alemlerin aslı hayaldir
Aşağıda bugünkü Hürriyet gazetesinden alıntıladığım bir haber var:
Ankara Esenboğa Havalimanı’nda Hawker tipi Amerikan bayraklı uçak, kalkış sırasında pist dışına çıktı.
Yönlendirme tabelasına çarpan uçakta bulunan 2 mürettebat ve 7 yolcu yara almadan kurtuldu.
Burada da bu habere yapılmış bir okur yorumu:
AKP hukumeti Turk Hava Yollarini iyi yonetemiyor. Bastan savma isler yapiliyor.
Bu yorumdan anlıyoruz ki bu arkadaş THY ile Devlet Hava Limanları İşletmesi’ni birbirine karıştırıyor, aynı şey sanıyor.
Şimdi ben bu yorumdan yola çıkarak halkımızın cehaletinden dem vurmayacağım. Ben başka bir noktaya işaret etmek istiyorum.
Bir bakıma hepimiz yukarıdaki yorumu yapan arkadaş gibiyiz. Birçok konuda bilmeden konuşuyoruz. Akıl yürütüyoruz. Belli konularda akıl yürütmekte bir sakınca görmüyorum. Hele hele bir okur yorumunda akıl yürütmek hiç de yanlış değil. Ama bu bir örnek.
Politikada, futbolda, tıpta, savaşta ve barışta aklımızdan düşünceler tam olarak bu biçimde geçiyor. Daha da kötüsü üzerine konuştuğumuz alanı bilen insanlar bir şeyler söylediği zaman da hayal kırıklığına uğruyoruz. Uzmanların görüşleri bize gerçekçi gelmiyor.
Ben en yakın örneği arkadaşlarımdan, ailemden vereyim. Birçok kişi doktora gider ve rahatsızlığını anlatır sonra da buna dair doktordan bilgi alır. Doktor bir uzmandır altı yıl tıp okumuştur üzerine de belli bir dalda uzmanlık yapmıştır. Yani doktor ne dediğini bilerek söylüyor üstelik de tecrübesi var. Ancak bazı insanlar doktorun anlattıkları içerisinde sadece kendi akıllarına uyanı duyarlar. Doktorun söylediklerinin tamamını duymazlar.
Yazdıklarımı sürekli takip edenler zaman zaman şuur hakkında konuştuğumu ve bunu çok önemli bulduğumu bilirler. Bu da bir şuur konusudur. Ben filanca konuyu biliyor muyum? Filanca konuda bildiklerim ve bilmediklerimle akıl yürüteceğim, bu akıl yürütme sonucu ortaya koyacağım görüşlerin ne kadarı bazı gerçekleri zihnimde hayal ederek ortaya koyduğum görüşler olacak? Ne kadarı bilgiye dayanan yorumlar olacak?
Geçenlerde bir blogda gözüme ilişti, Engin Ardıç yorumlarımdan birinden alıntı yapmışlar. Konu şu, Engin Ardıç diyor ki Türkler kravat takıp camiye gitmeyi bırakınca batılılaştıklarını sandılar. Ben de demişim ki Avrupalı ve Amerikalı da takım elbise giyip kiliseye gitmeyi bırakınca çağdaşlaştığını sanmadı mı? Bu yazdığım şeyi alakasız bulmuşlar belki de bilgi olarak yanlış olduğunu düşündüler. Ama değildi. Bu doğrudur, yani batı dünyası olarak adlandırdığımız yerde de insanlar kiliseye gitmekten vazgeçerek modernleşeceklerini düşündüler (doğrudur yanlıştır demiyorum dikkat edin). Aynısı burada da oldu. Ben de bu farksız durumun altını çizmek istedim. Oysa arkadaşların zihninde belki de bilgi içermeyen ezbere bir şeyler vardı.
Yine anafikre dönmek istiyorum hepimiz biraz böyleyiz. Zaten birçok konuda akıl yürütmeye de mecburuz. Her konuda bilgiye erişmeyi beklersek yaşayamayız. Birçok şeyi bilgi sahibi olmadan tahmin ederek yapabiliyoruz. Ben geçenlerde bir makarna sosu yaptım mesela tamamen ne yapmam gerektiğini tahmin ederek. Gayet de güzel oldu. Sokağa çıktığımızda birçok yeri tahmin yürüterek buluruz. O nedenle bundan tamamen vazgeçelim demiyorum. Yine de şuurumuzu ne kadar artırsak o kadar iyidir.
Bu da böyle bir kurban bayramı notu olsun, herkese hayırlı bayramlar dilerim.


21 Aralık 2007 17:54
O değil de, Hürriyet’in web sitesinde sürekli yorumları yayımlanan Naci Hiddet bir fenomen adeta. Yorumlarına mutlaka bir göz atılmalı: Naci Hiddet