alemlerin aslı hayaldir
Dr. Semmelweis 1847 yılında geliştirdiği bir kuramla doktorların hastalarla temas etmeden önce ve ettikten sonra ellerini dezenfekte etmelerini öneriyor.
Bu öneri tıp otoriteleri tarafından şiddetle reddediliyor. Çünkü zamanın bilimsel görüşlerine aykırı. Hatta görüşün doğru olma ihtimali olsa bile her hastayla ilgilenmeden önce ellerin yıkanması zahmetli bir iş olarak algılanıyor.
Buna rağmen Dr. Semmelweis, çalıştığı / idareci konumda bulunduğu sağlık kurumlarında bu yöntemi hayata geçiriyor ve ölüm oranlarında ortalama olarak %18′lerden %1′in altına inen bir düşüş gerçekleşiyor.
Bilimsel olarak kanıtlanabildiği halde bilimsel gerçeğe bu derece katı biçimde karşı çıkmak Semmelweis sendromu olarak kitaplara geçmiş bir konu.
Günümüzde benzer bir durum parçacık fiziği için de geçerli. Einstein, parçacıkların çeşitli olasılıklar dahilinde tesadüfi hareketlerde bulunduğunu asla kabul etmek istemiyor ve ekliyor: Tanrı zar atmaz!
Einstein bu sözü sarfedeli bir hayli uzun bir zaman olmuş. Gelelim günümüze.
Günümüzde dünyanın dört bir yanında çeşitli fizik laboratuarlarında gözle görülebilir büyüklükte nesnelerin aynı anda birden fazla yerde bulunabildiklerine dair fotoğraflanmış belgeler var.
Buna rağmen, bu olağanüstü ilginçlikteki bilgiye, günlük yaşamın getirdiği yüzlerce kafa karıştırıcı etken arasında yer açamıyoruz. Parçacık fiziğine baktığınızda ne alıştığımız anlamda maddenin bir anlamı kalıyor, ne lineer zamanın, ne de mesafelerin.
Elbette tarih tekerrürden ibaret. Parçacık fiziğine alışmamız belki de matbaanın bulunuşu ile Osmanlı’ya getirilişi arasında geçen süre kadar zaman alacak.


19 Eylül 2007 02:05
Umarım dediğin kadar uzun bir süre almaz, parçacık fiziğine alışmamız. Şu nokta önemli, “öğrenmeyi istemek” ve “öğrenmenin hiç bitmediğini algılamış olmak”. Yani, ahkâm kesmek için değil, samimiyetle, amatör bir ruhla, severek anlamaya çalışmak. Bu başarıldığında, gerisi akacaktır kainattan insan’a.
21 Eylül 2007 10:30
Şimdi iyi güzel de; “…gözle görülebilir büyüklükte nesnelerin aynı anda birden fazla yerde bulunabildiklerine dair fotoğraflanmış belge…” cümlesi gerçek dünyayı değiştirmiyor mu? Bu cümle yazının bütün ciddiyetini kaybettirdi.
21 Eylül 2007 10:40
@16:46: tam olarak anlayamadım ne demek istediğinizi? ciddiyet kaybı derken?
kayıtlı bilimsel araştırmalar bunlar, yok ciddiyet kaybı falan. bunların hepsi en az george bush’un amerikan başkanı olması kadar gerçek. tuhaf ama gerçek.
mesele şimdiye kadar keşfetmemiz olmamız.
yahu söylemiym dedim ama bu yorumunuz aynen şuna benziyor: sanki ben size uçaklardan bahsediyorum siz de bana “olur mu öyle şey, eşya yerden havalanır mı” dyorsunuz.
ya da aya yolculuk yapalım diyorum siz de bana ay bir nurdur üzerine inilemez diyorsunuz? ne oldu? oldu mu şimdi?
niye böyle oldu?
21 Eylül 2007 13:49
Ah ben ne diyeyim? Nasıl edeyim:)
Diyorum ki; bir madde, hem de çıplak gözle görülebilecek kadar büyük bir madde hem orda hem orda aynı anda görünebilir deneyini yapmışlar diyorsunuz. ben de bunun böyle olduğunu söyleyebilmek için hangi üniversitede hangi araştırma merkezinde ya da hangi laboratuarda hangi profesör bunu yapmış niye isimler, kaynaklar yok diyorum.
ayrıca verdiğiniz örneklerin benim söylediklerimle ne gibi bir alakası var anlamakta zorluk çekiyorum. Bu söylediklerinizin (verdiğiniz örneklerin) tamamı kayıt altına alınmış kurumların belgelerinde imzayla isimle resimle vs kabul edilmiş gerçeklerdir.
Uçakların havalanabileceğini söylediğiniz zaman bunun aerodinamik yasalarıyla ve diğer bilimsel verilerle ispat edilmesi ya da uçağın havadayken gösterilmesi gerekir. Yani uçarken gösterilemiyorsa en azından bunu bilimsel olarak açıklamak, formüllerle, kurallarla ispatlamak gerekir. Tabii ki bunları anlatan başka biriyse “böyle böyle diyorlar” üslubunda değil, “şu üniversitede çalışan, şu profesör, şu açıklamayı yaptı” diyerek isim belirtmek gerekir.
Bir örnek de ben vereyim şimdi, zamanda yolculuk bulunmuş ve 1940′a gitmeyi başarmışlar (şimdi sizin ana yazınızda belirttiğiniz gibi aynı tanımı yapacağım) “Günümüzde dünyanın dört bir yanında çeşitli fizik laboratuarlarında bu konuya ait fotoğraflanmış belgeler var.” buyrun inanın… Benim söylemek istediğim de bu işte, eğer böyle bir şey veriliyorsa buradaki gibi olmuş, var vs. gibi tabirlerle bilimsel kuramlar ya da olaylar gerçeği yansıtamaz aynı zamanda bilim camiası tarafından da doğru kabul edilmez…
Ama deseydik ki CERN araştırma merkezinde görevli başkan Profesör Cashmore bunu yaptığı kayıtlar ve belgelerle şu kuruma sundu vs… bak o zaman alnından öperim ben o adamı:)
Lütfen sinirlenmeyiniz, sakin sakin okuyup anlamaya çalışınız…