Öncelikle bilinmeli ki, din kültürü ve ahlak bilgisi dersi aslında iki temel alandan oluşmalıdır ve bunun dışında da bir şey olmamalıdır. Bu iki alan hiç şüphesiz tarih ve felsefedir.
Din, bir tarih ve sosyoloji konusudur. Ahlak ise bir felsefe konusudur.
Çocuklarımızın eğitimine gerçekten katkıda bulunacak bir din dersi, dünya tarihindeki en önemli tüm tanrıları ele almalı ve anlatmalıdır. Dünyada bilinen en eski din olan Ata’ya tapmaktan tutun da, günümüzde bir çok üyesi bulunan pagan dinlerinin tanrılarına kadar her şeyi çocuklarımıza anlatmak ve öğretmek zorundayız. Bunun dışında oluşturulacak bir din dersi, çocuklarımıza hiçbir genel kültür kazandırmayacağı gibi, eğitimi sadece bazı belirli kitlelerin elinde bir oyuncak olma durumuna düşürecektir.
Çok merak ediyorum, günümüzde kaç kişi İslam’ın sembolü olarak kullanılan hilalin nereden geldiğini biliyor? Aynı biçimde kaç kişi Yahudilik’in sembolü olarak kullanılan altı köşeli yıldızın anlamından haberdar? İsa’nın aslen güneş tanrısı olduğunun kaç kişi farkında?
Elbette bu tür bilgileri değerlendirirken insanların inanç hürriyetine saygılı olmak gerekir. Burada inanç hürriyetinden ziyade insanların üzerine düşünmeden körükörüne bağlandığı ve bir ruh hastalığı derecesinde hassaslaştığı bir alandan bahsediyoruz.
Burada sadece Türkiye’den bahsederek söylemiyorum bunları. Bugün tüm dünyada bu sorun yaşanıyor. Eğitimin en ileri olduğunu zannettiğimiz ülkelerde bile din bilgisi ve ahlak dersleri asla belli bir görüşün zorlamalarından ibaret olmak hatasından kurtulamıyor. Örneğin, A.B.D. koyu bir hristiyan dindarlığının pençesinde kıvranıyor.
A.B.D. Başkanı George Bush, Amerikan halkına rüyasında tanrıyı gördüğünü ve tanrının ona “Irak’ı işgal et” dediğini söylüyor ve yüz milyonlarca insan buna inanıyor. Normal şartlar altında bunu söyleyen birini doğruca bir MR testine sokmak gerekir.
Her geçen gün gözümüzü açıp etrafımıza bakacağımıza daha karanlık ve daha yüzeysel bir yöne doğru kapılmış gidiyoruz. Bu problemin doğru bir eğitimden başka hiçbir çözümü yok. Ama bu eğitim de yakın bir zamanda gerçekleşebilecek gibi görünmüyor. Durum böyle giderse tüm dünya ikinci bir karanlık çağa girecek.
Benzer yazılar:
- İş hayatına hazırlık dersi
- Tanrı’yla Başbaşa Kalmak
- Mardin: İlk İzlenimler
- İyi bir mevki sahibi olmak ne demek?
Ders “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” dersi değil; Müslümanlık dersi. Sadece Müslümanlık öğretiliyor. Dinler tarihi gibi birşey olması gerekiyor aslında. Zorla dua ezberleten bir ders bu. Dua ezberlemedim diye sene sonu karnemde tüm derslerim 4-5 iken; 2 notuyla Din Kültürü ve Ahlak bilgisi sırıtıyordu.
Kesinlikle haklısın. Ben de tam bundan bahsediyorum zaten. Sonunda ne kazanıyorsun? Kocaman bir hiç.
Dua’lar da Türkçe olsa bari. Okulda daha anlamlarını bilmediğim şeyleri neden ezberlemek zorunda bırakılıyorum anlamıyorum.
İşin kötüsü şu ki eğitim sistemi bunun nedenini kendi de bilmiyor. Tamamen şuursuzca bir davranış, şuursuzca bir sistem.
Din dersi adı altında Şeriat için kafa yıkanıyor.Tersini iddia eden varsa gelsin konuşalım.
Osman bey yazınız için teşşekkürler ve tebrikler.
Cem Akkılıç
Ben teşekkür ederim.
1980 ihtilalinin hemen akabinde Kenan Evren din derslerini zorunlu hale getirmişti.Zırt pırt her yere İmam hatip okulları açmıştı.Amerika o zamanlar çok korkuyordu Türkiye’ye kominizim gelecek diye.Kenan, Amerikadan aldığı gazlarla dağa,taşa şehir merkezlerine okul açıyordu.(Işık okulları)
Şimdi gördük işte.Beyaz çarşaflarla yola çıktık diyen bir iktidar partisinin yönetimine kaldı Türkiye.
Okul öğrencilerini yolda çevirin ve sorun bakalım Atatürk’ün ilkelerini.Suratınıza böm böm bakmazlarsa bende Cem Akkılıç değilim.
Cem Akkılıç, olayı siyasî boyutta düşünmeyi bir kenara bırakın derim ben. Nasıl alâkasız bir konuyu da bu konuya getiriyorsunuz şaşıyorum doğrusu. Okullardaki din dersleri şeriata gidişatın bir göstergesi değildir, bu konuda sizinle her şekilde tartışırım ancak bunun yeri bu başlık olmasın. Çünkü bu konuda eğitimin önemi vurgulanıyor.
Ben yorumumu İslâm’dan hareketle yazmak istiyorum. Biz İslâm’a önyargı ile bakarsak maalesef daha çok İslâm’dan şikâyetçi olmaya devam ederiz. Dinin insan hayatını düzene soktuğu gerçeğini kabullenerek ve insan hayatını vazgeçilmez bir parçası olduğunu kabul ederek düşünmeye başlarsak o zaman bir şeyleri yerine oturturuz diye düşünüyorum ben. Zaten İslâm da bu noktada sizden bunu istiyor. Beni kendine rehber seç diyor. Ancak rehber seçtikten sonra da rehberini iyi tanı diyor. Maalesef bizde atadan kalma bir din anlayışı var. Bunun sorumlusu ne dindarlardır ne de dinsizlerdir. Bunun sorumlusu bana göre toplumun ta kendisidir. Gidişatımızdır. Bize düşen ilk şey, çocuğumuza din eğitimi vermek istiyorsak o dini sorgulamasını öğretmeliyiz. Allah’ın varlığı ile yokluğuna dahi kafa yordurtmalıyız.
İslâm bizden bunları istiyor zaten. Beni tanıyın diyor. Allah, ben sizden aklınızı kullanmanızı istiyorum diyor. Sizin diğer tüm canlılardan farkınız, düşünebilir olmanız diyor.
Ben olayı siyasi boyuta çakmedim ki.Din derslerinin siyasi boyuta çekildiğini vurgulamaya çalıştım.Türkiye’de kaç adet İmam hatip okulu olduğunu biliyormusunuz.Peki kaç tane kütüphane olduğunu ve ya kişi başına düşen doktor sayısını biliyormusunuz?
Şimdi diyeceksiniz ki; Cem Akkılıç konuyu saptırıyorsun.
Hayır efendim aynen konunun içindeyim.Türkiye’de İslam özgürce yaşanıyorsa ,camilerde beş vakit ezan okunuyorsa, bunu sağlayan Mustafa Kemal Atatürk’tür.Zaten gerçek müslüman vatandaşlarımızın Atatürk’e karşı hiç bir düşmanlığı yok.Bunu çok iyi biliyorum.
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet rejimini yıkıp,yerine Arap kültürünü ve şeriatı getirmek isteyenler okullara ”el” atmadılar mı?Minik beyinleri zehirlemiyorlar mı?
Genç nesil elbette dinini öğrensin,buna karşı çıkan yok.Ama aynı nesil,yaşadığı ülkeyi ona emanet eden büyük kurtarıcısının,Atatürk’ün devrimlerinide öğrensin.
Sana söylüyorum Kaan Fakılı…
Cem Akkılıç
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=12.08.2008&Newsid=193331&Categoryid=4&wid=131
Yorumsuz
Vatan gazetesinden Mehmet Tezkan’ın ibret dolu yazısı;
Tarikatların gölgesinde göstermelik demokrasi!
Tarikatların etkin olduğu ülkede demokrasi olmaz diye yazınca beklediğimin çok üzerinde mail aldım..
Gördüm ki sivil yaşamın ne kadar sivil olduğunu sorgulamanın zamanı gelmiş de geçiyor bile..
Şunu kabul edelim.. Toplumsal-ekonomik hayata hatırı sayılır oranda artık tarikatlar, cemaatler hâkim..
Amaçları belli.. Hazır kıtalar yetiştirmek.. Kontrol ettikleri kişi sayısını artırmak, böylece siyasi hayata da egemen olmak.. Belirleyici rol oynamak..
Kuran kursları açmak, maddi yardım, iş bulmak hâlâ geçerli yöntem..
Ama demode bir yöntem..
Çünkü sadece sandığa atılan oyları kontrol altında tutmak, yönlendirmek ve yönetmek yetmiyor..
Tarikatlar devlet yönetiminde de, iş hayatında da etkili olmak istiyor.. Yaşamın her alanında..
Oldular da..
Yıllar önce buldukları yöntemle..
Artık tarikata bağlı kişilerin doktor olması, avukat, hâkim, savcı, polis, mühendis olması gerekiyor..
Yönetilen değil yöneten olmaları isteniyor..
Sadece Kuran kursu açmak bu ihtiyaca cevap vermiyor..
20-25 yıl önce etkin bir silahtı.. Ama artık değil..
Tarikatlar artık üniversitelere girdi..
Burs vererek..
Yurt yaparak..
Kolejler açarak..
Kendi üniversitelerini kurarak..
*
Kayıt döneminde üniversitelerin kapısına gidin, onları orada bulacaksınız.. Anadolu’dan gelen çocukları kendi yurtlarına almak için yarışırlar.. Burs vermek için sıraya girerler..
Çocuk ne yapsın!
Cebinde üç kuruş para..
Sadece üniversiteyi kazananlara göz dikmezler..
OKS sınavında iyi puan alanların da kapısını çalarlar.. Kendi kolejlerinde okusun diye inanılmaz teklifler yaparlar.. Bırakın biz okutalım diye ısrar ederler..
Yıllar önce benim de kapımı çalmışlardı.. Kızım Robert Kolej’i kazanınca eve geldiler..
Robert’e yollamayın, bizim okula verin, liseyi de üniversiteyi de parasız okutalım.. Dil de öğretiriz.. Gelin bir sözleşme yapalım, üniversiteden sonra iki yıl da master için Amerika’ya yollayalım dediler..
Kabul etsem kızı alıp gideceklerdi..
İstedikleri gibi yetiştireceklerdi..
Böyle okuyan yüzlerce çocuk var.. Anne-babalar ne yapsın?
İyi eğitim çok pahalı..
*
Şimdi birileri ne var bunda diyecek.. Ne güzel işte çocukları okutuyorlar.. Okutuyorlar da sonra bunun karşılığını alıyorlar.. Çünkü ne olursan ol tarikat şeyhinin sözünden çıkamıyorsun..
Önce ona bakıyorsun, o neyi işaret ederse tartışmasız kabul ediyorsun.. Çünkü seni yetiştirdikleri yıllar içinde sadece eğitim vermiyorlar, biat etmesini de öğretiyorlar..
Zaten varlık nedenin onlar olduğu için farkında olmadan biat ediyorsun..
Mühendis, doktor, avukat, hâkim, yönetici oluyorsun ama beynin özgür olmuyor.. Çünkü özgür beyinler yetiştirmiyorlar..
Hep hizada durmanı istiyorlar.. Tarikatın çizdiği sınırlar içinde kalmanı..
*
Şimdi soruyorum.. Böyle bir yapıdan sağlıklı demokrasi çıkar mı? Kararları
özgür bireylerin almadığı rejimlere demokrasi denir mi?
12.08.2008
——————————————–
Hangi din dersinden söz ediliyor?
İslam mı Şeriat mı?
Kimi kandırıyorsunuz?
Osman Ağabey,
Yeni bir blogcu saylırım.Fikirleriniz ve bloğunuzu uzun sürdir izliyorum.Sizin için bir
çekincesi yoksa,bloğunuzu arkadaş listeme eklemek istiyorum.
Saygılar,
Cenk
@warhawk: rica ederim memnun olurum, ben teşekkür ederim.
Osman, yazına yüzde yüz katılıyorum, hatta bana kalırsa sadece genel geçer ahlaki değerlerin öğretilmesi, dinler hakkında bilginin tarih derslerinde verilmesi daha doğru.
Bu arada herkes her konuda ne kadar da bilgiliymiş, pes doğrusu. Şeriat, Din, İslam, Müslümanlık… bu konuların durumu, siyaset ve futbolun kahvelerdeki ve televizyondaki durumu kadar vahim bir hale geldi. Felsefeden, İslam tarihinden, fıkıh bilgisinden, tasavvuftan bi haber insanlar ahkam kesmeye devam ediyor, yazık…
Bazı olgular unutularak; bazı
söylediklerine katılmak mümkün değil.Çünkü bilmiyorsunuz Türklerin ilk dini
”Şamanizm” dir.5 kıtaya hükmetmiş koca
bir imparatorluk.Aldıkları topraklarda hoşgörü ile serbest bıraktıkları din ve ticaret..Bu günleri
görseydi atalarımız bu kadar HOŞGÖRÜLÜ olmazlardı.Ancak Kapitolium’un enkaz ve yıkıntıları
üzerine kurulan Haç İmparatorluğu,sinagog,havra ve camiilerin kanlarıyla beslenmeye devam ediyor.
İşte bunu bilseydi atalarımız,belkide KABEYİ Konya Ovasına taşırdı.Günümüzde,II.Vatikan Konsili
kararlarına göre,Türklüğü ve Müslümanlığı yok etmek için sinogoglarla barışan kiliseler,iki bin yıldır
yabancı oldukları ”hoşgörü ve diyalog” u bayrak yapmışlardır.Kilise ve Sinagogun hoşgörüden anladığı ,bütün dünyanın,yeryüzünde kiliselerce temsil edilen İSA-MESİH İMPARATORLUĞU’nda
birleşmesidir.İNCELERSENİZ KUTSAL KİTAPLARININ ÖYLE EMRETTİĞİNİ GÖREBİLİRSİN.
Ayrıca,II.Vatikan Konsili,silahlı güç olan ABD’nin gölgesine sığınarak başta Müslümanlar olmak üzre
bütün dünyayı Hıristiyan yapma kararı almıştır.Ancak Türkleri silahla durduramayacaklarını anladıklarından iyilikle ve satılık hükümetlerle içimize girmişlerdir.Vakit olsada size haçlı seferleri hazırlayan PAPA UBANUS’u uzun uzun anlatabilsem…Emperyalistlerin ılımlı islam
adında uygulamaya geçirmeye çalıştıkları BOP
olayıdır,yani 22 müslüman ülkenin sınırlarını
değiştirmektir.Ancak bu anlaşıldığından,bakalım yeni projeleri nasıl olacak.Tabii enerjiyi de unutmayalım lütfen..
Saygılar,
Cenk
Özür dilerim ilk cümlede bir kavram hatası yaptım: ”BAZI OLGULAR UNUTULARAK;BAZI
SÖYLEMLERE KATILMAK MÜMKÜN DEĞİL..”
Tşklr,Cenk
“Dinin insan hayatını düzene soktuğu gerçeğini kabullenerek ve insan hayatını vazgeçilmez bir parçası olduğunu kabul ederek düşünmeye başlarsak o zaman bir şeyleri yerine oturturuz”
Bugün yasaalr bunu düzene sokuyor farklı dinler var ve düzen için artık dine ihtiyaç yok..
Yazı güzel, blogta…
Bu arada benim atalarım kabeyi konyada yapamazdı
hangi ata kim nedir.. gerçektende islam dini ve ahlak dersi yerine gercektende dinler tarihi ve felsefe dersleri gerek
Teşekkürler Sinematik.
Hakkı Ceylan Takiyye yapma burası meclis değil.
Cem Akkilic ne demek istediğin konusunda bir fikrim yok, daha açık yazabilirsen belki anlaşılır olur.
Osman beyin yazısına yaptığım yorumları bir defa daha okursan ahkam kesmediğimi anlarsın Hakkı Ceylan.
Bilmem anlatabildim mi?
Cem Akkilic üzerine alınmışsın ben genel anlamda Türkiye için yazmıştım.
Ben genel anlamda o Türkiye’nin dışındayım.
Atatürk’ün Türkiyesindeyim.
http://www.flickr.com/photos/httpcakkilicblogspotcom/2673103727/
Bu sayfada okuduğum birçok iletiye takıldım…
1) Warhawk…benim naçiz görüşüm ama kullandığın “ılımlı islam” yaratmaya çalışan “hristiyan dünya” paranoya tadındaki yazını okudum, sonra isime baktım, isim ingilizce…neden acaba? Batının Türkiye ve İslam dışında uğraşacak işi yok yanılgısında olan birçok insanda bu “batılı” isimleri görüyorum, tutarsızlık var diye düşünüyorum.
2) Okullardaki Din ve Ahlak derslerinin hatalı olduğunu ben de düşünüyorum. Liseden (Amerikan Kız Koleji mezunuyum, okulumuzda çan kulesi vardı ve sürekli çalardı, lakin birkaç hocamız da rahibeydi) mezun olana kadar sürekli görmek zorunda olduğum bir dersti; hiçbir sene de hocamız çıkıp allahın varlığını sorgulama hakkınız var, bu konuda ne düşünüyorsunuz, bu duaları ezberlemek istiyor musunuz demedi. Yani amerikan ya da devlet okulu, tüm ülkede din dersleri bu şartlarda gerçekleştiriliyor.N’oluyor?Yetişkin olduklarında insanlar, bu eğitimlerden kendilerine kalan yaralarla kendi dini anlayışlarını geliştiriyor. Ne yazık ki birçoğu sadece okulda verilen kalıbın doğrultusunda ilerliyor…ben okuldaki eğitimden hiçbir zaman haz etmediğim için, tüm dünya dinlerini farkında olarak ya da olmayarak incelediğim 10-12 yıllık süreçten sonra agnostik olduğuma karar verdim. Yani şu ya da bu şekilde allahın varlığının kanıtlanamıyor oluşu, zihnimin onun varlığını kabul etmesine engel oluşturmakta…dinin bu konudaki duruşu tamamen farklı olduğu için, kuralların ve vs’nin sorgulanması gerektiğini söylemesine rağmen son nokta hep şudur: imanın yolu biatten geçer…bu noktada da yollarımız ayrılır dinle benim…ANCAK bir nokta vardır ki çok acıdır kanımca: 32 yaşında, tüm hayati kararlarını kendi veren, istemediği için ısrarla evlenmeyen(yani koca bulamadığı için değil), geçimini 15 yaşından beri kendi karşılayan ben, din konusu söz konusu olduğunda, fikirlerimi kendime saklama zorunluluğu yaşıyorum. Ailemde dini uygulamaların hiçbirini yerine getirmemekle birlikte, ailenin geri kalanı kadar dine düşkün biri olmadığımın belli olmasına rağmen, bugüne kadar hiçkimseye allaha inancımın olmadığını sözel olarak açıklamak aklımdan bile geçmez…sebebiyse, benzer konumda insanlara verilen tepkileri biliyor olmam ve bu tip münakaşalara girmek istememem. Kiminle neyi tartışacağım ki? Hayatı boyunca okul dini eğitiminin benzeri bir düşünce yapısı güden ve dinin tartışılamayacağını düşünen abimle mi? Zaten tartışma baştan bitiyor…tartışılmaz, inanılır…Bu arada ailem kapalı falan değildir, annem kendi restoranını işleten modern bir Türkiye kadınıdır, 45inden sonra mayoyu bile bırakıp bikiniye geçti (eğer bir ölçütse modernliğe ki Türkiye’de öyle görülür oldu), abimin kendi eşi de çalışan modern bir bayan AMA din bakışı budur ülkemizde…yakın zamanda da değişecek gibi görünmez…
3) ABD’yi fazla örnek görüyoruz gibi geliyor, sanırım biraz dünyayı gezmek gerekiyor, halkların nasıl yaşadığını görmek ve paranoyadan uzak daha gerçekçi bir fikir edinmek için…Lakin birçok insan Türkiye’nin nerede olduğunu bile bilmiyor, bırakın bize komplolar kurmayı düşünmeyi…ABD’nin bu açıdan bizden de kötüye gittiğini düşünüyorum. Müthiş bir sürü zihniyetleri var devlet yönetimi ve din açısından…İngiltere gibi daha iyi işleyen yönetim sistemleri var kanımca…orada da sorunlar mutlaka var, zaten ütopya’yı aramak da bir hayal sonuçta, mükemmel yönetim, mükemmel halk, mükemmel sistem diye birşey yok…(George Orwell’den Hayvan Çiftliği geldi aklıma bu satırları yazarken)
4) “Dinin insan hayatını düzene soktuğu gerçeğini kabullenerek ve insan hayatını vazgeçilmez bir parçası olduğunu kabul ederek düşünmeye başlarsak o zaman bir şeyleri yerine oturturuz” Sinematik bu söyleme “yasalar var düzenleyici” demiş. Bu cümleyi yazan Kaan Fakılı açısından burada bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyorum(ya da ben de yanlış anlamış olabilirim). Birçok sosyal olgu gibi dini inancın, bir tanrıya bağlı olma fikrinin birçok insan için toparlayıcı, manevi olarak hayatlarına yol vermelerini sağlayıcı özelliği olduğu anlamında söylenmiş gibi geldi bana. Kalp doktoru Mehmet Öz’ün sağlıklı yaşamla ilgili bir testi var Real Age adıyla ulaşılabilir internet üzerinden. Bu testte de dini inanç madde olarak yer alıyor, puanlamadaysa, uzun yaşamı destekleyici olarak değerlendiriliyor. Bu durumun çoğunluk için böyle olduğunu kabul etmekle birlikte azınlıkta olan bazı insanlar için bu durum böyle değil kanımca. Eğer kişi kendi iç dünyasını, kültürel ve psikolojik kimliğini sağlıklı bir şekilde örgütlemişse, hayatına yön vermek için hiç de dine ihtiyaç duymaz. Tanıdığım bir çok insan, dini düşüncelerden tamamen soyutlanmış yaşasa da gayet düzgün yaşamlar sürebilmiştir…buna bir örnek Hollandalı, koyu bir katolik olarak yetiştirilmişken kiliseden ayrılıp, lezbiyen olduğunu açıklayan ve 25 yıldır aynı kişyle mutlu bir hayat süren yakın arkadaşımı gösterebilirim…ha, şimdi lezbiyenlik doğru yol mudur ki diyenleri duyar gibiyim…bu tip farklı bakış açılarımız da ne yazık ki ne bu ortamda ne de başka ortamda bir ortak payede buluşamaz…deyip bırakayım
5) …..’nın Türkiyesindeyim sözüne hiç bir şekilde katılmıyorum…önemsiz gibi görünmekle birlikte yönetimdeki hükümetimizin yaptığı her hata kadar bölücü bir cümle olduğunu düşünüyorum…bunun örnekleri çoğaltılabilir şayet “Müslüma Türkiye” vs olarak…ama gerçek şu ki hepimiz aynı ortamda, aynı Türkiye’de yaşıyoruz, şehirlerimiz, semtlerimiz, eğitim durumlarımız, maddi gelirlerimiz, siyasi ve dini görüşlerimiz farklı olabilir…ama hepimiz aynı Türkiye’de yaşıyoruz, sadece olaylara farklı coğrafi bakış konumlarından yaklaşıyoruz.Hepimizin iyiliği için orta bir yol bulunmasını, ılımlı bir islami ülke olmayı diliyorum…bir insan ve bir Türk kadını olarak…
WarHawk belki Amerika’dan yazıyordur.Kim bilir?
http://www.flickr.com/photos/httpcakkilicblogspotcom/2892189363/