alemlerin aslı hayaldir

Engin Ardıç’ı Engin Ardıç usulü eleştirmek

Az evvel Engin Ardıç’ın bugünkü yazısını okudum.

Engin Ardıç’ın yazılarını takip etmek Brezilya dizisi izlemek gibi. Birkaç bölüm kaçırmış olmanız olayları yeniden yakalayabilmenize engel olmuyor. Adam sürekli aynı şeyleri yazıp duruyor.
eardic.jpg
Bu arada bu adamın eleştiri tarzı beni çıldırtıyor. Aslında kendisinin eleştiri tarzı dışında herhangi bir tarzı yok. Kendisi tam bir batacak yer arayan insan modeli.

Son ayların sıcak konularından olan cumhurbaşkanlığı seçimi, 367 matematiği (kuantum fiziği, sezen aksu şarkıcısı gibi) gibi konular üzerine yazdıkları; Türk blog yazarlarına yaptığı eleştirilerden farksız ama sadece tam tersi.

Şimdi ben de Engin Ardıç’ı kendi yöntemiyle eleştirmek istiyorum. Engin Ardıç bence asla iyi bir köşe yazarı değil çünkü kendisi çirkin ve göbekli. İğrenç bir göbeği var. Saçları da hep yağlıymış gibi duruyor, beşinci sınıf şampuanla yıkandığı çok belli. Ayrıca yazılarındaki kalitesizlik de kullandığı köy kalemi nedeniyle düzelecek gibi değil.

Bir de yazılarının yanına iliştirdiği o tuhaf gülümsemeli fotoğrafı da liderliğini yaptığı lümpenler (bana göre böyle yazılır) grubunu neden sürekli eleştirdiğini anlatıyor.

Kendisi hep sözünü ettiği ilkokul dördüncü sınıf olan Türk halkı eğitim seviyesini başarıyla yakalamış durumda. Kendisini buradan tebrik ediyor, bol bol lahmacun yemeye devam etmesini diliyorum.

İşte Engin Ardıç usulü Engin Ardıç taşlaması da böyle bir şey.

Benzer yazılar:


Rastgele yazılar:

24 Comments to Engin Ardıç’ı Engin Ardıç usulü eleştirmek

  1. 30 June 2007 at 12:09 | Permalink

    Canımın ichi’sin diye söylemiyorum, gerçekten nefis bir makale olmuş bu. Eleştiride “Engin Ardıç Ecole”ü öğrencisiymişsin gibi yazılmış. Vakt-i zamanında benim de edebiyat sosyetesine yönelik bir eleştiri yazısında aynı tandansı yakalamaya çalışmışlığım var ama senin kadar başarılı olamadım. Benim zât-ı şâhânelerine yazdığım açık mektup‘dan da daha çarpıcı olduğu kesin! Tabii ki beyefendi hazretlerinin ruhu duyar mı, umurunda olur mu, ne gam! ;-)

  2. 30 June 2007 at 16:54 | Permalink

    aslında boş insan değil zekide birisi ama bazen fena saçmalıyor, kendini tekrar ediyor ve sol takıntısı sol-fobi’ye dönüşmüş durumda, ehh yaşta kemale erdi artık, bunuyor mu nee! bir de hergün yazı yazmak biliyorsunuz dünyada yok, bize mahsus birşey buda onları zorluyor ve saçmalatıyor sanki biraz, genede çoğu zaman kızsam bile okurum ve severim Ardıç’ı…

  3. ikutluay's Gravatar ikutluay
    2 July 2007 at 16:18 | Permalink

    Adam solculara kızmıyorki. solculara solcu olmadıkları için gıcık. buyrun CHP sosyalist enternasyonelde darbe destekçisi parti yaftası yemiş durumda.

    ama yinede 1 milyar cezadan sonra ekrana ağzı bantlı çıkıp orta parmağını gösterek (amerikanvari) konuyu anlatmaya çalışması güzeldi. Bir günde kurufaulye anlatmıştı:)

  4. rendekar's Gravatar rendekar
    12 July 2007 at 19:46 | Permalink

    Maalesef olmamış diyoruz ve on üzeriden üç veriyoruz. Ardıç’ın yazılarında kullandığı üslubu oluşturan unsurların yirmide biriyle bağlamışsınız tüm paragrafı. Evet eleştirdiği kişi/kurumların kişiliğine çamur atıyor yanlış şekilde ama çatır çatır da veri kullanıyor. Yıl, ay, olay vererek tenkit etmiyor mu eleştirdiklerini? Sağlam tarih hakimiyeti olmasa sırf küçümseme ve(özellikle son zamanlarda)küfürden oluşan yazılarına ben de açıp bakmam.

    Fobi derken eleştirdiği %90, Türkiye gibi acib bir ülkede sol sayılan chp, dsp, shp hep. Asıl sol sayılacak marksistleri, sosyalistleri, sendikalistleri genellike “zavallılar, tutunamamışlar” tadında anıyor gelende. (ki bu sol-fobi sayılan chp eleştirilerine kıyasla daha fazla haksızlık içerir)
    gidip avukatlık ücretimi alayım döviz bazında…

  5. Genç_akademisyen's Gravatar Genç_akademisyen
    17 July 2007 at 10:53 | Permalink

    Burada yapılmaya çalışılan 3 cümlelik Engin Ardıç eleştirisi çok zayık ve güdük. Engin Ardıç bırakın üniversite mezun düzeyini profesörlük payesi almış birçok ilimadamından bilgi seviyesi bakımından çok ileridedir. Engin Ardıç’ın dünya politik tarihine vakıf olması O nun Türkiye’ye daha sağlam bakmasını sağlıyor.Sol meselesi de buradan çıkıyor. Türkiye’de sol diye nitelendirilen Chp tarzı partilerin bırakın solu tam tersi olmasını savunması temelinde de dünyayı bilmek yatıyor.En azından şunu söyleyebilirim ki kaliteli akademisyenler kendi sahalarına giren konularda Engin Ardıç’ın çok az falso yaptığını dile getiriyorlar. İçi boş kofti yazılar yazan Özdemir İnce, Bekir Çoşkun, Yılmaz Özdil gibi yazarların yanında Engin Ardıç duayendir.

  6. Aytac Arıbaş's Gravatar Aytac Arıbaş
    20 July 2007 at 1:59 | Permalink

    Engin Ardıç bu ulkede sağlam entellektuel birikime sahip bir kaç insandan biridir.Dünyada kaç kişi Hitler Almanyası ile ilgili çıkmış tum kitapları,almanca,ingilizce yazılanlar da dahil,okumuştur.Bence sen ya onu yeteri kadar tanımıyorsun,ya da anlamıyorsun.

  7. deniz's Gravatar deniz
    20 July 2007 at 22:20 | Permalink

    Engin Ardıç her ne kadar iktidar yanlısı gibi görünmesine rağmen defalarca AKP yi desteklemediğini ve çağdaş değerlerden yana olduğunu belirtmiştir. Ayrıca kendisinin genel kültürünün çok gelişmiş olduğu yazılarında belirtttiği kaynaklardan da anlaşılıyor. Engin Ardıç ın yazılarında sürekli sol görüşü ve CHP yi eleştirmesi kendisinin sol düşmanı olmasından değil CHP nin yıllardır siyasettte etkin olmamasından ve seçimlerde başarısız olmasından kaynaklanıyor. Kanımca Engin Ardıç ın tek kusuru ara sıra magazin muhabirleri gibi sanat ve kültür dünyasındaki insanları eleştirmesi ve hatta hakaret etmesidir.

  8. Aytac Arıbaş's Gravatar Aytac Arıbaş
    20 July 2007 at 23:14 | Permalink

    Engin Ardıç ve Sol konusu işlenmiş yukarıdaki yorumda.Kendisi birkaç sene evvel verdiği bir röportajda kendisinin kabaca söylenecek olursa solcu olduğunu ifade etmiştir.Bu,çok önemli bir bilgi midir ? Değildir.

  9. Emre's Gravatar Emre
    2 August 2007 at 14:45 | Permalink

    pek becerememişsiniz. 3/8 engin ardıç kıvamında olmuş.

  10. muhlis's Gravatar muhlis
    9 August 2007 at 0:56 | Permalink

    eğer bu eleştiri yazısı diye buraya konan yazıyı ardıç görseydi inanın çok gülerdi.allah Aşkına siz neyi eleştirdiniz.Hangi fikrine karşı çıktınız.Tam da onun eleştirdiği insan tipine örnek oldunuz.Binlerce kitap okumuş,dört dil bilen,fakülte bitirmiş ve her gün sizin yazdığınızın 10 katı büyüküğünde yazı yazan adamın ancak saçlarını eleştirebildiniz.Çok çalışmanız lazım çok.Yoksa çok hakaret görürüsünüz çok………

  11. Burhan's Gravatar Burhan
    9 September 2007 at 7:02 | Permalink

    Osman, kafan mi iyi? Ne kullaniyorsun? Neden bahsediyorsun! Engin’in yazilarini beyin noronlarin biraz daha iyi kullanarak okursan goreceksin ki adam dunya starndartlarinin da ustunde. Turkiye’de herhangi bir kose yazarinin Engin’le kiyaslanabilecegini bile dusunemiyorum.Sendeki fakulte egitimi de cehaletini goturmus ama esekligin baki kalmis.

    Atasozunun orijinali de soyle: “Tahsil cehaleti goturur, eseklik baki kalir”

  12. 9 September 2007 at 19:41 | Permalink

    @ Burhan Altıntop:

    Ben de, size, üstad Nef’î’nin vakt-î zamanında kendisine hakaret eden Tahir adlı bir kadıya verdiği yanıtı armağan etmek istiyorum:

    Tahir efendi bana kelp demiş
    İltifatı bu sözde zahirdir
    Malikî benim mezhebim zira
    İtikadımca kelp tahirdir.

    Hediyemi anlayamazsanız, üstadınız Engin Ardıç’a danışın, malûmunuz kendileri Osmanlıca ve Dîvan Edebiyatı hususlarında da bir otoritedir!

  13. rendekar's Gravatar rendekar
    17 September 2007 at 6:41 | Permalink

    burhan’ı kınıyorum ve ona laflar hazırladım. diğer yandan tartışma be hey dürzü’ye doğru gidiyor ne yazık.

  14. 22 September 2007 at 21:58 | Permalink

    Engin Ardıç’ı “engin ardıç” gibi eleştirmek için evvela

    1. Engin Ardıç’ın yazılarında demokrasi ve haklara karşı bir keyfiyet,
    2. İşine gelene Okey deyip işine gelmeyene zırlama
    3. Yazdıklarında çelişki

    Bulmalısın. Yok göbeği şöyleymiş, saçı yağlıymış, yok garip gülüyormuş geç bunları… Belli ki iyi analiz edememişsin adamı. İlle de Engin Ardıç eleştirisi okuyacam, orgazm olacam diyosan, ekşi sözlükte, aynı başlıkta immanuel tolstoyevski’nin yazdığına bak. Tabi bu 40 yılda bir çıkar. Yoksa immanuel tolstoyevski de sıkı takipcisidir Ergin Ardıç’ın, belli etmez o ayrı…

  15. asdsda's Gravatar asdsda
    25 February 2008 at 17:34 | Permalink

    Çok güzel bir yazı yazmış engin ardıç.
    böyle duğruları yazmak her babayiğidin harcı değildir.
    tabii işinize gelmez. siz alıştınız bürokrat sultasına. bizim en çok özgürlüğe ve demokrasiye vede gerçek bir sola ihtiyacımız var.

  16. Kemal's Gravatar Kemal
    11 April 2008 at 16:12 | Permalink

    Ardic bazen sacmaliyor hakikaten bazen de iyi yaziyor. Elestirilecekse konu bazli elestirmek en iyisi alttaki gibi mesela:

    http://ucuncudalgageliyor.blogspot.com/2008/01/ydb_24.html

  17. adamın biri's Gravatar adamın biri
    1 July 2008 at 14:20 | Permalink

    bence adamın mezıyetlerını elestrmek yerıne uslubunu elestrseydınız belkı dha az gülerdik fakülte bıtrmekle adam olunmaz!!! ilim bilmektir ilim kendini bilmektir

  18. beyhan's Gravatar beyhan
    30 July 2008 at 8:40 | Permalink

    engin ardıçın söylediklerini anlamak için normal düzeyde bir eğitim almış olmak yeterlidir. Nitekim anlatmak istedikleri son derece yalın bir dille ve ustaca anlatılıyor ki…
    asla ve asla içi boş meselelerle meşgül olmuyor. Ara sıra yazdığı sanat ve sanatçılarla ilgili yazıları da kendi entellektüel birikiminin bir yansımasıdır. Kesinlikle onun halka yakın ve anlayan bir insan olduğunu düşünüyorum.
    Türkiyede olup biten saçmalıkları açık bir şekilde yazıya döktüğü ve bunu başardığı için kendisini kutluyorum.

  19. ufuk fuat's Gravatar ufuk fuat
    9 August 2008 at 0:05 | Permalink

    Adamdaki asiri güven ve “Ben birim siz hepiniz sifirsiniz” havalari beni fena halde sinirlendiriyor. Kendine olan güveni hastalik derecesinde oldugu icin ara sira ciddi sicislara imza atiyor.
    Gecenlerdeki “Gelin size sarap dersi vereyim ey cahiller” tadindaki yazisinda, Chianti icin Italya’da kamyon söförlerinin sarabi demesi bu sicislarindan birisine örnektir (iyisi de vardir, kötüsü de; ucuzu da vardir, pahalisi da). Buradan kendisine sesleniyorum; Engin bunu sakin Italya’da söyleme sopayi yersin.

    Ufuk Fuat

  1. By on 11 February 2009 at 16:02