İçerik hırsızlığına kafa yordum ve önemli sonuçlara ulaştım
Bir süre önce hayatkisa.com’dan sürekli içerik çalındığını anlatmış ve bir hayli serzenişte bulunmuştum. Sonra da bu konu üzerinde çok düşündüm, kafa yordum. İçerik hırsızlığı yapan bloglar, forumları tekrar tekrar inceledim. İçlerinden biri kişisel bir blogdu, genç bir arkadaş. Kendisine ulaştım link vermesini rica ettim sonra biraz sohbet ettik fikir alışverişinde bulunduk vs.
Tüm bunlar üzerine kafa yorarken nelere ulaştığımı anlatmak istiyorum ama önce daha evvel yazdığım bir örneği burada da kullanacağım:
Buradaki alıntılama kısmının detayına girmek istemiyorum etik anlamda. Çünkü tuhaf olan şu ki bunu yapan insanların birilerinin emeği üzerinden çıkar sağladıklarını farketmeleri için ciddi bir irfan eğitiminden geçmeleri gerekiyor. Askerdeyken bir haftasonu çarşı izninde bir internet kafeye girdim. İnternet kafe sahibi benim bilgisayardan anladığımı farkedince beni zehir gibi bir çocukla tanıştırmak istedi. Çocuğu biryerlerden çağırdı, çocuk geldi, tanıştık. Bilgisayarla herşeyi becerebilen biriymiş, çok meraklı, çok hevesli (bu insanların birbirlerini birbirleriyle tanıştırma coşkusu ayrı bir yazı konusu bunu da mutlaka yazmalıyım. “Türk genci tanışmak ister” kalıbının yerini bence “insanlar birbirlerini tanıştırmak ister” almalı).
Çocuk anlattıkları becerilerinin arasında bir de nasıl hosting satın aldığından bahsetti. İnternette geçerli kredi kartı numaraları bulabilip ya da bu numaraları üreten yazılımları bulabilip bunlarla hosting satın alabiliyormuş. İnanın bana, ben orada gözümle gördüm bu insanı ve kötü birşey yaptığına, suç işlediğine dair en ufak bir anlam belirtisi yoktu. Yani çocuk o kadar iyi niyetliydi ki inanamazsınız.
Olayın gerçeği şu ki çocuk hırsızlık yaptığının zerre kadar farkında değil. O kredi kartı numaralarının birilerine ait olduğunu, o numaralarla yediği her haltın bedelinin para olarak birilerinin cebinden çıktığını bilmiyor. Şuurun o kısmı kapalı, bunları hiç düşünmemiş.
Bu çocuk o zamanlar 16, 17 yaşlarında bir çocuktu ama bence burada yaşın zerre kadar önemi yok.
Burayı çok iyi anlamanızı istiyorum arkadaşlar; bu çocuk gerçekten temiz bir kalbe sahip biriydi. Gerçekten aklının ucundan geçmiyordu birilerini zarar verdiği, zarar vermiş olduğu vs.
Şimdi yaratıcılığın çalışkanlığa oranla şöyle bir üstünlüğü var, bu bahsettiğim çocuk açıkça çalışkandı. İsteklerini, heveslerini birşeyleri başarmanın gerçekliğiyle bütünleştirebilmiş, yaşıtlarına göre birşeyler yapabilme potansiyelini hayata geçirmiş biri. Çalışkanlık bir anlamda yapılması gereken şeyi hemen yapmaktır. Ama bu arada yaratıcı bir süreç, önünü arkasını düşünmek vs. gibi şeylere yer yoktur. Zaten çalışkanlık gerektiren her ortamda çok düşünen biri olursa onun kafasına kafasına vururlar.
İşte geçenlerde şikayetçi olduğum içerik hırsızlığının da bundan neredeyse hiç farkı yok. İçeriği alıntılayan ve kaynak göstermeyenlerin bunu birilerinin yazdığına dair bir fikri gerçekten yok. O nedenle de akıllarına gelmiyor. İçimizdeki yetişkinle barışmak serisinin ikincisinde üçüncü şahıslarla kurulan cümlelerden bahsetmiştim. Burada püf noktası neydi? Başarının ancak kişinin hiç tanımadığı başkaları tarafından gerçekleştirilebilen bir şey olabileceğine dair duyulan sarsılmaz inanç. Ve o başkaları nerededir, gerçekten yaşar mı, yerler mi içerler mi belli değil. Son derece de soyut, sorlasan kelimelere dökülemez.
Burada da internette bir yazıyı gören ve beğenip üyesi olduğu forumda bunu hiçbir kaynak göstermeden yayınlayan kişi için de aynı şey geçerli. Mantık şu: Hiç kimse zaten orijinal içerik yaratamaz ki! O nedenle yazılı herhangi bir şey bir insan evladı tarafından yazılmış olamaz. O zaman da ben kimsenin hakkını yemiyorum demektir.
İçerik yaratılsa yaratılsa çok çok yabancı biri tarafından yaratılmıştır. Biri de alıp onu çevirmiştir. O da zaten çok büyük bir emek değil.
Elbette kopyalayan kişi bunu bu biçimde aklından geçirmiyor. Bu kadar mantık yürütse zaten böyle kopyalamayacak. En azından alıntı yapacak ve alıntıladığı yere link verecek. Çünkü diğerinin de insan olduğunu anlayacak. Kendisi gibi olduğunu anlayacak. Ama bu kadarını bile anlasa zaten kendisi oturup bir şeyler yazar.
İşte böyle, anlatmak istediğimin ne kadarını anlatabildim bundan emin değilim ama yine de hızlıca anlatmaya çalıştım.
Benzer yazılar:
- Blog Yazarlığında Çalışkanlıkla Yaratıcılık Arasındaki Fark
- Özgün İçerik Nedir, Nasıl Hazırlanır?
- Düşünerek yaratmak
- Blog Furyası: Ne Yazacaksınız?
Rastgele yazılar:
- Kadın Cinselliğinden Korkmak
- Ressam Nergis Ermin Online Oldu
- IBM’in Linux Reklamı 2
- Bush’un da Şuuru Kapanmak Üzere