Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

Erbil bombalanıyor

24 Ekim 2007 Çarşamba 15:34, Osman Seyit Börütecene

Hem Türkiye’deki, hem de dünyadaki medyanın nasıl kullanıldığına dair, nasıl yanlış bilgilendirme yapıldığına dair bir örneği daha yaşıyoruz şu anda.

Arkadaşlar, haritayı önünüze açıp bakarsanız göreceksiniz ki Şırnak’ın altı Erbil’dir. Erbil şu anda Türk Hava Kuvvetleri tarafından bombalanıyor.

Eğer bu harekatı Amerika, İngiltere ya da İsrail yapıyor olsaydı gazetelere düşecek manşet veya tv haberlerinde izleyeceğimiz haber başlığı böyle olacaktı: Erbil bombalanıyor.

Ancak şimdi halkımıza ve dünyaya Türkiye’nin terör karşısında kılını kıpırdatmadığı ve kıpırdatmaması gerektiği fikri empoze edilmeye çalışıldığından bu haber heryerde farklı veriliyor. Reuters diyor ki Türk savaş uçakları Irak sınırından 20 km. içeriye girdi. Bizim gazeteler diyor ki F-16′larımız Irak’ta sınırdan içeri girdi, pkk kamplarını bombalıyor.

Bunları uyandırmak için yazıyorum. Çünkü bu haber verme biçimleri arasında algı farkı var. Bunun adı algı yönetimi. Google’da algı yönetimi ya da İngilizce adıyla perception management olarak ararsanız bulursunuz.

Sonuçları ise şöyle; medyada “Kabil bombalanıyor”, “Bağdat bombalanıyor” başlıklı haberler yayınlandığında bu haberler izleyende, okuyanda bir yüksek teknoloji hissi uyandırıyor. Ancak “Amerika Irak sınırından 100 km. içeri girdi” veya “İsrail Ürdün sınırından 50 km. içeri girdi” gibi haberler yayınlansa bu haberler aynı yüksek savaş teknolojisi hissini uyandırmayacak.

Bunlar sizi daha fazla uyutmadan ben uyandırayım. Devletler ve devletlerin askeri ve ekonomik güçlerinin ne kadar olduğu ile ilgili algımızı oluşturan veriler böyle haberlerden ibaret. Haberi veriş biçimi, içerik ne kadar aynı olursa olsun kişinin algısı üzerinde belirleyici oluyor. Hiçbir haber tek başına konuyla alakalı bir ilgi ve algı uyandırmıyor. Konudan bağımsız alanlarda bilglendiriyormuş gibi yapıyor.

Aynı şey değil ama benzer bir algı çarpıtması da dün gözledim. CNN’in web sitesinde şöyle bir haber başlığı gördüm: Türkiye Kürtler’in ateşkes çağrısını reddetti. Başlık ile haber tamamen farklıydı. Hatta şimdi buraya o haberin linkini vermek için yeniden baktım kaldırmışlar. Ne de olsa yaratılmak istenen algı yaratıldı, mesaj yerini buldu.

Bunun bir adım sonrası Türkiye’nin A.B.D. nin çıkarlarına uymayan terörist bir ülke olarak adlandırılması da olabilir. Açıkçası bunlara aldırmamak lazım. Biz ne de olsa aklımızla mantığımızla A.B.D. nin dünyada terörün başı olduğunu gözlerimizle görüyoruz.

Bu olaylar tam da kendi kendime bu blogda “kitleler nasıl yönetilir”, “algı nasıl yönetilir” başlıklı iki yazı yazmaya hazırlanırken gelişti. Ben de konsantrasyonumu bu yazılara veremedim açıkçası. Oysa bugünlerde bunları yazmak yerine kariyer değişikliği yaşadığım şu aylarda yeni hizmetlerimi nasıl pazarlayacağıma dair canlı yayın tarzı yazılar yazacaktım. Olsun yine yazarım ama çok yakın bir zamanda yazamayacağım sanırım gündemin bu haliyle.

'Erbil bombalanıyor' başlıklı yazıya 9 yorum yapılmış.

  1. Tansu diyor ki:

    Aslında bakarsan “Erbil bombalanıyor” ile ” Türk ordusu yirmi km içeri girdi” arasında küçük bir fark var.
    Erbil merkez bombalanmıyor büyük bir ihtimalle. Dağlık bölgelerde, kampların bulunduğu varsayılan yerler bombalanıyor.
    Tabi ki medyanın saçmalaması var gene de, tersinden düşünürsek PKK 5 km içeri girip Dağlıca’da “yerleşim olmayan” bir yerde saldırı düzenledi. ama medya Hakkari Yüksekova diyor. Elbette teknik olarak doğru ama Yükseova merkezde, yani yerleşim bölgesinde olmadı saldırı.

  2. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @Tansu: teknik olarak senin dediğin doğru, yani mesafeler açısından doğru. ama dediğim gibi ırak sınırından 20 km. içeri giren türkiye değil de ingiltere olsaydı bunun adı “erbil bombalanıyor” olacaktı. medya ingiltere’ye varolmayan bir güç teslim edecekti. savaşın propagandasını böyle yapacaktı.

    bizim medya ise hala amerikalı teröristlere asker diyor.

  3. esra diyor ki:

    doğru yorum osman abi. yıllardır 30 binden fazla şehit vermiş terör belasıyla uğraşmaktan ilerleyememiş bir ülkeyi bu kadar sabırlı bir milleti yakında Türkler pkk soykırımı yapıyor diye suçlamazlarsa bende esra değilim.Beylerin iki kulesi yıkıldı,adamlar ne afganistan bıraktı ne ırak bırktı. bizdende üç gün süre istiyolar. beyim abd teroristlerin muhattabı demekki.oturup pazarlık yapacak. sen neyin pazarığını kimle yapıyosun. sen silah verme lojisik destek verme adamlara.gölge etme başka ihsan istemeyiz. ama bizim milletimiz durur durur.sonunda bi patlar hepsi şok olur. ne demiş ozan
    abd’nin işi bu kıracak kırdıracak!
    ya bu kanı durdurun ya millet durduracak.

  4. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @esra: genel olarak hak veriyorum. bir noktayı düzeltelim: beylerin iki kulesi yıkıldı evet ama bunu kendileri yıktılar. bu kısım çok önemli çünkü bu bize suçun amerikan halkında olmadığını, suçun bir avuç şeytan ruhlu kötü niyetli insan namzetinde olduğunu anlatıyor.

    biz ise dağlıca’da ve önceki saldırılarda kendi askerimizi kendimiz öldürmedik. şehitlerimiz başkaları vurduğu için şehit oldular. a.b.d. ise kendi halkına bile düşman. bu ayrım çok önemli.

    birşey daha var altını çizmek istediğim. içinde bulunduğumuz durumun ülkenin yöneticileri nedeniyle bu hale geldiği gün gibi ortada. ispatı ise atatürk’tür. 1923 - 1938 yılları arasında, türkiye’nin elinde şu anda sahip olduğu askeri ve ekonomik gücün onda biri bile yokken başımıza böyle işler gelmiyordu. demek ki politikacıların nasıl davrandığı bu işlerde çok çok belirleyici oluyor.

    tamam biliyoruz ki atatürk öldü. ama şu anda hükümette ismail cem bile olsaydı, incirlik şu anda kapandı kapanacak bir pozisyonda olurdu. kuzey ırakın bizden giden elektriği ise çoktan kesilmişti. dahası mecliste kızılderili soykırımı mutlaka gündeme gelirdi.

    bize gerçekten düzgün politikacı lazım.

  5. esra diyor ki:

    Sayın Başbakan,
    >
    >
    >
    > Birbirinden başarılı iki oğul babasısınız. Oğlunuz Burak alnının teriyle
    > genç yaşta gemi aldı. Diğer oğlunuz Bilal, Dünya Bankası’ndaki başarılarıyla
    > stratejik ortağınız Amerikan başkanı Bush’un bile iltifatlarına mazhar oldu.
    > İkisi de pırlanta gibi, Allah bağışlasın.
    >
    >
    >
    > Demem o ki, bir evlat nasıl yetişir, bir baba evladına baktığında nasıl içi
    > titrer, nasıl burnunun direği sızlayarak sever biliyorsunuz…
    >
    >
    >
    > Ama oğlu ertesi gün askerlik kurası çekecek bir baba o geceyi nasıl geçirir,
    > Güneydoğu’yu çeken oğlunu otobüse nasıl bindirir, 15 ay boyunca geceyi
    > gündüze nasıl ekler, saat başı haberlerini nasıl içi içini yiyerek seyreder,
    > telefonda konuştuğunda “Operasyona gidiyoruz, hakkını helal et baba” diyen
    > oğluna ne cevap verir, bilmiyorsunuz.
    >
    >
    >
    > Çünkü dediğim gibi oğullarınızdan biri armatör oldu. Güneydoğu’da deniz yok,
    > Atatürk Barajı da oğlunuzun gemisi için pek küçük kalır, yakışık almaz. Yani
    > Burak güvende. Allah bağışlasın.
    >
    >
    >
    > E diğer oğlunuz Bilal de dediğim gibi Dünya bankası’ndaydı. Şimdi ise Dünya
    > Bankası her nedense sözleşmesini yenilemediği için The Brooking
    > Institution’da. İşi düşünce üretmek olan bu kuruluş da geçenlerde
    > Diyarbakır’ın belediye başkanı Sayın !!!! Osman Baydemir’i ağırlamıştı,
    > hatırlatırım. Yani sözün kısası Bilal de Washington’da, güvende. Allah
    > bağışlasın.
    >
    >
    >
    > O yüzden de “Artık şehit cenazeleri görmek istemiyoruz” diyen bir vatandaşa
    > gönül rahatlığıyla “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir, canım kardeşim”
    > diyebiliyorsunuz.
    >
    >
    >
    > Ben de artık şehit cenazeleri görmek istemeyenlerdenim, bu yüzden ben de
    > sizin “Canım kardeşim” diye hitap edebildiklerinizdenim. Can kardeşliğin
    > verdiği samimiyet hissiyle, olanca içtenliğimle merak ediyorum.
    >
    >
    >
    > Sayın Başbakan, 5 ayda verilen 50 şehidin ardından, “Askerlik yan gelip
    > yatma yeri değildir” dediğiniz için; şehitlere “kelle” dediğiniz için hiç mi
    > utanmıyorsunuz?
    >
    >
    >
    > Bırakın politikaya devam etmeyi, meydanlarda büyük büyük laflar etmeyi; hala
    > nasıl sokağa çıkabiliyorsunuz?
    >
    >
    >
    > Artık neredeyse her gün kalkan cenazelerde o kadar kişi tek bir ağızdan sizi
    > ve bakanlarınızı yuhalarken ne hissediyorsunuz? Yani mesela, “Yan gelip
    > değil, can verip yattılar” diye bağırırken binlerce kişi, “Yer yarılsa da
    > içine girsem” diyebiliyor musunuz?
    >
    >
    >
    > Orada, şehitlerin cenazesinde, Ajan Smith gözlüklerinizle gizlerken
    > yüzünüzü, neye daha çok üzülüyorsunuz? Şehitlere mi, düştüğünüz hale mi?
    >
    >
    >
    > İktidarınızın ilk günlerinde terör sıfırken dört buçuk yılın sonunda gelinen
    > durum nedeniyle hiç mi suçluluk duymuyorsunuz?
    >
    >
    >
    > Şimdi sürekli “şehitlik üzerinden siyaset yapmayın” diyorsunuz ya
    > meydanlarda. Peki, o zaman tam seçim arifesinde niye şehit aileleri ile
    > gazilere TOKİ aracılığıyla kurasız ucuz konut veriyorsunuz? Bu durumda asıl
    > siz şehitler üzerinden siyaset yapmış olmuyor musunuz?
    >
    >
    >
    > Sayın Başbakan, bir baba olarak soruyorum size. Aynaya baktığınızda ne
    > görüyorsunuz? Akşam yastığa başınızı koyduğunuzda uyuyabiliyor musunuz?
    > Kelle deyip geçtiklerinizin ahından korkmuyor musunuz? O mağrur, çocuk
    > bakışlı erler, onların babasız evlatları, anaların ağıtları, babaların
    > “Vatan Sağ olsun” derken titreyen dudakları hiç mi rüyanıza girmiyor?
    >
    >
    >
    > Bir “canım kardeşiniz” olarak olanca samimiyetimle soruyorum. Bu kadar
    > sevilmemek nasıl bir duygu Sayın Başbakan?
    >
    >
    >
    > Ha, bu arada. Bir oğlunuz, Bilal, hani stratejik ortağınız Bush’un
    > iltifatlarına mazhar olan, askere gitmedi. Diğeri, Burak, hani alnının
    > teriyle gemi alan ise çürük raporu almış. Askerlik yapmayacakmış.
    >
    >
    >
    > Ne diyeyim. Bilal de, Burak da pırlanta gibi çocuklar. Allah bağışlasın.

  6. esra diyor ki:

    osman abi bu bir liderin aile profili. tabiki bu lider izin bekler. benim klavyem bozuk.ah bi çalışsa neler yazacam. senin anlattıklarını okudum hep. ve inanıyorum.cengiz özakıncı nın kitplarını da tavsiye ederim. onun teorileride akla yatkın.
    bide benim kafama takılan bişey var. akp son seçimde doğudan bekenmedik oylar alldı.. neden dtp değilde akp. bence hükümet çözümsüzlüğü bir çözüm olarak belirlemiş. bu da bazı kesimlerin işine geliyor.cnn de izledim diyarbkırda çoğu insan ‘başbakanın operasyon yapacağını bilseydik ona oy vermezdik” diyor. bu ne demek Allah aşkına

  7. esra diyor ki:

    yani sizin olayı nasıl algılattığınızda önemli.işi başkasına bırakmayackınız.

  8. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @esra: diyarbakır’da akp’ye oy vermiş vatandaşlar üzülmesin, operasyonu başbakan yapmıyor, ona kalsa bu konuda zaten hiçbir adım atılmazdı. şu anda hükümet kuzey ırak operasyonunu ordunun baskısıyla (allah’a şükür) yapmak zorunda kalıyor.

    bu konunun altını burada daha fazla oymak istemiyorum. yakın tarihlerde büyük resmi anlatan bir yazı yazmıştım da yarım bırakmıştım midem kaldırmamıştı. o bahsettiğin seçmen akp’ye zaten bu konuda bir şey yapmayacağı için oy verdi.

  9. esra diyor ki:

    evet işte biz zaten darbeyi hem içten hem dıştan hem baştan yiyoruz. orduda olmasa …

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar