Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

Hrant Dink’in ölüm yıldönümü yaklaşırken

16 Ocak 2008 Çarşamba 15:58, Osman Seyit Börütecene

Hrant Dink’in bir cinayete kurban gitmesinin ardından bir yıl geçti. Üç gün sonra bu utanç verici olayın yıldönümü. Bu yıldönümü yaklaşırken ben bazı şeyler düşünüyorum; öldürmek, ölmek, politika, toplumsal cinnet gibi kavramlar üzerine.

Çoğu kişiye ilginç gelebilir şimdi benim ağzımdan şunu duymak: Ben cinayetlere karşı değilim. Bu yaşıma geldim ve öğrendiklerim arasında sonu ölüme kadar varabilecek fiziksel şiddet uygulamanın bazı durumlarda kaçınılmaz olabileceği yönünde. Bu kanı elbette benim şahsen bunları uygulayacağım anlamına gelmiyor. Ancak Türkiye’nin dünyanın gitgide daha tuhaf bir hal alması karşısında bazı eşyaları ve bazı kavramları korumayı sürdürmek için fiziksel şiddete başvurmanın kaçınılmaz olacağını düşünüyorum.

Gelelim Hrant Dink cinayetine. Bu cinayet konusunda düşündüklerim yukarıda yazdıklarımla aynı değil. Hrant Dink, bir Türk vatandaşıdır hatta Türk’tür. Kendisi ermeni kökenli olabilir ama adam bu ülkede askerliğini yapmış. Türkiye’nin mutluluğu için çaba göstermiş biri. Bu insanı Türk olmadığı için öldürdüler bu çok açık. İşte bu noktada akılalmazlık başlıyor ve bu durum hiçbir biçimde açıklanabilecek, savunulabilecek bir yanı olmayan bir durum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşlarını koruyamadığının en açık kanıtı. Ülke genelinde asayiş ve huzuru koruması gereken, bununla görevli kim varsa hepsinin utancından başını önüne eğmesi gereken bir gün.

Olayın oluş biçimi açısından da her şey içler acısı. Bütün olan bitenden sonra bu cinayetin medyada dikkat çekmek, gündem değiştirmek gibi abuk subuk nedenlerle işlendiği o kadar belli ki.

Yazık, çok yazık.

'Hrant Dink’in ölüm yıldönümü yaklaşırken' başlıklı yazıya 15 yorum yapılmış.

  1. Tansu diyor ki:

    Hrant dink sence Türk’tür, bence Türk’tür.
    Hrant Dink’e göre ise, Ermeni’dir.
    Hrant Dink, çocukluğunda, gençliğinde “Türklerin” ona yaptığı zulmü anlatmıştır. Mesela en meşhur hikayesi, yetiştirme yurdundayken düzenlediği bahçelerin üzerine, Türklerin gelip villa yapmalarıdır. Daha ayrımcı olabilirdi tabi bu hikayede, mesela “ben ermeni bir çocukken düzenlediğim bahçenin üzerine, lazlar gelip villa yaptılar” diyerek hem daha dramatize eder, hem de daha ırkçı olurdu.

    Bu şekilde davranan bir kişinin veya grubun bu topraklarda tepki çekmemesi imkansızdır. Halbuki, bir çok Türk’e bir çok başka “Türk” zulüm etmektedir. Bu bizim meselemizdir. Ayrımcılık yapanlara bu topraklar her zaman böyle davranmıştır. Bilmem kaç bin kişi Taksim’de “hepimiz Hrant’ız Hepimiz Ermeniyiz” diye yürürken dünyaya bir ders verdiler, evet bu doğrudur. Ancak o yürüyenler kendileri ders alamadılar. Çünkü Samast denen kişi de bizimdir. Onu da sahiplenmeleri gerekirdi. Belki Ermeni vatandaşlar “Hepimiz Ogün’üz, hepimiz katiliz” diye yürüselerdi bir şeyler olabilecekti.

    Samast’ı savunduğumu düşünmeyin. Ama Hrant’ı da savunamam.

  2. Goddess Artemis diyor ki:

    Bu ay işin gücün arasında coştum ve neredeyse her gün bir yazı yayımladım bloğumda. Şimdi düşünüyorum da, aslında Ocak ayı için karartma yapmak gerekirmiş yazmak, yayımlamak yerine… 8 Ocak Metin Göktepe‘nin, 11 Ocak Onat Kutlar‘ın, 19 Ocak Hrant Dink‘in, 24 Ocak Uğur Mumcu‘nun ölüm yıldönümleri. Hepsi de alçakça katledilmiş, dört gazeteci/yazar/düşünür/aydın… Dört can, dört insan. Eskiden olsa, Ocak ayını uğursuz ilân ederdim, oysa takvimin ne kabahati var? Asıl uğursuzluk insan soyu’nda!

  3. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @tansu: Hrant’ı savunamazsın zaten artık. Olay da bu zaten.

  4. Tansu diyor ki:

    Eee o zaman insanlar beni salak sanmasın şöyle düzelteyim:
    Hrant’ın yaşadığı yıllarda ürettiği fikirleri de savunmam mümkün değil..

  5. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    ya işte ben de diyorum ki adam keşke öldürülmeseydi hayatta olsaydı da savunmasaydık fikirlerini.

  6. Tansu diyor ki:

    Yahu elbette keşke öldürülmeseydi, bunu tartışmak aklıma bile gelmez.
    Ama işte her kafada aynı durmuyo herşey, senin de kendine göre bir öldürme limitin var. Bu topraklarınki de böyle diyorum.

  7. uğur diyor ki:

    Toplumsal barışı unuttuk, bireysel mutluluktanda ümidi kestik artık cinayeti, adam öldürmeyi kabullendik, “kim ölmeli? kimi öldürmeli?” konusuna geldik… Vay canına sayın seyirciler, tası tarağı toplayıp gitme zamanı çoktan gelmiş bu diyardan.

    Yazık, Çok yazık.

  8. Tansu diyor ki:

    uğur,
    Sizin bir öldürme limitiniz olmadığını mı zannediyorsunuz? :) :)

  9. gaykedi diyor ki:

    Hrant Dink’ten ermeni milliyetçileri de hoşlanmazlardı. tansu, hrant’ın hangi görüşleri ya da nesi seni rahatsız etti?

  10. Tansu diyor ki:

    Ermeni Milliyetçilerini de rahatsız eden şey olabilir:):)
    Hayır bir rahatsızlığım yok, sadece katıldığım şeyler değildi. Bir TC vatandaşının, herhangi bir konuda ve herhangi bir kisveyle, Türk olmak dışında başka bir kimliği (kürt, ermeni, laz, alevi, yezidi vs) ön plana çıkartıp mağduru oynaması beni her zaman rahatsız eder.
    Çünkü ben onlardan değilim, bir kürt kökenli vatandaşı işe almadıklarına sebebi hazır, ben ne yapayım? Beni işe almadıklarına, herhalde salaklığımı kabullenmem gerekecek.
    Aslında herkesin derdi aynı, “kürt sorunu” denilen hadise, güneydoğu anadolu sorunudur ve çözülmeye defalarca çalışılmıştır. Örnek veriyorum, hepsi için geçerlidir.
    Herkes kendi alt kimliğini önplana çıkarta çıkarta ben ve benim gibiler azınlık oldu. Ben türk’üm, türk olmanın tanımı da TC vatandaşı olmaktır. Samast dahil diyeceğim ama akıl sağlığını bilemiyorum, hiçbir akıl sağlığı yerinde insan, hiç kimseye durup duruken sadece ermeni veya kürt kökenli diye zulüm etmemiştir. Elbette iddialı bir sav ama neredeyse adım kadar eminim.

    Hrant ve benzerleri, tüm anlattıkları sorunları Türk gibi anlatsalardı çok daha faydalı olurlardı, asıl ayrımcılık buradan çıkıyor.

    Bu konuyu geçenlerde rakı masasına taşıdık. Bir sürü Liberal arkadaşımla karşı karşıya kaldım gene. Sonunda şunda mutabık oldular. Adam kendini Ermeni hissediyor, diğeri Kürt hissediyor. Ve bunu zaten kendileri de söylüyorlar.Adam Türkiye’de büyümüş, anadili Türkçe ama Kürtçe şiir yazıyor. Neden diyorlar, kendimi Kürt hissediyorum diyor.

    Benim itirazım bu noktada, kendini Kürt, Ermeni vs hissederek yaşayamassın bu topraklarda. Ben kendimi Finlandiyalı hissetsem, gel derler mi bana ordan?

    Velhasıl bunların sebeplerinin (örn:Hrant’ın yaptığı ayrımcılık) de sonuçlarının (Cinayet) da aynı derecede çok zararlı olduğuna inanıyorum. Benim tek korkum bölünmek, ve ben her ne kadar paranoyak olsam da bu paranoya değil. Ülkeler öyle kolay bölünür ki şaşarsınız.

  11. gaykedi diyor ki:

    bazı şeyler, dinsel ve milli kimlikler tanrı’nın alın yazısı tansu, batı trakya da yaşayan bir türk’ü düşün, o ne kadar bir yunan gibi düşünebilir, hissedebilir ki kendini, düşünse düşünse bir yere kadar. böyle bir insanın yapacağı en insalcıl şey iki tarafında milliyetçilerine yaranamamak olur ki, hran’tın yaptığı da bu değil mi?

    senin demek istediğin keşke taraf seçseydi gibi bir şey olmuş biraz, belki de o zoru seçti ve bunu hayatıyla ödedi…ha bir de suya sabuna dokunmamayı seçmek var, batı trakyada ki türk nefis bir yunan adasında pansiyon işletebilir, hrant dink’ de kapalıçarşı da kuyumculukla köşeyi dönebilirdi tabi :)

  12. tansu diyor ki:

    Taraf olmamalı benim demek istediğim.
    Taraf olmayı yaratan Hrant veya benzerleridir. “opinion LEader” tayfası.

  13. gaykedi diyor ki:

    konu dönüp dolaşıp şu ermeni meselesine geliyor galiba tansu, öyle insanlar vardır fikirlerine katılmasan bile samiyetinden şüphe etmezsin, hrant benim için “dost acı söyler” diyen öyle bir insandı… daha önce de alevi kürtler ermeni dönmesidir ve kürtler türkmendir diyen türk tarih kurumu başkanı yusuf halaçoğlu gibi insanlar, murat belge’ye göre ermeni tehcirinde sadece 9-10 bin kişinin öldüğünü söyleyerek türk tezlerini gülünç duruma düşürmekte ve bu yüzden dünya bizim ermeni meselesinde söylediklerimizi ciddiye almamaktadır. şu alıntıyla kapatayım konuyu, nasıl olsa ermeni sorunu konusu dünyada ve türkiye de daha çok tartışılacak, bir gün tam konunun üzerine basan bir başlıkta daha detaylı konuşuruz nasıl olsa;

    “yıllardır katı biçimde yürütülen inkar politikaları sonucu türkiye gerek bilim dünyasında gerek politik düzeyde ‘geçmişin nasıl ele alınmaması gerektiği’ konusunda negatif sembol ülke haline geldi. türkiye tüm stratejisini bırakın soykırım olup olmadığını, ‘ortada işlenmiş bir suç dahi olmadığı’ hatta ‘asıl ermenilerin müslümanları soykırıma uğrattığı’ üzerine kurduğu için, yaşananlardan üzüntü bile duymayan hatta ‘gerekirse gene yaparım’ diyen bir toplum gibi algılanmakta.”

  14. Tansu diyor ki:

    Benim de Hrant’ın samimiyetinden şüphem yok tanıdığım kadarıyla.
    Hrant benim söylediklerim içinde bir semboldur, benim blogda yorum yapan Halit desem tanımazdınız o yüzden Hrant diyorum.
    Bir kere beni anlayın, ben azınlıkta olsa “hain” de olsa bazı çevrelerce, bir TC vatandaşından bahsediyorsam, Türk olduğunu varsayarak konuşuyorum.
    Türkiye çok ağır problemleri ve çok ağır yanlışları olan/olmuş bir ülkedir. Ermeni kökenlilerin Türkleri, Türklerin Ermeni kökenlileri yakması ya iç meseledir ya da savaştır. Ben böyle görürüm ve kendini vatandaşlık bağı ile TC’ne bağlı gören herkesin de aslen böyle görmesi gerekir.

    Ermeni meselesinden bahsetmiyorum sadece, düşünelim. Şimdi PKK bir şekilde provake etse ve örneğin Hakkari ayaklansa. TSK birimlerini ve güvenlik güçlerini etkisiz hale getise Kürt kökenli halk. Bu bölgeye yapılan müdahale sonucu ortaya çıkacak tabloya soykırım diyebilir miyiz? Eğer TC vatandaşı olarak bunu diyebiliyorsak, bölünme konusu pek de umurunda olmayan bir TC vatandaşıyızdır. Halbuki, büyük devlet olmanın en önemli şartlarından biri bölünmezlik ve bütünlüktür.

    Benim tahminim olayın sosyolojik boyutta olduğudur. Samimiyetle, bazı etnik grupların kendini ayrı görmesini ve ayrımcılık yapmasını anlamıyorum. Samimiyetle gene, onların yaşadığı sorunların tüm TC vatandaşlarının da sorunu olduğuna inanıyorum. Eksik bilgimle şunu söyleyebilirim ve “Osman düzeltsin veya tamamlasın”, sorun ortaya çıktığında, mesela iş bulunamadığında insan hemen sebep arıyor. Ben mesela iş bulamadığımda (etnik kökeni ve diğer ayrıştırıcı özellikleri belli olmayan biri olarak) sistem boktan diyorum veya ulan master mı yapsaydım diyorum. Ama GDA’da bir kürt kökenli vatandaş iş bulamadığında hemen ben kürdüm o yüzden bana iş vermiyorlar geliyor aklına. Bunu vay ne kadar iğrenç insanlar diye söylemiyorum, tahminimce insan psikolojisi.

    Blogumdaki “faşist” yazılarda belirttiğim bazı gerçekleri burada da belirteyim ki yanlış anlama olmasın. Benim en yakın arkadaşım “laz oğlu lazdır”, hayatımı birleştirmeyi planladığım insan Alevi’dir, askerde oniki ay “body”lik yaptığım insan Türkçeyi zor bilen bir kürt kökenli vatandaşımızdı ve bu kadar düz bir insan az gördüm hayatımda. Bunun yanı sıra Ermeni ve yahudi en yakın olmasa da çok yakın arkadaşlarım var, Rum müziğini kendi müziğim kadar severim hatta bu akşam bir Rum tavernasındayım. Ama benim Türkiye dediğim şey bu zaten. Bunların toplamı türkiye’dir, ve her sorun veya her iyi şey Türkiye vatandaşı bir Türk olarak ele alınmalıdır.
    Yoksa, bakınız Yugoslavya…

  15. gaykedi diyor ki:

    aklıma hemen pozitif ayrımcılık ve azınlık psikolojisi gibi derin ve karmaşık konular geliyor, o azınlık ve ezilmişlik psikolojisi tüm dünyada eşcinseller arasında da, gay’lerin en rahat olduğu ülkelerde bile var tansu, sosyolog beyy konuya bir el atıverin lütfen bir zahmet :)

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar