<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Osman S Börütecene &#187; Psikoloji</title>
	<atom:link href="http://osman.borutecene.com/category/psikoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://osman.borutecene.com</link>
	<description>alemlerin aslı hayaldir</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 12:22:21 +0000</lastBuildDate>
	
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İstek ve korkuyu birbirinden ayırabilmek</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/istek-ve-korkuyu-birbirinden-ayirabilmek/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/istek-ve-korkuyu-birbirinden-ayirabilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 15:55:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[amaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[hedefler]]></category>
		<category><![CDATA[istek]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam koçluğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kamyon.wordpress.com/2008/08/28/istek-ve-korkuyu-birbirinden-ayirabilmek/</guid>
		<description><![CDATA[Daha da açıklayıcı olmak gerekirse, gerçekten ne istediğimizi ve neyi korku nedeniyle istediğimizi zannettiğimizi ayırabilmekten bahsediyorum. Herkesin istekleri var. Bu istekler her zaman gerçekten kişinin istediği şeyler olmuyor maalesef. İsteklerimizden bazıları tamamen korku ve benzeri dürtülerle ortaya çıkıyor. Sonra da ben şunu istiyorum ama yapamıyorum / yapmıyorum / olmuyor diyerek ağlıyoruz. Bunun altında yatan esas [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha da açıklayıcı olmak gerekirse, gerçekten ne istediğimizi ve neyi korku nedeniyle istediğimizi zannettiğimizi ayırabilmekten bahsediyorum. Herkesin istekleri var. Bu istekler her zaman gerçekten kişinin istediği şeyler olmuyor maalesef. İsteklerimizden bazıları tamamen korku ve benzeri dürtülerle ortaya çıkıyor. Sonra da ben şunu istiyorum ama yapamıyorum / yapmıyorum / olmuyor diyerek ağlıyoruz. Bunun altında yatan esas nedenlerden biri isteği korkunun motive etmesi.</p>
<p>Daha iyi anlatabilmek için örnekleyelim. Neredeyse bütün üniversite öğrencileri okuldan mezun olur olmaz bir işe girmek &#8220;istiyorlar&#8221; ve bunu çoğu kez hiçbir biçimde enine boyuna düşünmeden şuursuzca, otomatikçe ve asla düşünmeden yapıyorlar. Bu istek de çoğu kez korkuyla şekilleniyor. Aileler çocuklarını başka ailelerin çocuklarıyla kıyaslıyor. Etraf &#8220;şu okuldan mezun olanlar şu kadar alıyormuş&#8221;, &#8220;filanca bölümden mezun olanları üçüncü sınıfta şirketler kapıyormuş&#8221; gibi kuyruklu yalanlarla kaynıyor. Bu sözler bazen iyimserlik ve olumlu düşünce içeriyor gibi görünse de aslen ciddi miktarda korku barındırıyorlar ve çoğu kez de gerçekle hiçbir alakaları olmuyor.</p>
<p>Kadın erkek ilişkilerinde de birçok ilişki korkuyla şekilleniyor ve korkuyla sürdürülüyor. Birçok kadın aile içi şiddete maruz kalıyor, çok çok kötü muamele görüyor ve medyada bunun nedeni birincil olarak ekonomikmiş ya da cahillikmiş gibi gösteriliyor. Korku faktörü unutuluyor. Bu kadınlar ailelerinin devamlılığını istedikleri hissiyle yaşıyorlar. Gerçekte ilişkilerine son verip tacize uğramadıkları bir hayat yaşamak istiyorlar ama bu istekleri korkularıyla bastırıldığı için (ki korkmak için çok nedenleri var) bu konuda harekete geçemiyorlar.</p>
<p>Üniversiteyi bitirir bitirmez bir işe girmek gibi, kadın erkek ilişkilerinde de yine okulu ya da askerliği bitirir bitirmez evlenilmesi gerektiği üzerine korku motifleri içeren bir yaklaşım var. Bu konuda korkunun birçok kaynağı var ama sanırım en büyük iki korku şu: &#8220;Ya başkaları gibi olamazsam?&#8221; (salaklığa dikkatinizi çekerim) ve &#8220;Ya ömrümün sonuna kadar evlenemezsem?&#8221;. Bu örneklerdeki derin korkuyu yaşayan çocukların yaşları en fazla 25. Yazıktır. Hayatlarını korkuyla şekillendiren bu insanlar, zannetmeyin ki bu yılları bu biçimde karar vererek geçirdikten sonra aradan zaman geçince rahatlıyorlar. Ellili hatta altmışlı yaşlarındaki bazı danışanlarım bile o yıllarda korkuların gölgesinde verdikleri en önemli kararlardan hala şikayetçiler. Yani korkuyla karar verdikten sonra nadiren doğru bir şeyi seçmiş olsalar bile durum değişmiyor.</p>
<p>Tüm bunlar depresyona merhaba demek ve onu bir ömür boyu yaşamak için en doğru adımlar. Seçimlerimizi yaparken gerçekten ne istediğimizle nelerden korkarak bir şeyleri istediğimizi sandığımızı ayrıdedebilmemiz lazım. Spor yapmaya başlamak isteyen biri kendine şunu sormalı: Bunu neden istiyorum? Bunu gerçekten istiyor muyum yoksa spor yapıp kilo vermezsem terkedileceğim için mi spor yapmak istiyorum. Eğer ikinci seçenek söz konusu ise o insan ya asla spora başlayamıyor ya da spor yaptıkça ömrü uzayacağına tam tersine kısalıyor.</p>
<p>Bu konuda bir başka yazıda gerçek isteklerin korku ile yönlenmiş isteklerden nasıl ayrıdedilebileceğini bazı yöntemler önererek yazacağım.
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/saddamin-idami-ve-haber-degeri/" rel="bookmark" title="30 December 2006">Saddam&#8217;ın İdamı ve Haber Değeri</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/is-hayatina-hazirlik-dersi/" rel="bookmark" title="27 October 2007">İş hayatına hazırlık dersi</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kisisel-degisimin-itici-gucu-istek/" rel="bookmark" title="2 October 2007">Kişisel değişimin itici gücü istek</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/mezunlara-duymak-istemeyecekleri-ogutler/" rel="bookmark" title="7 June 2007">Mezunlara Duymak İstemeyecekleri Öğütler</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 6.929 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/nial-kennedy-microsoft-surtusmesi/" rel="bookmark" title="7 December 2006">Nial Kennedy &#8211; Microsoft Sürtüşmesi</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/osman-pamukoglu-parti-kuruyor/" rel="bookmark" title="1 August 2008">Osman Pamukoğlu parti kuruyor</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/gunes-ve-gunah/" rel="bookmark" title="5 June 2007">Güneş ve Günah</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yuksek-pr-degerini-reklam-icin-kullanmak/" rel="bookmark" title="8 June 2007">Yüksek PR Değerini Reklam İçin Kullanmak</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 69.131 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/istek-ve-korkuyu-birbirinden-ayirabilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kestane kebap, acele kuantum</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/kestane-kebap-acele-kuantum/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/kestane-kebap-acele-kuantum/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jun 2008 11:33:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel değişim]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam danışmanlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/kestane-kebap-acele-kuantum/</guid>
		<description><![CDATA[Şu çılgın atom çekirdeği parçacıkları başlıklı yazımda parçacık (kuantum) fiziğinden kısaca bahsetmiştim. Yine geçenlerde yazdığım düşünce hızında bloglamak başlıklı yazıya gelen yorumlardan birinde de kuantum hakkındaki düşüncelerimi yazmama dair bir istek vardı. Bunu bir an evvel gerçekleştireyim istedim.
Bazı konuları bekletmemin bir nedeni var. Kuantum fiziği de bu konular arasında. Bekletme nedenim ise zihnimde konuyu yeteri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://osman.borutecene.com/su-cilgin-atom-cekirdegi-parcaciklari/" rel="bookmark" title="Şu çılgın atom çekirdeği parçacıkları">Şu çılgın atom çekirdeği parçacıkları</a> başlıklı yazımda parçacık (kuantum) fiziğinden kısaca bahsetmiştim. Yine geçenlerde yazdığım <a href="http://osman.borutecene.com/dusunce-hizinda-bloglamak/" rel="bookmark" title="düşünce hızında bloglamak">düşünce hızında bloglamak</a> başlıklı yazıya gelen <a href="http://osman.borutecene.com/dusunce-hizinda-bloglamak/#comment-7370">yorumlardan birinde</a> de kuantum hakkındaki düşüncelerimi yazmama dair bir istek vardı. Bunu bir an evvel gerçekleştireyim istedim.</p>
<p>Bazı konuları bekletmemin bir nedeni var. Kuantum fiziği de bu konular arasında. Bekletme nedenim ise zihnimde konuyu yeteri kadar anlatabilir hale getirmek. Okurlarım, arkadaşlarım, danışanlarım, müşterilerim, öğrencilerim her zaman insanların zihninde yeni kapılar açabildiğimi ve birçok konuyu çok kolay anlatabildiğimi söylerler ve ben de bununla pek gururlanırım. Ancak bunun arka planında yatan bir zihinsel süreç var. Yani bir şeyi algılamasını arzuladığımız insanların zihnini onikiden vurabilmek belli bir konsantrasyonu gerektiriyor ve bu konsantrasyon zaman alan bir şey.</p>
<p>Ancak şimdi hazır hale gelmeyi beklemeden yazmayı seçeceğim (belki de hazır hale gelmiştir bile de, aması var) çünkü anlatabilmek huyumun ve kabiliyetimin içerisinde hitap ettiğim kişi ya da kişilerin önyargılarından arınması aşamasına yardımcı olmak da var ve ben bu aşamaya eskisi kadar önem veremeyeceğim.</p>
<p>Yani anlattıklarımı ve anlatacaklarımı uzun uzun ispat etmekle, kaynaklar vermekle uğraşmayacağım demek istiyorum. İnternet çağındayız, bilgiye ulaşmak önceki dönemlere nazaran çok çok kolay ve ulaşmak, teyid etmek isteyen herkesin elinde çağdaş bilim okuyabilme imkanı var.</p>
<p>Konumuza dönersek, ben kuantum fiziğini sosyal düzeyde ele alıyorum. Yani bu açıkça demek oluyor ki; nasıl ki atom çekirdeği parçacıkları olasılıklar halinde gezinirken bizim gözlemimizle maddeye dönüşüyorlarsa aynı biçimde insan zihni, insanın içinde yaşadığı koşullar, diğer olasılıklara dönüşebilme imkanına sahip.</p>
<p>Biraz daha açalım. Kuantum fiziği bize açıkça diyor ki; zihin, bilinç olmadan madde varolamaz. İçinde yaşadığımız fiziksel dünya, şimdiye kadar alıştığımızın aksine tamamen kavramlardan, fikirlerden, düşünceden oluşuyor. Şimdiki zamanda yaşadığımız, algıladığımız fiziksel gerçeklik içerisinde size inanılır gelmeyecek derecede payımız var. Bu pay bizim irademizden, isteklerimizden, düşüncelerimizden oluşuyor.</p>
<p>Hal böyle olunca bizim bunları isteğimiz doğrultusunda değiştirebilmemiz de olanaklı. Böyle bir olanak karşısında insanın şaşırmaması, afallamaması imkansız, bunu kalbul ediyorum. Ama galiba buna kendimizi alıştırsak iyi olacak.</p>
<p>Aslında olaya tersinden bakacak olursak; üzerinde hiçbir etkide bulunamadığımız bir fiziksel dünyaya alışmak da kolay bir şey değil. Yani bir önceki aşamada gerçekliğini kabul ettiğimiz durum da bir alışkanlık; şimdi benim size artık buna alışalım dediğim şey de bir alışkanlık.</p>
<p>Ben mesela denizin üzerinde yürüyemem çünkü bunu yapabileceğimi aklım almıyor. Ama bunu yapabileceğini aklı alan biri denizin üzerinde yürüyebilir.</p>
<p>Denizin üzerinde yürümekten bahsettiğim zaman da yazımın başında yaptığım uzun girizgah anlam kazanıyor artık. Çünkü istediğiniz kadar itiraz edin, istediğiniz kadar palavra gelsin, istediğiniz kadar aklınız almasın (ki az evvel açık seçik söyledim benim de aklım almıyor) ama bunun olabilirliğini kabul etmek durumundayız. Yani görüşümüz alabildiğine açık olmalı.</p>
<p>Kuantum fiziğine sosyal açıdan yaklaşan ve benim gibi yaşamınızı şekillendirebileceğinizi söyleyen başka kişi ve kurumların aksine ben alışkanlık fikri üzerinde duruyorum. Bunun altını tekrar tekrar çizmek isterim. Kuantum bilgisine dayanıp bunu atom çekirdeğini oluşturan parçacıklardan kendi yaşamımıza transfer etmek istediğimizde yapmamız gereken ilk şey bu fikre alışmaktır. Çünkü hem yapabildiklerimiz hem de yapamadıklarımız çoğunlukla yapabilmeye alışık olduğumuz ve yapamamaya alışık olduğumuz şeylerden oluşuyor.</p>
<p>Yani kuantum fiziği ve buna sosyal alanda vakıf olabilmek zihni alabildiğine açmayı gerektiren bir şey.
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/dr-quantumu-dr-quantum-yapan-nedir/" rel="bookmark" title="19 September 2007">Dr. Quantum&#8217;u Dr. Quantum yapan nedir?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/tercihli-yol-olumlu-dusunce/" rel="bookmark" title="29 June 2008">Tercihli yol: olumlu düşünce</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/su-cilgin-atom-cekirdegi-parcaciklari/" rel="bookmark" title="7 December 2007">Şu çılgın atom çekirdeği parçacıkları</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/dusunerek-yaratmak/" rel="bookmark" title="9 July 2008">Düşünerek yaratmak</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 7.931 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yeni-wordpress-temasi-shonfonfe/" rel="bookmark" title="7 December 2006">Yeni WordPress Teması Shonfonfe</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/okullarda-fuhus-var/" rel="bookmark" title="4 June 2007">Okullarda Fuhuş Var</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yasam-koclugu-calismalari-nicin-bazen-yarim-kalir/" rel="bookmark" title="2 August 2008">Yaşam koçluğu çalışmaları niçin bazen yarım kalır?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/turk-bilmecelerinden-secmeler/" rel="bookmark" title="8 November 2007">Türk bilmecelerinden seçmeler</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 51.419 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/kestane-kebap-acele-kuantum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Az düşünebilmek</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/az-dusunebilmek/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/az-dusunebilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Dec 2007 22:20:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/az-dusunebilmek/</guid>
		<description><![CDATA[Hayatta birçok yanlış karar, yanlış dünya görüşü, kişinin kendi çıkarlarına aşırı aykırı davranışı vs. gibi şeyler haddinden fazla düşünmekten ileri geliyor. Bu yaşıma kadar gözlediğim en önemli şeylerden biri bu.
Çok bilen çok yanılır lafının yanına bir de çok düşünen çok yanılır diye bir söz eklemek lazım belki de. Tabii ki hayatta birçok konuda karar vermek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatta birçok yanlış karar, yanlış dünya görüşü, kişinin kendi çıkarlarına aşırı aykırı davranışı vs. gibi şeyler haddinden fazla düşünmekten ileri geliyor. Bu yaşıma kadar gözlediğim en önemli şeylerden biri bu.</p>
<p>Çok bilen çok yanılır lafının yanına bir de çok düşünen çok yanılır diye bir söz eklemek lazım belki de. Tabii ki hayatta birçok konuda karar vermek ince ince düşünmeyi gerektirir bunu reddedecek değilim ama sıkıntılı düşünceler, bir türlü karar verememek ya da birkaç ince ama küçük düşünceden yola çıkarak büyük kararlar vermek bahsettiğim zararlara örnek olarak verilebilir.</p>
<p>Hayatın her alanında ve her gün karşımıza çıkan, hepimizin içinde olan bir yanılsamayı anlatıyorum bunları söylerken. Çok düşünüyoruz. Olmadık konularda çok düşünüyoruz. Sonra da bu düşüncelerimizle kendimizi sıkıntılara sürüklüyoruz.</p>
<p>Bu mantık üzerinden hareket eden ve çok da başarılı olan bir terapi yöntemi var: Bilişsel terapi (cognitive therapy). Bu yöntem insan evladının yanlış akıl yürütme biçimlerini ele alarak bunları kişiye yakalattırıp zamanla daha aklı selim bir düşünce zincirini oturtmak üzerine kurulu ve bir hayli de işe yarıyor.</p>
<p>Böyle bir konuyu birden fazla yazıya dağıtarak ve bazı hususları ısrarla tekrar tekrar yazarak anlatmak lazım. Elbette bu, bizim konuya bir yerden başlamamızı gerektiriyor.</p>
<p>Bilişsel terapide en önemli ve en sık rastlanan yanlış düşünce biçimlerinden biri &#8220;ya hep ya hiç&#8221; düşüncesi. Buna göre kişi ya milyon dolarlara sahip olacağını ya da fakir, beş parasız kalacağını düşünebiliyor. Bu hata kavramına tartışma tekniklerinde de rastlıyoruz. Yanlış ikilem olarak Türkçeleştirebileceğimiz &#8216;false dichotomy&#8217; ya da &#8216;false dilemma&#8217;, tam da bu hatalı düşünce biçimini yansıtıyor. Bir başka deyişle buna &#8220;olmayan çelişki&#8221; de diyebiliriz.</p>
<p>Bu olmayan çelişkiye popüler bir örnek vereyim, yüz yılı aşkın bir süredir yaratılışa inananlarla evrime inananlar birbirleriyle tartışır ve her iki taraf da sadece iki ihtimal varmışcasına konuşurlar. Oysa evrim teorisinin doğru olması bir yaratıcının var olmadığı anlamına gelmez veya bir yaratıcının varlığı evrim teorisinin yanlış olduğu anlamına gelmez. Bu açık gerçeğe rağmen bu konuyu tartışanlar sadece iki ihtimal varmışcasına tartışırlar: 1) Evrim teorisi doğrudur dolayısıyla bir yaratıcı yoktur. 2) Evrim teorisi yanlıştır demek ki bir yaratıcı vardır.</p>
<p>Bu her iki olasılık da bizleri mutlak bir doğruya götürmez. Sadece az önce anlattığım &#8220;ya hep ya hiç&#8221; tarzı düşünceye güzel bir örnek oluştururlar.</p>
<p>Bir başka yanlış düşünce biçimi ise her şeyi bildiğini sanmaktır. Bu duruma örnek olarak ülkemizin son aylarda içinde bulunduğu sıcak gündemi gösterebiliriz. Kuzey Irak operasyonunun yapılmasının gerekip gerekmediği, böyle bir operasyon yapılırsa &#8220;başımıza neler geleceği&#8221; gibi konularda insanlar özellikle basında &#8220;biz bunu yapamayız, imkanımız yok, çılgınlık olur, a.b.d. bizi döver&#8221; gibi her şeyi bilebildiklerini sanan (tsk&#8217;nın askeri gücü, a.b.d.&#8217;nin askeri gücü, kürtlerin askeri gücü, türkiye&#8217;nin ekonomik koşullarının tamamı vs.) bir tavırla yazılar yazdılar. Benzer bir biçimde önceki gün yaşadığımız uçak kazası faciası hakkında da gerçekte bilgiye dayanmayan ama çok şeyi bilebiliyormuşcasına konuşan insan sürülerine rastladık.</p>
<p>Bu noktaya geldikten sonra tüm bunların az düşünmekle çok düşünmekle ne alakası var diye sorabilirsiniz tabii. Çünkü verdiğim örnekler az ya da çok düşünmekten ziyade doğru ya da yanlış biçimde akıl yürüterek düşünmekle alakalı. Ancak az ya da çok düşünmek arasındaki motivasyon farkı, yani az düşünmenin ya da çok düşünmenin nedenleri arasında anksiyete, yani huzursuzluk seviyesi gibi bir unsur var. Bu anksiyete de yanlış akıl yürütme biçimlerinden kaynaklanıyor. Yani depresyon durumunda çoğu kez depresyonda olduğunuz için yanlış düşünüyor olmazsınız. Daha ziyade yanlış düşüncelerden ötürü depresyona merhaba dersiniz.</p>
<p>Bu anlattıklarımı halka malolmuş haliyle &#8220;birine kırk kere deli dersen deli olur&#8221; biçiminde özetlemek mümkün. Ancak tek fark, burada kişi kendi kendine sen delisin diyor genellikle.</p>
<p>Yani; herhangi bir olay ya da hedef karşısında &#8220;ben yapamam, beceremem, imkanlarım zayıf, filancanın bunu becermiş olması benim de becereceğim anlamına gelmez&#8221; gibi düşüncelerin ardından geliyor o anksiyete ve sıkıntı. O sıkıntı arttıkça da kişinin yanlış zihin yollarında düşünmeye devam etme süreci uzuyor. İşte o çok düşünmek dediğim şey de bu çok düşünmek.</p>
<p>Bu konuya en kısa zamanda yeniden değinmeye çalışacağım.
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/politik-ve-dini-kelimelerinin-ceviri-kullanimi/" rel="bookmark" title="26 November 2007">&#8220;politik&#8221; ve &#8220;dini&#8221; kelimelerinin çeviri kullanımı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/maya-takvimi-ve-maya-kehaneti/" rel="bookmark" title="4 June 2007">Maya Takvimi ve Maya Kehaneti</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/az-dusunmek-2/" rel="bookmark" title="5 December 2007">Az düşünmek 2</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/youtubea-erisim-yasagi-hakkinda/" rel="bookmark" title="6 March 2007">YouTube&#8217;a Erişim Yasağı Hakkında</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 6.412 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/liderlik-yol-gostericilik/" rel="bookmark" title="27 June 2008">Liderlik, yol göstericilik?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bahara-dogru-koruyucu-yasam-koclugu-3-ask-ve-iliskiler/" rel="bookmark" title="20 March 2008">Bahara doğru koruyucu yaşam koçluğu 3 (Aşk ve İlişkiler) [güncelleme]</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/taklitlerimden-sakininiz/" rel="bookmark" title="6 July 2007">Taklitlerimden Sakınınız</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/televizyonun-yerini-internet-alinca/" rel="bookmark" title="20 December 2006">Televizyonun Yerini Internet Alınca</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 48.289 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/az-dusunebilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tipik bir psikoterapi seansı nasıl geçer?</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/tipik-bir-psikoterapi-seansi-nasil-gecer/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/tipik-bir-psikoterapi-seansi-nasil-gecer/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Nov 2007 21:18:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel değişim]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/tipik-bir-psikoterapi-seansi-nasil-gecer/</guid>
		<description><![CDATA[Cross-post demişken&#8230; Hayatkisa.com, 21 Mayıs 2007, Tipik Bir Psikoterapi Seansı Nasıl Geçer?
Bir psikoterapi seansı için tipik sıfatını kullanmak biraz yanlış çünkü herkes birbirine hem benzer hem de apayrıdır o yüzden bir kişinin psikoterapi seansı her zaman bir diğerininki gibi olmaz. Hatta çoğu kez farklıdır. Ama yine de herhangi bir terapi seansından bahsetmek, kısaca özetlemek, konuyu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cross-post demişken&#8230; Hayatkisa.com, 21 Mayıs 2007, <a href="http://hayatkisa.com/tipik-bir-psikoterapi-seansi-nasil-gecer/">Tipik Bir Psikoterapi Seansı Nasıl Geçer?</a></p>
<blockquote><p>Bir psikoterapi seansı için tipik sıfatını kullanmak biraz yanlış çünkü herkes birbirine hem benzer hem de apayrıdır o yüzden bir kişinin psikoterapi seansı her zaman bir diğerininki gibi olmaz. Hatta çoğu kez farklıdır. Ama yine de herhangi bir terapi seansından bahsetmek, kısaca özetlemek, konuyu merak edenler açısından merak giderici olabilir. Kişinin aklından geçen soru ise aşağı yukarı başlıkta yazdığım gibi olacaktır.</p>
<p>Eğer sıklıkla uygulandığı gibi haftada bir görüşme yapılan bir psikoterapi süreci uygulanıyorsa bazen seans yaşanan bir haftanın irdelenmesi üzerine gerçekleşebilir. Bazen de danışan kişi bir rüyasını ya da özel bir hatırasını ya da özellikle dikkatini çeken ve üzerinde durmak istediği bir olayı masaya yatırabilir.</p>
<p>Burada danışan kişinin terapinin hangi evresinde olduğu da büyük önem taşır. İlk aylar genelde insan zihninin, bilinçaltının garipliklerine, savunma mekanizmalarının yarattığı tuhaf sonuçlara ve kişinin kendisini inkar etmesi sürecine alışmakla geçer.</p>
<p>Sonraki aylarda ise kendi davranışlarını, akıl yürütüş biçimlerini, bilinçaltından gelen mesajları, bunların davranışlarına yansıyış biçimlerine iyi kötü tanımaya başlayan danışan kendi psikoterapisinin ve dolayısıyla kendi yaşamının kontrolunu biraz daha ele almış olur.</p>
<p><a href="http://hayatkisa.com/yakin-arkadaslariniz-terapistinizin-yerini-tutar-mi/" rel="bookmark">Yakın Arkadaşlarınız Terapistinizin Yerini Tutar Mı?</a> başlıklı yazımda da değindiğim gibi psikoterapist danışan kişinin kendi kendisini içine soktuğu çıkmazları görebilmesi için oradadır. Bu nedenle de aslında her psikoterapi seansı danışan kişinin bilincini artırmak ve kendi hayatına daha objektif gözlerle bakarak kendi hayatının sorumluluğunu üstlenebilmesini sağlamakla geçer. Ta ki kişi hayatını kendi tercihlerine göre yaşadığını, özgür olduğunu anlayana ve çevresinde değiştirebileceği etkenlerin sınırlı olduğunu anlayana dek.</p>
<p>Psikanaliz içeren bir psikoterapi seansı yapılıyorsa konu daha çok kişinin geçmiş yaşantısından bahsetmesi üzerinde yoğunlaşır. Burada, sanılanın aksine amaç kişinin geçmiş yaşamı içindeki açmazları, çıkmazları keşfetmek ve çözmekten ziyade kişinin kendi geçmişine nasıl baktığını anlamak, geçmişte gerçekleşip gerçekleşmediği bulanık olan birçok detayın kişinin hafızasında nasıl yer ettiğini anlamak ve kişinin geçmişi serbest bırakmasını sağlamaktır.</p>
<p>Geçmişi serbest bırakmak derken söylemek istediğim şey şu: Danışan kişi genelde çevresindeki insanları değiştirmeye çalışır. Psikoterapistten içinde bulunduğu koşulları değiştirmesini bekler. Zamanla danışan kişi psikoterapistten geçmişi değiştirmesini istediğini de farkedebilir. Bir başka açıdan bakarsak, kişi, “geçmişim değişmedikçe ben de değişmeyeceğim” düşüncesiyle kendi kişisel gelişmini kendi kendine engellediğini farketmelidir.</p>
<p>Uzun lafın kısası, psikoterapi seansı kişinin tarafsız bir göz ve kulak eşliğinde kendini tanıması ve arzuladığı değişimleri gerçekleştirmesi, bazen de ihtiyacı olmadığı halde ihtiyaç duyduğunu sandığı şeylerin gereksizliğini idrak etmesi üzerine kullanılan bir zaman dilimidir.</p>
<p>Tabii ki tek bir yazıya sığdırılarak anlatılabilecek birşey değildir.
</p>
</blockquote>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/supheleri-gercek-kilmak-icin-harcanan-cabalar/" rel="bookmark" title="9 October 2007">Şüpheleri gerçek kılmak için harcanan çabalar</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bagislamak-asmayalim-da-besleyelim-mi/" rel="bookmark" title="10 August 2007">Bağışlamak: Asmayalım da besleyelim mi?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/serbest-piyasa-aslinda-bir-kelime-oyunu/" rel="bookmark" title="11 November 2008">Serbest piyasa aslında bir kelime oyunu</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yasam-koclugu-ve-etik-sinirlar/" rel="bookmark" title="23 September 2007">Yaşam koçluğu ve etik sınırlar</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 6.038 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/erbil-bombalaniyor/" rel="bookmark" title="24 October 2007">Erbil bombalanıyor</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bodrum-kul-olmak-uzere-kimse-umursamiyor/" rel="bookmark" title="7 July 2007">Bodrum kül olmak üzere kimse umursamıyor</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/web-sitesi-nedir-nasil-yapilir/" rel="bookmark" title="13 December 2006">Web Sitesi Nedir, Nasıl Yapılır?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/deniz-baykal-iyice-saskinlasti/" rel="bookmark" title="29 May 2007">Deniz Baykal İyice Şaşkınlaştı</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 43.977 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/tipik-bir-psikoterapi-seansi-nasil-gecer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Psikoterapide ölüm</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/psikoterapide-olum/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/psikoterapide-olum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Nov 2007 21:05:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/psikoterapide-olum/</guid>
		<description><![CDATA[Cross-post zamanı. Hayatkisa.com, 31 Mart 2007, Psikoterapide Ölüm
Psikoterapide ölüme dair bir çok konu değerlendirilir. Kabaca sınıflamak gerekirse bunları ikiye ayırabiliriz; bir yakının kaybından doğan yas ve acı sürecinin değerlendirilmesi, ve kişinin kendi ölümüne dair duygularının, korkularının ve bunları bastırmaktan doğan rahatsızlıklarının değerlendirilmesi. Bir de, psikoterapide ölüm kavramının kullanımı söz konusudur. Teori, ölüm farkındalığının kişinin terapi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cross-post zamanı. Hayatkisa.com, 31 Mart 2007, <a href="http://hayatkisa.com/psikoterapide-olum">Psikoterapide Ölüm</a></p>
<blockquote><p>Psikoterapide ölüme dair bir çok konu değerlendirilir. Kabaca sınıflamak gerekirse bunları ikiye ayırabiliriz; bir yakının kaybından doğan yas ve acı sürecinin değerlendirilmesi, ve kişinin kendi ölümüne dair duygularının, korkularının ve bunları bastırmaktan doğan rahatsızlıklarının değerlendirilmesi. Bir de, psikoterapide ölüm kavramının kullanımı söz konusudur. Teori, ölüm farkındalığının kişinin terapi sürecine olumlu katkı sağlayacağı yönündedir. Yani kişi bir gün öleceğini iyice bellerse yaşama dört elle sarılabilir ve ruhsal rahatsızlıklarından en azından nevrotik olanlarının üstesinden daha hızlı gelebilir.</p>
<p>Evvela terapide ölüm farkındalığını ele alalım. Bu farkındalığı yaratmak için çeşitli yöntemler kullanılır. Kişinin kendi cenazesini hayal etmesi, vasiyetini yazması, kendi mezarını gözünün önüne getirmeye çalışması gibi oyunlar ölüm farkındalığını yaratmak ya da artırmak için kullanılan basit yöntemlerdendir.</p>
<p>Ancak görünen o ki ölüm farkındalığına sahip olmak herkesde aynı etkiyi yaratmamaktadır. Bir gün öleceğini ve bunun ne zaman olacağını bilemeyeceğini iyice anlamış biri hayata dört elle sarılmak yerine “ne de olsa bir gün öleceğim” fikriyle bunalım ya da depresyon sürecinin altından kalkmaya çalışmak yerine bunu iyice ertelemeye karar verebilir. Aynı koşulda bir başkası “daha ne kadar yaşayacağımı bilmiyorum ve hala yapmak istediklerim var” diyerek kendini nevrotik kısır döngüden uzaklaştırıp gerçekten değer verdiği faaliyetlere yönelterek terapi sürecinde büyük bir yol alabilir.</p>
<p>Bir yakının kaybına dair acı ve yas sürecinin değerlendirilmesi de bireyin kendi ölümüne dair duygularını, korkularını yüzeye yakınlaştıran süreçleri inceler. Bazen bir yakının kaybının getirdiği acı birebir kişinin kendi ölüm korkularıyla alakalı olabilir. Ya da böyle olmasa bile kişinin kendi ölüm farkındalığına değinmede yardımcı bir etmen olarak kullanılabilir.</p>
<p>Kişinin ölüme dair duygularını ortaya çıkarabilmekte yardımcı tekniklerin arasında rüya analizleri de bulunur. Genel bir ipucu vermek gerekirse kişinin yaralandığını, vücudunda değişimler meydana geldiğini gördüğü rüyalar çoğu kez kişinin ölüm korkularına işaret eder. Bu rüyalarda yer alan diğer sembollerin analizi kişinin ölüme dair korkularını, ve farklı duygularını, ölüm kavramını ölüm dışında nelerle bağdaştırdığını anlatır. Bu sembolizmin çözümü de insanoğlunun ölüme dair duygularını daha iyi kavramasına yardımcı olur.</p>
<p>Ben kendi terapilerimden birinde bir yakınımın kaybının ardından cenaze günü şöyle bir rüya görmüştüm:</p>
<blockquote><p>Rüyamda terapi seansını yaptığımız odadayım ama odada sadece ben ve kaybettiğim yakınım var. Birşeyler konuşmaya çalışıyoruz. Fazla detay yok. Terapist odada olmadığı için şaşırıyorum. Tabi ölen yakınımın da odada karşımda canlı olarak durması da beni şaşırtıyor</p>
</blockquote>
<p>Şimdi bu rüya her ne kadar bir yakınımı kaybetmemin ardından cenaze günü gördüğüm bir rüya ise de mutlaka birebir ölümle alakalı olmayabilir. O günün gecesinde bu rüyanın henüz yeni tanıştığım ve üzerinden 3 ay bile geçmemiş olan terapistimin gerçekte canlı olmadığını düşündüğümü (bilinçdışından) yansıttığı biçiminde yorumlamıştım.</p>
<p>Yani ölüm kavramı, ölüm kavramını içeren rüyalardaki sembolizm her zaman kişinin kendi ölümüne dair veriler taşımadığı gibi her zaman ölüme dair veriler de taşımaz.</p>
<p>Psikoterapide ölüm kavramının kullanımı ve terapötik etkisi elbette bir yazıya sığdırılabilecek ufaklıkta değil. Yine de psikoterapide ölüm kavramına dair yüzeysel bir bilgilendirme yapmaya çalıştım.
