alemlerin aslı hayaldir

Hayatın Gerçekleri: Web Sitesi Yapabilmeniz Zaman Alacak

Bu blogda birkaç ay önce web tasarımı hakkında bazı temel bilgiler vermeye çalıştım. Anlattıklarım çok basit şeylerdi. XHTML ve CSS üzerinde durdum. Bu yazıyı bitirdikten sonra CSS ile konumlandırmanın püf noktaları üzerine bunlardan bir tane daha yazacağım.

Yukarıda bahsettiğim önceki yazılarıma yılgın yorumlar geldi. Birçok kişi birşey anlamadığını söylüyordu. Aslında söylemek istedikleri birşey anlamadıkları değildi. Yazıların giriş seviyesinde olduğunu ve bunun da bir işlerine yaramadığını söylemek istiyorlardı. Hatta bugün biri ana avrat düz giden bir küfür de yazmış onu sildim.

Okuma yazmayı (şu anda bu yazıyı size biri okumuyorsa okuma yazma bildiğinizi farzediyorum) nasıl öğrendiğinizi hatırlayın. Özellikle de yazmayı nasıl öğrendiğinizi hatırlamaya çalışın. Günlerce, haftalarca anlamsız çubuklar, yuvarlaklar; yatay, dikey, çapraz çizgiler çizmiştiniz. Ancak bunları yaparak elinizi iyice yumuşattıktan sonra harfleri yazmayı öğrenebilmiştiniz.

Web tasarımı için de aynı şey geçerli. Çok kez söyledim, tekrarlamakta da fayda var. Webde birşeyler yayınlayacak kadar XHTML bilmek 21. yüzyılın okur yazarlığıdır. Elbette zamanla birçok şey daha da otomatik bir hal alacak. Ama bakınız ofis yazılımlarına, muhasebe programlarına. Bilgisayarları istediğimiz gibi kullanmak için hep ufak da olsa kodlamalar yapmamız gerekiyor. Bu bağlamda XHTML kullanarak, CSS kullanarak bir web sayfası hazırlamak zaten hazıra konmak gibi birşeydir. Siz bu kodlamaları yapabilesiniz diye bunun üzerinde 20 yıldan fazla bir zamandır çalışılıyor.

Dolayısyla cin olmadan şeytan çarpmayı beklemek biraz gerçek dışı. XHTML ve CSS kullanarak birkaç değişik sayfa üretmeden, kendinizi alıştırmadan evvel hayalinizdeki gibi birşey yaratmayı beklemeyin. Bir diğer yandan da, WordPress, phpBB, Joomla, Drupal, Blogger (Blogspot), ve daha birçok hazır web yazılımını istediğiniz gibi yönetip kullanabilmeniz için de basit seviyede XHTML ve CSS bilmeniz şart.

Bunları öğrenmenin ve özümsemenin, hangi tasarım ya da içerik sorununun nereden kaynaklandığını bulup (bir süre sonra isabetli biçimde tahmin edip) çözebilmenizde büyük önemi var. Bu konuda küçüğünü yapmadan büyüğünü yapabilmeniz gerçekten imkansız.

Bu arada parayı bastırıp web sitesi yaptırmanız da çok birşey değiştirmiyor. Yine de XHTML’in, CSS’in ne olduğunu bilmeniz lazım. Diğer türlü “ben böyle birşey yazdım ama satırlar kaydı, ben burda bold yapmak istedim ama italik oldu ya da bütün yazı bold oldu” gibi şikayetlerden kurtulmanız mümkün değil.

Uzun lafın kısası, bugün ve gelecek yıllarda bilgisayar ve internet okur yazarı olmak istiyorsanız iki şey öğrenmek zorundasınız: GNU/Linux tabanlı işletim sistemlerinden birini kullanmak ve internette yayınlamak istediğiniz herhangi bir dökümanı (ister tek heceden oluşsun ister ciltler dolusu bir roman olsun) nasıl sunacağınızı öğrenmek. Aksi takdirde bu yüzyılın okuma yazma bilmeyenleri arasındasınız demektir.

Benzer yazılar:


Rastgele yazılar:

1 Comment to Hayatın Gerçekleri: Web Sitesi Yapabilmeniz Zaman Alacak

  1. 5 June 2007 at 0:53 | Permalink

    “”Web tasarımı için de aynı şey geçerli. Çok kez söyledim, tekrarlamakta da fayda var. Webde birşeyler yayınlayacak kadar XHTML bilmek 21. yüzyılın okur yazarlığıdır.”"

    “”GNU/Linux tabanlı işletim sistemlerinden birini kullanmak ve internette yayınlamak istediğiniz herhangi bir dökümanı (ister tek heceden oluşsun ister ciltler dolusu bir roman olsun) nasıl sunacağınızı öğrenmek. Aksi takdirde bu yüzyılın okuma yazma bilmeyenleri arasındasınız demektir.”"

    Kesinlikle haklısın, zamanında linux-sevenler.org forumuna o kadar kişi geliyordu ki, acil yardıma ihtiyacım var, şunu yapamadım, bunu anlamıyorum. Fakat anladık ki bu insanlar yem istiyor, bu insanlar alışmış, herşeyi bizim yapmamızı bekliyor. Zengin olmak istiyorlar oturdukları yerde. Bilgi için de öyle. Nasıl insanlar oturdukları yerde zengin olmak istiyorlar, bilgi’yi de bilgi öğrenmeyi de oturdukları yerde kafa yormadan öğrenmek istiyorlar.

    Aslında tüm nokta burada. Ya anlamak istemiyorlar ya da anlıyorlar ama inat uğruna vazgeçmiyorlar. Kaybeden ise kendileri oluyorlar.