alemlerin aslı hayaldir

Düşünerek yaratmak

Düşüncelerin gerçeğe dönüşmesi prensibini kullanmak isteyen arkadaşlara bazı ufak alıştırma önerilerim olacak.

Gün içerisinde karşınıza çıktığında sadece siz önceden bunu düşünmüş olduğunuz için karşınıza çıktığından emin olabileceğiniz bir şey seçin. Mesela matrix’deki gibi kırmızı bir elbise giymiş güzel bir kadın. Ya da cart sarı bir takım elbise giymiş bir adam. Ya da mor renkte bir taksi (genelde sarı olurlar diye söylüyorum). Bu alıştırmanın materyali elbette yaratıcılığa açık. Püf noktası ise olabilirliğine inanabileceğiniz bir şey olması.

Sonra gün içinde bu kişiyi ya da bu nesneyi gördüğünüzde bileceksiniz ki o sizin düşünerek karşınıza çıkardığınız bir şey. Zaman içinde ise beyniniz bu fikre alışacak. Alışkanlık burada çok önemli çünkü şimdi bunun tersine alışıksınız. Yani şimdiki durum da bir alışkanlık, bir sonraki durum da bir alışkanlık olacak.

Bu noktada parçacık fiziği bize ne söylüyor ona biraz bakalım. Yani neden düşünceler gerçeğe dönüşüyor?

Parçacık fiziği, hayatta olan biten olayları hesaplamıyor. Sadece olabilecek şeyleri hesaplıyor. Yani fizikte bir gün içersinde neler olabileceğine dair kesin karara varabileceğiniz formüller yok. Bunun yerine neler olabileceğine dair fikir sahibi olabileceğiniz formüller var.

İşte bu durumda parçacık fiziğinin Kophenhagen yorumuna göre olasılıklardan birinin gerçeğe dönüşebilmesi için birinin bunun kararını vermesi gerekiyor. Hangi olasılık gerçeğe dönüşecek. Bu devrede kuantum (parçacık) fizikçileri bu kararı bilincin verdiğini söylüyor.

Gerçekten de ne kadar alakasız görünürse görünsün şu basit örneğe bakarsanız bunun önemini anlarsınız. Boş bir zamanınızda evden çıkın ve nerelere gidebileceğinizi bir düşünün. Birden fazla olasılıkla karşı karşıyasınız. Nereye gideceğinize, birkaç saat sonra nerede olacağınıza kim karar veriyor? Bilinciniz karar veriyor, düşünceleriniz karar veriyor. Taksim’e gideyim düşüncesi sizi Taksim’e götürüyor. Bakırköy’e gideyim düşüncesi sizi Bakırköy’e götürüyor. Etiler’e gideyim düşüncesi sizi Etiler’e götürüyor.

Bu noktada anlaşılması zor gelen bir şey var. Bu bağlamda bu söylediklerim duygularımız için de geçerli ki bunlar yaşamımızı oluşturuyorlar; bilerek ya da bilmeyerek, üzülmeliyim düşüncesi sizi üzüntüye götürüyor. Sevinmeliyim düşüncesi de sizi sevinmeye götürüyor.

Bunun gibi bir konuda bir referans noktası bulamazsınız çünkü yok. Bir insan hayatta ne istemelidir ve ne düşünmelidir sorusunun cevabını sizin kucağınıza verebilecek bir yetkili yok. Bunun kararını siz vermek zorundasınız. Bu kararları vermeyi kolaylaştırmak için ise zaten sürekli birçok karar verdiğinizin farkına varmanızda fayda var.

İyi alıştırmalar, iyi denemeler dilerim.

Benzer yazılar:


Rastgele yazılar:

3 Comments to Düşünerek yaratmak

  1. Cocukla  Cocuk's Gravatar Cocukla Cocuk
    11 July 2008 at 7:20 | Permalink

    Ben bir süredir yeniden iş hayatına dönmeye çalışıyorum . Ama iş konusundaki hedeflerim öyle alakasızdı ki detay vermeyeyim ama her şeyi birden istiyordum. ve Süpriz, dün aldığım %90 isteklerimi karşılıyor. %10 hesap hatası. bakalım henüz el sıkışmadık.

  2. cesamet's Gravatar cesamet
    11 July 2008 at 18:42 | Permalink

    istediklerimi liste yaptım iş başına.:) teşekkürler.

  3. Nurdan Özgören's Gravatar Nurdan Özgören
    24 July 2008 at 13:20 | Permalink

    bu konuyu çok önemsiyorum…
    beyin zihinde canlandırılan ve olan arasındaki farkı gözetmeden (varlığın bütünlüğünü korumak için) aynı tepkiyi veriyor. Mesela ailenimizdeki herkes sağlıklı şekilde yaşarken içlerinden birinin öldüğünü hayal eder ya da düşünürsek -gerçekte o kişi yaşamına devam ediyor olduğu halde- ölmüşçesine üzülürüz. Vucudumuz üzüntü,çökkünlük kaynaklı hatta depresif denecek yapıda kimyasallarla dolar ve bu bize zarar verir. halbuki gerçekten olmadı! fakat zihnimizde canlandırdığımız için beynimiz olmuş kabul etti ve sonuçta zarar gördük incindik…
    bu konuyla ilgili okuduğum en iyi yazılardan biriydi…konuyu abartmadan ve ana fikri de kaçırmadan çok açık ifade etmişsiniz,teşekkürler…