Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

Empati Seviyeleri

19 Temmuz 2007 Perşembe 20:32, Osman Seyit Börütecene

Empati, duygusal zekanın bileşenlerinden biridir. Kendi duygularını anlayabildikten sonra başkalarının duygularını da anlayabilme özelliğine empati diyoruz.

Bir arkadaşımız bizi arayıp ağlaya ağlaya üzüldüğü birşeyleri anlattığında onun neler hissediyor olabileceğini gerçeğe yakın bir biçimde algılayabiliyorsak o zaman empati sahibiyiz demektir. Ya da yine bir arkadaşımız bizi arayıp kendisi için çok sevinçli olan bir haber verdiğinde onun sevincini algılayabiliyorsak yine empati sahibiyiz demektir.

Nasreddin Hoca bir gün damdan düşmüş. İnsanlar başına toplanmışlar. Hocam ne oldu, iyi misin gibi sorular sormaya başlamışlar. Hoca da hepsini etrafından dağıtmaya çalışmış, “gidin bana damdan düşmüş birini getirin” demiş.

Bundan birkaç yıl önce kendi şirketimi kurarken geçtiğim zorlu aşamalar sırasında hali vakti yerinde, o aşamaları çok çok önceden yaşamış bitirmiş bir ağabeyimle konuşurken bana hal hatır sordu. Kendisine “abi bilirsin senin de başından geçmiştir, uğraşıp duruyoruz işte” dedim. O da bana “ohooo olm ben unuttum o zamanları, 10 yıl önceydi onlar” dedi.

Olimpiyat oyunlarını ne zaman izlesem; birinci gelen, dereceye giren, rekor kıran sporcularla empati içinde olurum ve ne kadar sevindiklerini iliklerimde hissederim.

Birini üzmek istemeyen bir insanın ne hallere girdiğini gözlediğimde empati duyarım. Bunun ne demek olduğunu anlarım. Benzer biçimde biri bir diğerini üzdüğünde o üzüntünün ne demek olduğunu bilirim, neler hissettiğini, vücudunun hangi bölgelerinde etkili olduğunu hissedebilirim.

Bloglar dünyasında kişisel yazılar yazan birçok arkadaşımızın da duygularına dair yazdıklarını çoğunlukla sessizce takip ederim. İçlerinden çoğunun hislerini anlar ve onlarla empati içinde olurum.

Empati içinde olmayı beceremediğim durumlar var. Fiziksel şiddet uygulayan insanlarla empati içinde olamıyorum. Nasıl duyguların böyle bir eyleme dönüştüğünü anlayamıyorum. Nasıl düşüncelerin böyle duygulara dönüştüğünü anlayamıyorum.

Empati içinde olmayı beceremediğim başka durumlar da var ama bunlar şiddet kavramından daha ilginç çünkü fiziksel şiddet ile hiçbir zaman empati içinde olmadım. Oysa bazı konularda bundan birkaç yıl önce empati yetisine sahipken bugün aynı konularda empati yetisine sahip değilim.

Empati duygularla ilgili olduğundan, duygular da düşüncelerle ilgili olduğundan; empati yetisi ve empati yetisinin geçerli olduğu alanlar kişinin ruhsal gelişimi ile değişim gösteriyor. Elbette değişim her zaman iyi, kötü, doğru, yanlış gibi yönlerden tek birine doğru olmaz. İnsan, farklı ruh durumlarını aynı anda barındırıp bunların gelişiminin bir bileşkesi olarak empati yetisinin seviyesi zaman içinde değişiklik gösterebilir.

Yazımın başında örnekler verirken birinin başka birini üzmek konusunda hissedebileceklerinden bahsetmiştim. Burada belki de en önemli değişken birini üzüyor olma hissi değil de, kimin neye üzüleceğinin ve kendini bunun karşısında kötü hissetme derecesinin farklılığıdır.

Ben bundan 20 yıl önce elimden en sevdiğim oyuncağım alındığında üzülürdüm diyelim. Dolayısıyla o yıllarda elinden oyuncağı alınmış başka birini gördüğümde neler hissettiğini bilirdim. Empati duyardım. Şimdilerde ise elimden oyuncağım alınsa üzülmem. Hem oyuncaklarla ilgim yok pek (eskisi kadar yok en azından) hem de oyuncağın ne olduğunda dair algılarım gelişip tarifim değiştiği için üzerimdeki duygusal yükü de farklılaştı. Hal böyle olunca, 20 yıl önce benim için bir başkasının oyuncağını elinden almak duygusal bir yükün altına girmek anlamına gelip imkansız olurken; bugün aynı duygusal yük üzerimde olmadan birilerinin elinden oyuncağını alabilirim. Bunu kolaylıkla yaparım demek istemiyorum. Ama empatim azaldığı için karşımdaki insanın üzüntüsünün anlamsızlığını düşünerek bunu birilerini üzmek olarak algılamıyor olurum. Hatta belki o kişiye iyilik ettiğimi bile düşünebilirim! Evet düşünürüm.

4435104_5a5db80e89_esteban_cavrico.jpg

Yani empati, çeşitli seviyelerde çeşitli yoğunluklarda yaşanan bir olgudur. 2046′yı izlediyseniz hatırlarsınız, çoğumuz “bu herif bu kıza neden bunu yaptı” diye sorduk. Bu bizim empati yetimizden çıkıp gelen bir soruydu.

Olayların, nesnelerin, kişilerin gerçekte nerede ve ne durumda olduklarına dair algımız onlara karşı nasıl davranacağımızı da, en azından empati boyutunda belirler. Dolayısıyla çevreye karşı davranışlarımız da kendi kişisel ve ruhsal (aynı şey!) gelişimimiz doğrultusunda değişiklik gösterir.

Birini öldürerek kurtuluşunu sağlayacağıma inanıyorsam onu sevenlerin kendisini kaybetmekten dolayı neden üzüldüklerine anlam veremem. Böylece öldürmek benim için bir başka insanın üzerinde yaratacağı duygusal yükü yaratmaz.

Davranışlar, davranışlarımızın sonuçları, hissedebilme kabiliyetimizle çok yakından alakalı. Neleri yapabilip (halk arasında büzük denen şey belki de sadece bundan ibarettir) neleri yapamayacağımız empati yeteneğimiz çok belirler.

Empati bizim kendi kendimizi kilit altına aldığımız bir kafes olabileceği gibi, seviyelerinde ve derinliğinde olgunlaşmak da kendimizi özgürleştirebileceğimiz bir alan olabilir.

Bu yazımı, empati duygusunu bir ip gibi kullanarak hayatlarını empati ipiyle kıskıvrak bağlayan insanlara adıyorum. Bunu aşabilirler.

Fotoğraf: Esteban Cavrico

'Empati Seviyeleri' başlıklı yazıya 1 yorum yapılmış.

  1. ali arı diyor ki:

    empati hakkında sokratesin o zman ki antik yunan felsefesine göre,bir hatayı ikinci kez yaparsan o adamın aklından şüphe ederim.öss 2005 felsefe sorusunda da var bu zaten.

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar