Archive for the ‘sosyoloji’ Category

Kestane kebap, acele kuantum

Wednesday, June 18th, 2008

Şu çılgın atom çekirdeği parçacıkları başlıklı yazımda parçacık (kuantum) fiziğinden kısaca bahsetmiştim. Yine geçenlerde yazdığım düşünce hızında bloglamak başlıklı yazıya gelen yorumlardan birinde de kuantum hakkındaki düşüncelerimi yazmama dair bir istek vardı. Bunu bir an evvel gerçekleştireyim istedim.
Bazı konuları bekletmemin bir nedeni var. Kuantum fiziği de bu konular arasında. Bekletme nedenim ise zihnimde konuyu yeteri [...]

İş hayatına hazırlık dersi

Saturday, October 27th, 2007

Tunç Kılınç Fikir Atölyesi’nde kaydadeğer bir soruyu ele almış. Üniversitelerde iş hayatına hazırlık dersi neden yok diye soruyor. Okunmaya değer bir yazı.
Ben de kendimce bu sorunun cevabını vermeye çalışayım.
Üniversitelerde iş hayatına hazırlık dersi olması imkansız. Başarıya giden yolda şeytana pabucunu ters giydirecek oyunlar oynamanın dersi bu. Tunç konuya iyimser / olumlu yönüyle yaklaşmış. O böyle [...]

Erbil bombalanıyor

Wednesday, October 24th, 2007

Hem Türkiye’deki, hem de dünyadaki medyanın nasıl kullanıldığına dair, nasıl yanlış bilgilendirme yapıldığına dair bir örneği daha yaşıyoruz şu anda.
Arkadaşlar, haritayı önünüze açıp bakarsanız göreceksiniz ki Şırnak’ın altı Erbil’dir. Erbil şu anda Türk Hava Kuvvetleri tarafından bombalanıyor.
Eğer bu harekatı Amerika, İngiltere ya da İsrail yapıyor olsaydı gazetelere düşecek manşet veya tv haberlerinde izleyeceğimiz haber başlığı [...]

İmzanız sandığınızdan daha önemlidir

Friday, October 19th, 2007

link için Ayşegül Hatay’a teşekkürler.

İnsana verilen değer açısından ‘New Age’ düşünceleri

Friday, October 19th, 2007

Öncelikle belirtmek gerekir ki New Age teriminin Türkçesi Yeni Çağ düşüncesidir. Ancak günlük dilde yeni çağ düşüncesine ilgi duyanlar arasında yeni çağ dendiğinde akla bir çırpıda new age gelmiyor. Kaldı ki 1453 tarihinde İstanbul’un fethiyle başladığı kabul edilen bir Yeni Çağ daha var. Bu da tarih biliminin bir terimi. Bu nedenle new age’i anlatmak için [...]

Prezentabl olmak

Wednesday, October 17th, 2007

Cross-post:
Psychology Blog, 7 Mart 2006, Being Presentable
Hayatkisa.com, 27 Şubat 2007, Prezentabl Olmak
İnsan Kaynakları kitaplarında, gazetelerdeki iş ilanlarında sıkça rastladığım birşey bu. Toplumun genel algısında bir yeri var ki hiçbirimiz anlamını sorgulamaya gerek görmeden ne demek istendiğini anlayabiliyoruz. Ancak, günümüz dünyasında birçok konuda olduğu gibi prezentabl olmak konusunda da muazzam aldatmacalar söz konusu.
Kelime anlamı olarak prezentabl [...]

Ferrari’sini geri almak isteyen bilge

Monday, October 15th, 2007

Bayram ziyaretleri sırasında Ender Saraç’ın Ruhsal Gelişim ve Kader adlı kitabına göz gezdirme fırsatım oldu. Kitabın alt başlıklarından birini çok beğendim: Ferrari’sini geri almak isteyen bilge.
Ender Bey bu kısımda yeni çağ düşüncelerinden etkilenerek maddi dünyadan elini eteğini çekmek için çaba sarfeden, ancak bu hayatın geneli açısından dengesiz bir davranış olduğu için bu konuda çok zorlanarak [...]

Diğer insanlar ve zaman

Friday, October 12th, 2007

Bazen olgunluğu, huzuru insanlara hap gibi verebilecek birşeyler olmasını temenni ederim. Bir simyacının ütopyası gibi bunları düşünürüm. Elbette, öncellikle herkes birbirinden farklı olduğu için böyle bir hap bilgisi, iki sayfalık bir broşür oluşturup kişinin kendini birkaç saatliğine iyi hissetmesini sağlayarak gerçeği yakalaması ve sorunlarını bizzat kendi başına çözecek enerjiyi bulması mümkün olmayabiliyor.
Yine de; yemek, içmek, [...]

