Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

İki güncel önemli konu: İş ve Aşk

9 Mart 2008 Pazar 17:35, Osman Seyit Börütecene

Çok yoğun bir haftaydı. Bahara doğru koruyucu yaşam koçluğu diyerek başlattığım ve sürdürdüğüm yazıların elbette devamını getireceğim. Ancak birlikte çalıştığımız kişilerden yoğun bir iş stresi şikayeti alıyorum. Bir değil iki değil ve hepsinin şikayeti de aynı. Bu konu zihnimde çok net, bunu anlatmak istiyorum.

Şu anda Türkiye’nin dört bir yanında çalışan insanların ofis hayatı cehenneme dönmüş durumda. Bunun nedeni birincil olarak ekonomik krizde olmamız. Şu birkaç faktörü yanyana getirelim: 1. Adı konulmamış bir ekonomik krizin içindeyiz ve şirketler maliyetlerini kısmak zorunda. 2. Bunların içerisinde salt alım satım yaparak faaliyet gösteren veya hizmet sektöründe (reklam, halkla ilişkiler, vb.) faaliyet gösteren şirketlerin bir numaralı maliyet başlığı insan. 3. Yeni yasalar çalışanları işten çıkarmayı zorlaştırıyor, neredeyse imkansız hale getiriyor.

Bu bilgiler ışığında insanlar üzerinde bir anda artan bu baskının adını koyalım: Sizleri istifa etmeye zorluyorlar. Durum bu kadar basit. Bunun ardında başka bir şey aramak ancak zaman kaybı olabilir ya da olmayacak hayallerde yaşamak.

Bu durumda, işyeri duyarsızlığınızı artırmak zorundasınız. Bunun başka bir çaresi yok. Şunu da yaparsam kendimi garantiye alırım, böyle yapmasaydım şöyle olmazdı belki gibi akıl yürütmeleri unutun. Gerçeğe odaklanın. Fırtınalı bir ortamda ama büyük ama küçük, fındık kabuğu gibi sallanmakta olan bir gemidesiniz. Olduğunuz yerde sağlam bir biçimde kalmaya çalışmalısınız. Fırtına er ya da geç biter, ama ne zaman duracağı şu anda belli değil. O nedenle bir an evvel gayri nizami sinirsel harp üzerine çalışmaya başlamanızı tavsiye ederim. Sinirlerinizi daha da çelikleştirmek sizin elinizde.

Gelelim aşk konusuna. Bu konuda e-maillerin tamamını henüz cevaplayamadım ama tek tek okuyup bir yanıt verdiğimi bilin, zaman elverdiğince.

Ayrıca geçen yaz yazdığım bir yazıyı da bu konuda çok önemli buluyorum ve henüz okumadıysanız okumanızı rica ederim: Yaz mevsiminde aşk tavsiyeleri.

Bir de şimdilik Yalom’dan bir alıntı yaparak bitireceğim. Sonra da her şeyi ele almaya aynen devam.

Yalom, Aşkın Celladı adlı öyküsünün açılışında şöyle diyor:

Aşık olan hastalarla çalışmayı sevmiyorum. Belki de kıskançlıktır bunun nedeni - ben de kendimden geçmek istiyorum. Belki de bunun nedeni aşk ve psikoterapinin birbiriyle uyumsuz olmasıdır. İyi terapistler karanlıkla savaşır, aydınlanma ararken romantik aşk gizemle sürer ve inceleme karşısında dağılır. Aşkın celladı olmaktan nefret ediyorum.

Sonrasında aşkın ne kadar muhteşem bir deneyim olduğunu, büyüleyiciliğini, bir yandan da bu büyük tutkunun insana beraberinde getirdiği sıkıntıyı anlatıyor.

Yalom’dan farklı olarak ben aşık olan kişilerle çalışmayı seviyorum. Tabii onun bir psikiyatrist ve psikoterapist olması nedeniyle o aşık olan hastalardan bahsediyor. Benim hastalarım yok, müşterilerim var. Yaşam koçluğu ve ruhsal rehberlik, bireysel danışmanlık aşkla uyumsuz bir şey değil.

Benim bu konudaki yaklaşımım; insanın bir gün öleceğini bile bile zamanını iyi bir biçimde değerlendirememesi üzerine. Bir de elbette geçmişe dair değil ama güncel olarak nedenlerin üzerinde durmak zaman zaman beni de bir cellat haline getiriyor. Ayrıca kişinin belli bir süre çalıştıktan sonra yaşadığı kendine güven hissi, “her şeye vakıfım” ruhu (bu cümle gerçek bir seanstan alınmıştır) beni sevindiriyor.

Bir noktayı ayırdetmeden geçmeyelim. Yıllardır aşkın duygu olduğu zannedilen bir düşünce olduğunu savunurum. Sorun zaten buradan kaynaklanmaktadır. Bir duygu olarak yaşanabilen aşk kişiye zarar vermiyor, hayatına darbe vurmuyor. Ama düşünceler halinde gelişen aşk, çoğu kez farklı dinamiklerin mesajcısı olduğu için ruhu tahrip ediyormuş gibi görünüyor.

Son olarak, bu konuda ya da herhangi bir konuda çalışmamızın şimdiki zamanda ve burada mümkün olduğunu, bunun gelecekte bir gün olmak zorunda olmadığını iyice hissetmenizi de rica ederim.

'İki güncel önemli konu: İş ve Aşk' başlıklı yazıya 1 yorum yapılmış.

  1. ali arı diyor ki:

    dostluk olmadan aşk olur mu?sorunun diğer soruluş şeklide “tanımadan ve birşeyler paylaşmadan ilk görüşteki aşka inanırmısnız?

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar