Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

Güncel: Ana Sayfa
Sonraki Yazı: Teknik Notlar

İnsana anlayış göstermek, insanı savunmak

7 Ocak 2008 Pazartesi 23:56, Osman Seyit Börütecene

Şimdiye dek bu blogda pek ortaya çıkmamış bir yüzümü göstermek istiyorum. Sakladığım bir şey olduğundan değil, tesadüfen denk gelmediğinden ortaya çıkmamış bir yön.

Arkadaşlarımın çoğu kadınları aşırı savunduğumu söyler. Bu durum okuldayken hocalarımdan Nilüfer Göle’nin de dikkatini çekmiş olacak ki kendisi bana “postmodern feminist” derdi.

Oysa ben sadece insanı savunduğuma inanırım. Bunun içerisinde kadınlar erkeklerden daha fazla yer alıyorsa bu durum ancak çoğu kez erkeklerin savunulacak bir tarafları olmamasından kaynaklanır.

Bazı erkekler bu tavrımla kadınların beni itici bulacağını, kendilerine iyi davranan ve onları savunan erkeklerle ilgilenmeyeceklerini söyler. Ancak hayat bana tersini söylüyor. Akabinde de aynı erkekler bana kadınlar konusunda nasıl bu kadar “başarılı” olduğumu sorar. Ben de onlara onları batıran birincil şeyin bu “başarı” kelimesi olduğunu anlatmaya çabalarım.

İnsanı hoş görmek ve insanı savunmak konusuna geri dönelim. Neden insanları çoğu kez hoş görmeyi tercih ettiğimi Irvin Yalom’un bir kitabından alıntı yaparak anlatacağım. Yalom, Gift of Therapy adlı (Bağışlanan Terapi gibi gerizekalı bir isimle çevrildi Türkçe’ye) kitabının bir bölümünde bir seanstan alıntı yapıyor:

[…]Birkaç aydır gördüğüm ve bana -ofis mobilyalarıma, kötü renklere, masamın genel dağınıklığına, giysilerime, faturalarımın tüm ayrıntıları içermeyişine ve eksik oluşuna- karşı oldukça eleştirel olan Louise yeni bir romantik ilişkiye girdiğini söyledi. Hikayesini şöyle anlattı:

“Eh, istemeyerek kabul etmeliyim ki, daha iyiyim.”

“İstemeyerek sözün beni çok etkiledi. Neden ‘istemeyerek?’ Benim ve birlikte çıkardığımız iş hakkında olumlu bir şeyler söylemek sana zor geliyor gibi. Ne diyorsun bu konuda?”

Yanıt yoktu. Louise sessizce başını salladı.

“Yalnızca sesli düşün Louise, aklına gelen her şeyi söyleyebilirsin.”

“Eh, kibirlenirsiniz. Buna izin veremem.”

“Devam et.”

“Siz kazanacaksınız. Ben kaybedeceğim.”

“Kazanıp kaybetmek mi? Savaşta mıyız? Savaş neyle ilgili? Ya savaşın altında yatan neden?”

“Bilmiyorum, yalnızca her zaman var olan bir parçam bu, hep insanlarla alay ediyor, kötü yanlarını arıyor, kendi pisliklerinin içinde oturduklarını görüyorum.”

“Peki ya benimleyken? Ofisimi ne kadar eleştirdiğini düşünüyorum. Ve yolu. Çamurdan her zaman söz ediyorsun, ama açan çiçeklerden hiçbir zaman.”

“Erkek arkadaşımla da aynı şey oluyor her zaman, bana hediye veriyor ve ben elimde olmadan ambalajın ne kadar özensiz olduğuna odaklanıyorum. Geçen hafta bana ekmek kızarttığında kavga ettik. Ekmeğin hafifçe yanmış köşesi hakkında yorumda bulunarak takılmıştım ona.”

“Hep bu tarafının konuşmasına izin veriyor, diğer tarafını sessiz bırakıyorsun - arkadaşının sana ekmek kızartmasını takdir eden, benden hoşlanan ve bana değer veren tarafın. Louise, bu tartışmanın başladığı noktaya geri dön - daha iyi olduğunu istemeyerek kabul edişine. Söyle bana, olumlu tarafını serbest bıraksan ve dolaysız olarak ‘istemeyerek’ demeden konuşsan ne olur?”

“Köpekbalıklarının etrafımda dolaştığını görebiliyorum.”

“Yalnızca benimle konuştuğunu düşün. Ne hayal ediyorsun?”

“Sizi dudaklarınızdan öpmeyi.”

Bundan sonraki birkaç seansta yakınlıktan, çok fazla şey istemekten, doyurulmayan, giderilmeyen isteklerinden, babasına karşı hissettiği sevgiden duyduğu korku ve benden ne kadar çok şey istediğini bilirsem kaçacak oluşumdan duyduğu korku hakkında konuştuk. […]

İnsanoğlunun durumu bu. Anlamadıysanız yaptığım alıntıyı yeniden okuyun. İzahata gerek yok, olay gayet açık bence. Şimdi bu durumda olan insanoğluna ben ancak hoşgörü ile yaklaşabiliyorum. Mesela bu blogda şahit olduğunuz bazı abuk subuk okur yorumlarını yayından kaldırmıyor oluşumun nedeni de bu.

Elbette insan bir noktadan sonra kendini de savunmak zorunda. Doğal yaşam ortamının bir sonucunu olarak bunu da yapıyorum ve bu konuda ölçülü olabildiğime de inanıyorum.

Yazının başında kadınları savunmaktan bahsetmemin nedeni de Yalom’dan yaptığım bu alıntı içerisinde ’saçmalayan’ kişinin bir kadın oluşundan yola çıkarak oluşabilecek yanlış anlaşılmaların önünü kesmekti. Cinsiyet ayrımcılığı yapacak ve kadınları ikinci sınıf insan konumuna yerleştirecek biri olmadığımı belirtmek istedim.

Özetlemek gerekirse insana değer vermek gereğinin birçok nedeni var. Bu nedenlerden bazıları da insanoğlunun ruhsal zayıflıkları ve bu ruhsal zayıflıklara saygı ve hoşgörü ile yaklaşarak buradan kaynaklanan saldırganlıkların önünü kesebilmek.

Konunun diğer yönleri ise başka yazılara…

'İnsana anlayış göstermek, insanı savunmak' başlıklı yazıya 1 yorum yapılmış.

  1. bliyaal diyor ki:

    Tez ile uğraştığımdan blogları eskisi kadar sık ziyaret edemiyorum. O yüzden ancak şimdi gördüm, Osman bey bir yazısına yazdığı yorumda benim hakkımda güzel bir övücü söz etmiş. Kendisine çok teşekkür ederim. Gaykedi de aynı şekilde bahsetmiş. O da sağolasın. Bu aralar tezimle ilgilendiğim için eskisi kadar sık yazamıyorum. Neyse ki sonunda bugün bir yazı girebildim. Artık arayı bu kadar uzun tutmak istemiyorum.

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar