alemlerin aslı hayaldir
Bugün hangi kitapçıya girseniz mutlaka bir “kişisel gelişim” köşesi bulursunuz. Bu köşedeki kitapları taradığınızda da en çok gözünüze çarpan kelime “pozitif” olur. Kitap kapaklarında gülümseyen yüzler mi ararsın olumlu düşünerek nesneleri yerinden oynatmaya çabalayan tipler mi ararsın ne ararsan var.
Böyle kitapları takip ederek ezbere pozitif düşünce oluşturmaya çalışanların zihinlerinde yaşadıkları şey çağımızın yapay meyve sularının kutuları üzerinde yazan “doğala özdeş aroma” gibidir.
Sadece bu kelimelerden yola çıkarak pozitif düşünce olmaz. Olumlu düşünceyi, ben şimdi şu saat itibariyle olumlu düşüneceğim diyerek askeri bir disiplinle uygulamaya çalışırsanız oluşturduğunuz olumlu düşünce, zihninizden geçen olumsuz düşüncelerin yanında bir elma kabuğu inceliğinde bir örtü gibi kalır. Olumsuz düşünceleriniz elmayı oluştururken olumlu düşünceleriniz kabuğu oluşturursa bu işler olmaz.
Binlerce yıldır üzerine düşünülen, yazılan çizilen bir konu pozitif düşünce. Olaylara, nesnelere, kişilere olumlu yaklaşmak; bardağın dolu yarısını görmek vs. Bunlar insana akıl sağlığı açısından da faydalı olan şeyler. Ancak bir günde iki günde aniden tamamen olumlu düşünen bir insan haline gelmeyi beklemek zaten kendi başına bir endişe içerdiğinden kişiyi olumlu bir yerlere götümesi mümkün değil.
Oysa işin anahtarı şimdiki zamanı yaşayabilmekte. Şimdiki zamanın gücünden faydalanmakta. Şimdiki zamanda olup bitenleri iyi / kötü, pozitif / negatif, olumlu / olumsuz ayrımı yapmadan düşünebilmekte.
Bu konunun egzersizlerini ülke ve dünya gündemimiz üzerine yapmaya çalışın. Siz biraz deneyin ben isteyenlere ipucu vermeye hazırım.


19 Ocak 2008 15:34
Lisedeki “ezilme” işkencesini 2 buçuk yıl yaşayıp başka bir liseye nakil olduktan sonra hayatım değişti desem sanırım bu kişisel gelişim kitaplarını okuyanlar kıçlarıyla güler bana. Ama gerçekten de öyle oldu, o 2 buçuk yıl beni çok farklı bir insan haline getirdi. En basitinden olgunlaşmamı sağladı diyebilirim.
Belki yukarıdaki paragrafım pek inandırıcı gelmeyecektir zira pek iyi anlatamadım durumu. Demek istediğim şu: Hayat tecrübelerini, iyi veya kötü diye ayırmadan, tarafsız ve uygun bir biçimde değerlendirdiğimiz takdirde, kısacası “kafamızı kullandığımız takdirde” zaten kendi kendimizi geliştirebildiğimizin farkına varabiliyoruz.
1 Şubat 2008 02:47
kesinlikle yazının başlangıcına ve ana fikre katılmıyorum…sadece bugünle ilgili kısım gerçeği yansıtıyor bence…az veya çok ; sunni veya gerçekçi de olsa pozitif düşünseniz de —muş gibi de yapsanız ETKİSİ BAZEN ÇOK BÜYÜK olabiliyor.. Kişisel gelişim kitapları da çok eleştirilir de hala aslanlar gibi satar. bunu da anlamam… birileri birilerinin ataletinden, mutsuzluğundan para kazanıyorsa ne var bunda
1 Şubat 2008 03:00
xerox: şöyle diyelim, bazı insanlar pozitif düşünceyi “mış gibi yapmak” seviyesinden öteye geçemeden yaşıyorlar. bu durumda da bir kafesin içerisinde tutsak gibi kalıyorlar. benim kasdettiğim buydu. yoksa bir yerinden başlamadan elbette hiçbir şey olmaz.