alemlerin aslı hayaldir
Son zamanlarda sınır ötesi harekatın da gündemi kaplamasıyla beraber az sonra anlatacağım eğitim farkı daha da belirginleşmeye başladı. Hatta buna uçurum diyebiliriz.
TSK’nın üst düzey yönetiminde görev yapan kişilerle meclisteki milletvekilleri, bakanlar vs. arasında eğitim seviyesi açısından uçurum var.
Aynı fark basın mensupları için de geçerli. Hatta salt bu nedenle Genelkurmay adına konuşanlar artık kurdukları cümleleri iyice basitleştirmeye ve iyice kolay anlaşılır hale getirmeye çabalıyorlar.
Bu durum her zaman böyle miydi bilemiyorum ama şu anda durum bu. Kara Kuvvetleri komutanı İlker Başbuğ postmodern dünyayı, ulus devletin çöküşünü ve daha birçok sosyal-politik kavramı siyasetçilerden ve gazetecilerden çok daha iyi anlamış durumda. Aynı şey Yaşar Büyükanıt için de geçerli.
Geçenlerde yaptıkları bir konuşmada ciddi bir özeleştiriye de yer verdiler. Bu açıdan da şaşırıyorum ben TSK yetkilileri ile ülkenin geri kalan yetkilileri arasındaki farka. Ordunun şu anda dile getirdiği özeleştiriyi ben ne iktidar partisinde görebiliyorum ne de muhalefet partilerinde görebiliyorum.
Üstüne üstlük algıda bozukluk ve cehalet alanında liderliğe oynayan MHP’li milletvekillerinin bu özeleştiriden tek bir kelime bile anlayamadıkları o kadar açık o kadar ortada ki Yaşar Büyükanıt’ı istifaya çağırdılar.
Onların gözünde kişinin ya da kurumun hatalardan bahsetmesi çok korkutucu. Çünkü onlar yapılan yanlışların üstünün örtülmesine ve halının altına süpürülmesine alışıklar.
Bakın ben bunları söylerken şunu da eklemek ihtiyacı hissediyorum; ben militarist biri değilim. Hatta bu sıfatla adlandırılabilecek en son kişilerden biriyim. Savaşın neredeyse her türlüsüne karşıyımdır. O nedenle burada anlattıklarımı bana ve yazdıklarıma sıfatlar yükleyerek değil de daha açık bir algıyla okumanızı rica ederim.
TSK’nın eğitim seviyesi bu ülkenin çok önünde gidiyor. Dikkat ederseniz devletin eğitim götürmeyi beceremeyip Türkçe öğretemediği yerlerden askere gelen çocuklar okuma yazmayı burada öğrenirler. Bu durum anlatmak istediğim şeyin en basit örneği.
Kıtadaki, kışladaki muvazzaf (görevli) subay - astsubay bu bahsettiğim eğitimin en uç noktasında olmayabilir. O nedenle askerlik anılarınızla da düşünmeyin bu anlattıklarımı. Astsubay dediğiniz kişi nihayetinde bir lise mezunu. Subay dediğimiz kişi de bir üniversite mezunu. Benim anlattığım, TSK’nın çeşitli kademelerinde ciddi idari görev yapan kişiler. Bunların arasında birden fazla dalda akademik kariyeri olan, birden fazla doktorası olan, dört beş yabancı dil konuşan insanlar var ve bu durum TSK için bir istisna değil. Yani bu insanlar öyle bir, iki, üç, beş kişi değiller; onlardan binlerce var. Bu çok üst düzey eğitim görmüş kişiler arasından geliniyor TSK’yı yönetme noktasına.
Türkiye’de başta hükümet ve meclis olmak üzere bu ve benzeri eğitim seviyelerini yakalamak durumundayız. Bu nasıl olacak onu bilmiyorum ama yakalasak çok iyi olacak. Diğer türlü bu eğitim farkı (uçurumu) da bir anlaşmazlık meselesi olarak devam eder devletin tepesinde.


23 Aralık 2007 13:59
osman bey ne kadar güzel bi noktaya değinmişsiniz gercekten şu anda bizi temsil eden kişilerin akademik kariyerleri cok yetersiz.”lan lun” ile kendini secene hitap etmeleri ayrı bi konu..
23 Aralık 2007 14:21
Tayyip daha İngilizce’yi bile bilmiyor. Ama bu koskaca ülkenin başbakanı olabiliyor. hayret.