Evrensel enerjiyi merkezi idareye bağlamak

Thursday, October 11th, 2007

İnsanoğlundaki merkezi idare aşkı bambaşkadır. İnsanoğlu bir put yapar, kendi yapar kendi yapar kendi tapar. Peki evrensel enerjiyle merkezi idarenin alakası ne, evrensel enerji ne demek, kimler bu durumdan nasıl ekmek sağlıyor?
Şimdi efendim evrensel enerjiyi burada bir sembol olarak kullanıyorum ben. Yerine başka şeyler koyabilirsiniz. Dini inançları koyabilirsiniz, new age düşünce sistemini koyabilirsiniz, siyaseti koyabilirsiniz.
Biz [...]

Bir iletişim biçimi olarak kıskançlık

Monday, October 8th, 2007

Günün cross-post’u, Hayatkisa.com‘dan, 30 Mayıs 2007′de yazdığım bir yazı.
Bazı insanlar iletişim kurmakta güçlük çekerler. İletişimsiz yaşanamayacağı için de kurulamayan iletişimin yerine birşeyler koymak gerekir. İşte bu bazen kıskançlık olur. Bazı insanlar kıskançlık üzerinden iletişirler.
Kıskançlığın özünde kıskanan kişinin karşı tarafın zihnindeki değerini görme çabası vardır. Üzerinde ikiden fazla canlının yaşadığı bir gezegende bulunduğumuzu unutarak kıskanan kişi, [...]

Türkiye umumi tuvalet olur mu?

Friday, October 5th, 2007

Olur tabii neden olmasın? Yeteri kadar kurumda kadınlara ve erkeklere ayrı yerler ayrılırsa uzaydan bakıldığında Türkiye umumi tuvalet gibi görünür.
Sene olmuş 2007. Kendimizi külliyen sekse vermemiz gerekirken birçok yerde kadın erkek ayrımcılığı yapıyoruz. Bunu anlamak zor. Kadınlar da erkekler de tanışıp sevişmek istiyor. Neden mevzuyu bu kadar zorluyorsunuz ki?
Spor salonunda, restoranlarda, düğünlerde, cenazelerde, okullarda, kurslarda [...]

Yaşam koçluğu ve etik sınırlar

Sunday, September 23rd, 2007

Bu sefer de halk arasında paçavra hastalığı olarak bilinen, gerçekte ne grip ne de nezle olmayan, ateş yapan, kırıklık yapan, meşhur ve belki de dünyanın en eski hastalığı nedeniyle bloga elimi süremedim. Bilirsiniz; bu hastalık ilaçsız 7 gün, ilaçla bir hafta sürer.
Bu süre içerisinde kendi yaşamımı dönüştürürken öğrendiklerimi ve tecrübe ettiklerimi de zihnimde gezindirip durdum. [...]

The Secret’ın yankıları sürüyor

Sunday, August 26th, 2007

2006′da yayınlanan kitap ve dvd’den sonra çekim yasası üzerine yazılmış yüzlerce kitaptan biri olan The Secret üzerine yankılar sürüyor. Toplumun herhangi bir konuda çalıştırdığı yargılama sistemi bu kitap içinde geçerli.
Son günlerde en çok konuşulan şeylerden biri de kitapta yer alan David Shirmer’ın dolandırıcı çıkmış olması. Böylece toplum düşünmek istediği şeye bir pekiştirici daha bulmuş oldu [...]

Bodrum seks işçiliğinde lider

Sunday, August 26th, 2007

Biliyorum, bazılarınız diyecek ki yeni mi farkettin. Hayır yeni farketmedim. Sadece şuna takıldım. Geçen yıllarda Bodrum’da gece sokakta yürürken hala oraya senin benim gibi tatil yapmak amacıyla gelmiş kadınlar vardı. Bugün yoklar. Şaşkınlığımı gizleyemiyorum.
Dünyanın dört bir yanından getirilmiş kadınlar (evet insan ticareti var, kanlı canlı, şu anda yaşanıyor bu) barlarda pazarlanıyor. İnanmanız için gözlerinizle görmeniz [...]

Kadını aşağılamak nereye kadar?

Friday, August 17th, 2007

Haberleri takip etmeme inadıma rağmen bir arkadaşımın yolladığı bir link, bir kahvenin önünden geçerken gözlerimin televizyona takılması ve benzeri nedenlerle dünyada ne olup bittiğinden haberdar olmak zorunda kalıyorum.
Geçenlerde Semih Saka bir yazısında Hz. Muhammed karikatürlerinden duyduğu rahatsızlığı anlatmış, olayın karikatürle sınırlı kalmadığını ve terbiyesizliğin ayyuka çıktığını belirtmiş. Kendisine katılıyorum, bir yandan da verdiği linke kendisinin [...]