Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

Ferrari’sini geri almak isteyen bilge

15 Ekim 2007 Pazartesi 16:12, Osman Seyit Börütecene

Bayram ziyaretleri sırasında Ender Saraç’ın Ruhsal Gelişim ve Kader adlı kitabına göz gezdirme fırsatım oldu. Kitabın alt başlıklarından birini çok beğendim: Ferrari’sini geri almak isteyen bilge.

Ender Bey bu kısımda yeni çağ düşüncelerinden etkilenerek maddi dünyadan elini eteğini çekmek için çaba sarfeden, ancak bu hayatın geneli açısından dengesiz bir davranış olduğu için bu konuda çok zorlanarak maddi dünyaya geri dönmeye çabalayan insanların içine düştükleri yanılsamadan bahsetmiş.

Özetle diyor ki; yaşadığımız dünya bir biçimde maddi yaşamı da içeriyor. Bu alandan tamamen uzak durmak imkansız. Bazı istisnai örnekler açısından imkanlı olsa bile, içerdiği dengesiz davranış biçimi nedeniyle insana acı veriyor ve bir çıkmaza sürüklüyor.

ferrari_red.jpg

Ender Bey’e bu konuda katılıyorum. Günümüz dünyasının işe yaramayan ekonomik sistemlerinin getirdiği bunalımla insanlar paradan, maddiyattan nefret etme noktasına gelebiliyorlar. Ben de bir dönem para ve ekonomi ile ilişiğimi tamamen kesmeye çalışmıştım. Gerçi benim inzivam 360 dereceydi; salt parayı ve ekonomiyi değil yaşamın her alanını içeriyordu, hakkını da verdim bu inzivanın ama Ender Bey’in bahsettiği şey farklı.

Çevreme baktığımda bir süre parayı ve ekonomiyi görmezden gelmek için elinden geleni yapmış olan ama şimdi aç kurtlar gibi para kokusu aldığı her yere saldıran, hatta olmadık yerlerden bile para kokusu alır hale gelmiş insanlar görüyorum. Ender Bey’in bahsettiği tam da bu. Bu insanların çaresizlikleri ve içinde bulundukları cehennem gerçekten düşündürücü. Hepsi, Ferrari’lerini geri almak isteyen birer sahte bilge gibiler. Saldırganlar, öfkeliler, sabırsızlar.

Bu acıyı dindirmenin yegane yolu ise yine dengeli davranışlardan geçiyor. Tıpkı dengeli beslenme gibi. Bunu bir tür açlık grevi olarak düşünebilirsiniz. Açlık grevinden çıkmış insanlara ya da uzun bir süre bir nedenden aç kalmış insanlara hemen yemek verilmez. Önce az şekerli açık bir çay verilir mesela. Daha sonra da kontrollü olarak normal, dengeli bir beslenmeye doğru geçilir.

Dolayısıyla konu ister yeni çağ (new age) düşünce biçimleri olsun, ister Uzak Doğu’da bir manastıra kapanma arzusu olsun, kişi kendini iyi tartmalı ve mümkün olduğunca dengeli kararlar vermeli. Karar vermek insanoğlu için öylesine acımasız, öylesine sıkıntılı bir süreç ki genelde çoğumuzda kararları ertelemek, kararlara bir sorumlu aramak, sorumluluğu atacak bir kişi, kurum ya da düşünce sistemi bulmak çoğu kez karar verebilme yetisinin yerini alıyor. Sonuç ise kararı kendisi vermemiş gibi hissetmeyi başarmış bir insan evladı ve sonrasında saldırganlaşıp yedi mahalleye zarar veren bir deliye dönüşmek.

Kişisel gelişim açısından benzer önyargılar psikoterapi için de geçerlidir. “Analise This” adlı filmde Robert DeNiro’nun oynadığı mafya babası karakteri, filmdeki psikoloğa şöyle bir uyarıda bulunuyor: “Beni iyileştir ama sakın ibneleştirme!”. Söylemek istediği şey, ruh sağlığımın yerine gelmesini istiyorum ama yumuşamak istemiyorum. Böyle diyor çünkü çoğumuzun zihninde, kişisel gelişim sonrası rahatlamış, berrak bir zihnin yanısıra; kendini koruyup kollamayan, tokat atana diğer yanağını uzatan, “vur ensesine al lokmasını” tarzı bir insan tezahür ediyor. Bu hayal nereden kaynaklanıyor gerçekten bilmiyorum. Büyük ihtimalle bu hatalı hayalin kaynağı kişisel gelişimin böyle bir yönü olması değil de, değişime direnç gösteren kişinin yaratıcı bahanelerinin içinde böyle bir hayal oluşturabilmiş olması. Hayalgücü söz konusu olduğunda bazı imgelemlerin gerçekten kaynağı yoktur.

Hazır laf Robin Sharma’nın kitabından açılmışken (Ferrari’sini satan bilge) her ne kadar konumuzla birebir alakası olmasa da değinmek istediğim bir nokta daha var. İnsanoğlunun zihni, günlük yaşam streslerinden dolayı o kadar bulanık ki, karşısına çıkan her şeyi yüzeysel değeriyle ya da kelime kelime zihninde canlandırarak anlama yolunu tercih edebiliyor. İnsanların karşısına “Ferrari’sini satan bilge” kavramını çıkardığınızda yorgun insan zihni “bilge olabilmek için bir Ferrari sahibi olup onu satmayı arzulayacak noktaya gelmek gerekiyor” gibi bir düşünce oluşturabiliyor. Bu gibi yanlış çıkarımlara engel olabilmenin tek yolunun gün içinde sık sık kişinin kendini durdurması ve o sırada gerçekten ne yapıyor olduğunu kontrol etmesi olduğunu düşünüyorum. Kişi o sırada ezbere bir iş mi yapıyor? Gerçekten kendisinin ve toplumun çıkarlarıyla örtüşen bir faaliyet içinde mi? Yoksa tamamen bulanık bir zihinden gelen, içi boşluktan başkalarının fikirleriyle rastgele dolup taşmış bir beyinle hedefsiz biçimde sağa sola ateş mi ediyor? Bunlar önemli sorular. Bunlar kişinin berrak bir zihin kazanmasına giden yolda yapılması sağlıklı olacak kontroller. Bunlar kişinin çevresine ve kendisine vereceği zararı azaltacak alışkanlıklar.

Herkese mutlu ve sağlıklı bir hafta dilerim.

fotoğraf: Cappelmeister

'Ferrari’sini geri almak isteyen bilge' başlıklı yazıya 1 yorum yapılmış.

  1. muchka diyor ki:

    Harika bir yazı olmuş, teşekkür ederiz

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar