Disqus’tan vazgeçtim

Bir günlük deneme sonunda DISQUS kullanmaktan vazgeçtim. Elbette bunda okur tepkilerinin etkisi var ama benim daha önemli bir nedenim var. DISQUS hiçbir şekilde türkçeleştirilemiyor. En azından şimdilik böyle. Bu, pratikte benim için bir sorun değil. Ama Türkiye genelinde internet kullanıcılarının - ki bu artık herkes anlamına geliyor - her şeyin Türkçe olmasını tercih ettikleri bir gerçek. Zaten herhangi bir yabancı dil bilen insan sayısı dikkate alınamayacak kadar az.

Bu konuyu başlı başına bir yazı olarak yazıyorum çünkü birçok web sitesi sahibi ve birçok blog yazarı İngilizce-Türkçe tuzağına çok kolay ve çok hızlı düşüyor. Türkiye nüfusuyla ilgili bazı gerçekleri her zaman göz önünde bulundurmak zorundayız. Türk halkının çok büyük bir bölümü Türkçe’yi bile tam olarak bilmiyor ve kullanamıyorken insanları yabancı dilde bir arabirime maruz bırakmanın çok yanlış olacağını ve bunun üzerine önemle eğilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Artık Blogspot kullanıyor olmam nedeniyle bu blogda elimi atamadığım bir ya da iki ingilizce bir şeyler var sanırım. Ama bunlar dışında her şeyi türkçeleştirmeye özen gösteriyorum. İmla hataları yapıyor olabilirim, tüm yazım kurallarına vakıf biri değilim belki ama bu özeni hepimiz göstermeliyiz.

Aslında Türkçe’nin geleceğine dair çok inancım yok. Bizler dilimizi Amerikan İngilizcesi’ne karşı Avrupalılar kadar korumuyoruz. Bir Fransızca, bir Almanca, bir İtalyanca, bir İspanyolca yüzlerce yıl daha hayatta kalacak. Buna kesin gözüyle bakıyorum. Çünkü bu ülkeler lisanlarına sahip çıkıyor ve televizyon kanallarında Amerikan dizileri oynatılmasına dair kotaları var. Bunlara bir sınırlama koyuyorlar. Lisanın korunması, genel olarak bir kültürün korunmasıyla aynı anlama geliyor. Yani hiçbir İspanyol, hiçbir Fransız kendi dilinde “kendine iyi bak” demiyor çünkü bu sadece Amerikanca’da var. Evet, İngiltere’de konuşulan İngilizce’de de böyle bir laf yok.

Neyse, lafın tamamı deliye söylenirmiş derler, DISQUS “olayına” son veriyorum. Geriye dönük uyumluluk adına bir önceki yazıdan bu yazılımı kaldırmayacağım. Bundan sonrasına ise normal blogspot yorum sistemiyle kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Benzer yazılar:


Rastgele yazılar:


Bu yazıya gelen bağlantılar / verilen linkler

5 Responses to “Disqus’tan vazgeçtim”

  1. F. Kerim Says:

    Senin aksine, benim Türkçe’nin geleceğine inancım var. Ancak dillerin sürekli değiştiğini ve egemen kültürlerden alıntılar yaptığını kabul etmek lazım. Bugün için bize Türkçe gibi gelen, ama esasında dilimize farsça’dan gelen çok kelime var. Sebebi İran kültürünün bir dönem domine eden bir kültür olması.

    Günümüzde egemen kültür, Batı Avrupa ve Amerikan Kültürü. Zannedersem dünyayı saran ekonomik krizin ABD yi dizüstü çökertmesi ve Çin’in önlenemez yükselişi bu devrin de yavaş yavaş sonuna geldiğimizi gösteriyor. Ancak halizhazırda egemen kültür bu. Iphone, Mücrosoft, XP, BMW, Bentley, Christian Dior, Nano Tekniği, kanser araştırmaları, klonlama, uzaya insan gönderme… Bunların menşei batı olduğu sürece biz de dilimizi buna uyduracağız, başka çaresi yok. Ahlayıp, oflamak, akıntıya kürek çekmek bu sonucu değiştirmeyecek.

    Toplumsal refahı yakalamış modern Avrupa ülkelerinde bütün Holywood filmleri altyazı ile oynar. İngilizce orjinal seslendirmesiyle, o ülkenin dili ise altyazı olarak geçer. Sonsuz faydası var. Bir kere sokaktaki adamın bu dünya dilini konuşabilmesi, anlayabilmesi açısından mükemmel bir olanak. Sinema sanatının zevkine varmamıza etkilerini söylemeye gerek var mı bilemiyorum. Samuel Lee Jackson u kendi sesinden dinlemek çok başka. Ülkemizde uygulansa gelecek tepkileri düşünebiliyorum.

    Hep verdiğim bir örnek var dil tartışmalarında. Avrupa da kendi içinde ayrılıyor esasında. İspanya, Portekiz, İtalya teknoloji ve bilişim konusunda kıtanın lider ülkeleri değiller. halkı ingilizceyi en kötü konuşan ülkeler de bunlar. Aksine örnek İsveç’i verebilirim. Bütün yabancı programların orjinal dilinde verildiği bu ülkede halkın ortalama ingilizce seviyesi oldukça yüksek. Sokakta sosis satarak geçimini sağlayan lise mezunu bir İsveçli, yabancı bir hosting firmasından hizmet alıp, kendi wordpress kurulumunu yapacak kadar ingilizceyi biliyor.

    Türkiye’de ise senin, benim gibi belli bir kültür ve eğitim düzeyindeki insanlar Wordpress ile ilgili kılavuzları internetten orjinal dilinde bulup, kendileri kurabiliyorlar. Sonuçta toplumun demokratikleşmesinde herkesin sesini, düşüncesini duyurabilme özgürlüğüne kavuşmasında rol oynayan Wordpress bizim için çocuk oyuncağı iken, Anadolu’nun bir şehrinde bilmemne lisesini bitiren insan bu şanstan mahrum kalıyor.

    Bütün konuyu özetleyecek olursam… Dilimize İngilizce kelimeler girmesi bizi paniğe sürüklememeli. Yıllar önce bilimin dili olan Arapça ve Farsça kelimeler nasıl dilimize girip Türkçeleştiyse, İngilizce de böyle olacaktır.

    Başka bir yazında Wolkanca’da verilen bir videoya link koymuşsun. Videoyu hazırlayan organizasyon güvenilir gözükmedi bana. Aşırı milliyetçi bir grubun hazırladığı, insanları doktrine etme amacı güden bir video. Türkiye nüfusunun yüzde 80 inin ismi arapça iken bu tartışmalar yersiz…

  2. Osman Seyit Börütecene Says:

    Wolkanca’daki videoyu hatırlayamadım.

    Sokakta sosis satarak geçimini sağlayan lise mezunu İsveçli’lere çok özeniyorum. Bir Avrupa ülkesinde yaşıyor olsaydım mutlaka bir işe girerdim. Tereddüt etmezdim, başım ağrımadan çalışırdım, devlet beni korur kollardı.

  3. F. Kerim Says:

    Bu saatte ayaktasın hala sen de benim gibi? Dünyayı biz kurtaracağız ya….. Buydu video…

    http://blog.wolkanca.com/vurun-turkceye/

  4. F. Kerim Says:

    Sevgili Osman,
    Sosyal demokrat bir aileden yetişen bir genç olarak 12 sene önce geldiğim Sosyal Devlet İsveç’den sana selam gönderiyorum.

    12 senede eşşeği bağlasan adam olur. Ben de değiştim o yüzden tabii. Sana şunu söyleyeyim… Özgürlüğüne düşkün normal bir vatandaşın en büyük düşmanı devlet. Devletten bireye dost olmaz. Bir yerden sonra resimler birbirine karışıyor. Ha Türkiye, ha ABD, ha isveç… İnsanlar aynı, hükümetler ve devletler de… Bu yüzden demokrasi ve özgürlüğün önemini evrensel anlamda kafasında çözebiliyor insan… Bu yüzden devlet düşmanı oluyorsun….

  5. Osman Seyit Börütecene Says:

    Bunu çok iyi anlıyorum ama devlet düşmanı olabilmek için evvela bir devlet gerekiyor. :)

Leave a Reply