun nedeni tamamen psikolojik, tamamen algı psikolojisi.

Hal böyle iken, tanıtım yanlış hedef kitleye yapılmış oldu. Tanıtımla ilgili bir başka sorun, tanıtım davetiyesi idi. Davetiye öyle tasarlanmıştı ki, gördüğümde Apple’ın Wacom’un tacını elinden alacak bir cihaz ürettiğini düşündüm. Çünkü davetiye bir tuvali andırıyordu. Üstü rengarenk idi.

Bir başka mesele, Steve Jobs’un iPad tanıtımına “arka plan resmi bu, çok güzel değil mi? isterseniz arkaplan resmini değiştirebiliyorsunuz” diyerek başlamasıydı. Böyle başlamadı tabii de, ilk cümlelerinden biri buydu. Bu, Steve Jobs’dan beklenmeyecek amatörlükte bir cümleydi. Arkaplanı değiştirebiliyormuşuz. Nolmuş yani? Vaka-ı adiye! Bugün en dandik cep telefonunun bile arkaplanı değiştirilebiliyor. Başlaya başlaya buradan mı başlıyorsun yeni yaratımını tanıtmaya?

Ancak esas düşünülmesi gereken şey şu ki, iPad konusunda yanlış olan tek şey onun tanıtımı idi. Geriye kalan her şey ziyadesiyle doğruydu. Bundan dört yıl önce, bu blogun ilk yazısında, bundan dört beş yıl sonra bugün cep telefonu sahibi olan herkesin bir dizüstü bilgisayarı olaca diye yazmıştım. İşte iPad bu. Tahminime bir yıldan az bir zaman kaldı. 2011′e girdiğimizde, bakkala gittiğiniz zaman bakkalınız iPad ya da benzeri bir cihazda maç ya da dizi seyrediyor olacak.

Bunun nedeni iPad’in moda olacak olması, teknolojinin çok gelişmiş olması falan değil. Facebook nasıl insanları internete alıştırdıysa, iPad de insanları bilgisayar kullanmaya alıştıracak. Dikkat edin, yaklaşık iki yıldır, bilgisayardan anlamıyorum diyebilen herkes facebook kullanıcısı oldu. Onlar kendilerine göre hala bilgisayardan anlamıyorlar. Ama facebook’ta farmville oynuyorlar, torunlarına mesaj atıp dürtüyorlar, fotoğraflarını yayınlıyorlar. Ama hala “bilgisayardan anlamıyorlar”.

Yarın herkes birer ikişer iPad satın aldığında da hiçbiri “bilgisayardan anlamıyor” olacak. Ama bilmeden, farkında olmadan çatır çatır bilgisayar kullanıyor olacaklar.

Bu arada bu olurken, bazı web siteleri (örneğin Hürriyet’in, Milliyet’in web siteleri) iyi tasarımlanmadığından ve iPad’in gelişiyle de akıllanmayacaklarından etkinliklerini kaybedecekler. Çünkü insanlar “anladıkları” web sitelerini ziyaret edecekler: facebook gibi, twitter gibi, ntvmsnbc gibi. İşte esas devrim bu olacak.

Bu aşamada HTML5 meselesine girmiyorum bile. Zaten gerektiğinde iPad konusuna yeniden döneceğim. Özetlemek gerekirse, durum tamamen psikolojik ve insanın algısı üzerine kurulu.

Benzer yazılar:


Rastgele yazılar: