Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

Eski Dininize Dönmeyi Düşünür Müsünüz?

29 Mayıs 2007 Salı 16:45, Osman Seyit Börütecene

Son zamanların dinciydi, dindardı, laikti, başı açıktı, kapalıydı, türbandı, zarttı zurttu tartışmaları sırasında aklıma böyle bir şey geldi; eski dininize dönmeyi düşünür müsünüz?

Türkler olarak yaklaşık 1000 yıl önce dinimizi değiştirdik ve müslüman olduk. Ondan önce Şaman’dık. Bence çok güzel bir din. Hala geçerliliği olduğunu düşünüyorum. Özellikle Türkler için bence en uygun din Şamanizm.

Eğer eski dinimize dönersek şu anda yaşadığımız din konulu tartışmaları bence yaşamayız. Bir kere kadın haklarına daha saygılı oluruz. Eski Türk toplumlarında olduğu gibi bizim de örtünme ile sorunumuz olmaz. Daha özgür yaşarız. Yine başka inançlara saygımız olur ama şimdikinden daha fazla.

Bence mutlaka araştırmak lazım bu konuyu. Türkler olarak eski dinimize dönmeye karar versek de vermesek de araştırılıp öğrenilmesi gereken hatta okullarda din derslerinde yer verilmesi gereken bir din Şamanizm.

Geçmişimizi bilelim ve geçmişimize saygı gösterelim. Önümüze çıkan her yeni şeye de inanmayalım.

'Eski Dininize Dönmeyi Düşünür Müsünüz?' başlıklı yazıya 17 yorum yapılmış.

  1. ikutluay diyor ki:

    Hiç bir şaman duası dinledinmi ?

    Fikirlerine saygılıyım ama bir an Nihal Atsız sandım seni. Çok uçlarda geziyorsun.

    Bence yazmadan önce şamanizmi dikkatlice araştırmalısın.

  2. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    Böyle söylemek doğru mu bilmiyorum ama Nihal Atsız’ı hiç sevmem, seveni de sevmem. Ölmüş olmasına rağmen yine de sıkı disiplin altına alınması gereken biri olduğunu düşünüyorum. Düşünceleri Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarlarıyla örtüşmüyor.

    “Kadınlar gençlere öğretmenlik etmesin, genç erkeklerin aklında otoriter kadın imgesi yerleşmesin” gibi sapık düşünceleri var. Maalesef böyle, doğruya doğru.

  3. grkn diyor ki:

    şamanizm dersleri verilmeli derken, şunuda eleştirmek isterim Türkiye’de Din Kültürü ve Ahlak bilgisi dersleri sadece tek bir din üzerine kuruludur oda İslam.. Tamam en güzeli en doğrusu İslam o da öğretilmeli ancak diğer dinlerden hiç bahsedilmemesi niye? yada öğrenmek istemyene zorla namaz kılmak, dua okumak neden öğretilir anlamak güç..

  4. Goddess Artemis diyor ki:

    Açıkçası, ben şu an mensubu bulunduğum dinden ziyadesiyle memnunum, bir öncekine dönmeyi hiç ama hiç düşünmüyorum! ;-)

  5. gaykedi diyor ki:

    ben halen agnostizm-deizm arasın da gidip geliyorum :) şu an kendini geçmişten ve kültür birikiminden kopmadan güncelleyen yapısıyla hristiyanlıkta, murat belgenin dediği gibi bir dine inanma ihtiyacı duysam ilk tercihlerimden biri olurdu herhalde.

    konu açılmışken papanın dinimiz onaylamıyor, ama eşcinsellere genede sevgiyle yaklaşmamız gerek açıklaması yaptığını biliyor muydunuz. birde bilimin temel direği evrim teorisi konusunda “evet evrim gerçektir, ama tanrının izniyle olmuştur” şerhiyle kabul ettiğini?

    bizimkilere tartışma sırasında evrim teorisini izaha çalışıyorsun, dinazorlardan falan başlıyorsun anlatmaya, adam onlar nuhun gemisine sığmadığı için yok oldu diyor, ne diyeceğini şaşırıyorsun bu kadar cahilliğe :)

    şimdi birileri çıkacak diyecek ki hristiyan yobazları da var, kabül var ama onların sayısı müslüman yobazlarının sayısının yanında devede kulak bile kalmaz bee:)

    ha birde japonların zen budizmi ve minimaliz mi çok ilgimi çekiyor yahu! üff çenem amma düştü :)

  6. İsmail Hikmetli diyor ki:

    “Son zamanların dinciydi, dindardı, laikti, başı açıktı, kapalıydı, türbandı, zarttı zurttu tartışmaları sırasında aklıma böyle bir şey geldi;”

    “Türkler olarak yaklaşık 1000 yıl önce”

    Bu sorunu çözmek için 1000 yıl geriye gitmeye gerek var mı?

    Ayrıca bu çözüm önerisi ile birlikte saydığın sorunların tamamen din kaynaklı yani öteki kesimin suçu olduğu mesajını almış oluyorum ki bu tamamen yanlis. Her iki tarafında büyük yanlışları vardır. Kabul etmek gerek.

    Çözüm önerisine senin karşıt düşüncende birisi kalkıp bundan 100 seneden bile daha az süre önce Osmanlı İmparatorluğuyduk ve bu sorunlar yoktu. Osmanlıya dönelim diyebilir.

  7. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    Ben kesim diye bir tabir kabul etmek istemiyorum. Bunu kabul edince biz içine düşelim istenen tuzağa düşmüş oluyoruz.

    Bir meşhur laf edeyim (savunduğumdan değil, çağrışım yaptı): 1400 yıl öncesine dönmekten iyidir.

    100 sene önce bu sorunlar yoktu evet ama zamanlamada bir eksiklik var. 50 yıl önce de bu sorunlar yoktu. Bence esas mesele bu zaten. Bütün bu gericilik, dincilik hep son elli yılda tırmandı. 50 yıl öncesine kadar inanç vardı, islam vardı, dindarlık vardı. Şimdi dincilik var.

    Yanlış yollardayız.

  8. ikutluay diyor ki:

    50 yıl önce bu sorunlar sana göre bize göre vardı. 60 yıl önce bu ülkede açık oy gizli sayım vardı. Tek parti dönemi vardi. Ezen bir milli şef vardı.

    Sonuçta Tanrı (bana göre ALLAH) kainattaki herşeyden güçlü olması gereken bir yaratıcı. Peki Şamanizmdeki gibi rüzgara suya kısaca doğaya tapacağız diyelim. bu nasıl bir Tanrıki kendini insandan bile koruyamıyor.

    Ha bir de şu var. Bana göre benim rabbim güneşi doğudan doğduruyor. Akıl, bilim, evrim, deizm, ateizm yada bildiğiniz en büyük güç güneşi batıdan doğdurursa dediklerinizi kabul ederim. Hatta şamanist olurum. Yoksa saçma bu işler.

    Evrime gelince ortaya konmuş net bir kanıt yokken, Das kapitalin ilk kopyasi imzali olarak darwine verilmişken, darwin in kendisi bile GÖZ denen organı evrimle izah edemezken hala bunu savunanları görmek beni şaşırtıyor. Helede yaratılış ders kitaplarından çıksın, evrim daha fazla okutulsun diye dilekçe veren 700 öğretim üyesi kılıklı düşünce özürlüyü gördükçe dahada tuhaf oluyorum.

  9. gaykedi diyor ki:

    sevgili ikutluay evrim konusunda söylediğiniz şeyler o kadar sıradan ve eski argümanlar ki, bu konuda yeterince donanımlı olduğunuzu zannetmiyorum, tanrı ayrı konu evrim ayrı bir konu, bunu papa kadar ayıramıyorsunus yahu, herneyse sizin için evrim konusunda çok kısa oldukça açıklayıcı bir bilgi ekliyorum e.aköz’den aylar önce okuduğum;

    Yaradılış fikri bilimsel bir kuram (teori) değildir, bir inançtır. İnancın doğruluğu ya da yanlışlığı olmaz. İnanırsın ya da inanmazsın. Nokta!
    Buna karşılık bilim ‘yanlışlanabilir’ kuramlarla işler ve gelişir. Yani bir fikrin bilim olabilmesi için günün birinde birilerinin çıkıp onun yanlış olduğunu gösterebilmesi gerekir.
    Bunun en güzel örneği Newton fiziği ile Einstein fiziği arasındaki ilişkidir. Newton’un ortaya attığı fikir kümesi, ‘inanç’ değil bir ‘kuram’dı. Gün geldi Einstein tarafından yanlışlandı. Belki ileride Einstein’ın kuramı da yanlışlanacak.
    Yani bilimdeki doğruluk ancak ‘şimdilik doğru’dur. Dogma ise her zaman doğru olduğunu iddia eder. Dogmayı sınamak mümkün değildir.
    Bir başka örnek: ‘Astroloji’ bilim değildir çünkü yanlışlanamaz. Buna karşılık ‘astronomi’ bilimdir çünkü yanlışlanabilir.
    İşte bu yüzden evrim kuramı bilimseldir. Dikkat edin: “Evrim kuramı doğrudur” demiyorum. Tam da yanlışlanabileceği için bilimseldir. Yani günün birinde yeni bir kuram onun yerini alabilir. Böylece bilimsel ilerleme sağlanmış olur.
    Yine aynı nedenden dolayı ‘yaradılış kuramı’ tabirini kullanmıyorum, onun yerine ‘yaradılış fikri’ ya da ‘yaradılış inancı’ diyorum.
    Çoğu kişinin sandığının aksine kimse Darwin’in ortaya attığı evrim kuramına bir dogma gibi sarılmış değil. Bu kuram da, diğerleri gibi aradan geçen sürede eleştirilip düzeltilmiştir.
    Bilim, özellikle de fizik, kimya, biyoloji gibi pozitif bilimler, canlılar da dahil, sürekli değişen evrendeki değişmeyen yasaları araştırır. Eğer ‘değişim yoktur’ derseniz bilimin dışında kalırsınız.
    Yaradılış fikri canlıların değişmediğini öne sürer. Bu nedenle de bilimsel değildir.
    Bilim adamı Tanrı’ya inanabilir. Yani evrenin ilahi bir güç tarafından yaratıldığını düşünebilir. Bunda hiçbir sakınca yoktur. Ama aynı bilim adamı laboratuvarında deney yaparken ‘dünyaya müdahale eden’ bir Tanrı’yı varsayamaz. Çünkü eğer Tanrı olaylara birebir müdahale ediyorsa o zaman evrenin işleyiş yasalarını araştırmanın hiçbir anlamı kalmaz.
    Olay budur!

    ********

    ve benden bir küçük ek daha kutluay bey;

    Yaradılışcılık ise bilim dünyası içinde özellikle dinsel odaklı çevereler tarafından desteklenen ve çok küçük marjinal bir azınlık dışında bilim dünyasında ciddiye alınmayan bir varsayımdır…yani ben nasıl sağlığımı bilime emanet edip doktora gidiyorsam bu konuda neden din adamlarına güveneyim inanayim ki?

    Ve şunu biliyorum; insanların çoğu dönüştürücü bilgiden korkar. Ona direnir. Peki tepkileri ne olur?

    1) Öncelikle yeni bilginin üretimini ve dağıtımını engellemeye çalışırlar.

    2) Olmadı, yeni bilgiyi yanlışlamak için uğraşırlar.

    3) Onu da yapamazlarsa, yeni bilgiyi şaibeli hale getirmeye çalışırlar.

    Bence yaradılışcılılar evrim teorisini ne yapsalar yıkamadılar ve gittikçe güçlenmesi karşısında şu an üçüncü aşamada cebelleşiyorlar gibime geliyor :)

  10. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    “Yaradılış fikri bilimsel bir kuram (teori) değildir, bir inançtır. İnancın doğruluğu ya da yanlışlığı olmaz. İnanırsın ya da inanmazsın. Nokta!”

    Evet işte bu çok önemli. Bu bir inançtır, inanç kısmına da kimse karışmıyor zaten.

  11. ikutluay diyor ki:

    Peki Evrim Kuramı altını çiziyorum KURAMI demekteki israrınız neden beyler. Yoksa teori demeye mi çekiniyorsunuz. Yada şöyle diyelim.

    Bilim adamı önce bir varsayım atar ortaya incelemeleri sonucunda. HİPOTEZ ini ortaya koyar. Bir takım deliller varsaki (var tabii etrafta bir sürü montaj kafatasi var radyasyan ve karbon testinden geçememiş) bu sefer adı TEORİ olur. Tüm bilimadamlarınca kabul edilen BİLİMSEL DELİLLERLE ispatlanırsa KANUN olur. Boyle-Mariot gibi. Kısaca sizin KURAMINIZ ispatlanmamış bir teoridir. 300 yıldır bunca teknikj gelişmeye rağmen ispatlanamış, üstelik sahibi bile daha GÖZ mekanizmasını bile izah edememişken bu teoriye neden inanayım. ?

  12. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    teorinin türkçesi kuramdır belki o yüzden. :)

  13. İsmail Hikmetli diyor ki:

    “Ben kesim diye bir tabir kabul etmek istemiyorum. Bunu kabul edince biz içine düşelim istenen tuzağa düşmüş oluyoruz.”

    Bu tuzağa düşmemeliyiz katılıyorum. Ancak önerdiğin çözüm konuyu taraflara bölmüştür.

    “100 sene önce bu sorunlar yoktu evet ama zamanlamada bir eksiklik var. 50 yıl önce de bu sorunlar yoktu.”

    Ben böyle bir teklif değil sadece senin önerine karşılık böyle bir öneride bulunabileceklerinde çıkacağını söylemek istedim. Yoksa diğer tercihin olması da doğru değildir.

  14. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    Valla oynanan bu kadar oyun arasında benim kişisel sitemde üç beş kişi fikir alışverişi yaparken ayrılığa düşmüşüz çok mu? Birbirimize zararımız mı var? Sohbet ediyoruz işte.

    Bizi oyuna getirmek isteyenler 70 milyonu birbirine düşürmeye çalışıyor.

  15. ikutluay diyor ki:

    @osman

    Üç beş fikir ayrılığı çok değil ama laiklik kisvesiyle insanların bir kısmını baskı altında tutmak kamusal alan gibi akla zarar icatlarla toplumu bölmek bence bölücülüğün daniskası. 2004 den önce kamusal alan diye bir şey yoktu birden icat oldu. 1980 den önce başörtüsü ile derslere girilirken 1980 darbesi başörtüsünü yasakladı ve DOğramacı paşa türbanı icat etti. Fransız giysisidir bunu giyen girebilir derslere diye. bugünde birileri çıkmış türban siyasidir kamusal alanda yasaktır diyor. birileride bunu savunuyor. Sokakta takma (bakınız danıştay kararı), okulda takma (bkz yok ve tum mahkemeler), kurumda takma kısaca deselerki bizim biz örtüye hepten karşıyız şimdilik bunu kabul edin yavaş yavaş sıra evlerinizede gelecek (ki geldi. senin övündüğün mitingde türbanlılarıdan nefret ediyoruz diyenler canlı yayında tvlerde konuşuyordu) bizde bilelim kim neyin nesi.

    Diyorlarki 1 metrelik bez barçası için bu kavga neden. Ey muhteşem alimler unuttunuz galiba bayrakta bezden yapılıyor. Kurtuluş savaşında bir bayrak indi diğeri çekildi. Ama bez parçası için kavga edilmiyor biz neden isyan ettik 7 düvelede bağımsızlığı tekrar kazandık.

    Şimdi kimse çıkıpta bayrağa bez parçası diyorsun bayrağı aşağılıyorsun filan edebiyatı yapmasın. Anlatmaya çalıştığım inançlı bir kimse için baş örtüsü kutsaldır. Tıpkı hepimiz için bayrağın kutsal olduğu gibi. Siz 1000 yıllık baş örtüsünün adına türban der siyasi simge ilan eder insanlara yasak koyarsanız (ki okullara göğsünde 6 ok rozeti ile, zülfikar kolye ile girenlere bir şey yok) daha çok insanlar sırf isyan için gider oyunu bir yerlere atar.

    Farklı fikir beyan edeceklere soruyorum. Bu ülkede sağ partidan aday olanı dışlayalım diyen aleviler var. bu durumda alevili sol yanlısıdr deniyor kısaca. Peki zülfikar kolyesi ve CHP rozetimi daha siyasi sembol yoksa inanan kızın örttüğü başörtüsümü

    Laiklikten sizin anladığınız isteyen mini etek giyebilir ama başörtüsü takamaz, isteyen rock çı sakalı bırakabilir ama dindar sakalı bırakamaz ise bu toplum daha çok bölünür.

  16. shaman diyor ki:

    @ikutluay

    Bakin

    “Laiklikten sizin anladığınız isteyen mini etek giyebilir ama başörtüsü takamaz, isteyen rock çı sakalı bırakabilir ama dindar sakalı bırakamaz ”

    bu yukaridaki bunca seviyeli tartismaya verilebilecek en gereksiz ve amaci kaydiran cumle olmus.Laiklikten hangi durumda bu fikri cikartiyorsunuz? Bas ortusu gunumuzde siyasi bir simge olmustur insanlar bunun uzerinden gecinip bircok hassas fikri olabildigince farkli yonlere cekmislerdir ve su bir gercek ki bunu gormek okadar da zor degil ;)

    Toplumu kesimlere bolmeye calismak laik dusunce sahibi insanlarin yaptigi is degildir gunumuzun DINCI diye bilinen ve din’i somuru araci olarak kullanip gerek tarikat gerekse basortusu gibi insanlarin kendi tercihleri olabilcek konulari ozellikle kendi amaclari ugruna kullanan kisiler sizin yukarida ornek verdiginiz dusunceye sahip olup bir rock dinleyen hadi onu da gectim dizin uzerinde etek giyen herhangi bir kizin yanindan gecerken o cok sevdikleri haci sakallarini oksayip bir de laf atmalari acaba nasil bir toplumculuk nasil bir islamcilik ya da nasil bir kisi haklarina sayi dusuncesidir?Burada rockcinin sakali hacinin sakali ya da benim boynumdaki dini obje baskasinin basindaki basortusu konusulmadan once karsisindakini bir kadin,bir erkek olarak gormek mi yoksa bir insan olarak gormek mi tartismasi olmalidir.Cunku bizim sorunumuzun temeli KADIN’in basortusu ERKEGIN altindaki salvar davasi seklinde gundemdeki hali degil Insanlarin yaptigi davranislar, sergiledigi hareketler ve birbirleri arasindaki iliski olmalidir.

    Gelgelelim asil konu olan ve dagilan basliga :)

    Bana kalirsa samanizm oncelikle tarihimizi arastirmak isteyen kisilerin basvuracagi en onemli kaynaklardan biri olmalidir cunku genelde din toplumlarin yasayis ve iliskileri arasinda cok onemli bir yer tutar. Samanizm o zamanin insanlarini yeri geldiginde bir amac ugruna toplayabilmis ve onlara yol gostermis bir dindir. Bu gunun tartismalari o zaman da varmiydi bilinmez cunku tek din de samanizm degildi ama samanistlik ayni misirin dinin getirileri gibi insanlarin tedavi edilmesinde cesitli kulturel objeleri Turkluge katmamiza ve bugunku kulturumuzde hala kullandigimiz bazi ozelliklerimizi bize katmistir.

    Kesinlikle gormesi gereken saygiyi hak ediyor.

  17. kam diyor ki:

    Tebrik ediyorum sizi.Bende kamcılıkve diğer Eski Türk kültleri hakkında araştırmalar yapıyorum.Alevi olduğum için birçok konunun zaten içindeyim.Umarım hayallerinizde ki acuna kavuşursunuz.
    Sevgi ve saygılarımla.

    Tengri Türk ü Korusun.

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar