“The Secret”ın yayınlanmasıyla beraber iyice ayyuka çıkan çekim yasası konusunda birçok insanın şaşırdığını, bir tür zihinsel karmaşa yaşadığını gözledim. Bu konuya kendi çapımda elimden geldiğince bir açıklık getirmek isterim.
Düşünceleriniz gerçeğe dönüşür. Buna inanmanız gerekmiyor. Nasıl böyle olabildiğini bilmeniz gerekmiyor. Geçmiş yaşamınız bunun örnekleriyle dolu. Sakınan göze çöp batar, korktuğunuz başınıza gelir, birine 40 kere deli derseniz deli olur. Herkes aylarca sadece AKP’den bahsederse AKP rekor oyla tek başına iktidara gelir. Siyasi İslam insanların konuyu çok fazla gündemde tutması ve enerjilerinin çoğunu buna harcamaları sonucu iktidara gelmiştir. Bu heyecan sürerse de iktidardan inmesi zordur.
İkili ilişkilerde sürekli aldatılma korkusuyla yaşayan ve bu nedenle aldatılma görüntüleri ile zihnini dolduran insanların bu düşünceleri gerçek olur ve aldatılırlar.
Sürekli ishal olma endişesiyle yaşayan insanlar hep ishal olurlar. Zihinlerini değiştirmedikçe ishal gerçeği de değişmez.
Bilim dünyası son yıllarda şunu konuşuyor: Düşünce olmadan evren olamaz. Evren ancak birileri onu düşündüğünde varolabiliyor. Bu insanların yaşamları için de geçerli.
Sürekli parasızlıktan ve yoksulluktan bahseden insanların düşünceleri sürekli gerçek olur.
Dünya tarihinde kehanetlerin en büyük marifeti kendilerini gerçekleştirmeleridir. Batıl inançları olan insanları ele alırsanız, merdiven altından geçtiğinde başına kötü bir şey geleceğini düşünen biri nedense sıklıkla haklı çıkar.
Bir şeyi yapabilirim dersiniz veya yapamam dersiniz ama her iki durumda haklı çıkarsınız.
Çekim yasasını değerlendirmeye çalıştığım bu kısa yazıda hep olumsuz örnekler vermemin nedeni deveye diken gerekiyor olması. Nedense insanoğlu olumlu yaklaşımlara olumsuz yaklaşımlardan daha fazla şüpheyle yaklaşıyor. İnsanların hayatlarında bunu değiştirmelerinin zamanı geldi geçiyor.
Ben çekim yasasının olumlu tarafından bahsetsem ve desem ki istediğiniz arabayı hayal edin, yaşayın, heyecanını hissedin; çekim yasası size o arabayı er ya da geç verecek, bana “hadi ordan” dersiniz.
Ama size üzüntü kansere yol açıyor desem, sürekli depresyonda olduğunuzu tekrarlarsanız depresyona girersiniz desem “doğru valla” dersiniz.
Bu nedenle bu yazının başlığını “çekim yasası mucizesi”, “çekim yasası imkanları”, “çekim yasası güzelliği” gibi olumlu bir ifade yerine “çekim yasası sendromu” gibi olumsuz bir ifade olarak seçtim.
Tabii ruhların özgür iradesine inanırım. Siz istemezseniz olmaz. Böyle bir şey yoktur derseniz böyle bir şey yoktur, elbette sizin için yoktur. Bunun tek istisnası, çekim yasasının yerçekimi yasası kadar kesin olmasıdır.
Şimdi titreyecek ve kendinize geleceksiniz.
Benzer yazılar:
- Çekim yasasına dair büyük yanılgılar
- Çekim yasası ve web tasarımı
- Tercihli yol: olumlu düşünce
- Doğala özdeş aroma misali pozitif düşünce
Merhaba,
Daha dün aynı konuyla ilgili bir yazı yayınladım. Benzer sonuçlara başkalarının da vardığını görmek güzel.
http://kendiniver.blogspot.com/2007_07_24_archive.html
Selamlar.
kelime.
Konuyla bağlantılı olarak, What the #$*! Do We (K)now!? adlı filmi izlemenizi de öneririm
)
Sonuna kadar katılıyorum kitabın İngilizcesini okuduğum zaman işte olay budur dedim. Reiki 2. aşamda olan biri olarak her tanıdığıma ilettiğim şey şu: Kötü şeyleri zihninizden uzak tutun, inaşallah yerine olacak diyin. Evren bana doğru zamanda her istediğimi verecek, çünkü ben buna layığım demekle pozitif enerji yüklüyor ve evrene sesinizi duyurmuş oluyorsunuz.
Ne talihsiz kaderim var demeyi çoktan bıraktım… herhangi birşey için üzülmeye başladığım anda hayır hayır diye içimde yankılanan seslere kulak verdim ve hayatımda olan güzel şeyleri düşünmem mutlu olmama yetti bile… sinirlendiğimde mangalda kül bırakmayan zat-ı alim şimdiler de sadece 1-2 dakika düşünmeyle içimdeki öfeyi, kırgınlığı, negatif enerjiyi defedebiliyorum… herkes denesin bi zahmet…
Çok güzel bir yazı.üstüne söylenecel hiçbir şey yok.annanemim sözü aklıma geldi.aksi insanın işi ksi gider.sen de yazmışsın ya bu tip ata sözlerini.eskiler olayı çözmüş çoktan zaten.
benim kafama takılan şey şu ; kader faktörü ne olacak? örneğin varluşumuz ve beraberinde getirdiklerimiz kader değil mi?tamam bundan sonrası bize ait ama tesadüf(kader)dediğimiz şey yok olmuş mu oluyor?ne düşünüyorsun?
@adarshah: kader tanımı oldum olası çok tartışmalı bir konudur. benim kader konusundaki görüşüm şöyle: Allah birşeyi bildiği için yapmıyorsun sen onu. Allah senin ne yapacağını biliyor sadece. bir yerde yazılı olduğundan veya öyle yapmana karar verildiğinden değil.
ayrıca kuran’da der ki; ben ruhunuza kendimden üfledim. yani sen de yaratıcısın ve dolayısıyla yetki ve sorumluluk sahibisin. zaten öbür türlü cezalandırması mümkün değil. gerçi belirteyim ki cezalandırmaya da inanmıyorum. hepsi burada ve hepsi şimdiki zamanda.
insanoğlu kendi şansını kendi yapar.ama kader olayı derindir.beni aşar.gidin burdan tam birikimi alamzsınız onun için isalam filozoflarını okuyun derin bilgiler orda.
@ali arı: islam felsefesi ile “the secret” çelişen şeyler değil. tabii ki islam felsefesini de okumak öğrenmek faydalıdır.
Osmancım cevabın için teşekkür ederim.
benim de aklıma şimdi bişeyler geldi,yazıvereyim..bu tip konularda insan aklına en yatkın çözümler dinler bulmuş(ve bunu siyaset olarak dahi kullanmış..her inanış aşşağı yukarı aynı açıklamaları yapar.din desek daha doğru bence din başka iman başka.yeterki insan inançlarının altında ezilmesin.dinde dua denen şeye biz istemek diyoruz mesela….
bilim de artık metafiziği yabana atmıyor.tek bir mutlaklık olduğunu düşünmüyorım ve hiç bir durumun sebebini lineer bir düşünceyle tek bir sebebe bağlıyamayacağımız gibi.bir çok unsur sürekli birbiriyle etkileşim halinde.zincirleme bir gidişat yok.bu da bilinemezliğe yol açıyor.kuantumda ‘bilinemezlik kuramı ‘ :Atomaltı parçacıkları gözlemleyen bilim adamı net bir sonuca asla varamayacaktır.sebebi kendi atomlarının gözlemlenenle etkileşim halinde olmasıdır.ve 4 boyutlu evrenin biz yalnızca 3üncü boyutunu algılıyoruz.bir mutlaklığın olmadığını düşünerek akıl yürütmek,kestirme yoldan bitakım inanışlarda karar kılmaktan daha iyi değil mi?eğer bir bilinemzlik varsa kader bu olabilir diye düşünüyorum.
bazen ne kadar istesekte olmuyor.ben doğduğumda da afrikada çocuklar açlık ve susuzluktan üstlerinde kara sinekler uçuşarak yavaş yavaş acı çekerek ölüyorlardı, hala öyle.kim bilir onlar ne istiyorlar.ya da açlıktan durmuş kafaları istiyebiliyor mu?tanrıya inançları kalmışmıdır. o zaman bu trajediden ben de sorumluyum.
tamemen yanlış.gerçek zaten biz olmadan vardır.biz sadece düşündükelrimiz kadar gerçeği anlayabilirzi.ama metafizik koularda ise hadi bakalım hep berbaer düşünülelim ve gerçekleri metafizik kounlarında bullaım.bulabiliyorsak tabi ki de?imkansızdır.
”dünyanın en anlaşılmaz yanı, anlaşabilir olmasıdır” demiş Einstein.
sadece bizim değil,etrafımızdaki insanların olumlu olumsuz düşünceleri(anne ,baba gibi) de bizi etkiliyor.ortak bilinçaltını düşünecek olursak,insanların istekleri bir bütün şeklinde yaşamsal oluşum süreçlerini etkiliyor.bu durumda bireysel bir istencin ne kadar etkili olacağını bilemeyiz.diyebiilrsinizki onuda yönlendiren biziz.
hatta bazen akıldan silik ve kısa geçen bir düşünce de hayata hemen geçebiliyor.
metafiziğe gelince,bu konuda şahsi deneyimlerim olduğunu söylemekle yetiniyorum.
hiç bir isteğim yok .sadece yaşıyor ve izliyorum,evrenle bağlantımı kopartmamaya çalışıyorum.bu durumda ne olacağını bilmiyorum.hayırlısı olsun demekten başka söyleyecek sözüm yok.zengin olamayacağım kesin bu durumda;)))
hakikati ne kadar algılayabiliyoruz ve algılama kişiden kişiye değişiyor.bunu biliyoruz.görünen şey aslında kişilerin algı süreçlerinden geçerek öznel olarak biçim değiştiriyor.bütün bunlar rüya mı gerçek mi?biz mi dünyanın üzerinde yaşıyoruz,yoksa dünya kafamızın içinde mi?:)falanlar filanlar….
ya cidden şimdi benim kafam çok karıştı neye inanıcagımı şaşırdım the secret kitabını okumadan önce benimde başıma düşündüğüm şeylerin hemen hemen hepsi geldi ama ben onun sadece birer tesadüf olduguna inanmıştım mesela yola çıkıyorum çıkmadan önce içimden bi his şu arkadaşında seninle aynı otobüse bincek diyo ve ben arkadaşımı görene kadar inanmıyorum bu hisse ama arkadaşım otobüse bindiginde inanılmaz bir tesadüf diyip geçiştiriyorum bu olayı yani hayatımda bu ve bu gibi örnekler çok fazla çekim yasası cidden varsa bunu bilen insanların tümü mutlu ve huzurlulardır diye düşünüyorum ama bi taraftan da ben buna inanırken de dinimize ihanet etmiş gibi hissediyorum kendimi çünkü isteklerimin çogunu Allahtan diledim ve oldular biliyosunuz bu dünyayı o yarattı ve her şey onun elinde şimdi bunu çekim yasasından dilememi söylüyorsunuz bu çok karışık bi duygu neyse bunlara cevap arıyorum şimdiden teşekkürler
@tugba: bu önemli bir yanılsama bunu hemen düzeltelim.
çekim yasası, diğer her şey gibi allah tarafından yaratılmıştır. bu da demek oluyor ki eğer sen yerçekimini kullanarak “allah’ım şimdi elimden bırakacağım bu kalem yere düşsün” dediğin zaman yerçekiminden bir şey dilemiş olmazsın, yine allah’tan dilemiş olursun.
yani çekim yasasını zaten biliyormuşsun şimdi kitaplarda gördün, durumu anladın diye bir şey değişmek zorunda değil.
sen yine ne istiyorsan allah’tan dile, o senin dileklerini yerine getirirken ister çekim yasası kullanır ister başka yasa kullanır.
demem o ki, şaşıracak ya da karıştırılacak bir durum değil bu. ortada bir tezat yok. hal böyle iken çekim yasasında dair diğer yazılarımı da okumanı rica ederim.
sevgiler.
ben bütün dünya için barış ve huzur diliyorum.hadi bakalım.
teşekkür ederim osman bey anlıyor gibiyim sanki çekim yasası hakkındaki düşüncelerim biraz olsun degişti ama secret kitabında ayrıca dileginiz olmuş gibi davranın diyordu mesela kitapta bir örnek vardı birisi sevgili istiyormuş sevgilisi varmış gibi yatagını düzenlemiş gardorabında sevgilisi için yer açmış falan bu biraz da delilik degil mi yani ben sevgilim olmadıgı halde nasıl sevgilim varmış gibi davranabilirim çok teşekkür ederim size bu sorum belki direkt kitabın yazarına yöneltilmeli ama size soruyorum yorumunuzu merak ettim hoşçakalım
@tugba: kitaptan verdiğiniz örnekler kişisel yöntemlerdir. dileğiniz olmuş gibi davranmak için mutlaka bunları yapmanıza gerek yok.
bakın fiziksel olarak hareket etmekte sorun yaşayan bazı insanlar göz ile namaz kılarlar. gözle namaz kılmak konusunda bilgiye çok çabuk ulaşabilirsiniz.
bu tarz yöntemler kullanmak delilik değil, sadece kişilerin tek tek kendilerine göre seçtikleri yöntemler. önemli olan ise davranıştan ziyade bunların size verdiği his.
sevgiliniz olmadığı halde şimdi kendinizi çok seviliyormuş gibi hissedebilirsiniz. sağlıklı olmadığınız halde kendinizi sağlıklı hissedebilirsiniz.
çekim yasasının iddiası siz içinizdeki hissiyatı güçlendirdikçe evrenin isteklerinizi yerine getirmek için size yardımcı olacağı.
mış gibi yapmaya dair bir not:
derler ki hz. muhammed şöyle dermiş; dua ederken istediğiniz şey olmuş gibi dua edin.
yani sadece dileğimizin olacagına inanarak da istediğimizi elde edebilir miyiz? hz muhammed(s.a.v) sözünü de duymamıştım böyle örnekler verdiğiniz için teşekkürler best wishes
@tugba: evet çekim yasasının da iddiası bu zaten. geri kalan yöntemler sadece dilediğiniz şeyi elde ettiğiniz hissini artırmak için önerilen şeyler.
@tugba:
pardon, lafa karışmak gibi olacak…
çekim yasası açlığa karşı duyarlı. Bir şeyi umutsuzcasına ya da çaresizcesine istemek gizli gizli olacağına inanamamayı getiriyor beraberinde.
Osman’ın dediklerine katılıyorum.Sevgili isterken önemli olan sevildiğini hissetmek. Bunun için kaygılanmayı bırakmak. Diğer sevgi türlerine açılmak. Kendini akışa bırakmak, “şimdi buradaydı birazdan gelir” gibi bir his. Bu hissi yaratacak eylemler farklı olabilir. Okuduğum bir roportajda sevgili isteyen çift kişilik yatak alsın diyordu ki bence çok mantıklı. Gidip tek kişilik almanın altında olumsuza inanç var çünkü.
Allah herkesin gönlüne göre versin:) Selamlar herkese.
@kelime
evet haklısın ama ortada bişey yokkende gidip ona göre bişeyler satın almak bana mantıklı gelmiyo bilmiyorum yaw her şey zamanında güzeldir yani bir sevgili oldugu zaman beraber bişeyler almak daha zevkli olmaz mı konudan mı sapıyorum ne neyse yaw ii günler
@osman
teşekkürler osman ii günler dilerim
@tugba: ben teşekkür ederim, iyi günler.
10 senede 3 tane çift kişilik yatak aldım 10 senedir tek başıma yatıyorum.sevgili falan gelmedi
ve hep yatagın diğer yarısında yatıyorum,ortada da değil:))
@adarshah
peki sevgilinin olabilecegine gönülden inandın mı?
@adarshah: öyle bir söylemişsin ki az daha inanacaktım :p
@adarshah
aaaaaaaaaaa ciddi degilmiydi ben de cidden yorum yaptım yaw neyse napalım dumura ugradım ii akşamlar:(
yoooo ,ciddiydi..gerçekten öyle.kim gönülden bir sevgili istemezki,tuğbacım:)belki on değil daha fazla zaman geçmesi gerekiyor olabilir;)
şimdi gönülden eyüp sabrı bekliyorum.
ii bakalım ben de çekim yasasının gerçekliğini deneyerek test edicem bakalım ne olcak sonuçları yazarımm ben de gönülden imkansız aşkı dinliyorum hehe:)
olumsuzu göstererek olumluya giden yolu açmak oldukça güzel bir fikir.. tebrik ederim.. çekim yasasını öğrendikten sonra şöyle bir geçmişime bakınca aslında farkında olmadan bu yasayı iyi yada kötü yönde kullanmış olduğumu fark ettim.. şaşırtıcı ama gerçek bir deneyimdi benim için.. akp hükümeti için söylediklerinize de katılıyorum.. şimdi yaşadığım her saniye geleceğe dair güzel şeyler hayal ediyor ve şimdiden, gerçekleştikleri için teşekkür ediyorum.. hatta bence ankara da her kes için fazlasıyla su var.. umarım tüm insanlık kendi iç enerjisini keşfeder..
Merhabalar.Ben kitabı daha yeni okudum.Normalde o tip kitaplar dikkatimi çekmez ama secret gerçekten de dikkatimi çekti bir de fazlaca iddialı oluşu da etkiledi.Ben normalde çok karamsar bir insanım bu nedenle o kitabı okuduktan sonra şimdiki yaşadıkalrımın nedenini de anlamış oldum.Düşüncenin gücü adına bir örnek vermem gerekirse küçüklüğümden bir örnek vereceğim.Evet küçük bir örnek ama kitabı okuduktan sonra aklıma geldi ve beni etkiledi.
Sanırım liseye geçtiğim yazdı henüz hiçbiryere gitmemiştik aynı binada oturduğumuz arkadaşlarla bütün gün sıkıntıdan patlıyorduk.Dışarıdaki banklarda oturup ilgimizi çekecek şeyler arıyorduk.Kütüphaneye faln gidip astrolojiyle ilgili kitapalrı karıştırıyorduk faln.Sonra neyse nereden aklımıza geldiyse düşünce gücümüzle neler yapabiliriz diye konuşmaya başladık.O anda aklımıza küçük bir şey geldi.Bir arkadaşımızın kardeşi bisikletiyle etrafta dolaşıyordu biz de “Herkes Yiğit’in bisikletiyle yanımıza gelip duvara elini yaslayacağını hayal etsin bakalım oluyor mu?”dedik.(biliyorum biraz saçma ama:))Neyse herkes gözlerini kapadı el ele tutuştuk ve herkes onu hayal etmeye çalıştı.Sonuçta yarım saat kadar sonra Yiğit yanımıza geldi ve dediğimiz yerde durdu.(Elini duvara yaslamadı ve biz o zmn “bunu başaramadık” die düşünmüştük ama aslında %90′ını başarmışız.:))
evet başarmışsınız cidden ama ya benim aklımı çok karıştırıyo sanırım kitabı okuduktan sonra daha da çogaldı bu çekim yasasının düşündüklerimi yapması ya da ben yeni fark ediyorum ama hep kötü düşündüklerim oluyo cidden iyi düşünmeye çalışsam da öyle oluyo şuanda bunu söylerken bile çekim yasasıa kötü düşündüklerim olsun diyorum biliyorum ama öyle işte Allahm nolur bizi iiilerle karşılaştır :=)))))))
bende kitabı okumadan önce yaşadığım bi olayı anlatmak istiyorum.uzun zamandır ayrı olduğum,ama çok sevdiğim,hala aşık olduğum biri vardı.çok kızgın olduğum için 7 ay önce onu telefonumun rehberinden silmiştim.işte 7 ay sonra günün birinde bi şarkı dinledim ve o an onu telefon rehberime ekledim,ve o şarkıyı da zil sesi olarak ona atadım.ertesi gece beni aradı.çok şaşırmıştım.kitabı okuduktan sonra direk aklıma bu geldi.bende paylaşayım dedim.tabiki de Allah inancım sonsuz,ama ben hep olumsuz olan şeyleri düşünüp,bunların bazılarındanda (aşık olduum kişiyle ilgili olanlarından) nedense zevk alırdım.(sonra böyle bi olay da başıma gelmişti).yani demem o ki,olumsuz düşünce=ağla ağla nereye kadar.biyerden sonra yorucu ve yıkıcı oluyo hakkaten.olumlu düşününce mutlu olduğumu gördüm.(gerçi kitabı okuduktan biraz zaman geçince insan yine olumsuz düşünceler kapılabiliyo.)ama neyse yani,olumluyu düşünmekten bi zarar çıkmaz diye düşünüyorum.
evet haklısın ben de bi şok oldugum olayı sizlere anlatmak istiyorum anı defteri gibi oldu ama neyse:)ben daha lise 1deyken günlük tutmşum geçenlerde okudum ve cidden çok şaşırdım bu kadr da olmaz dedim neyse ben konuya geçiyim lise 1. sınıfta hangi bölümü seçicem telaşı vardı işte hocalar hep kendi bölümlerine çağırıyolardı tm ye gel,yabancı dile gel fene gel falan ben de günlüğüme aynen şunları yazmışım” Allahım hangi bölüme gidecegimi bilmiyorum tm ye gidersem hukugu istiyorum avukat tugba,yabancı dile gitsem ingilizce ögretmeni tugba ama yabancı dil çok zor bundan 2 sene sonra acaba 100 sorudan 90 netle üniversiteyi kazanmış olarak ingilizce ögretmenliğine mi gidicem ”evet bugun geldiğim nokta şu yabancı dil bölümü seçtim yabancı dil sınavında 90 net yaptım şuanda selcuk üniversitesinde 3. sınıf ingilizce ögretmenliğinde okuyorum hani diyordu ya kitap ”geleceginizin mimarı sizsiniz” diye gerçekten bizmişiz buna gönülden inanıyorum saglıcakla kalın!!!1
arkadaşlar cekim yasasına inanın ben the secret’i okudum ve okudugum gün uygulamaya basladım gercekten işe yarıyor.sadece bıraz sabır edın olacakları hemen beklemeyi istemeyin isteyin ama soyle olayları olmus gıbı gorun yanı gerceklesmıs sekılde hayal edın bırazcık sabır ama bu herkese göre degısıyor.dunyanın ılgınc duzenı bu olsa gerek yanı kuantum fızıgı devreye gırıyor.beynımızın % 10 unu bıle kullanamıyoruz daha.kımbılır dunyada beynımızle ılgılı daha neler var. ne diyor mevlana:GÜLÜ DÜŞÜN GÜLİSTAN OL DİKENİ DÜŞÜN DİKENLİK OL.siz düşünceden ibaretsiniz.YÜCE ALLAH BIZI YARATTIGI İÇİN ŞÜKÜRLER OLSUN HEPİNİZ ALLAHA EMANET OLUN
arkadaşlar secret kitabı gerçekten çok güzel ama daha da güzel olan ve işin asıl felsefesinin anlatıldığı ve hayatınızı secret ten daha çok değiştirecek olan bir kitabı tavsiye etmek isterim. “tanrılar okulu” .. mutlaka ama mutlaka okuyun..
ya arkadaşlar bende okuyorum çekim yasası kitabını ve sürekli bu konuyu araştırıyorum.ama aklıma takılan bşy var.şimdi ben kendimi gelecekte mutlu görmek istiyorum ama sewdiğim insanla.yani eğer gelecekte mutlu olacaksam benimle benzer özellikte olan bi insanı mı kendime çekerim yoksa sevdiğim insanımı.ben sürekli sewdiğim kişiyi düşünüyorum ama kitapta diyorki benzerlerinizi çekersiniz.ya sevdiğim insanla farklılıklarımız varsa ve ben kendime daha çok benzeyeni çekersem?bunu istemiyorum.yani kısacası ben kimi düşünürsem onu çekermiyim?cv bilen bu konuda tecrübeli,bilgili kimselerden cv bekliyorum.şimdiden teşekkürler.
Blue angel kitapta benzer olanı çekersiniz derken düşüncelerinizin benzerini demek istiyor. Yani hangi frekanstaysan ona benzer şeyleri çekersin diyor kişi babında diil.Yani sürekli iyi şeyler düşünüp onlara yoğunlaşırsan iyi şeyleri çekersin.Kötü şeyleri düşünüp karamsarlaşırsan da istemediğin şeyleri çekmiş olursun.Kişi olarak kimi istersen çekebilirsin sanırım ama tanışmak anlamında olabilir çünkü bi kişinin seni sevmesini dilersen bunda karşındakinin de frekansı devreye girer.Aslında bende bu konuyu tam olarak anlayabilmiş değilim.Kitapta bir düşünceye yoğunlaşarak başka bir kişinin hayatına müdahele edemeyeceğimi söyleniyordu.Yani kurallar sadece kendimiz için.Ama şöyle de birşey var biz bir kişiyi kendimize secretla aşık edebiliyosak bize aşık olanlar da secretla bunu yapabilir.Ortalık karışmaz mı o zmn? Valla bende tam olarak bilmiyorum gerçi bir de ben Resimli Secret diye bir kitap aldım.Hz. Süleyman’ın şifreleri kullanılarak yapılmış resimler var içinde.(Ben hala anlayamdım ne olduğunu bana normal resimler gibi geldi ama:)) aşkla ilgili bir resim var bi çerçevede kızla oğlan resmi çizilmiş.Orda diyo ki “size aşık olmasını istediğiniz kişinin resmini ve kendi resminizi oraya yapıştırın size aşık olacaktır.” Bilmiyorum denemedim henüz düşününce çok güzel gibi geliyor bir açıdan da bizi de biri bu yöntemi kullanarak kendine aşık ederse fikri de çok hoş gelmiyor bana.Ama bence şöyle olabilir.Mesela birini seviyosun platonik olarak tanışmadın da.Secretı kullanarak onunla tanışma fırsatını,arkadaş olma fırsatını yakalayabilirsin.Ama gerisine karışılmaz sanırım:)
Bir de ben bu Secret’ı okuyalıberi hayatımda çok bişey değişmedi ama birtakım küçük şeylerde olduğunu hissedebiliyorum.Mesela bir gün sabah erkenden bir işi halletmek için biryere gitmem gerekiyordu.Tek başıma da gitmeyi istemiyorum erken de gitmem lazım kime sorsam diye düşünürken o gün kuzen sabahleyin “napıyosn ya canım sıkıldı bugün” diye mesaj attı.(ki normalde sabah atmaz.)Bende hemen fırsatı değerlendirip işte birlikte gidelim şunu halletmem lazım sonra da gezeriz faln dedim.Öylece oldu.Ya da mesela bir şey lazım oluyor.Nasıl bulcam ben onu faln derken bir yerde hemen işime yarayacak şeyi buluveriyorum.Arkadaşlar farkında olmak çok önemli.Bir şeyi isterken onu kendinize doğru çektiğinizi düşünün.Resimli Secret kitabını da öneririm.İstediğiniz şeye resimler sayesinde daha kolay yoğunlaşmanızı sağlıyor.Reklam olmasın da Genç Gelişim ve Genç Öğrenci dergisi hediye olarak veriyor.Kitap normalde 6.95 ytl ama dergiyle birlikte 3 ytlye alabiliyosunuz.:)))
Arkadaşlar, bence önce düşüncelerimizin farkınd olmalıyız.Çünkü düşüncelerimiz ,zih
nsel işleyişimiz,ruhumuz…hepsini bir bütün olarak kullandığımı için tüm bu özellikerimizle, özellikle yaşam biçimimizle, bize benzer insanları istemeden bulur ,onlara doğru çekiliriz,onlar bize,onlar diğer benzerlerine,diğerleri,bize doğru çekilebilir.basitçe düünürsek;bunu zaten yaptığımızı görürüz.başlangıç ve bitiş noktası olmadığını düşünün.çizgisel düşünmeyin.bakın geçmekte olan yaşantınıza.bunun zaten hep böyle olduğunu göreceksiniz.bu enerji işleyişinin zaten çok küçük bir parçasıyız.herşeyi ve herkesi bir bütün olarak,küresel biçimde ele alın.farkında olmadan neler düşündük…içimize bakıp düşüncelerimizin öncelikle kendi zihinsel,yaşamsal yapımızın, yaşantımıza nasıl etkiler yaptığına,nelere evet diyip nelere hayır dedğimizle,ilgili olduğunu,bizim dışımızda da bi takım başka bir sürü unsurun olduğunu ve bu unsurların sürekli birbiriyle etkileşim halinde olduğınıu görebliriz.yani eğer çekim yasasını anladığınızı düşünüyorsanız, bi de şunu soralım o zaman;bu yasanın İŞLEYİŞİ
NEDİR.?
NEDİR.?
öZÜR DİLERİM HERKESTEN.yalnışlıkla ,yukardaki bozuk cümleleri,düzene sokamadan nasıl olduysa anlamadım gönderiverldi:……:)
sanırım bu da çekim yasası.demin yazı yazarken,içimde biryerde Offf!gel bide bu cümlereri düzenle paragraf yap amaaan..diyordum.Tabiki dikkatim dağıldı ve istemeden bir tuşa bastım ve yazı ben onu düzenlemeyefırsat vermeden”peki kardeşim sen uğraşma dedi çekti gitti.üzerine bir o kadar daha yazmam gerekti….
yalnız bedenle beyni de birbirinden ayrı düşünmeyelim…bir bütün heşey.
herkese çoook çok sevgiler:)
ben şuradan başlamıştım; bir insan olarak benim doğadaki yerim ne?
bana bu sorumun cevabını Wilhelm Reich vermişti…(sonra tüm kitaplarını okuma fırsatı buldum.) ‘Dinle küçük adam’ kitabı hoşunuza gidebilir.birazda geçmişe bakabilirsiniz.
Şöyleydi cevabı; insan denen varlık….doğaya ait memeli bir hayvandır..(burda doğa dediği tüm evren)
Eğer bu büyük bilim adamı öncelikle kendi bilimsel aracını, algılarını düzene koymasaydı,böyle büyük bir insan olur muydu?evrenin Ortak İşleyiş Yasasını keşfedebilir miydi.insanların mutluluğu,özgürlüğü için hertürlü baskıya rağmen gerçekleri araştırmaya devam edebilir miydi?varını yoğunu bu uğurda harcayabilir miydi?bu güçlü aşk ve insana olan inanç gelişir miydi?
….ve bu yüzyılın ikinci yarısına gelmeden almanlar tarafından öldürülür müydü?…tıpkı İsa gibi ve doğruyu söyleyip 9 köyden kovulanların trajik hikayelrindeki gibi. ….
şimdi kalkmış bizlere, sanki bir büyücü gibi hayallerimizin Hop! diye gerçek olabileceğini söyleyen bu fikir üzerinden kitaplar satıp,filmler satıp bu fikrin üzerinizden yine kar sağlıyorlar…evet anlatılanlar doğru da anlamak için zemini yok.diyorki; ben zengin bir Amerikalıyım.nasıl yaptım bunu,al oku diyor…adam o kitabın parasını yerken biz burada hala ekonomik zorluklarla uğraşıyorsak herhelde biz bunu istediğimiz için böyle oluyor.di mi? bknz:( çekim yasası sendromu;)
herkese sevgiler…eğer biz bunu tartışabiliyorsak benzer insanlarız di mi:)
çok eminmişim gibi söylemek istemiyorum ama reich’ı amerikalılar öldürdü maalesef.
olabilir..yalnış hatırlıyor olabilirim.ama peşindekiler nazilerdi,attılar hapse hem de yalanyalnış sebeplerle ve nasıl öldüğü belli değil sanırım hapishanede.ama kurduğu enstitüyü almanlar işletiyor şimdi…yoksa avusturyada mıydı W.R. Museum …karıştırmiim.meraklısı arar bulur…
zaten böyle milliyet ismi söylemeği sevmiyorum ırkçılık yapar gibi..nazileri kötüleyebilirim,almanları ama diyememki bu kültür hiç sağlam,büyük adam çıkartmamıştır…en bütyük örneği, niesche’dir mesela …di mi?
sadece döneme ağırlığını koyan kültürlerin ismleri olarak addediyorum.ama şu bir gerçekki kapitalizm gagamıza etti…kaynağıda belli.
iyiki şu zemini oluşturdunuz mösyö Osman.zemini oluştudunuz ve çektiniz beyinleri tebrikler efem.teşekkürler…
umarım yorumlarımda aşırıya kaçmıyorumdur..
Eğer bu gerçekse neden doğuştan bunun bilgisine sahip değiliz de sonradan öğrenmemiz gerekiyor? Bu bilgi unutuldu mu, yoksa saklandı mı? Neden?
doğaya ait memeli bir hayvanız.doğuştan birsürü bilgiyle doğuyoruz…mesela hiç eğitilmemiş bir çocuk kakasını yapacağı zaman uluorta yerde yapmaz..içerden gelen bir bilgidir…bu son derece basit bir örnek…insan denen varlık doğuştan bir sürü yetenekle doğuyor ve sonra kullanulan duyu ve duyum organları gelişiyor..kullanılmayanlar köreliyor…ayağı alçıdan çıkınca küçücük kalanalar bilir:))kullanılmayan bacak kaslatı ve dokular işlevlerini yitirmeye başlamışlerdır….insan istese neler yapar..tanrı bize çok yetenek vermiş…biz uygar insan olarak bunları çoktan unutmuşuz..insan ırkına MAALESEF ki yazık olmuştur…
hakikat küçücük bir noktaydı…onu cahiller büyüttü demiş HZ. Ali…
düşünce sorun müthiş arkadaşım…düşünen insan için gelişme kaçınılmazdır..merak eder ,okur, gelişir….çok sevgiler ribky zekan aklın için.:)
Bildiğimden söylemiyorum; bana öyle gibi geliyor ki sadece güvememiz, kendimizi güvende hissetmemiz yeterli. Çekim yasasının ne olduğu, nasıl işlediği bizi ilgilendirmemeli. Neden güvende hissetmiyoruz? En azından kendim için söylüyorum bunu. Çekim yasasını doğru çalıştıracak anahtar bu olabilir mi acaba? Her şeyin hayırlı olacağına güvenmek…Çok da doğal gibi geliyor bana. Evrene bir şey sipariş etmeye de gerek olmaz o zaman. Şöyle evim olsun, arabam olsun falan gibi. Gelen zaten hayırlı olacaktır bu durumda.
Bir aksilik olmasına gerek yok. Olmasını beklemeye de gerek yok. Öyle ya neden aksilik olsun ki, evren bu zamana kadar bir aksilik olmadan gelmiş. Milyarlarca yıldır tıkır tıkır çalışıyor. Herşey olması gerektiği olmuş ve olmakta. Bizim yaşantımızda neden aksilik olsun ki…
Bir de bu yazdıklarıma inanabilsem. Hepimiz için güzel şeyler olmasını diliyorum.
Adarshah yanıtın için teşekür ederim.
Aklıma takılan bir şey daha var. Başkalarının sıkıntılarını , acılarını anlayabilmek için kendimizi onun yerine koymak, onun hissettiklerini hissetmeye çalışmak, benzer sıkıntıları kendi yaşamımıza çekmez mi?