</p>
</blockquote>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yarin-diyarbakirdayim/" rel="bookmark" title="11 July 2008">Yarın Diyarbakır&#8217;dayım</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/lynin-hakli-tepkisi-su-sorunu-ne-olacak/" rel="bookmark" title="11 April 2007">Lyn&#8217;in Haklı Tepkisi: Su Sorunu Ne Olacak?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/openmoko/" rel="bookmark" title="11 January 2007">OpenMoko</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/empati-seviyeleri/" rel="bookmark" title="19 July 2007">Empati Seviyeleri</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 5.890 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/youtubea-erisim-engellendi-namusumuz-temizlendi/" rel="bookmark" title="7 March 2007">YouTube&#8217;a Erişim Engellendi, Namusumuz Temizlendi</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/web-sitesi-tasarimi-yaparken-nelere-dikkat-etmeliyiz/" rel="bookmark" title="18 December 2006">Web Sitesi Tasarımı Yaparken Nelere Dikkat Etmeliyiz?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/dunya-nufusunun-bilgi-seviyesi/" rel="bookmark" title="26 June 2007">Dünya nüfusunun bilgi seviyesi</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/osman-ve-mimler/" rel="bookmark" title="17 August 2007">Osman ve mimler</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 45.311 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/psikoterapide-olum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erbil bombalanıyor</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/erbil-bombalaniyor/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/erbil-bombalaniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Oct 2007 12:34:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Virtualization]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[konjonktür]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/erbil-bombalaniyor/</guid>
		<description><![CDATA[Hem Türkiye&#8217;deki, hem de dünyadaki medyanın nasıl kullanıldığına dair, nasıl yanlış bilgilendirme yapıldığına dair bir örneği daha yaşıyoruz şu anda.
Arkadaşlar, haritayı önünüze açıp bakarsanız göreceksiniz ki Şırnak&#8217;ın altı Erbil&#8217;dir. Erbil şu anda Türk Hava Kuvvetleri tarafından bombalanıyor.
Eğer bu harekatı Amerika, İngiltere ya da İsrail yapıyor olsaydı gazetelere düşecek manşet veya tv haberlerinde izleyeceğimiz haber başlığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hem Türkiye&#8217;deki, hem de dünyadaki medyanın nasıl kullanıldığına dair, nasıl yanlış bilgilendirme yapıldığına dair bir örneği daha yaşıyoruz şu anda.</p>
<p>Arkadaşlar, haritayı önünüze açıp bakarsanız göreceksiniz ki Şırnak&#8217;ın altı Erbil&#8217;dir. Erbil şu anda Türk Hava Kuvvetleri tarafından bombalanıyor.</p>
<p>Eğer bu harekatı Amerika, İngiltere ya da İsrail yapıyor olsaydı gazetelere düşecek manşet veya tv haberlerinde izleyeceğimiz haber başlığı böyle olacaktı: Erbil bombalanıyor.</p>
<p>Ancak şimdi halkımıza ve dünyaya Türkiye&#8217;nin terör karşısında kılını kıpırdatmadığı ve kıpırdatmaması gerektiği fikri empoze edilmeye çalışıldığından bu haber heryerde farklı veriliyor. Reuters diyor ki Türk savaş uçakları Irak sınırından 20 km. içeriye girdi. Bizim gazeteler diyor ki F-16&#8242;larımız Irak&#8217;ta sınırdan içeri girdi, pkk kamplarını bombalıyor.</p>
<p>Bunları uyandırmak için yazıyorum. Çünkü bu haber verme biçimleri arasında algı farkı var. Bunun adı algı yönetimi. Google&#8217;da algı yönetimi ya da İngilizce adıyla perception management olarak ararsanız bulursunuz.</p>
<p>Sonuçları ise şöyle; medyada &#8220;Kabil bombalanıyor&#8221;, &#8220;Bağdat bombalanıyor&#8221; başlıklı haberler yayınlandığında bu haberler izleyende, okuyanda bir yüksek teknoloji hissi uyandırıyor. Ancak &#8220;Amerika Irak sınırından 100 km. içeri girdi&#8221; veya &#8220;İsrail Ürdün sınırından 50 km. içeri girdi&#8221; gibi haberler yayınlansa bu haberler aynı yüksek savaş teknolojisi hissini uyandırmayacak.</p>
<p>Bunlar sizi daha fazla uyutmadan ben uyandırayım. Devletler ve devletlerin askeri ve ekonomik güçlerinin ne kadar olduğu ile ilgili algımızı oluşturan veriler böyle haberlerden ibaret. Haberi veriş biçimi, içerik ne kadar aynı olursa olsun kişinin algısı üzerinde belirleyici oluyor. Hiçbir haber tek başına konuyla alakalı bir ilgi ve algı uyandırmıyor. Konudan bağımsız alanlarda bilglendiriyormuş gibi yapıyor.</p>
<p>Aynı şey değil ama benzer bir algı çarpıtması da dün gözledim. CNN&#8217;in web sitesinde şöyle bir haber başlığı gördüm: Türkiye Kürtler&#8217;in ateşkes çağrısını reddetti. Başlık ile haber tamamen farklıydı. Hatta şimdi buraya o haberin linkini vermek için yeniden baktım kaldırmışlar. Ne de olsa yaratılmak istenen algı yaratıldı, mesaj yerini buldu.</p>
<p>Bunun bir adım sonrası Türkiye&#8217;nin A.B.D. nin çıkarlarına uymayan terörist bir ülke olarak adlandırılması da olabilir. Açıkçası bunlara aldırmamak lazım. Biz ne de olsa aklımızla mantığımızla A.B.D. nin dünyada terörün başı olduğunu gözlerimizle görüyoruz.</p>
<p>Bu olaylar tam da kendi kendime bu blogda &#8220;kitleler nasıl yönetilir&#8221;, &#8220;algı nasıl yönetilir&#8221; başlıklı iki yazı yazmaya hazırlanırken gelişti. Ben de konsantrasyonumu bu yazılara veremedim açıkçası. Oysa bugünlerde bunları yazmak yerine kariyer değişikliği yaşadığım şu aylarda yeni hizmetlerimi nasıl pazarlayacağıma dair canlı yayın tarzı yazılar yazacaktım. Olsun yine yazarım ama çok yakın bir zamanda yazamayacağım sanırım gündemin bu haliyle.
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/akademisyenlerden-erdogana-uyari/" rel="bookmark" title="5 April 2007">Akademisyenlerden Erdoğan&#8217;a Uyarı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/saddamin-idami-ve-haber-degeri/" rel="bookmark" title="30 December 2006">Saddam&#8217;ın İdamı ve Haber Değeri</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/turkiyenin-kendi-gucuyle-bir-alip-veremedigi-var/" rel="bookmark" title="10 February 2009">Türkiye&#8217;nin kendi gücüyle bir alıp veremediği var</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bodrum-kul-olmak-uzere-kimse-umursamiyor/" rel="bookmark" title="7 July 2007">Bodrum kül olmak üzere kimse umursamıyor</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 6.088 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bilgisayar-dunyasinin-kabus-yili-2007/" rel="bookmark" title="4 January 2008">Bilgisayar dünyasının kabus yılı 2007</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kadinlarda-sabir-zemberegi/" rel="bookmark" title="30 August 2007">Kadınlarda sabır zembereği</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/milyonlar-toplanmis-sen-hala-tek-kisinin-pesindesin/" rel="bookmark" title="15 May 2007">Milyonlar Toplanmış Sen Hala Tek Kişinin Peşindesin</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/cumhurbaskanligi-secimi/" rel="bookmark" title="25 March 2007">Cumhurbaşkanlığı Seçimi</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 41.899 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/erbil-bombalaniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Terör gündeminin yarattığı travma</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/teror-gundeminin-yarattigi-travma/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/teror-gundeminin-yarattigi-travma/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2007 12:56:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kendime not]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/teror-gundeminin-yarattigi-travma/</guid>
		<description><![CDATA[Arkadaşlar, acılı olduğumuz şu günlerde terör haberlerinden ruhen nasıl etkilendiğimizi zaten hepimiz biliyoruz. Ben kısaca bu konuda alınması gereken ruhsal (psikolojik) önlemlerden bahsetmek istiyorum.
17 Ağustos 1999 depreminden sonra uzmanlar genel olarak Türk halkının ruh sağlığı açısından nasıl davranması gerektiğine dair görüş beyan ettiler. Bu görüşleri medya sayesinde dinledik. Deprem medya için elle tutulur somut bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arkadaşlar, acılı olduğumuz şu günlerde terör haberlerinden ruhen nasıl etkilendiğimizi zaten hepimiz biliyoruz. Ben kısaca bu konuda alınması gereken ruhsal (psikolojik) önlemlerden bahsetmek istiyorum.</p>
<p>17 Ağustos 1999 depreminden sonra uzmanlar genel olarak Türk halkının ruh sağlığı açısından nasıl davranması gerektiğine dair görüş beyan ettiler. Bu görüşleri medya sayesinde dinledik. Deprem medya için elle tutulur somut bir ruhsal sıkıntı konusuydu. Ancak medya maalesef terör olaylarının da halkın genelinde yarattığı ruhsal sıkıntıya parmak basacak derinlikte değil.</p>
<p>Büyük bir deprem, büyük bir doğal afet yaşamakla, sayıları ne kadar karşılaştırılamaz olursa olsun teröre şehit vermek, insanların ölümünden haberdar olmak, savaş belirsizliği, her kafadan farklı bir ses çıkması vb. konuların insan üzerindeki travmatik etkisi büyüklük olarak farksızdır.</p>
<p>Yaşanan olaylara fiziksel olarak çok uzak bir mesafede olan biri bile; duydukları, tv&#8217;de gördükleri karşısında, uyku bozuklukları, sinirlilik halleri, suçluluk duygusu gibi travmatik belirtilerle karşılaşabilir.</p>
<p>Böyle durumlarda da yapılması gereken şey bir ulusal afetten etkilenme durumu sonrası yapılması gereken şeylerden farklı değildir. Birbirimizle bol bol konuşmak, konunun ruhsal ağırlığını hafifletmenin en sağlıklı yoludur. Diyalog, iletişim, sohbet, dertleşme, ve benzeri adlarla anılabilecek aklınıza ne geliyorsa, Türk halkı ruhsal sağlığını korumak açısından bunları daha sık yapmalıdır.</p>
<p>Ortalama bir zekaya sahip herkes bu yazının içeriğini, sınırlarını rahatça anlayacaktır ama ortalama bir zekaya sahip olmayanları da dışlamayarak şu açıklamayı da eklemekte fayda görüyorum: Yaşanan terör olaylarını lanetliyorum, kınıyorum. Bu konuda tarafım. Bir grubun insanları öldürmek için plan yapması ve bunları gerçekleştirmesi karşısında tarafsız kalamam. Bütün insanlığıma ve bütün hümanistliğime rağmen, terör örgütü ile ilişki içinde olan hiç kimseyle özel ya da profesyonel bir ilişki içine giremem. Giremem değil, girmem. Bir yaşam koçu olarak, terör adına çalışmış kimseye hizmet verebilmem söz konusu değildir. Hoşgörülü, anlayışlı biri olmam; haksız, hem suçlu hem güçlü olan insanlara karşı diğer yanağımı uzatacağım anlamına gelmez. Dolayısıyla, önceki yazılarımdan da anlaşılabileceği üzere, Türkiye&#8217;nin terörü sona erdirmek için şiddete başvurmak dahil her türlü yöntemi uygulamaya hakkı olduğuna inanan, davranışları da bu yönde olan biriyim.</p>
<p>Terörün Türk halkı üzerindeki travmatik etkisine değinmek ve bu etkiyi azaltmak amacıyla hoşgörülü yazılar yazmak, terör örgütünün ortadan kaldırılması konusunda şiddete başvurulması gerektiği düşüncem ile çelişmemektedir.</p>
<p>Bunu kendi başına anlayamayacak olan olursa diye bunu da bir not olarak eklemeyi uygun gördüm. Terör örgütünü herhangi bir nedenle savunmaya çalışacak hiç kimseye karşıma çıkmasını tavsiye etmiyorum.</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/izmir-mitingi-oncesi-terorun-son-cirpinislari/" rel="bookmark" title="12 May 2007">İzmir Mitingi Öncesi Terörün Son Çırpınışları</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/halk-daima-haklidir/" rel="bookmark" title="22 July 2008">Halk daima haklıdır</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kadina-yonelik-siddete-karsi-uluslararasi-mucadele-ve-dayanisma-gunu/" rel="bookmark" title="26 November 2007">Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/geleneksel-medya-bloglarin-baskisina-ne-kadar-dayanir/" rel="bookmark" title="25 March 2007">Geleneksel Medya Blogların Baskısına Ne Kadar Dayanır?</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 5.818 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/link-degisimi-talepleri-hakkinda/" rel="bookmark" title="30 October 2008">Link değişimi talepleri hakkında</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/zopa-ister-misiniz-ya-bankacilikta-acik-kaynak/" rel="bookmark" title="4 March 2007">Zopa İster Misiniz? Ya Bankacılıkta Açık Kaynak?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/haberler-yorumsuz/" rel="bookmark" title="10 January 2008">Haberler (Yorumsuz)</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kisisel-degisim-grubu-okuma-listesi/" rel="bookmark" title="6 May 2008">Kişisel Değişim grubu okuma listesi</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 45.339 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/teror-gundeminin-yarattigi-travma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Askerlikte ve yaşamda sonu beklemek</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/askerlikte-ve-yasamda-sonu-beklemek/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/askerlikte-ve-yasamda-sonu-beklemek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Oct 2007 09:35:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/askerlikte-ve-yasamda-sonu-beklemek/</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde aklıma geldi, askerdeyken özellikle son bir ay çok zorlanmıştım. Herkes çok zorlanmıştı. Kime sorsanız askerliğin en zor bölümü olarak son günleri anlatır. Bu zorluğun, zaman yaklaştıkça zamanın durması biçiminde bir açıklaması vardır. Gerçekten de benim de askerliğimin son günlerinde zaman durmuş gibiydi. Saatler geçtiğini sandığım ama daha bir saat bile zaman geçmemiş olduğunu farkedip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçenlerde aklıma geldi, askerdeyken özellikle son bir ay çok zorlanmıştım. Herkes çok zorlanmıştı. Kime sorsanız askerliğin en zor bölümü olarak son günleri anlatır. Bu zorluğun, zaman yaklaştıkça zamanın durması biçiminde bir açıklaması vardır. Gerçekten de benim de askerliğimin son günlerinde zaman durmuş gibiydi. Saatler geçtiğini sandığım ama daha bir saat bile zaman geçmemiş olduğunu farkedip şaşırdığım çok olmuştur.</p>
<p>Hal böyle iken, bugün geriye baktığımda bu bana çok da anlamlı gelmiyor. Neydi bizleri orada zaman geçirmekte zorlayan, sıkan şey? Açıkçası keyfimiz yerindeydi, savaş yoktu, barış düzeni içinde askerlikle ilgili işler yapıyorduk. Barış zamanı bir kışlada ne yapılıyorsa o.</p>
<p>Ama heralde bunun tuvaletiniz gelip sıkıştığınızda eve yaklaştıkça daha çok bastırması ile alakası var. Dışarıda sıkışarak geçirdiğiniz zaman iki saat de olsa, onbeş dakika da olsa her zaman son dakikalar en çok sıkıştıran dakikalar olmaz mı?</p>
<p>Sonra bugün askerde olsam ve o son günleri, son haftaları, son bir ayı yaşıyor olsam diye düşündüm. Yine aynı sıkıntı içinde olur muydum? Olmazdım gibi geliyor bana. İnsanoğlunun zamana dair tuhaf endişesini yakın zamanlı bir iki yazımda biraz değerlendirmeye çalıştım, bu da aynı kategoriye giriyor: <a href="http://osman.borutecene.com/diger-insanlar-ve-zaman/" rel="bookmark" title="Diğer insanlar ve zaman">Diğer insanlar ve zaman</a>, <a href="http://osman.borutecene.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/" rel="bookmark" title="Sürekli bir dakika sonrasını beklemek">Sürekli bir dakika sonrasını beklemek</a>, <a href="http://osman.borutecene.com/dusunce-sureclerine-gereken-zamani-tanimak/" rel="bookmark" title="Düşünce süreçlerine gereken zamanı tanımak">Düşünce süreçlerine gereken zamanı tanımak</a>.</p>
<p>Şimdi askerliği bir yana bırakıp genel olarak hayata bakalım ve bunları hayata uyarlamaya çalışalım. İçinde bulunduğumuz günü, saati, haftayı, ayı nasıl değerlendiriyoruz. Bu zaman dilimlerinin ne zaman sonlanacağını bekleyerek mi geçiriyoruz zamanı? Yaşamın sonunu beklemekle askerliğin sonunu beklemek arasında bir fark yok aslında duygusal açıdan.</p>
<p>Çağlar boyu insanoğlunun varlığına bir anlam aramasının nedeni bu bekleyiş olabilir mi? Ben buraya neden geldim, görevim nedir, gerçekte kimim gibi bir dizi daha baştan yanıltıcı sorular aslında zamanın sonunu bekleme huyundan kaynaklanan oyalama soruları değilse nedir?</p>
<p>Türkiye&#8217;de çok uygulanan ama dünyanın başka yerlerinde de bir hayli geçerliliği olan yaşa hürmet, bir işyerinde çalışılan yıl kadar terfi etme, &#8220;sen artık büyüdün&#8221;, &#8220;sen artık yaşlandın&#8221; gibi tanımlamalar bir sona duyulan arzunun kutlaması değil midir?</p>
<p>Neden insanoğlu şimdiki zamana odaklanamaz, neden şu anda içinde bulunduğu saniyelerin değerini bilemez.</p>
<p>Acaba bir gün buradaki yaşam sona erdiğinde, kendi askerliğim için verdiğim örnekte olduğu gibi uzaktan geçmişimize bakıp amma boş yere dellenmişiz, sabırsızlanmışız ne güzel takılıyorduk oralarda diyecek miyiz?
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/" rel="bookmark" title="9 October 2007">Sürekli bir dakika sonrasını beklemek</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/nedenlerde-kaybolmak/" rel="bookmark" title="2 October 2007">Nedenlerde kaybolmak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/21-yuzyili-20-yuzyil-zannetmek/" rel="bookmark" title="11 February 2007">21. Yüzyılı 20. Yüzyıl Zannetmek</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yaz-mevsiminde-ask-tavsiyeleri/" rel="bookmark" title="30 June 2007">Yaz mevsiminde aşk tavsiyeleri</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 6.005 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/linkibol/" rel="bookmark" title="4 March 2007">Linkibol</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/googledan-adsense-yanina-resim-koyanlara-uyari/" rel="bookmark" title="18 December 2006">Google&#8217;dan Adsense Yanına Resim Koyanlara Uyarı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/css-ve-xhtml-ile-temel-sayfa-tasarimi/" rel="bookmark" title="16 February 2007">CSS ve XHTML ile Temel Sayfa Tasarımı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/dunya-nufusunun-bilgi-seviyesi/" rel="bookmark" title="26 June 2007">Dünya nüfusunun bilgi seviyesi</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 43.807 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/askerlikte-ve-yasamda-sonu-beklemek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsana verilen değer açısından &#8216;New Age&#8217; düşünceleri</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/insana-verilen-deger-acisindan-new-age-dusunceleri/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/insana-verilen-deger-acisindan-new-age-dusunceleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Oct 2007 09:17:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/insana-verilen-deger-acisindan-new-age-dusunceleri/</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle belirtmek gerekir ki New Age teriminin Türkçesi Yeni Çağ düşüncesidir. Ancak günlük dilde yeni çağ düşüncesine ilgi duyanlar arasında yeni çağ dendiğinde akla bir çırpıda new age gelmiyor. Kaldı ki 1453 tarihinde İstanbul&#8217;un fethiyle başladığı kabul edilen bir Yeni Çağ daha var. Bu da tarih biliminin bir terimi. Bu nedenle new age&#8217;i anlatmak için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle belirtmek gerekir ki New Age teriminin Türkçesi Yeni Çağ düşüncesidir. Ancak günlük dilde yeni çağ düşüncesine ilgi duyanlar arasında yeni çağ dendiğinde akla bir çırpıda new age gelmiyor. Kaldı ki 1453 tarihinde İstanbul&#8217;un fethiyle başladığı kabul edilen bir Yeni Çağ daha var. Bu da tarih biliminin bir terimi. Bu nedenle new age&#8217;i anlatmak için new age kelimesini kullanmayı daha doğru buluyorum.</p>
<p>New age düşünceleri, benim gözümde ikiye ayrılıyor. İnsanın değerini kavramış new age ve insanın değerini kavramamış new age.</p>
<p>İnsanın ne kadar değerli bir varlık olduğunu kavramış new age düşünceleriyle bir alıp veremediğim yok. Takdirle, saygıyla karşılıyorum. Hatta belli platformlarda bu new age akımının ateşli bir savunucusuyum.</p>
<p>Ancak insanın değerini bilmeyen, hatta yerine göre insana değer veriyormuş gibi yapıp değer vermeyen new age düşünceleriyle aram iyi değil. Ben bu konuda tarafım. Taraflığım insanın değerinden yana. İnsan değerli bir varlıktır, üstelik tüm olgunlaşmamış yönlerine rağmen evrende şimdiye kadar tanık olduğumuz en güçlü varlıktır. Şimdi izninizle bir kısım new age düşüncelerinin insanın ne kadar değerli olduğunu nasıl görmezden geldiğini ve bu değeri nasıl ortadan kaldırmaya çalıştığını görelim.</p>
<p>New age düşünceleriyle sıkça bağdaştırılan bir kavram var: channeling. Channeling, çoğunlukla bu dünyadan olmayan varlıklarla bağlantı kurmak anlamında kullanılan bir kelime. Türkçesi kanal olmak. Başka bir galakside, başka bir gezegende olan ya da nerede olduğu tam olarak belli olmayan bir yerde olan dünya dışı bir varlık ile iletişime geçen kişiler channeling yapmış oluyor.</p>
<p>Buraya kadar sorun yok. Biz burada internette dünyanın öbür ucundaki insanlarla iletişime giriyoruz, sanal olarak çay, kahve, rakı falan yolluyoruz, bunlar çok güzel şeyler. Dış dünyadan bir varlıkla zaman zaman telepatik iletişime geçip hal hatır sormak, dertleşmek falan bunlar da muhteşem şeyler. Karşı olmak bir yana, sevinçle karşılıyorum.</p>
<p>Ancak kanal olmak böyle kullanılmıyor.</p>
<p>Kanal olan kişi, zavallı insanoğlunun haline acıyan dünya dışı varlıkların insanın <em>kurtulmak</em> için neler yapması gerektiğine dair yukarıdan bakan mesajları taşıyor. Bu mesajların içeriği, sunum biçimi, neredeyse tamamen IMF&#8217;nin ya da Dünya Bankası&#8217;nın bir üçüncü dünya ülkesine davranış biçimi gibi.</p>
<p>New age düşüncesinin bu kolu, insana değer vermiyor. İnsanı bir nesne, bir kukla haline getiriyor. Dahası var, biz ölümlü dünyalıların yaşamları hakkında çok güzel çıkarımlar yapan metinler olduğunda da, bu <em>bir insanın ağzından çıkamayacak kadar değerli</em> sayılıyor. Yani böyle zekice, işe yarar, anlamlı çıkarımları nasıl olur da bir insanoğlu yapabilir, yapamaz! Dolayısıyla bu mutlaka dış dünyadan birilerine kanal olunarak yazılmış olmalı.</p>
<p>İşte böyle bir yaklaşım var. İnsanın üstün zekasını, becerilerini, düşünsel kapasitesini hiçe sayarak biryerlerde birilerine kanal olmadan üç beş güzel söz söylenemeyecği fikri alttan alta aşılanan bir fikir. Zaten bunun ardından da işin ticareti geliyor. Birilerine kanallık yapanlar, bu kanal üzerinden gelen bilgileri satıyorlar.</p>
<p>Alan memnun satan memnun ise bize ne?</p>
<p>Ben böyle düşünemiyorum çünkü bu işin, bu sektörün gelişiminde insanoğlunun açıkça aşağılandığı ortada. Bu aşağılamayı bir insan olarak kabul etmek benim için olabilir birşey değil.</p>
<p>Bunun acilen masaya yatırılması gerekiyor. İnsanlar anlamalı; diri, ölüden daha değerlidir. Dünyalı bir insan henüz varlığı net olarak belli olmayan dış dünyadaki bir varlığa kıyasla değersiz olamaz. Evrendeki tüm canlılar eşittir ve eşit derecede sevgi ve saygıyı hakederler. İnsan, bu tür kaynağı belirsiz talepler nedeniyle birilerinin karşısında eğilmemelidir.</p>
<p>Bu anlattıklarım şu anda özellikle Amerika&#8217;da yoğun biçimde yaşanıyor. Bu sektör Türkiye&#8217;de de yavaş yavaş gelişmeye başladı. Daha da gelişecek. Seneye bugünlerde, ortalık dış dünyadan mesajlar aldığını iddia eden ve mesaj alan bir kişi olarak ekstra para ve itibar talep eden insanlarla dolup taşacak.</p>
<p>Böyle bir durumdan korunmanın tek yolu her bir insanın tek tek ne kadar değerli olduğunu anlamak ve kabullenmekten geçiyor.
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/insan-var-oldugunu-hissetmek-anlamak-icin-neler-yapar/" rel="bookmark" title="28 January 2008">İnsan var olduğunu hissetmek (anlamak) için neler yapar?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yaz-mevsiminde-ask-tavsiyeleri/" rel="bookmark" title="30 June 2007">Yaz mevsiminde aşk tavsiyeleri</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/para-nedir-ne-degildir/" rel="bookmark" title="6 June 2007">Para Nedir, Ne Değildir?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kuresel-isinma-panigi/" rel="bookmark" title="27 May 2007">Küresel Isınma Paniği</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 5.774 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/gundemin-yeni-mesaji-ne-olabilir/" rel="bookmark" title="26 October 2008">Gündemin yeni mesajı ne olabilir?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/verimlilik-demisken/" rel="bookmark" title="26 December 2007">Verimlilik demişken</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/tatilimi-nasil-gecirdim/" rel="bookmark" title="8 September 2009">Tatilimi Nasıl Geçirdim</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/internet-kulturune-ve-gorgusune-nicin-ihtiyaciniz-var/" rel="bookmark" title="6 January 2007">Internet Kültürüne ve Görgüsüne Niçin İhtiyacınız Var?</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 43.327 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/insana-verilen-deger-acisindan-new-age-dusunceleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prezentabl olmak</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/prezentabl-olmak/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/prezentabl-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Oct 2007 00:08:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/prezentabl-olmak/</guid>
		<description><![CDATA[Cross-post:
Psychology Blog, 7 Mart 2006, Being Presentable
Hayatkisa.com, 27 Şubat 2007, Prezentabl Olmak
İnsan Kaynakları kitaplarında, gazetelerdeki iş ilanlarında sıkça rastladığım birşey bu. Toplumun genel algısında bir yeri var ki hiçbirimiz anlamını sorgulamaya gerek görmeden ne demek istendiğini anlayabiliyoruz. Ancak, günümüz dünyasında birçok konuda olduğu gibi prezentabl olmak konusunda da muazzam aldatmacalar söz konusu.
