alemlerin aslı hayaldir
Internet bir mucize olmadığı için internet kültürüne ve internet görgüsüne ihtiyacınız var. Örneğin, düzgün ve duru bir Türkçe konuşup yazmıyorsanız internet sizin yerinize bunu gerçekleştiremez. Bunu yine sizin düzeltmeniz gerekir. Zaman geçtikçe dilbilgisi ve imla hatalarını düzelten yazılımlar gelişecek ve yaygınlaşacak ama bu yine de sizin lisana ve hayata yaklaşımınızı, kurduğunuz cümleleri değiştiremeyeceğinden; yazdıklarınızın birşeyleri anlatabilmesi ihtimali sizin kendinizi ne kadar geliştirdiğinize bağlı olacak.
Benzer bir biçimde, şirketinizin ürün ve hizmetlerini tanıtma politikanızı internet düzeltemez ya da bu konuda bir mucize yaratamaz. Basılı tanıtımlarınız, sektörel dergilere verdiğiniz reklamlar, gazete ilanlarınız, kataloglarınız, broşürleriniz ve kartvizitleriniz iyi bir pazarlama iletişimi sağlamıyorsa ve kendinizi tanıtmak konusunda karar hataları yapıyorsanız teknoloji size yardımcı olamaz. Aynı hataları internet üzerinde de sürdürmeye devam edersiniz.
Çaya tuz koyma alışkanlığınız olduğunu ve bu nedenle lezzetsiz çay içen biri olduğunuzu düşünün. İnternet ise sizin çaya tuz koyabilmenize yardımcı olacak bir teknolojidir. Daha doğrusu; siz çaya ne koyarsanız koyun, internet ve bilgisayarlar sizin çaya koyduğunuz her ne ise onu daha fazla ve daha hızlı ve daha kaliteli koymanıza yardımcı olabilmek için vardır. Yani; elinizde teknoloji, bilgisayar, internet vs. olabilir ama eğer siz zihnen hata yapıyor ve yanlış kararlar alıyorsanız elinizdeki teknolojik imkanlar, web siteniz, internet sayfanız, tasarımlarınız, tanıtım materyalleriniz ancak sizi daha fazla ve daha hızlı yanlış yapmaya sürükler.
Tüm bunları yazmamın en önemli sebebi, 1999 yılından bu yana içinde bulunduğum internet sektöründe, teknoloji geliştikçe ve eldeki imkanların kalitesi arttıkça daha fazla hatalı mal / iş / tasarım / kampanya ortaya çıkıyor olmasıdır.
Seksenli yılların başında, tüm dünyada matbaalar Apple marka bilgisayarlarla çalışma imkanına kavuşmaya başladı. Bu onlar için işlerini kolaylaştırmanın yanısıra birçok fontu eskisinden daha rahat kullanabilme olanağı sağlıyordu. Yaşı yetenler hatırlayacaklardır ki seksenli yılların özellikle ilk yarısında bilgisayar desteği ile hazırlanan broşür ve benzeri baskılı malzemeler tam bir faciadır. Gerekli ya da gereksiz, işin içeriği düşünülmeden sonsuz sayıda font kullanılarak hazırlanmış olan bu tanıtım malzemeleri birçok tüketiciyi aradıklarını bulamama çaresizliği içinde bırakmıştır. Bilgisayar çağına zaten henüz alışmamış olan tüketici; bu broşür, katalog, kartvizit ve benzeri materyaller üzerinde okuma zorluğu çekmekten ve karmaşayı aşarak ihtiyacı olan bilgiye ulaşma çabasından yorgun düşmüş, dolayısıyla birçok bilgisayar destekli tanıtım içeren satış ve pazarlama çabalarına harcanan zaman ve emek çöpe gitmiştir.
Tahmin edebileceğiniz gibi suç, bu karmaşayı yaratan insanoğlunda değil bilgisayarlarda bulunmuştur ve birçok matbaa, reklam ajansı, vb. bilgisayarların işlerini kolaylaştırmadığına kanaat getirmiştir.
Doksanlı yılların ortasından başlayarak günümüze dek uzanan bir başka teknolojik iletişim faciası da internet üzerinde yaşanmaktadır. Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada interneti denemiş olan birçok kurum ve şahıs, internetten verim alamadıklarını düşünerek konudan soğumuştur.
Zaten interneti maalesef geç keşfetmiş olan Microsoft (bizzat Bill Gates’in kendi görüşüdür) gibi bir şirketin hegemonyası altında yaşanan bilgisayar devrimi, dünyanın dört bir yanında beklenen hızda yayılamamış ve insanları hayal kırıklığına uğratmıştır.
Dolayısıyla, bir zarar ortaya çıkarttığımız zaman elimizdeki araç, alet, cihaz ve benzeri ekipmanı suçlamadan evvel o teknolojiye yaptırmaya çabaladığımız şeyin doğruluğunu tartmalıyız. Halihazırda yolunda gitmeyen bir işimiz / projemiz / dersimiz varsa bu konuda internetten mucize beklememeliyiz. Bekleyeceksek bile bundan önce belli bir internet kültürüne ve görgüsüne sahip olmalıyız.

