alemlerin aslı hayaldir
Son yıllarda gittikçe artan bir hayretle finans sektörünü izliyorum. Çok tuhaf uygulamalar var. Birkaç aydır televizyonda gözüme batan bir reklam var mesela. Arkadaşlar bir site ve alışveriş merkezi içinde yer satmaya çalışıyorlar. Bunu yaparken de satışı kolaylaştırmak için banka kredisi imkanı sunuyorlar.
Ne kadar olduğunu bilmiyorum ama az buz para değil, işlek olduğu iddia edilen bir site içinde mağaza satın alıyorsun. Kredi imkanları ise muhteşem. Krediyi bugün alıp geri ödemesine bir yıl sonra başlıyorsun.
Sormak istiyorum nereden geliyor bu değirmenin suyu? İnşaat yapmanın masraflarıyla helva yapmanın masrafları aynı değil. Çocuk bile bilir ki bir site ve alışveriş merkezi yapıyorsan astronomik rakamlarla oynuyorsun demektir.
Bu durumda bu rahatlık nereden geliyor? Hangi banka bir emlak satışında ödemeyi bir yıl sonra başlattıracak kadar sermaye sahibi? Eğer bunun yükünü inşaat şirketi karşılıyorsa nasıl karşılıyor?
Bu arada rakamlar inşaat sektörü kadar şişkin olmasa da kişisel kredilerde (tüketici kredileri) benzer bir açılım tüm bankalara yayıldı. Kredi alıyorsun ve geri ödemesine aylar sonra başlıyorsun. Bunu kim finanse ediyor? Aradaki açığı kim kapatıyor?
Ben burada büyük bir tehlike görüyorum. Türkiye’de enflasyon tek haneye indiğinden beri enflasyon muhasebesi üzerinden para kazanan kurumlar tek tek ortadan kaybolmaya başladı. Bunlar arasında nisbeten daha sabırlı olanlar ise bankalar. Enflasyonun tek haneye inmesinden sonra bir de kredi kartlarında tüketiciyi koruma kanunu da çıkınca bankalar parayı nereden kazanacaklarını şaşırmaya başladılar.
Mesela bugünlerde yer gök tüketici kredisi reklamlarıyla dolu. İstisnasız hepsinde zorunlu sigorta vardır eminim. Bütün bu kredi meselesi o zorunlu sigortayı satmak için bile yapılıyor olabilir.
Bu bir bataklık. A.B.D. bu bataklığa çoktan batmış durumda. A.B.D. genelinde hane başına tüketici kredisi ve kredi kartı borcu toplamı ortalaması 7000 dolar civarında.
Seksenli yılların sonlarına doğru, Turgut Özal Türkiye’nin ekonomisini iyice bozduğu zamanlarda gazeteler çarşaf çarşaf her doğan çocuğun ne kadar borçla doğduğunu yazıyordu. Şu anda aynısını Amerikan basını yapıyor.
Son yüzyılda dünya iklimine nasıl zarar verdiysek şu andaki bankacılık sistemi ile ekonomiye de öyle zarar veriyoruz. Tıpkı küresel ısınmada olduğu gibi, ekonomik sistemimizin de çuvallamaya başladığını ya farketmiyor ya da görmezden geliyoruz. Gelecek on yılda gelişen bankacılık sektörünün tüm dünyada nasıl bir anda yıkıldığına hep birlikte şahit olacağız.