Kelime anlamı olarak prezentabl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cross-post:<br />
Psychology Blog, 7 Mart 2006, <a href="http://psycho-blog.hayatkisa.com/being-presentable.html">Being Presentable</a><br />
Hayatkisa.com, 27 Şubat 2007, <a href="http://hayatkisa.com/prezentabl-olmak/">Prezentabl Olmak</a></p>
<blockquote><p>İnsan Kaynakları kitaplarında, gazetelerdeki iş ilanlarında sıkça rastladığım birşey bu. Toplumun genel algısında bir yeri var ki hiçbirimiz anlamını sorgulamaya gerek görmeden ne demek istendiğini anlayabiliyoruz. Ancak, günümüz dünyasında birçok konuda olduğu gibi prezentabl olmak konusunda da muazzam aldatmacalar söz konusu.</p>
<p>Kelime anlamı olarak prezentabl olmak, sunulabilir olmak anlamını taşıyor. Ama ben sizi bununla sıkmak istemiyorum. Herkesin kapitalist düzen ve onun organları hakkında lümpenleşmiş tespitler okumaya doyduğuna inanıyorum. Beni esas ilgilendiren şey ise prezentabl olmaya çalışanların zihinlerindeki yanlış ve işe yaramaz izdüşümleri bulup onları yok etmek.</p>
<p>En basit anlamıyla prezentabl olmak; göze hoş görünmek, etkileyici bir görünüme sahip olmak anlamında kullanılıyor. Yine de, bunun yaygın tarifi ve prezentabl olma yolları şık takım elbiselerle, kıyafetlerin ütülü, ayakkabıların cilalı olmasıyla, her sabah traş olmakla/fön çekmek-çektirmekle, vb. gerçekte sizi prezentabl olmaktan ziyade fazlalıkları budanmış bir ağaç kadar düzgün, kabul edilebilir fiziki görünüme sahip olmak yönünde ikna etmeye çalışarak yapılıyor.</p>
<p>Hayatınızın herhangi bir döneminde, etrafınızdaki herhangi birinden daha fazla dikkat çeken, göze çarpan, yanında olmak istenen, söylediklerine herkesin söylediklerinden daha çok inanılan, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin birçok kişinin etkilendiği insanları düşünün. Örneğin Fidel Castro, Seth Godin (evet, şu mor inek kavramının yaratıcısı), ssg, vs. Ayrıca bu kadar uzaklardan örnek aramanın yanısıra yakın çevrenizi hatırlayın. Ailenizde, işyerinde, okulda, sokakta diğerlerinden daha güvenilir görünen, sözüne daha çok inandığınız, herhangi birinden daha fazla beraber çalışmak, zaman geçirmek istediğiniz insanları hatırlayın. Bunlardan hangileri günümüz dünyasının presentabl olmak düzmecesi ile uyumlu? Kaç tanesi? Kaç tanesi “sunulabilirliğini” günlük traşı, fönü, kıyafetlerinin ütüsü üzerine kurmuş? Kaç tanesinin sizi çeken özellikleri bunları kapsıyor?</p>
<p>Cinsel tercihinize göre zihninizde canlandırın: Sizin için çekici bir bedeni/yüzü olan ve ama saçları darmadağınık, kıyafetleri ütüsüz biriyle mi zaman geçirmek istersiniz yoksa sizin için itici bir bedeni/yüzü olan ve ama saçları bakımlı, kıyafetleri ütülü, ayakkabıları pırıl pırıl olan biriyle mi? Bu görsel imgeleri gözünüzde canlandırın.</p>
<p>Bu söylediklerimi, tüm bu düzmecenin bir parçası olan uzun saçlı, motorsikletli alfa erkek masalı ile de karıştırmamanızı rica ederim.</p>
<p>Halit Kıvanç bir gün stüdyoya üzerine bir çuval geçirmiş olarak gelse, ben onun ustalık dolu program sunumunu yine de dinlerim. En sevdiğiniz yazarın yeni romanını, tuvalet kağıdına yazılmış olsa bile seve seve okursunuz. En sevdiğiniz yemeği, tabakta nasıl sunulursa sunulsun, temizliğinden ve sağlıklı olduğundan şüphe duymadığınız müddetçe yemekten çekinmezsiniz. Çok hoşunuza giden bir melodi varsa bu melodinin hangi enstrümanla çalındığı sizin için melodiyi duymak kadar önemli değildir.</p>
<p>Sizlere “önemli olan ruh güzelliğidir” demiyorum. Günümüzün genel geçer kurallarına göre prezentabl olmak yanlış yorumlanmakta ve anlatılmaktadır diyorum. </p></blockquote>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/internet-caginda-meshur-olmak/" rel="bookmark" title="6 July 2007">İnternet çağında meşhur olmak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/iyi-bir-mevki-sahibi-olmak-ne-demek/" rel="bookmark" title="1 September 2008">İyi bir mevki sahibi olmak ne demek?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/simdiki-zaman-ve-gerceklik/" rel="bookmark" title="6 January 2008">Şimdiki zaman ve gerçeklik</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/dusunerek-yaratmak/" rel="bookmark" title="9 July 2008">Düşünerek yaratmak</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 6.417 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yuksek-pr-degerini-reklam-icin-kullanmak/" rel="bookmark" title="8 June 2007">Yüksek PR Değerini Reklam İçin Kullanmak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/inkilap-olur-mu/" rel="bookmark" title="17 August 2007">İnkılap olur mu?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/acik-kaynak-bir-yasam-tarzidir/" rel="bookmark" title="21 December 2006">Açık Kaynak Bir Yaşam Tarzıdır</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/havadaki-elektrik-yuku-istanbul/" rel="bookmark" title="5 June 2007">Havadaki Elektrik Yükü (İstanbul)</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 44.464 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/prezentabl-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ferrari&#8217;sini geri almak isteyen bilge</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/ferrarisini-geri-almak-isteyen-bilge/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/ferrarisini-geri-almak-isteyen-bilge/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Oct 2007 13:12:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/ferrarisini-geri-almak-isteyen-bilge/</guid>
		<description><![CDATA[Bayram ziyaretleri sırasında Ender Saraç&#8217;ın Ruhsal Gelişim ve Kader adlı kitabına göz gezdirme fırsatım oldu. Kitabın alt başlıklarından birini çok beğendim: Ferrari&#8217;sini geri almak isteyen bilge.
Ender Bey bu kısımda yeni çağ düşüncelerinden etkilenerek maddi dünyadan elini eteğini çekmek için çaba sarfeden, ancak bu hayatın geneli açısından dengesiz bir davranış olduğu için bu konuda çok zorlanarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bayram ziyaretleri sırasında Ender Saraç&#8217;ın Ruhsal Gelişim ve Kader adlı kitabına göz gezdirme fırsatım oldu. Kitabın alt başlıklarından birini çok beğendim: Ferrari&#8217;sini geri almak isteyen bilge.</p>
<p>Ender Bey bu kısımda yeni çağ düşüncelerinden etkilenerek maddi dünyadan elini eteğini çekmek için çaba sarfeden, ancak bu hayatın geneli açısından dengesiz bir davranış olduğu için bu konuda çok zorlanarak maddi dünyaya geri dönmeye çabalayan insanların içine düştükleri yanılsamadan bahsetmiş.</p>
<p>Özetle diyor ki; yaşadığımız dünya bir biçimde maddi yaşamı da içeriyor. Bu alandan tamamen uzak durmak imkansız. Bazı istisnai örnekler açısından imkanlı olsa bile, içerdiği dengesiz davranış biçimi nedeniyle insana acı veriyor ve bir çıkmaza sürüklüyor.</p>
<p><img id="image554" class="center" src="http://osman.borutecene.com/wp-content/ferrari_red.jpg" alt="ferrari_red.jpg" /></p>
<p>Ender Bey&#8217;e bu konuda katılıyorum. Günümüz dünyasının işe yaramayan ekonomik sistemlerinin getirdiği bunalımla insanlar paradan, maddiyattan nefret etme noktasına gelebiliyorlar. Ben de bir dönem para ve ekonomi ile ilişiğimi tamamen kesmeye çalışmıştım. Gerçi benim inzivam 360 dereceydi; salt parayı ve ekonomiyi değil yaşamın her alanını içeriyordu, hakkını da verdim bu inzivanın ama Ender Bey&#8217;in bahsettiği şey farklı.</p>
<p>Çevreme baktığımda bir süre parayı ve ekonomiyi görmezden gelmek için elinden geleni yapmış olan ama şimdi aç kurtlar gibi para kokusu aldığı her yere saldıran, hatta olmadık yerlerden bile para kokusu alır hale gelmiş insanlar görüyorum. Ender Bey&#8217;in bahsettiği tam da bu. Bu insanların çaresizlikleri ve içinde bulundukları cehennem gerçekten düşündürücü. Hepsi, Ferrari&#8217;lerini geri almak isteyen birer sahte bilge gibiler. Saldırganlar, öfkeliler, sabırsızlar.</p>
<p>Bu acıyı dindirmenin yegane yolu ise yine dengeli davranışlardan geçiyor. Tıpkı dengeli beslenme gibi. Bunu bir tür açlık grevi olarak düşünebilirsiniz. Açlık grevinden çıkmış insanlara ya da uzun bir süre bir nedenden aç kalmış insanlara hemen yemek verilmez. Önce az şekerli açık bir çay verilir mesela. Daha sonra da kontrollü olarak normal, dengeli bir beslenmeye doğru geçilir.</p>
<p>Dolayısıyla konu ister yeni çağ (new age) düşünce biçimleri olsun, ister Uzak Doğu&#8217;da bir manastıra kapanma arzusu olsun, kişi kendini iyi tartmalı ve mümkün olduğunca dengeli kararlar vermeli. Karar vermek insanoğlu için öylesine acımasız, öylesine sıkıntılı bir süreç ki genelde çoğumuzda kararları ertelemek, kararlara bir sorumlu aramak, sorumluluğu atacak bir kişi, kurum ya da düşünce sistemi bulmak çoğu kez karar verebilme yetisinin yerini alıyor. Sonuç ise kararı kendisi vermemiş gibi hissetmeyi başarmış bir insan evladı ve sonrasında saldırganlaşıp yedi mahalleye zarar veren bir deliye dönüşmek.</p>
<p>Kişisel gelişim açısından benzer önyargılar psikoterapi için de geçerlidir. &#8220;Analise This&#8221; adlı filmde Robert DeNiro&#8217;nun oynadığı mafya babası karakteri, filmdeki psikoloğa şöyle bir uyarıda bulunuyor: &#8220;Beni iyileştir ama sakın ibneleştirme!&#8221;. Söylemek istediği şey, ruh sağlığımın yerine gelmesini istiyorum ama <em>yumuşamak</em> istemiyorum. Böyle diyor çünkü çoğumuzun zihninde, kişisel gelişim sonrası rahatlamış, berrak bir zihnin yanısıra; kendini koruyup kollamayan, tokat atana diğer yanağını uzatan, &#8220;vur ensesine al lokmasını&#8221; tarzı bir insan tezahür ediyor. Bu hayal nereden kaynaklanıyor gerçekten bilmiyorum. Büyük ihtimalle bu hatalı hayalin kaynağı kişisel gelişimin böyle bir yönü olması değil de, değişime direnç gösteren kişinin yaratıcı bahanelerinin içinde böyle bir hayal oluşturabilmiş olması. Hayalgücü söz konusu olduğunda bazı imgelemlerin gerçekten kaynağı yoktur.</p>
<p>Hazır laf Robin Sharma&#8217;nın kitabından açılmışken (Ferrari&#8217;sini satan bilge) her ne kadar konumuzla birebir alakası olmasa da değinmek istediğim bir nokta daha var. İnsanoğlunun zihni, günlük yaşam streslerinden dolayı o kadar bulanık ki, karşısına çıkan her şeyi yüzeysel değeriyle ya da kelime kelime zihninde canlandırarak anlama yolunu tercih edebiliyor. İnsanların karşısına &#8220;Ferrari&#8217;sini satan bilge&#8221; kavramını çıkardığınızda yorgun insan zihni &#8220;bilge olabilmek için bir Ferrari sahibi olup onu satmayı arzulayacak noktaya gelmek gerekiyor&#8221; gibi bir düşünce oluşturabiliyor. Bu gibi yanlış çıkarımlara engel olabilmenin tek yolunun gün içinde sık sık kişinin kendini durdurması ve o sırada gerçekten ne yapıyor olduğunu kontrol etmesi olduğunu düşünüyorum. Kişi o sırada ezbere bir iş mi yapıyor? Gerçekten kendisinin ve toplumun çıkarlarıyla örtüşen bir faaliyet içinde mi? Yoksa tamamen bulanık bir zihinden gelen, içi boşluktan başkalarının fikirleriyle rastgele dolup taşmış bir beyinle hedefsiz biçimde sağa sola ateş mi ediyor? Bunlar önemli sorular. Bunlar kişinin berrak bir zihin kazanmasına giden yolda yapılması sağlıklı olacak kontroller. Bunlar kişinin çevresine ve kendisine vereceği zararı azaltacak alışkanlıklar.</p>
<p>Herkese mutlu ve sağlıklı bir hafta dilerim.</p>
<p>fotoğraf: <a href="http://www.cappellmeister.com/">Cappelmeister</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kisisel-degisimin-itici-gucu-istek/" rel="bookmark" title="2 October 2007">Kişisel değişimin itici gücü istek</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kisisel-degisim-grubu-okuma-listesi/" rel="bookmark" title="6 May 2008">Kişisel Değişim grubu okuma listesi</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/sira-yoneltilen-elestiriler-ve-dusundurdukleri/" rel="bookmark" title="4 July 2007">Sır&#8217;a yöneltilen eleştiriler ve düşündürdükleri</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/para-nedir-ne-degildir/" rel="bookmark" title="6 June 2007">Para Nedir, Ne Değildir?</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 6.683 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/sevgilinize-ic-camasiri-alirken-nelere-dikkat-etmelisiniz/" rel="bookmark" title="15 April 2007">Sevgilinize İç Çamaşırı Alırken Nelere Dikkat Etmelisiniz?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/guzellik-zeka-derin-uyku-ve-sagir-oda/" rel="bookmark" title="11 June 2007">Güzellik, Zeka, Derin Uyku ve Sağır Oda</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/halkevlerini-yeniden-kuralim/" rel="bookmark" title="6 September 2007">Halkevlerini yeniden kuralım</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/akp-bin-kisi-bile-toplayamadi/" rel="bookmark" title="12 May 2007">AKP Bin Kişi Bile Toplayamadı</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 50.814 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/ferrarisini-geri-almak-isteyen-bilge/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diğer insanlar ve zaman</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/diger-insanlar-ve-zaman/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/diger-insanlar-ve-zaman/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Oct 2007 14:41:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/diger-insanlar-ve-zaman/</guid>
		<description><![CDATA[Bazen olgunluğu, huzuru insanlara hap gibi verebilecek birşeyler olmasını temenni ederim. Bir simyacının ütopyası gibi bunları düşünürüm. Elbette, öncellikle herkes birbirinden farklı olduğu için böyle bir hap bilgisi, iki sayfalık bir broşür oluşturup kişinin kendini birkaç saatliğine iyi hissetmesini sağlayarak gerçeği yakalaması ve sorunlarını bizzat kendi başına çözecek enerjiyi bulması mümkün olmayabiliyor.
Yine de; yemek, içmek, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen olgunluğu, huzuru insanlara hap gibi verebilecek birşeyler olmasını temenni ederim. Bir simyacının ütopyası gibi bunları düşünürüm. Elbette, öncellikle herkes birbirinden farklı olduğu için böyle bir hap bilgisi, iki sayfalık bir broşür oluşturup kişinin kendini birkaç saatliğine iyi hissetmesini sağlayarak gerçeği yakalaması ve sorunlarını bizzat kendi başına çözecek enerjiyi bulması mümkün olmayabiliyor.</p>
<p>Yine de; yemek, içmek, seks kadar ortak olabilen özellikler de yok değil. Bunlar kadar ortak olmasa da, günümüz dünyasının benzer streslerini paylaşan insanların bazı ortak takıntıları var. Bunlardan yola çıkarak hayal ettiğim hapın yarısına bile yaklaşmasa da benzer etkiyi verebilecek düşünce yapılarını aktarabilmek mümkün.</p>
<p>Gözlemlerimde ortak nokta olarak gördüğüm bir konuyu açmak istiyorum. Günümüz insanının karar verme stresinde etken olan iki önemli unsur gözledim hep: Diğer insanlar ve zaman.</p>
<p>Karar verirken; toplumun, başkalarının, arkadaşlarınızın, ailenizin, çevrenizin kararlarınız hakkında ne düşüneceği, nasıl tepkiler vereceği meselesi insan hayatında isteklerin önüne engel koyabilecek büyüklükte bir stres oluşturabiliyor. Dahası, bir yandan bazı insanlar gerçekten yanlarındakinin işine umarsızca burnunu sokma huyuna sahipken, bunlar dışında kalan bütün herkesin de aynı huya sahip olduğu yanılsamasına kapılabilirsiniz.</p>
<p>Nasreddin Hoca birçok konuyu güzelce anlattığı gibi bunu da anlatır. Hoca bir gün ufak oğluyla beraber yola çıkıyor. Yanlarında eşekleri de var. Çocuk küçük, yürürken yorulmasın diye eşeğe çocuğu bindiriyor, kendisi de yanlarında yürüyor. O sırada yoldan geçen biri diyor ki &#8220;ayıp değil mi ufacık çocuk eşeğin üzerinde gezerken senin gibi yaşlı başlı adam yürüyerek gidiyor?&#8221;. Hoca da bunun üzerine çocuğu eşekten indirip kendisi biniyor. Bir süre sonra başka biri &#8220;hoca hoca yakışıyor mu sana ufacık çocuğu yürütüp kendin eşeğe binmek?&#8221; diye serzeniyor. Hoca bu kez çocuğu da yanına, eşeğin üzerine alıyor. Bir süre sonra başka biri, &#8220;Hocam yazıklar olsun eşeğin üzerine iki kişi birden binmişsiniz günah değil mi eşeğe yaptığınız eziyettir&#8221; diyor.</p>
<p>Hoca&#8217;nın bu hikayesindeki hisse şudur ki, herkesi mutlu etmeniz mümkün değildir. Daha da önemlisi, tamamen sizi ilgilendiren konularda bile insanların çeneleri kapanmak bilmez, her zaman konuşacaklar ve birbirlerinden farklı şeyler söyleyecekler. Bunları kaale almamalısınız ve bu sığ düşünce kırıntıları bir kulağınızdan girip ötekinden çıkmalı. Yoksa yaşam boyu yerinizde sayarsınız.</p>
<p>Hayatın amacı her önünüze çıkan insanın sizi sevmesi ve takdir etmesi için yaşamınızı kabul görmüş merkezi bir otoriteye bağlamak değildir. Böyle zamanlarda, kimseyi dinlememek en büyük erdemdir.</p>
<p>Bir gün içinizden gelen ses, zihninizdeki düşünceler, dışarıdan gelen sesler ve fikirleri bastırıyorsa, kendi yaşam koçunuz oldunuz demektir. Kendinize güvenin, içgüdülerinize, birikimlerinize, sezgilerinize güvenin ve bunların doğrultusunda yaşayın.</p>
<p>Bu, işin &#8220;diğer insanlar&#8221; kısmıydı. İkinci stres kaynağımız ise dikkatimizi zamanın akıp gidiyor oluşuna vermek. Herhangi bir iş yaparken, yemek yaparken, spor yaparken, kitap yazarken, film izlerken, mailleşirken, her ne yapıyor olursanız olun; dikkatiniz zamanın akıp gidiyor oluşundaysa ve bundan endişeleniyorsanız ne yaptığınız yemek birşeye benzer, ne yazdığınız kitap kitaba benzer, ne de geçirdiğiniz zamanın kalitesinden söz edilebilir.</p>
<p>Zamanın akmasını engelleyemedeğimizi peşinen kabul ederek dkkatimizi başka biryere vermek zorundayız. İnsanın değiştiremeyeceği üç beş şeyi değiştirmek uğruna yaşamını harcaması kadar büyük bir hata düşünemiyorum. Kişi böyle şeylerle uğraşıp sonuç alamadıkça kendine olan saygısını yitirir ve bu saygısızlığı tüm dünyaya bulaştırır.</p>
<p>Bırakın zaman aksın. İster uyuyor olun, ister eğleniyor olun, ister çalışıyor olun; insanoğlunun bu ölümlü bedeni için bazı fiziksel sınırlar var. İnsanın birçok alanda sonsuz kabiliyet sahibi olduğuna inanan biri bunu söylüyorsa herhalde bir bildiği vardır.</p>
<p>Çevrem ben şöyle yaparsam ne der, nasıl davranır düşüncesi ile eyvah zaman akıp gidiyor düşüncesi arasında kalmış bir yaşamla; bunların arasına sıkışmamış bir yaşam arasında farksız bir nokta neredeyse yoktur. Neredeyse tamamen farklı iki yaşamdır bunlar. Sağlıklı olan elbette ikincisidir.</p>
<p>Herkese iyi bayramlar dilerim.
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/pazar-yazisi/" rel="bookmark" title="12 August 2007">Pazar yazısı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/linkibol/" rel="bookmark" title="4 March 2007">Linkibol</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/oss-mesleki-egilim-ve-insan-kaynaklari/" rel="bookmark" title="30 May 2007">ÖSS, Mesleki Eğilim ve İnsan Kaynakları</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bilgisayarlarda-ve-internette-icerik-sunumu-basitlestirilmeli/" rel="bookmark" title="8 March 2007">Bilgisayarlarda ve İnternette İçerik Sunumu Basitleştirilmeli</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 6.298 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/web-tasarimcisina-atfedilen-yan-kimlikler/" rel="bookmark" title="15 April 2007">Web Tasarımcısına Atfedilen Yan Kimlikler</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/google-adsensede-hedef-belirlemek/" rel="bookmark" title="12 May 2007">Google Adsense&#8217;de Hedef Belirlemek</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/37-aziz/" rel="bookmark" title="2 July 2007">37 Aziz</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/abdnin-can-simidi-savas/" rel="bookmark" title="15 April 2007">A.B.D.&#8217;nin Can Simidi Savaş</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 43.752 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/diger-insanlar-ve-zaman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evrensel enerjiyi merkezi idareye bağlamak</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/evrensel-enerjiyi-merkezi-idareye-baglamak/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/evrensel-enerjiyi-merkezi-idareye-baglamak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Oct 2007 03:42:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Referans]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/evrensel-enerjiyi-merkezi-idareye-baglamak/</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlundaki merkezi idare aşkı bambaşkadır. İnsanoğlu bir put yapar, kendi yapar kendi yapar kendi tapar. Peki evrensel enerjiyle merkezi idarenin alakası ne, evrensel enerji ne demek, kimler bu durumdan nasıl ekmek sağlıyor?
Şimdi efendim evrensel enerjiyi burada bir sembol olarak kullanıyorum ben. Yerine başka şeyler koyabilirsiniz. Dini inançları koyabilirsiniz, new age düşünce sistemini koyabilirsiniz, siyaseti koyabilirsiniz.
Biz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlundaki merkezi idare aşkı bambaşkadır. İnsanoğlu bir put yapar, kendi yapar kendi yapar kendi tapar. Peki evrensel enerjiyle merkezi idarenin alakası ne, evrensel enerji ne demek, kimler bu durumdan nasıl ekmek sağlıyor?</p>
<p>Şimdi efendim evrensel enerjiyi burada bir sembol olarak kullanıyorum ben. Yerine başka şeyler koyabilirsiniz. Dini inançları koyabilirsiniz, new age düşünce sistemini koyabilirsiniz, siyaseti koyabilirsiniz.</p>
<p>Biz dinden girelim, İslam&#8217;dan başlayalım. Allah&#8217;la kul arasındaki en kısa yol en doğru yoldur. Düz bir çizgidir. Araya şeyhler, dervişler, ermişler, hocalar, yani kısaca bilimum ruhban sınıfı girdikçe bu yol dolambaçlı bir hal alır, uzar. Zigzag yapan virajlı bir yol haline gelir. Allah evrensel enerji ise, halifelik onu merkezi idareye bağlamaya çalışmaktır.</p>
<p>Bazı insanlar sevgiyi de bir evrensel enerji olarak merkezi idareye bağlamaya çalışabilir. Biri çıkar der ki, hem herkes beni sevsin, hem de benim izin vermediğim insanlar birbirini sevmesin. Birileri gelsin birilerini sevmek için benden olur alsın. Böylece ben de o insanların kötü, hasta, zavallı, tedaviye muhtaç, sevgisiz insanlar olmadıklarını bileyim, bunu cümle aleme duyurayım. Böylelikle evrensel bir enerji olan sevgiye merkezi idare olayım da bütün sevgi benim üzerimden geçsin. İnsanlar ne de olsa salak, şanssız, anlamazlar.</p>
<p>Evrensel enerjiyi merkezi idareye bağlamak diye bir şey elbette yoktur. Sadece bunu yapmaya çalışan insanlar vardır. O insanları tanımakta zorlanmazsınız, biraz dikkat etmeniz yeterlidir. Sizi Eyüp Sultan&#8217;a <em>bağlarlar</em>. Sizi Mevlana&#8217;ya bağlarlar. Sizi başka galaksilere bağlarlar. Herkes her yere bağlanabilir arkadaşlar, herkes herkesi bir yerlere bağlayabilir, birilerinin bir kaynağa bağlanmasında bazıları diğerlerine destek olabilir, öğretebilir falan ama kimsede bu işlerin tapusu yoktur, olamaz. Böyle şeyler kimsenin tekelinde değildir, bu konuda hiçbir merkezi idare yoktur. Ancak bazı öğretileri sizden daha önce öğrenmeye başlamış ve zaman aralığı olarak bir an sizden daha fazla şey bilen birileri vardır. Bunlar içerisinde samimi ve içten olan hiç kimse elinde bir tapu varmış gibi davranmaz. Biraz dikkatli biri bunu hızlıca yakalayabilir.</p>
<p>Şimdi konu başlığını nasıl oluşturduğuma geleyim biraz da, A.B.D.&#8217;nin onyıllardır bir planı var, küreselleşmeyi örfi idareye bağlamak adı altında özetleriz biz bu planı. Yani globalleşeceğiz ve dünya büyük bir köy gibi olacak herkes birbirini sevecek, halklar kardeş olacak ama hepimizi Amerika yönetecek. Başka türlü küreselleşilmiyor. Başka türlü globalizm olmuyor. Dünya yerle bir olsun, bir avuç insan kalsın farketmez, yeter ki Amerika yönetsin.</p>
<p>Arkadaşlar, aramızda gezen Amerika&#8217;lara dikkat edelim. Onlar birer enerji vampiridir. Her türlü manevi güç onlarda olsun, onlar herkesin hayatta ne yapacağını ve ne yapmayacağını belirlesin ama onlardan aman ha hesap sorulmasın çünkü sizde böyle bir kapasite yok, nasıl olabilir ki? Elinizde evrensel enerjinin tapusu mu var?</p>
<p>Bırak Allah aşkına yaaaa.
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yasam-kocluguna-baska-ne-isim-konabilir/" rel="bookmark" title="4 August 2007">Yaşam koçluğuna başka ne isim konamaz?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bagislamak-asmayalim-da-besleyelim-mi/" rel="bookmark" title="10 August 2007">Bağışlamak: Asmayalım da besleyelim mi?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/e-mail-calismalari-izlenimler/" rel="bookmark" title="20 August 2007">E-mail çalışmaları, izlenimler</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/arsiv-sayfasi/" rel="bookmark" title="13 December 2006">Arşiv Sayfası</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 8.448 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/sine-i-millete-donmek/" rel="bookmark" title="26 January 2007">Sine-i Millete Dönmek</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/form-tasarimi-uzerine-onemli-bir-yazi/" rel="bookmark" title="21 January 2007">Form Tasarımı Üzerine Önemli Bir Yazı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/niall-kennedyden-microsofta-lisans-dersi/" rel="bookmark" title="5 December 2006">Niall Kennedy&#8217;den Microsoft&#8217;a Lisans Dersi</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/akp-verdigi-sozu-yerine-getirmeye-calisiyor/" rel="bookmark" title="17 January 2008">AKP verdiği sözü yerine getirmeye çalışıyor</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 47.682 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/evrensel-enerjiyi-merkezi-idareye-baglamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beklemek ve ertelemek: İki dipsiz kuyu</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Oct 2007 18:04:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/</guid>
		<description><![CDATA[Cross-post haftası coştu. Hayatkisa.com, 14 Mayıs 2007.
GIRGIR dergisini hatırlayanlarınız vardır diye tahmin ediyorum. Zamanında dünyada en çok satılan ikinci mizah dergisiydi. Orada çok sevdiğim, üzerinde yirmi yıl geçmiş olmasına rağmen hala dün gibi aklımda olan bir karikatür var. İdam cezası almış bir mahkuma ipi boynundan geçirmeden evvel “son arzun nedir” diye soruyorlar. O da “tıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cross-post haftası coştu. Hayatkisa.com, 14 Mayıs 2007.</p>
<blockquote><p>GIRGIR dergisini hatırlayanlarınız vardır diye tahmin ediyorum. Zamanında dünyada en çok satılan ikinci mizah dergisiydi. Orada çok sevdiğim, üzerinde yirmi yıl geçmiş olmasına rağmen hala dün gibi aklımda olan bir karikatür var. İdam cezası almış bir mahkuma ipi boynundan geçirmeden evvel “son arzun nedir” diye soruyorlar. O da “tıp okumak istiyorum” diyor.</p>
<p>İnsan birşey yapmak istediğinde, birşey yapması gerektiğinde direnir, önce yapacak başka işler bulur. Bu konuda en çok anlatılan örnekler ders çalışmaya oturmadan evvel yapılanlardır sanırım.</p>
<p>Başlarken verdiğim örnek biraz tuhaf kaçtı biliyorum ama insan psikolojisinde de böyle muazzam bir tezat var. Hadi o adam ölüme gidiyor ve bunu ertelemek arzusu karikatürize edilmiş. Ama çevrenize bir bakın, hayatı ertelemek için master üzerine master, doktora üzerine doktora yapan çok sayıda kişiye rastlarsınız.</p>
<p>İnsanoğlu, sadece gündelik işlerini değil; yaşamayı, bir yetişkin olarak kendi kararlarını almayı, özgürlüğünü kullanmayı da erteler.</p>
<p>Irvin Yalom bir kitabında karar vermeden beklemenin karar verme acısını hafifletmeye çalışmak olduğunu anlatıyor. Harekete geçmeyip beklemek, karar vermekten kaçınmak sanki “yeteri kadar zaman geçerse kararlar kendiliğinden ortaya çıkacakmış” hissi nedeniyle ortaya çıkar diyor.</p>
<p>Bir diğer yandan “carpe diem”, yani günü yakala gibi deyimler, bugünün işini yarına bırakma gibi öğütler ile bir yere varılamıyor. Bu öğütlerle çevrelenen insan karar verme becerisini sorgulamak yerine kendini güçsüz ve hasta olarak görüyor. Bu bir anlamda toplumun bir suçu. Henüz çocuk yaştan itibaren neler yapabileceğini değil neler yapamayacağını öğrenen insan gelecekte de bu olmazlarla yaşamaya devam ediyor.</p>
<p>Bazen de insan eğer kendi kararlarını kendisi verir ve bağımsız davranırsa çevre için yıkıcı olacağını ya da başkalarının hakkını yiyeceğini düşünür. Geleceği gözümüzün önünde canlandırarak bunun da aslında boş bir düşünce olduğunu, beklemek ve ertelemek için zihnin uydurduğu yeni duraklar olduğunu farkedebiliriz.</p>
<p>Bu konudaki yanılgılardan biri de kişinin birşeyi istediği halde yap(a)madığını zannetmektir. İnsanın istediği şeylerin peşinden nasıl koşturduğunu gözlersek bunu da kolaylıkla çürütebiliriz. Mesela çok istediği halde yüzmeye gidemediğini iddia eden biri maça gitmek için yüzmekten çok daha yorucu bir yolu büyük bir hevesle katedebilir. Benzer biçimde insanlar isteyip de yapmadıkları birçok konuda seve seve yaptıkları şeylerle karşılaştırma yaparak aslında birer seçim yapmakta olduklarını farkedebilirler.</p>
<p>Önemli olan şu kısa hayatı olup bitenin biraz daha farkında olarak, acısıyla tatlısıyla kaçmadan yaşamaktır. </p></blockquote>
<p>orijinali: <a href="http://hayatkisa.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/">Beklemek ve Ertelemek: İki Dipsiz Kuyu</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/" rel="bookmark" title="9 October 2007">Sürekli bir dakika sonrasını beklemek</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yeni-yil-kararlarinizi-hatirliyor-musunuz/" rel="bookmark" title="26 January 2009">Yeni yıl kararlarınızı hatırlıyor musunuz?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/icinizdeki-yetiskinle-barismak-1/" rel="bookmark" title="19 September 2008">İçinizdeki yetişkinle barışmak &#8211; 1</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/gelecekte-bir-gun-degisecegim/" rel="bookmark" title="2 October 2007">Gelecekte bir gün değişeceğim</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 5.956 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/agac-dikmek-her-zaman-kuresel-isinmayi-engellemiyor/" rel="bookmark" title="11 April 2007">Ağaç Dikmek Her Zaman Küresel Isınmayı Engellemiyor</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/googledan-adsense-yanina-resim-koyanlara-uyari/" rel="bookmark" title="18 December 2006">Google&#8217;dan Adsense Yanına Resim Koyanlara Uyarı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/ilginc-mimler-en-yakininizdaki-kitabin/" rel="bookmark" title="15 October 2007">İlginç mimler&#8230; En yakınınızdaki kitabın&#8230;</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yeni-donem-yeni-mevsim-yeni-tasarim/" rel="bookmark" title="12 September 2008">Olan biten: Yeni dönem, yeni mevsim, yeni tasarım</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 47.169 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şüpheleri gerçek kılmak için harcanan çabalar</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/supheleri-gercek-kilmak-icin-harcanan-cabalar/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/supheleri-gercek-kilmak-icin-harcanan-cabalar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Oct 2007 12:53:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/supheleri-gercek-kilmak-icin-harcanan-cabalar/</guid>
		<description><![CDATA[Cross-post, Hayatkısa.com, 26 Mayıs 2007
Kişinin kendisini sabote etmesi, kendi yıkımını hazırlaması açısından hatırı sayılır çabalardır.
Örneğin bir dersten asla geçemeyeceğini düşünen birinin o dersten geçmek için bir çaba göstermemesi bu alanda sık rastlanan örneklerden biridir.
Toplum içinde dışlandığından şüphelenen birinin herkese ters ve soğuk davranarak bunu garanti altına alması da örnek olarak gösterilebilir.
Sevgilinizin sizi sevmediğini düşünüp onun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cross-post, Hayatkısa.com, 26 Mayıs 2007</p>
<blockquote><p>Kişinin kendisini sabote etmesi, kendi yıkımını hazırlaması açısından hatırı sayılır çabalardır.</p>
<p>Örneğin bir dersten asla geçemeyeceğini düşünen birinin o dersten geçmek için bir çaba göstermemesi bu alanda sık rastlanan örneklerden biridir.</p>
<p>Toplum içinde dışlandığından şüphelenen birinin herkese ters ve soğuk davranarak bunu garanti altına alması da örnek olarak gösterilebilir.</p>
<p>Sevgilinizin sizi sevmediğini düşünüp onun karşısında itici olabilmek için elinizden geleni yapıyorsanız bilin ki sebebi şüphelerinizi gerçek kılmak için elinizden geleni yapıyor oluşunuzdur.</p>
<p>Kişinin kendi kendini yıkmak isteyişinin tarihi kısa değil. Uzun bir zaman hem kişiler hem de toplumlar kendilerini yıkıcı faaliyetlerde bulunmuşlardır. Tam bir fenomen.</p>
<p>Elbette ben yine pratik davranarak zaten kısa olan hayatımızı çekilmez bir konser, sıkıcı bir parti haline getirmemek için zaman kazandıracak, bir an evvel şuur açacak cümleleri kurmaya çalışmak derdindeyim. Bu nedenle sepebler üzerinde durmak istemiyorum. Böyle davranışların birçok sebebi olabilir. Bu merakı gidermek ve bunlardan kurtulmak için en doğru yol psikologlara danışmak olacaktır.</p></blockquote>
<p>orijinali: <a href="http://hayatkisa.com/supheleri-gercek-kilmak-icin-harcanan-cabalar/">Şüpheleri Gerçek Kılmak İçin Harcanan Çabalar</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/" rel="bookmark" title="8 October 2007">Bir iletişim biçimi olarak kıskançlık</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/dusunce-sureclerine-gereken-zamani-tanimak/" rel="bookmark" title="10 October 2007">Düşünce süreçlerine gereken zamanı tanımak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/parti-kapatmak-cozum-degil-yanilgisi/" rel="bookmark" title="14 March 2008">&#8220;Parti kapatmak çözüm değil&#8221; yanılgısı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/is-hayatina-hazirlik-dersi/" rel="bookmark" title="27 October 2007">İş hayatına hazırlık dersi</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 5.757 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/milyonlar-toplanmis-sen-hala-tek-kisinin-pesindesin/" rel="bookmark" title="15 May 2007">Milyonlar Toplanmış Sen Hala Tek Kişinin Peşindesin</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/milletvekili-adaylarini-halk-secmeli/" rel="bookmark" title="22 July 2008">Milletvekili adaylarını halk seçmeli</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kenan-dogulunun-eurovision-4lugu-ve-bloglar-dunyasi/" rel="bookmark" title="14 May 2007">Kenan Doğulu&#8217;nun Eurovision 4.lüğü ve Bloglar Dünyası</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kuresel-isinma-yalani/" rel="bookmark" title="2 March 2007">Küresel Isınma Yalanı</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 41.076 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/supheleri-gercek-kilmak-icin-harcanan-cabalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sürekli bir dakika sonrasını beklemek</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2007 22:25:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/</guid>
		<description><![CDATA[Cross-post: Hayatkisa.com, 28 Mayıs 2007
Bu başlık geliştirilebilir, varyasyonları üretilebilir. Mesela sürekli geleceği beklemek, sürekli bir hafta sonrasını beklemek, sürekli bir gün sonrasını beklemek.
Bir çay içerken tadını almak yerine çayın bitmesini ve bir sonraki çaya geçmeyi beklemek. Yemek yerken bitirmeyi beklemek, öpüşürken sevişmeyi beklemek, kitap okurken sonunu beklemek.
Her geçen gün daha da sonuç odaklı bir hal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cross-post: <a href="http://hayatkisa.com">Hayatkisa.com</a>, 28 Mayıs 2007</p>
<blockquote><p>Bu başlık geliştirilebilir, varyasyonları üretilebilir. Mesela sürekli geleceği beklemek, sürekli bir hafta sonrasını beklemek, sürekli bir gün sonrasını beklemek.</p>
<p>Bir çay içerken tadını almak yerine çayın bitmesini ve bir sonraki çaya geçmeyi beklemek. Yemek yerken bitirmeyi beklemek, öpüşürken sevişmeyi beklemek, kitap okurken sonunu beklemek.</p>
<p>Her geçen gün daha da sonuç odaklı bir hal alıyoruz. Sonuç odaklı olmak o kadar kötü birşey değil ancak süreçleri bir kenara atmak yaşama zevkini de bir kenara atmak demek.</p>
<p>Aslında bu düpedüz bitse de gitsek, bir an evvel ölsek de kurtulsak şu yaşamdan demek gibi bir şey. İnsanı çileden çıkaran noktası da tam olarak burası zaten.</p>
<p>İnsan başı ağrıdığında bunun bir an evvel bitmesini ister bu çok doğal, sağlıksız bir yönü de yok. Ancak her bekleyiş sağlıklı olmayı beklemek gibi değil.</p>
<p>İnsan sürekli içinde bulunduğu dönemin sonlanmasını bekleyerek aslında hiçbir zaman yaşamamaya çabalıyor. </p></blockquote>
<p>orijinal metin: <a href="http://hayatkisa.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/">Sürekli Bir Dakika Sonrasını Beklemek</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/" rel="bookmark" title="9 October 2007">Beklemek ve ertelemek: İki dipsiz kuyu</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kaynama-noktasi-nihayet-dogru-bir-is/" rel="bookmark" title="27 August 2008">Kaynama Noktası, nihayet doğru bir iş</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kuresel-isinma-ve-ticaret/" rel="bookmark" title="28 May 2007">Küresel Isınma ve Ticaret</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/okullarda-fuhus-var/" rel="bookmark" title="4 June 2007">Okullarda Fuhuş Var</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 5.462 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/saddamin-idami-ve-ziyaretci-trafigi-2/" rel="bookmark" title="8 January 2007">Saddam&#8217;ın İdamı ve Ziyaretçi Trafiği 2</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/hyp-iktidara-gelince-abye-katilma-talebini-geri-cekecek/" rel="bookmark" title="28 May 2007">HYP İktidara Gelince AB&#8217;ye Katılma Talebini Geri Çekecek</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/akp-islami-nasil-bu-kadar-rahat-kullanabiliyor/" rel="bookmark" title="25 February 2009">AKP İslam&#8217;ı nasıl bu kadar rahat kullanabiliyor?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/ibmin-linux-reklami/" rel="bookmark" title="7 April 2007">IBM&#8217;in Linux Reklamı</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 58.871 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir iletişim biçimi olarak kıskançlık</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2007 19:57:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Referans]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/</guid>
		<description><![CDATA[Günün cross-post&#8217;u, Hayatkisa.com&#8216;dan, 30 Mayıs 2007&#8242;de yazdığım bir yazı.
Bazı insanlar iletişim kurmakta güçlük çekerler. İletişimsiz yaşanamayacağı için de kurulamayan iletişimin yerine birşeyler koymak gerekir. İşte bu bazen kıskançlık olur. Bazı insanlar kıskançlık üzerinden iletişirler.
Kıskançlığın özünde kıskanan kişinin karşı tarafın zihnindeki değerini görme çabası vardır. Üzerinde ikiden fazla canlının yaşadığı bir gezegende bulunduğumuzu unutarak kıskanan kişi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günün cross-post&#8217;u, <a href="http://hayatkisa.com">Hayatkisa.com</a>&#8216;dan, 30 Mayıs 2007&#8242;de yazdığım bir yazı.</p>
<blockquote><p>Bazı insanlar iletişim kurmakta güçlük çekerler. İletişimsiz yaşanamayacağı için de kurulamayan iletişimin yerine birşeyler koymak gerekir. İşte bu bazen kıskançlık olur. Bazı insanlar kıskançlık üzerinden iletişirler.</p>
<p>Kıskançlığın özünde kıskanan kişinin karşı tarafın zihnindeki değerini görme çabası vardır. Üzerinde ikiden fazla canlının yaşadığı bir gezegende bulunduğumuzu unutarak kıskanan kişi, kendi varlığını kıskandığı insanın varlığında yaşar.</p>
<p>Konunun biraz derinine inerseniz şaşkınlıkla görürsünüz ki kıskançlığa konu olan nesne ya da canlı genelde önemli değildir. Önemli olan kıskançlık sürecinin nasıl yaşandığı, kişilere ne gibi gizli faydalar sağladığı, sürekli şikayetçi görünen kıskanılan kişinin bu durumu sürdürmekten sağladığı manevi menfaatlerdir. Bunlar herkesi şaşırtmaya yetebilir.</p>
<p>Sürekli kıskançlık yapan kişinin davranışlarında bir mantık silsilesi aramak yerine gerçekte bununla size ne anlatmaya çalıştığına yönelirseniz daha sağlıklı bir yaklaşımda bulunmuş olursunuz. Tam tersi, siz ısrarla kıskançlık yapan biriyseniz, bununla karşınızdakine ne anlatmaya çalıştığınızı oturup düşünmelisiniz. Bilinçdışınız birşeylere isyan ediyor ve bu kıskançlık olarak günyüzüne çıkıyor.</p>
<p>Bunun bir kanıtı da kıskanılan nesne ya da canlının ortadan kalkmasına rağmen aynı frekanstaki rahatsızlığın devam ettiğinin açıkça görülmesidir.</p>
<p>Sözün özü, olayların içinden göründüğü haliyle problemleri çözmeye çalışmak bizi daha da derinlere itecektir. Kelimelere sözlükten bakmayı bir yana bırakıp onların tek tek herkes için ne anlama geldiğini araştırmak bizi daima daha sağlıklı yarınlara götürür ve şu kısa hayatı daha dolu yaşamamızı sağlar.</p></blockquote>
<p>orijinali: <a href="http://hayatkisa.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/">Bir iletişim biçimi olarak kıskançlık</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/insan-var-oldugunu-hissetmek-anlamak-icin-neler-yapar/" rel="bookmark" title="28 January 2008">İnsan var olduğunu hissetmek (anlamak) için neler yapar?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/mirac-kandilinde-allahi-aramak/" rel="bookmark" title="11 August 2007">Mirac Kandili&#8217;nde Allah&#8217;ı aramak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/insana-verilen-deger-acisindan-new-age-dusunceleri/" rel="bookmark" title="19 October 2007">İnsana verilen değer açısından &#8216;New Age&#8217; düşünceleri</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kurt-aciliminda-yurutulen-algi-yonetimi-stratejisi/" rel="bookmark" title="22 September 2009">Kürt Açılımı&#8217;nda yürütülen algı yönetimi stratejisi</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 7.231 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/web-icin-gorsel-tasarim-yaparken-gozden-kacanlar/" rel="bookmark" title="18 March 2007">Web İçin Görsel Tasarım Yaparken Gözden Kaçanlar</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/fethullah-projem-buyuk-ilgi-goruyor/" rel="bookmark" title="24 November 2008">Fethullah projem büyük ilgi görüyor</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/dr-quantumu-dr-quantum-yapan-nedir/" rel="bookmark" title="19 September 2007">Dr. Quantum&#8217;u Dr. Quantum yapan nedir?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kacinilmazsa-zevk-al-donemi-bitiyor/" rel="bookmark" title="7 June 2007">Kaçınılmazsa Zevk Al Dönemi Bitiyor</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 59.922 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye umumi tuvalet olur mu?</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/turkiye-umumi-tuvalet-olur-mu/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/turkiye-umumi-tuvalet-olur-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 15:19:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[2012]]></category>
		<category><![CDATA[22 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[konjonktür]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/turkiye-umumi-tuvalet-olur-mu/</guid>
		<description><![CDATA[Olur tabii neden olmasın? Yeteri kadar kurumda kadınlara ve erkeklere ayrı yerler ayrılırsa uzaydan bakıldığında Türkiye umumi tuvalet gibi görünür.
Sene olmuş 2007. Kendimizi külliyen sekse vermemiz gerekirken birçok yerde kadın erkek ayrımcılığı yapıyoruz. Bunu anlamak zor. Kadınlar da erkekler de tanışıp sevişmek istiyor. Neden mevzuyu bu kadar zorluyorsunuz ki?
Spor salonunda, restoranlarda, düğünlerde, cenazelerde, okullarda, kurslarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Olur tabii neden olmasın? Yeteri kadar kurumda kadınlara ve erkeklere ayrı yerler ayrılırsa uzaydan bakıldığında Türkiye umumi tuvalet gibi görünür.</p>
<p>Sene olmuş 2007. Kendimizi külliyen sekse vermemiz gerekirken birçok yerde kadın erkek ayrımcılığı yapıyoruz. Bunu anlamak zor. Kadınlar da erkekler de tanışıp sevişmek istiyor. Neden mevzuyu bu kadar zorluyorsunuz ki?</p>
<p>Spor salonunda, restoranlarda, düğünlerde, cenazelerde, okullarda, kurslarda kadınla erkeği ayrı ayrı yerlere koyarsak bu insanlar nasıl kaynaşacak yahu?</p>
<p>İşin kötüsü, toplumun gelişimine katkıda bulunmak için yeterli sayıda yetişmiş insan yok. Her ne kadar biz burada Türkiye&#8217;de yaşadığımız için kendi ülkemizle ilgili şikayetlerimizi dile getirsek de, şikayet ettiğimiz neredeyse her şey; trafik sorunu, bekaretin hala soru işareti olması sorunu, gelir dağılımı sorunu, eğitim sorunu, sağlık sorunları, sosyal ve fiziksel şiddet sorunları, bunların hepsi tün dünyanın başına bela olan dertler. Dünya toplumlarının bazı hastalıkları var ve bu hastalıkların iyileştirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Dünyada her toplum ya da her kesim 2007 yılında yaşamıyor. Örneğin biz burada Türkiye&#8217;de hala seksenlerin başında yaşıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri çoğunlukla doksanlı yılların başındaymış gibi yaşıyor. Avrupa&#8217;nın bazı ülkeleri ikibinli yıllara ancak hoşgeldin demiş durumda.</p>
<p>Dünya toplumlarının hastalıklarını iyileştirmek için hepberaber 2007&#8242;ye gelmemiz lazım. Şu anda dünyanın dört bir yanında ama sadece az sayıda kişi gerçekten dünyanın medeni birikiminin zihinsel zenginliğinde yaşayabiliyor. Bunlar çoğunlukla okuduğu bölüme tesadüfen değil de ne istediğini biraz olsun bilerek girmiş bir avuç sosyal bilimler mezunu. Bir kısmı da kendini yetiştirme fırsatı bulmuş, okullu olmaya fırsat bulamasa da dünyanın sosyal bilimler birikimini kitaplar, internet, ve benzeri yollarla paylaşabilmiş, açık fikirli, aydınlık insanlar.</p>
<p>Geçenlerde şu mucit yarışmasında komik bir olay yaşanmıştı. Adamın biri dünyanın güneşin etrafında dönmediğini, güneşe belli bir uzaklıkta farklı bir dönüş biçimi sergilediğini idda ediyordu ve elinde jüri üyelerinin bir türlü çürütemediği kanıtlar vardı. Bunlardan biri bazı yıldızların sürekli görünüyor olmasıydı. Reklam sektörünün yıldızlarından ve gerçekten çok başarılı bir reklamcı olduğuna inandığım Hulusi Derici, kutup yıldızının çok uzakta olduğunu, bu kadar uzakta bir yıldızın elbette her zaman görüneceğini söyledi. Yani kutup yıldızı kadar uzakta bir nesne, o kadar uzaktaymış ki sırtını dönsen bile görebileceksin.</p>
<p>Şimdi bakın bu adam Türkiye&#8217;nin en değerli adamlarından biridir. En azından bana göre öyle. Hulusi Derici, Türk reklam sektörüne çok değerli, çok zekice katkılarda bulunmuş biri. Ancak onun bu zekası, basit bir fizik sorusu karşısında yeterli olmuyor. Adam bakış açısı olarak yıldızların anormal uzaklıklarının onların heryerden görünmeye yeteceğini ayaküstü iddia ediyor. Bu gerçekten hastalıklı bir durum. Eğer biraz mantıklı bir şey söyleseydi ya da hiçbir şey söylemeseydi, bu kadar şaşırtmayacaktı bizleri. &#8220;Arkadaşım söylediklerin bana pek inanılır gelmiyor ama bu iddianı çürütecek bilgim de maalesef yok&#8221; demek bu kadar mı zor?</p>
<p>Burada Hulusi Derici&#8217;den örnek vermemin nedeni bu kişinin değerli çalışmalarına ve topluma yaptığı katkıya gönülden inanıyor olmam. Ancak demek ki bunlar açık fikirli olmak ya da yeni bir fikri ayaküstü geçiştirmemek için yeterli olmuyor. Daha fazlası lazım.</p>
<p>Dünya açıkça hastadır. Tedavi edilmesi gerekiyor. Bu tedaviyi sosyal anlayışa, vizyona sahip insanlar üstlenmeli ancak bu insanların sayısı yetersiz. Vizyon sahibi insan sayısı çok çok yetersiz. Zeki, vizyon sahibi, sosyal anlayışa yatkınlığı olan birçok insanın vizyonu ya parada tıkanıveriyor ya da sistemin dışına çıkamama noktasında tıkanıveriyor.</p>
<p>Ben günümün büyük bölümünü yepyeni bilgileri, bilimin son dakikasını değerlendirerek geçiriyorum. Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra bu konuyla birebir ilgili bir iş yapmamış olsam bile sosyolojik literatürü dikkatle takip ediyorum. Kuantum fiziğinden, Maya takviminden, nöroloji bilimindeki gelişmelerden haberim var. Bilimin birçok alanı gelişirken, birçok alanının da nasıl can çekiştiğini ve katı metodoloji içinde nasıl boğulduğunu hüzünle izliyorum.</p>
<p>Her gün birikimlerimi insanlarla paylaşarak onların zihnindeki engelleri kaldırmak için çaba sarfediyorum.</p>
<p>Dünyanın da buna ihtiyacı var, Türkiye&#8217;nin de buna ihtiyacı var. Ortalık sabit fikirden geçilmiyor. Sabit fikir insanları ruhen ve fiziken yaralıyor. Sabit fikir insanlara cinayet işlettiriyor, savaş çıkarttırıyor, aileleri yıkıyor, ülkeleri bölüyor.</p>
<p>Arkadaşlar dünya hepimize yeter. Zihinlerinizi açın, yelkenlerinizi açın, antenlerinizi açın. Sadece önümüze konmuş yaşam biçimlerini tüketerek varacağımız yer kocaman bir fosseptik çukurundan başka bir şey değildir.</p>
<p>İnsanlar dünyaya birbirlerini sevmek ve hayatın tadını çıkarmaktan başka hiçbir özel nedenle gönderilmiş / yaratılmış değiller. Eğer dikkatimizi buna vermezsek, yaradan bunların hesabını kesinlikle soracaktır. Yaratılmadığına inananlar için ya da o olasılık için de durum farklı değil. İnsanlar dünya üzerindeki cenneti bir yana bırakıp dünya üzerindeki cehennemi yaşamayı tercih ettikçe, bırakın Türkiye&#8217;yi, tüm dünya bir açık hava tımarhanesi olmayı sürdürecektir.
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/dunyanin-gelisimine-engel-olan-faktorler/" rel="bookmark" title="24 April 2007">Dünyanın Gelişimine Engel Olan Faktörler</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kaynama-noktasi-nihayet-dogru-bir-is/" rel="bookmark" title="27 August 2008">Kaynama Noktası, nihayet doğru bir iş</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/turkce-icerik-acisindan-sosyal-aglar-social-networking-ve-social-bookmarking/" rel="bookmark" title="4 March 2007">Türkçe İçerik Açısından Sosyal Ağlar (Social Networking ve Social Bookmarking)</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/politik-ve-dini-kelimelerinin-ceviri-kullanimi/" rel="bookmark" title="26 November 2007">&#8220;politik&#8221; ve &#8220;dini&#8221; kelimelerinin çeviri kullanımı</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 6.460 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/demokrasilerde-iktidar-meclisin-midir-yoksa-partilerin-mi/" rel="bookmark" title="29 July 2010">Demokrasilerde iktidar meclisin midir yoksa partilerin mi?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/debian-40-etch/" rel="bookmark" title="8 April 2007">Debian 4.0 Etch</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/verinin-yeniden-kullanilabilirligi/" rel="bookmark" title="25 May 2007">Verinin Yeniden Kullanılabilirliği</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/pazarlama-hurafelerini-blog-yazarligina-uyarlamak/" rel="bookmark" title="10 July 2007">Pazarlama Hurafelerini Blog Yazarlığına Uyarlamak</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 46.986 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/turkiye-umumi-tuvalet-olur-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korku, suçluluk, endişe</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/korku-sucluluk-endise/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/korku-sucluluk-endise/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 11:59:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Referans]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/korku-sucluluk-endise/</guid>
		<description><![CDATA[Yeni cross-post, Hayatkisa.com, 9 Nisan 2007
Bundan birkaç yıl önce büyük alışveriş merkezlerinden birinde cep telefonumu kaybettim. Alışveriş merkezindeki bankamatiklerden birinden para çekerken telefonumu bankamatiğin üst kısmına koydum. İşimi bitirdiğimde telefonu almadan gitmişim. Farkına vardığımda çok geç olmuştu.
Biryerlerden bir telefon bulup buluşacağım kişiyi aradım. Telefonumu kaybettiğimi, toplantımıza biraz gecikeceğimi haber verdim ve ofise döndüm. Ofiste arkadaşlarım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni cross-post, Hayatkisa.com, 9 Nisan 2007</p>
<blockquote><p>Bundan birkaç yıl önce büyük alışveriş merkezlerinden birinde cep telefonumu kaybettim. Alışveriş merkezindeki bankamatiklerden birinden para çekerken telefonumu bankamatiğin üst kısmına koydum. İşimi bitirdiğimde telefonu almadan gitmişim. Farkına vardığımda çok geç olmuştu.</p>
<p>Biryerlerden bir telefon bulup buluşacağım kişiyi aradım. Telefonumu kaybettiğimi, toplantımıza biraz gecikeceğimi haber verdim ve ofise döndüm. Ofiste arkadaşlarım cep telefonumu kaybetmiş olmama rağmen hala çok sakin olmamı şaşkınlıkla karşıladılar. Onlara telaşa kapılmamın bana neler kazandıracağını sorduğumda iyi bir cevap veremediler.</p>
<p>Bu, herkesin başına gelebilecek, hep gelen bir cep telefonu kaybetme öyküsü. Sadece bir örnek. Örnekler çoğaltılabilir. Yemeğin altını yakmak, yolda yürürken para düşürüp kaybetmek, arabayla saçma sapan ufak bir kaza yapıp bir miktar maddi hasara yolaçmak, ve benzeri olaylar.</p>
<p>İnsanoğlu, böyle olaylar başına geldiğinde hemen kendini suçlama eğilimi içinde olur. Eğer ortada bir suç varsa bir de bu suça karar verecek bir otorite ve onu cezalandıracak bir makam gerekir. Bu durumda bireyin kendisi ve toplum hemen bireyin yardımına koşar ve onu gerektiği gibi suçlar. Hal böyle olunca kişinin sakinliğini koruması şaşkınlıkla karşılanır. Sakin kalmak sanki suç seviyesini artırır. Kişi eğer yeteri kadar telaş ve öfke gösterirse suçun hafifleyeceğini ve toplumun göstereceği öfkeye daha az yer kalacağını düşünür.</p>
<p>Ne oldu şimdi? Bir önceki paragrafta bir telefon kaybetme olayını savaş alanına çevirmiş olduk. Gerçekte durum bundan çok daha kötüdür. Bu sadece benim yazarak anlatabilidiğim kadarıdır.</p>
<p>İnsanoğlu maalesef suçluluk duygusuyla elele yaşıyor. Bir çok insan bilinçaltının derinliklerinde sadece hayatta olduğu için bile bir suçluluk hissedebilir. Bunun kaynağını tam olarak bilemiyorum ve kestiremiyorum. Ancak sebepler her zaman önemli değildir ve durumu düzeltmekte bir işe yaramazlar. Tıpkı bir cinayet vakasında katili bulmanın öldürülen kişiyi diriltmeyeceği gibi, hangi konuda kimin suçlu olduğuna karar vermek ve öfke gösterisi zamanı geri döndürmez ve olanların üstünü örtmez.</p>
<p>Bu nedenle, başınıza gelen herhangi tatsız bir olayda, olayın büyüklüğü ne derece olursa olsun başınızdan kaynar sular dökülecekken o sulara dur deyin ve yaşamaya devam edin. Bunu yapmak sizin en kazançlı çıkacağınız seçenektir. Ne kadar üzülürseniz üzülün kaybettikleriniz geri gelmeyecek. Üzüntünüz sizin suçlu olduğunuzu zannettiğiniz olayda var olmayan hatalarınızı affetmez. Zaten olmayan bir şey ortadan kaldırılamaz.</p>
<p>Elinizdeki tek fırsat şimdiki zamandır. Geçmişte ne olduğunun ya da gelecekte ne olacağının şu an üzerinde düşündüğünüz kadar etkisi yoktur.</p>
<p>Bu nedenle kendinizi şimdiki zamanda yaşamaya ve yaşadığınız şimdiki zamanda sakin kalmaya alıştırmalısınız. Böylelikle endişeden, stresten ve bunların tetikleyeceği depresyondan uzak durma şansınız artar.</p></blockquote>
<p>orijinali için: <a href="http://hayatkisa.com/korku-sucluluk-endise/">Korku, Suçluluk, Endişe</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/simdiki-zaman-ve-gerceklik/" rel="bookmark" title="6 January 2008">Şimdiki zaman ve gerçeklik</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/nedenlerde-kaybolmak/" rel="bookmark" title="2 October 2007">Nedenlerde kaybolmak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/iphoneu-ozel-kilan-nedir/" rel="bookmark" title="30 June 2007">iPhone&#8217;u özel kılan nedir?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/openmoko/" rel="bookmark" title="11 January 2007">OpenMoko</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 6.082 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/serbest-piyasa-aslinda-bir-kelime-oyunu/" rel="bookmark" title="11 November 2008">Serbest piyasa aslında bir kelime oyunu</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/adi-surekli-yanlis-yazilan-harika-bir-blog/" rel="bookmark" title="5 May 2007">Adı Sürekli Yanlış Yazılan Harika Bir Blog</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/aradaki-yedi-fark/" rel="bookmark" title="9 June 2007">Aradaki Yedi Fark</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/en-yakin-cin-sincan/" rel="bookmark" title="30 January 2007">En Yakın Çin: Sincan</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 44.874 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/korku-sucluluk-endise/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nedenlerde kaybolmak</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/nedenlerde-kaybolmak/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/nedenlerde-kaybolmak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Oct 2007 14:23:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/nedenlerde-kaybolmak/</guid>
		<description><![CDATA[9 Nisan 2007&#8242;de Hayatkisa.com&#8217;a yazdığım bir başka kişisel gelişim yazısı:
İnsan, içinde bulunduğu şartların getirdiği sıkıntılara anlam aramakla zaman kaybeder. Maalesef bir çok şeyin altında nedenler arıyoruz ve bu nedenleri ararken olayların kendisinden uzaklaşıyoruz. Oysa odaklanmamız gereken daima şimdiki zamandır.
Hayatın ne kadar kısa olduğunu söyleyip duruyorum bu yüzden yine yaşam ve ölüm üzerinden örnek vereceğim. Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>9 Nisan 2007&#8242;de Hayatkisa.com&#8217;a yazdığım bir başka kişisel gelişim yazısı:</p>
<blockquote><p>İnsan, içinde bulunduğu şartların getirdiği sıkıntılara anlam aramakla zaman kaybeder. Maalesef bir çok şeyin altında nedenler arıyoruz ve bu nedenleri ararken olayların kendisinden uzaklaşıyoruz. Oysa odaklanmamız gereken daima şimdiki zamandır.</p>
<p>Hayatın ne kadar kısa olduğunu söyleyip duruyorum bu yüzden yine yaşam ve ölüm üzerinden örnek vereceğim. Bir tanıdığınız evinize geldi, ayağını burkmuş ya da bacağını kırmış ya da kafasına bir şey düşmüş ve kanıyor. O sırada önemli olan bunun arkadışınızın başına niçin geldiği midir yoksa kanamaların durdurulması veya kırılan kemiğin sabitleştirilip hastaneye gidilmesi gibi şeyler midir?</p>
<p>Sizce hangisi daha öncelikli?</p>
<p>Evinize hırsız girdi diyelim. Salonun ortasında göz göze geldiniz. O sırada sizin için önemli olan ne olmalı? Hırsızın neden evinizde olduğu mu? Yangın çıktı diyelim. Ateşlerin ortasındasınız. Önemli olan yangını kimin ve neden çıkardığı mı yoksa sizin dumandan boğulmadan ya da yanmadan olay yerinden uzaklaşmanız veya elinizde ise yangını söndürmeniz mi? Yangının neden çıktığını bilmeniz üzerine sıkacağınız suyu ya da atacağınız toprağı mı değiştirecek?</p>
<p>Burada verdiğim örneklerin ölümcül örnekler olduğunu sanmayın. Bir önceki yazımda bir cep telefonu kaybetme vakasından bahsettim. Orada da durum farklı değildir. İnsanoğlunun kendisini suçlu hissettiği, endişeye kapıldığı, strese girdiği durumlarda umumi tuvaletlerdeki gibi büyük küçük ayrımı yoktur. Sıkıntı sıkıntıdır. En sevdiğimiz kalemi kaybettiğimizde verdiğimiz tepkiyle bir yakınımızı kaybettiğimizde verdiğimiz tepki arasındaki fark aslında çok ince bir çizgide yatar.</p>
<p>Bu yüzden, sizi sıkan şeyin nedenleriyle uğraşmayı bırakıp sıkıntıyı ortadan kaldırmak için bir an evvel harekete geçmeniz davranışların en güzelidir. Yangının neden çıktığını sorgulamayı bırakıp olay yerinden uzaklaşmalı ya da elinizde imkan varsa suyu sıkarak yangını söndürmelisiniz. Bunun dışında iki dakika önce bile olsa geçmişte ne olduğunun şimdiki zamandan daha fazla önemi yoktur.</p></blockquote>
<p>Orijinal yazının linki: <a href="http://hayatkisa.com/nedenlerde-kaybolmak/">Nedenlerde Kaybolmak</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bodrum-kul-olmak-uzere-kimse-umursamiyor/" rel="bookmark" title="7 July 2007">Bodrum kül olmak üzere kimse umursamıyor</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kadinlarda-sabir-zemberegi/" rel="bookmark" title="30 August 2007">Kadınlarda sabır zembereği</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/mirac-kandilinde-allahi-aramak/" rel="bookmark" title="11 August 2007">Mirac Kandili&#8217;nde Allah&#8217;ı aramak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/hepimiz-hrant-dinkiz/" rel="bookmark" title="23 January 2007">Hepimiz Hrant Dink&#8217;iz</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 5.745 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/wordpress-icin-nasil-template-yapilir-1/" rel="bookmark" title="21 February 2007">WordPress İçin Nasıl Template Yapılır &#8211; 1</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/roportaj-mimi/" rel="bookmark" title="5 December 2007">Röportaj mimi</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/paskalya-bayrami/" rel="bookmark" title="7 April 2007">Paskalya Bayramı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/ha-mardin-ha-kuzey-irak/" rel="bookmark" title="6 July 2007">Ha Mardin Ha Kuzey Irak</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 49.935 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/nedenlerde-kaybolmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
