<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Osman S Börütecene &#187; mentorship</title>
	<atom:link href="http://osman.borutecene.com/category/mentorship/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://osman.borutecene.com</link>
	<description>alemlerin aslı hayaldir</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 12:22:21 +0000</lastBuildDate>
	
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Az düşünebilmek</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/az-dusunebilmek/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/az-dusunebilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Dec 2007 22:20:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/az-dusunebilmek/</guid>
		<description><![CDATA[Hayatta birçok yanlış karar, yanlış dünya görüşü, kişinin kendi çıkarlarına aşırı aykırı davranışı vs. gibi şeyler haddinden fazla düşünmekten ileri geliyor. Bu yaşıma kadar gözlediğim en önemli şeylerden biri bu.
Çok bilen çok yanılır lafının yanına bir de çok düşünen çok yanılır diye bir söz eklemek lazım belki de. Tabii ki hayatta birçok konuda karar vermek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatta birçok yanlış karar, yanlış dünya görüşü, kişinin kendi çıkarlarına aşırı aykırı davranışı vs. gibi şeyler haddinden fazla düşünmekten ileri geliyor. Bu yaşıma kadar gözlediğim en önemli şeylerden biri bu.</p>
<p>Çok bilen çok yanılır lafının yanına bir de çok düşünen çok yanılır diye bir söz eklemek lazım belki de. Tabii ki hayatta birçok konuda karar vermek ince ince düşünmeyi gerektirir bunu reddedecek değilim ama sıkıntılı düşünceler, bir türlü karar verememek ya da birkaç ince ama küçük düşünceden yola çıkarak büyük kararlar vermek bahsettiğim zararlara örnek olarak verilebilir.</p>
<p>Hayatın her alanında ve her gün karşımıza çıkan, hepimizin içinde olan bir yanılsamayı anlatıyorum bunları söylerken. Çok düşünüyoruz. Olmadık konularda çok düşünüyoruz. Sonra da bu düşüncelerimizle kendimizi sıkıntılara sürüklüyoruz.</p>
<p>Bu mantık üzerinden hareket eden ve çok da başarılı olan bir terapi yöntemi var: Bilişsel terapi (cognitive therapy). Bu yöntem insan evladının yanlış akıl yürütme biçimlerini ele alarak bunları kişiye yakalattırıp zamanla daha aklı selim bir düşünce zincirini oturtmak üzerine kurulu ve bir hayli de işe yarıyor.</p>
<p>Böyle bir konuyu birden fazla yazıya dağıtarak ve bazı hususları ısrarla tekrar tekrar yazarak anlatmak lazım. Elbette bu, bizim konuya bir yerden başlamamızı gerektiriyor.</p>
<p>Bilişsel terapide en önemli ve en sık rastlanan yanlış düşünce biçimlerinden biri &#8220;ya hep ya hiç&#8221; düşüncesi. Buna göre kişi ya milyon dolarlara sahip olacağını ya da fakir, beş parasız kalacağını düşünebiliyor. Bu hata kavramına tartışma tekniklerinde de rastlıyoruz. Yanlış ikilem olarak Türkçeleştirebileceğimiz &#8216;false dichotomy&#8217; ya da &#8216;false dilemma&#8217;, tam da bu hatalı düşünce biçimini yansıtıyor. Bir başka deyişle buna &#8220;olmayan çelişki&#8221; de diyebiliriz.</p>
<p>Bu olmayan çelişkiye popüler bir örnek vereyim, yüz yılı aşkın bir süredir yaratılışa inananlarla evrime inananlar birbirleriyle tartışır ve her iki taraf da sadece iki ihtimal varmışcasına konuşurlar. Oysa evrim teorisinin doğru olması bir yaratıcının var olmadığı anlamına gelmez veya bir yaratıcının varlığı evrim teorisinin yanlış olduğu anlamına gelmez. Bu açık gerçeğe rağmen bu konuyu tartışanlar sadece iki ihtimal varmışcasına tartışırlar: 1) Evrim teorisi doğrudur dolayısıyla bir yaratıcı yoktur. 2) Evrim teorisi yanlıştır demek ki bir yaratıcı vardır.</p>
<p>Bu her iki olasılık da bizleri mutlak bir doğruya götürmez. Sadece az önce anlattığım &#8220;ya hep ya hiç&#8221; tarzı düşünceye güzel bir örnek oluştururlar.</p>
<p>Bir başka yanlış düşünce biçimi ise her şeyi bildiğini sanmaktır. Bu duruma örnek olarak ülkemizin son aylarda içinde bulunduğu sıcak gündemi gösterebiliriz. Kuzey Irak operasyonunun yapılmasının gerekip gerekmediği, böyle bir operasyon yapılırsa &#8220;başımıza neler geleceği&#8221; gibi konularda insanlar özellikle basında &#8220;biz bunu yapamayız, imkanımız yok, çılgınlık olur, a.b.d. bizi döver&#8221; gibi her şeyi bilebildiklerini sanan (tsk&#8217;nın askeri gücü, a.b.d.&#8217;nin askeri gücü, kürtlerin askeri gücü, türkiye&#8217;nin ekonomik koşullarının tamamı vs.) bir tavırla yazılar yazdılar. Benzer bir biçimde önceki gün yaşadığımız uçak kazası faciası hakkında da gerçekte bilgiye dayanmayan ama çok şeyi bilebiliyormuşcasına konuşan insan sürülerine rastladık.</p>
<p>Bu noktaya geldikten sonra tüm bunların az düşünmekle çok düşünmekle ne alakası var diye sorabilirsiniz tabii. Çünkü verdiğim örnekler az ya da çok düşünmekten ziyade doğru ya da yanlış biçimde akıl yürüterek düşünmekle alakalı. Ancak az ya da çok düşünmek arasındaki motivasyon farkı, yani az düşünmenin ya da çok düşünmenin nedenleri arasında anksiyete, yani huzursuzluk seviyesi gibi bir unsur var. Bu anksiyete de yanlış akıl yürütme biçimlerinden kaynaklanıyor. Yani depresyon durumunda çoğu kez depresyonda olduğunuz için yanlış düşünüyor olmazsınız. Daha ziyade yanlış düşüncelerden ötürü depresyona merhaba dersiniz.</p>
<p>Bu anlattıklarımı halka malolmuş haliyle &#8220;birine kırk kere deli dersen deli olur&#8221; biçiminde özetlemek mümkün. Ancak tek fark, burada kişi kendi kendine sen delisin diyor genellikle.</p>
<p>Yani; herhangi bir olay ya da hedef karşısında &#8220;ben yapamam, beceremem, imkanlarım zayıf, filancanın bunu becermiş olması benim de becereceğim anlamına gelmez&#8221; gibi düşüncelerin ardından geliyor o anksiyete ve sıkıntı. O sıkıntı arttıkça da kişinin yanlış zihin yollarında düşünmeye devam etme süreci uzuyor. İşte o çok düşünmek dediğim şey de bu çok düşünmek.</p>
<p>Bu konuya en kısa zamanda yeniden değinmeye çalışacağım.
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/politik-ve-dini-kelimelerinin-ceviri-kullanimi/" rel="bookmark" title="26 November 2007">&#8220;politik&#8221; ve &#8220;dini&#8221; kelimelerinin çeviri kullanımı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/maya-takvimi-ve-maya-kehaneti/" rel="bookmark" title="4 June 2007">Maya Takvimi ve Maya Kehaneti</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/az-dusunmek-2/" rel="bookmark" title="5 December 2007">Az düşünmek 2</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/youtubea-erisim-yasagi-hakkinda/" rel="bookmark" title="6 March 2007">YouTube&#8217;a Erişim Yasağı Hakkında</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 7.757 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/google-adsensede-hedef-belirlemek/" rel="bookmark" title="12 May 2007">Google Adsense&#8217;de Hedef Belirlemek</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/googledan-alti-anasayfa-temasi/" rel="bookmark" title="20 March 2007">Google&#8217;dan Altı Anasayfa Teması</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/turkiyenin-kendi-gucuyle-bir-alip-veremedigi-var/" rel="bookmark" title="10 February 2009">Türkiye&#8217;nin kendi gücüyle bir alıp veremediği var</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/web-sitesi-nedir-nasil-yapilir/" rel="bookmark" title="13 December 2006">Web Sitesi Nedir, Nasıl Yapılır?</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 49.405 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/az-dusunebilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prezentabl olmak</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/prezentabl-olmak/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/prezentabl-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Oct 2007 00:08:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/prezentabl-olmak/</guid>
		<description><![CDATA[Cross-post:
Psychology Blog, 7 Mart 2006, Being Presentable
Hayatkisa.com, 27 Şubat 2007, Prezentabl Olmak
İnsan Kaynakları kitaplarında, gazetelerdeki iş ilanlarında sıkça rastladığım birşey bu. Toplumun genel algısında bir yeri var ki hiçbirimiz anlamını sorgulamaya gerek görmeden ne demek istendiğini anlayabiliyoruz. Ancak, günümüz dünyasında birçok konuda olduğu gibi prezentabl olmak konusunda da muazzam aldatmacalar söz konusu.
Kelime anlamı olarak prezentabl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cross-post:<br />
Psychology Blog, 7 Mart 2006, <a href="http://psycho-blog.hayatkisa.com/being-presentable.html">Being Presentable</a><br />
Hayatkisa.com, 27 Şubat 2007, <a href="http://hayatkisa.com/prezentabl-olmak/">Prezentabl Olmak</a></p>
<blockquote><p>İnsan Kaynakları kitaplarında, gazetelerdeki iş ilanlarında sıkça rastladığım birşey bu. Toplumun genel algısında bir yeri var ki hiçbirimiz anlamını sorgulamaya gerek görmeden ne demek istendiğini anlayabiliyoruz. Ancak, günümüz dünyasında birçok konuda olduğu gibi prezentabl olmak konusunda da muazzam aldatmacalar söz konusu.</p>
<p>Kelime anlamı olarak prezentabl olmak, sunulabilir olmak anlamını taşıyor. Ama ben sizi bununla sıkmak istemiyorum. Herkesin kapitalist düzen ve onun organları hakkında lümpenleşmiş tespitler okumaya doyduğuna inanıyorum. Beni esas ilgilendiren şey ise prezentabl olmaya çalışanların zihinlerindeki yanlış ve işe yaramaz izdüşümleri bulup onları yok etmek.</p>
<p>En basit anlamıyla prezentabl olmak; göze hoş görünmek, etkileyici bir görünüme sahip olmak anlamında kullanılıyor. Yine de, bunun yaygın tarifi ve prezentabl olma yolları şık takım elbiselerle, kıyafetlerin ütülü, ayakkabıların cilalı olmasıyla, her sabah traş olmakla/fön çekmek-çektirmekle, vb. gerçekte sizi prezentabl olmaktan ziyade fazlalıkları budanmış bir ağaç kadar düzgün, kabul edilebilir fiziki görünüme sahip olmak yönünde ikna etmeye çalışarak yapılıyor.</p>
<p>Hayatınızın herhangi bir döneminde, etrafınızdaki herhangi birinden daha fazla dikkat çeken, göze çarpan, yanında olmak istenen, söylediklerine herkesin söylediklerinden daha çok inanılan, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin birçok kişinin etkilendiği insanları düşünün. Örneğin Fidel Castro, Seth Godin (evet, şu mor inek kavramının yaratıcısı), ssg, vs. Ayrıca bu kadar uzaklardan örnek aramanın yanısıra yakın çevrenizi hatırlayın. Ailenizde, işyerinde, okulda, sokakta diğerlerinden daha güvenilir görünen, sözüne daha çok inandığınız, herhangi birinden daha fazla beraber çalışmak, zaman geçirmek istediğiniz insanları hatırlayın. Bunlardan hangileri günümüz dünyasının presentabl olmak düzmecesi ile uyumlu? Kaç tanesi? Kaç tanesi “sunulabilirliğini” günlük traşı, fönü, kıyafetlerinin ütüsü üzerine kurmuş? Kaç tanesinin sizi çeken özellikleri bunları kapsıyor?</p>
<p>Cinsel tercihinize göre zihninizde canlandırın: Sizin için çekici bir bedeni/yüzü olan ve ama saçları darmadağınık, kıyafetleri ütüsüz biriyle mi zaman geçirmek istersiniz yoksa sizin için itici bir bedeni/yüzü olan ve ama saçları bakımlı, kıyafetleri ütülü, ayakkabıları pırıl pırıl olan biriyle mi? Bu görsel imgeleri gözünüzde canlandırın.</p>
<p>Bu söylediklerimi, tüm bu düzmecenin bir parçası olan uzun saçlı, motorsikletli alfa erkek masalı ile de karıştırmamanızı rica ederim.</p>
<p>Halit Kıvanç bir gün stüdyoya üzerine bir çuval geçirmiş olarak gelse, ben onun ustalık dolu program sunumunu yine de dinlerim. En sevdiğiniz yazarın yeni romanını, tuvalet kağıdına yazılmış olsa bile seve seve okursunuz. En sevdiğiniz yemeği, tabakta nasıl sunulursa sunulsun, temizliğinden ve sağlıklı olduğundan şüphe duymadığınız müddetçe yemekten çekinmezsiniz. Çok hoşunuza giden bir melodi varsa bu melodinin hangi enstrümanla çalındığı sizin için melodiyi duymak kadar önemli değildir.</p>
<p>Sizlere “önemli olan ruh güzelliğidir” demiyorum. Günümüzün genel geçer kurallarına göre prezentabl olmak yanlış yorumlanmakta ve anlatılmaktadır diyorum. </p></blockquote>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/internet-caginda-meshur-olmak/" rel="bookmark" title="6 July 2007">İnternet çağında meşhur olmak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/iyi-bir-mevki-sahibi-olmak-ne-demek/" rel="bookmark" title="1 September 2008">İyi bir mevki sahibi olmak ne demek?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/simdiki-zaman-ve-gerceklik/" rel="bookmark" title="6 January 2008">Şimdiki zaman ve gerçeklik</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/dusunerek-yaratmak/" rel="bookmark" title="9 July 2008">Düşünerek yaratmak</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 5.911 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kadin-cinselliginden-korkmak/" rel="bookmark" title="30 May 2007">Kadın Cinselliğinden Korkmak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/tarihi-fotograflar-blogu-shorpy/" rel="bookmark" title="6 June 2007">Tarihi Fotoğraflar Blogu Shorpy</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/ertugrul-ozkokun-ozru-kabahatinden-buyuk/" rel="bookmark" title="26 May 2007">Ertuğrul Özkök&#8217;ün Özrü Kabahatinden Büyük</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/borderline-konulu-yazimin-yorumlarindan-bir-alinti/" rel="bookmark" title="29 June 2008">Borderline konulu yazımın yorumlarından bir alıntı</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 48.759 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/prezentabl-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ferrari&#8217;sini geri almak isteyen bilge</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/ferrarisini-geri-almak-isteyen-bilge/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/ferrarisini-geri-almak-isteyen-bilge/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Oct 2007 13:12:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/ferrarisini-geri-almak-isteyen-bilge/</guid>
		<description><![CDATA[Bayram ziyaretleri sırasında Ender Saraç&#8217;ın Ruhsal Gelişim ve Kader adlı kitabına göz gezdirme fırsatım oldu. Kitabın alt başlıklarından birini çok beğendim: Ferrari&#8217;sini geri almak isteyen bilge.
Ender Bey bu kısımda yeni çağ düşüncelerinden etkilenerek maddi dünyadan elini eteğini çekmek için çaba sarfeden, ancak bu hayatın geneli açısından dengesiz bir davranış olduğu için bu konuda çok zorlanarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bayram ziyaretleri sırasında Ender Saraç&#8217;ın Ruhsal Gelişim ve Kader adlı kitabına göz gezdirme fırsatım oldu. Kitabın alt başlıklarından birini çok beğendim: Ferrari&#8217;sini geri almak isteyen bilge.</p>
<p>Ender Bey bu kısımda yeni çağ düşüncelerinden etkilenerek maddi dünyadan elini eteğini çekmek için çaba sarfeden, ancak bu hayatın geneli açısından dengesiz bir davranış olduğu için bu konuda çok zorlanarak maddi dünyaya geri dönmeye çabalayan insanların içine düştükleri yanılsamadan bahsetmiş.</p>
<p>Özetle diyor ki; yaşadığımız dünya bir biçimde maddi yaşamı da içeriyor. Bu alandan tamamen uzak durmak imkansız. Bazı istisnai örnekler açısından imkanlı olsa bile, içerdiği dengesiz davranış biçimi nedeniyle insana acı veriyor ve bir çıkmaza sürüklüyor.</p>
<p><img id="image554" class="center" src="http://osman.borutecene.com/wp-content/ferrari_red.jpg" alt="ferrari_red.jpg" /></p>
<p>Ender Bey&#8217;e bu konuda katılıyorum. Günümüz dünyasının işe yaramayan ekonomik sistemlerinin getirdiği bunalımla insanlar paradan, maddiyattan nefret etme noktasına gelebiliyorlar. Ben de bir dönem para ve ekonomi ile ilişiğimi tamamen kesmeye çalışmıştım. Gerçi benim inzivam 360 dereceydi; salt parayı ve ekonomiyi değil yaşamın her alanını içeriyordu, hakkını da verdim bu inzivanın ama Ender Bey&#8217;in bahsettiği şey farklı.</p>
<p>Çevreme baktığımda bir süre parayı ve ekonomiyi görmezden gelmek için elinden geleni yapmış olan ama şimdi aç kurtlar gibi para kokusu aldığı her yere saldıran, hatta olmadık yerlerden bile para kokusu alır hale gelmiş insanlar görüyorum. Ender Bey&#8217;in bahsettiği tam da bu. Bu insanların çaresizlikleri ve içinde bulundukları cehennem gerçekten düşündürücü. Hepsi, Ferrari&#8217;lerini geri almak isteyen birer sahte bilge gibiler. Saldırganlar, öfkeliler, sabırsızlar.</p>
<p>Bu acıyı dindirmenin yegane yolu ise yine dengeli davranışlardan geçiyor. Tıpkı dengeli beslenme gibi. Bunu bir tür açlık grevi olarak düşünebilirsiniz. Açlık grevinden çıkmış insanlara ya da uzun bir süre bir nedenden aç kalmış insanlara hemen yemek verilmez. Önce az şekerli açık bir çay verilir mesela. Daha sonra da kontrollü olarak normal, dengeli bir beslenmeye doğru geçilir.</p>
<p>Dolayısıyla konu ister yeni çağ (new age) düşünce biçimleri olsun, ister Uzak Doğu&#8217;da bir manastıra kapanma arzusu olsun, kişi kendini iyi tartmalı ve mümkün olduğunca dengeli kararlar vermeli. Karar vermek insanoğlu için öylesine acımasız, öylesine sıkıntılı bir süreç ki genelde çoğumuzda kararları ertelemek, kararlara bir sorumlu aramak, sorumluluğu atacak bir kişi, kurum ya da düşünce sistemi bulmak çoğu kez karar verebilme yetisinin yerini alıyor. Sonuç ise kararı kendisi vermemiş gibi hissetmeyi başarmış bir insan evladı ve sonrasında saldırganlaşıp yedi mahalleye zarar veren bir deliye dönüşmek.</p>
<p>Kişisel gelişim açısından benzer önyargılar psikoterapi için de geçerlidir. &#8220;Analise This&#8221; adlı filmde Robert DeNiro&#8217;nun oynadığı mafya babası karakteri, filmdeki psikoloğa şöyle bir uyarıda bulunuyor: &#8220;Beni iyileştir ama sakın ibneleştirme!&#8221;. Söylemek istediği şey, ruh sağlığımın yerine gelmesini istiyorum ama <em>yumuşamak</em> istemiyorum. Böyle diyor çünkü çoğumuzun zihninde, kişisel gelişim sonrası rahatlamış, berrak bir zihnin yanısıra; kendini koruyup kollamayan, tokat atana diğer yanağını uzatan, &#8220;vur ensesine al lokmasını&#8221; tarzı bir insan tezahür ediyor. Bu hayal nereden kaynaklanıyor gerçekten bilmiyorum. Büyük ihtimalle bu hatalı hayalin kaynağı kişisel gelişimin böyle bir yönü olması değil de, değişime direnç gösteren kişinin yaratıcı bahanelerinin içinde böyle bir hayal oluşturabilmiş olması. Hayalgücü söz konusu olduğunda bazı imgelemlerin gerçekten kaynağı yoktur.</p>
<p>Hazır laf Robin Sharma&#8217;nın kitabından açılmışken (Ferrari&#8217;sini satan bilge) her ne kadar konumuzla birebir alakası olmasa da değinmek istediğim bir nokta daha var. İnsanoğlunun zihni, günlük yaşam streslerinden dolayı o kadar bulanık ki, karşısına çıkan her şeyi yüzeysel değeriyle ya da kelime kelime zihninde canlandırarak anlama yolunu tercih edebiliyor. İnsanların karşısına &#8220;Ferrari&#8217;sini satan bilge&#8221; kavramını çıkardığınızda yorgun insan zihni &#8220;bilge olabilmek için bir Ferrari sahibi olup onu satmayı arzulayacak noktaya gelmek gerekiyor&#8221; gibi bir düşünce oluşturabiliyor. Bu gibi yanlış çıkarımlara engel olabilmenin tek yolunun gün içinde sık sık kişinin kendini durdurması ve o sırada gerçekten ne yapıyor olduğunu kontrol etmesi olduğunu düşünüyorum. Kişi o sırada ezbere bir iş mi yapıyor? Gerçekten kendisinin ve toplumun çıkarlarıyla örtüşen bir faaliyet içinde mi? Yoksa tamamen bulanık bir zihinden gelen, içi boşluktan başkalarının fikirleriyle rastgele dolup taşmış bir beyinle hedefsiz biçimde sağa sola ateş mi ediyor? Bunlar önemli sorular. Bunlar kişinin berrak bir zihin kazanmasına giden yolda yapılması sağlıklı olacak kontroller. Bunlar kişinin çevresine ve kendisine vereceği zararı azaltacak alışkanlıklar.</p>
<p>Herkese mutlu ve sağlıklı bir hafta dilerim.</p>
<p>fotoğraf: <a href="http://www.cappellmeister.com/">Cappelmeister</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kisisel-degisimin-itici-gucu-istek/" rel="bookmark" title="2 October 2007">Kişisel değişimin itici gücü istek</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kisisel-degisim-grubu-okuma-listesi/" rel="bookmark" title="6 May 2008">Kişisel Değişim grubu okuma listesi</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/sira-yoneltilen-elestiriler-ve-dusundurdukleri/" rel="bookmark" title="4 July 2007">Sır&#8217;a yöneltilen eleştiriler ve düşündürdükleri</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/para-nedir-ne-degildir/" rel="bookmark" title="6 June 2007">Para Nedir, Ne Değildir?</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 4.760 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/tercihli-yol-olumlu-dusunce/" rel="bookmark" title="29 June 2008">Tercihli yol: olumlu düşünce</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/baklayi-agzimdan-cikariyorum-yasam-kocu-bir-tur-terapisttir/" rel="bookmark" title="12 January 2008">Baklayı ağzımdan çıkarıyorum; yaşam koçu bir tür terapisttir</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/internet-explorer-kullanicilarina-benden-yepyeni-bir-hizmet/" rel="bookmark" title="9 June 2007">Internet Explorer Kullanıcılarına Benden Yepyeni Bir Hizmet</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/axess-kizi-ve-yasam-tarzimiz/" rel="bookmark" title="5 June 2007">Axess Kızı ve Yaşam Tarzımız</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 45.031 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/ferrarisini-geri-almak-isteyen-bilge/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diğer insanlar ve zaman</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/diger-insanlar-ve-zaman/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/diger-insanlar-ve-zaman/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Oct 2007 14:41:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/diger-insanlar-ve-zaman/</guid>
		<description><![CDATA[Bazen olgunluğu, huzuru insanlara hap gibi verebilecek birşeyler olmasını temenni ederim. Bir simyacının ütopyası gibi bunları düşünürüm. Elbette, öncellikle herkes birbirinden farklı olduğu için böyle bir hap bilgisi, iki sayfalık bir broşür oluşturup kişinin kendini birkaç saatliğine iyi hissetmesini sağlayarak gerçeği yakalaması ve sorunlarını bizzat kendi başına çözecek enerjiyi bulması mümkün olmayabiliyor.
Yine de; yemek, içmek, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen olgunluğu, huzuru insanlara hap gibi verebilecek birşeyler olmasını temenni ederim. Bir simyacının ütopyası gibi bunları düşünürüm. Elbette, öncellikle herkes birbirinden farklı olduğu için böyle bir hap bilgisi, iki sayfalık bir broşür oluşturup kişinin kendini birkaç saatliğine iyi hissetmesini sağlayarak gerçeği yakalaması ve sorunlarını bizzat kendi başına çözecek enerjiyi bulması mümkün olmayabiliyor.</p>
<p>Yine de; yemek, içmek, seks kadar ortak olabilen özellikler de yok değil. Bunlar kadar ortak olmasa da, günümüz dünyasının benzer streslerini paylaşan insanların bazı ortak takıntıları var. Bunlardan yola çıkarak hayal ettiğim hapın yarısına bile yaklaşmasa da benzer etkiyi verebilecek düşünce yapılarını aktarabilmek mümkün.</p>
<p>Gözlemlerimde ortak nokta olarak gördüğüm bir konuyu açmak istiyorum. Günümüz insanının karar verme stresinde etken olan iki önemli unsur gözledim hep: Diğer insanlar ve zaman.</p>
<p>Karar verirken; toplumun, başkalarının, arkadaşlarınızın, ailenizin, çevrenizin kararlarınız hakkında ne düşüneceği, nasıl tepkiler vereceği meselesi insan hayatında isteklerin önüne engel koyabilecek büyüklükte bir stres oluşturabiliyor. Dahası, bir yandan bazı insanlar gerçekten yanlarındakinin işine umarsızca burnunu sokma huyuna sahipken, bunlar dışında kalan bütün herkesin de aynı huya sahip olduğu yanılsamasına kapılabilirsiniz.</p>
<p>Nasreddin Hoca birçok konuyu güzelce anlattığı gibi bunu da anlatır. Hoca bir gün ufak oğluyla beraber yola çıkıyor. Yanlarında eşekleri de var. Çocuk küçük, yürürken yorulmasın diye eşeğe çocuğu bindiriyor, kendisi de yanlarında yürüyor. O sırada yoldan geçen biri diyor ki &#8220;ayıp değil mi ufacık çocuk eşeğin üzerinde gezerken senin gibi yaşlı başlı adam yürüyerek gidiyor?&#8221;. Hoca da bunun üzerine çocuğu eşekten indirip kendisi biniyor. Bir süre sonra başka biri &#8220;hoca hoca yakışıyor mu sana ufacık çocuğu yürütüp kendin eşeğe binmek?&#8221; diye serzeniyor. Hoca bu kez çocuğu da yanına, eşeğin üzerine alıyor. Bir süre sonra başka biri, &#8220;Hocam yazıklar olsun eşeğin üzerine iki kişi birden binmişsiniz günah değil mi eşeğe yaptığınız eziyettir&#8221; diyor.</p>
<p>Hoca&#8217;nın bu hikayesindeki hisse şudur ki, herkesi mutlu etmeniz mümkün değildir. Daha da önemlisi, tamamen sizi ilgilendiren konularda bile insanların çeneleri kapanmak bilmez, her zaman konuşacaklar ve birbirlerinden farklı şeyler söyleyecekler. Bunları kaale almamalısınız ve bu sığ düşünce kırıntıları bir kulağınızdan girip ötekinden çıkmalı. Yoksa yaşam boyu yerinizde sayarsınız.</p>
<p>Hayatın amacı her önünüze çıkan insanın sizi sevmesi ve takdir etmesi için yaşamınızı kabul görmüş merkezi bir otoriteye bağlamak değildir. Böyle zamanlarda, kimseyi dinlememek en büyük erdemdir.</p>
<p>Bir gün içinizden gelen ses, zihninizdeki düşünceler, dışarıdan gelen sesler ve fikirleri bastırıyorsa, kendi yaşam koçunuz oldunuz demektir. Kendinize güvenin, içgüdülerinize, birikimlerinize, sezgilerinize güvenin ve bunların doğrultusunda yaşayın.</p>
<p>Bu, işin &#8220;diğer insanlar&#8221; kısmıydı. İkinci stres kaynağımız ise dikkatimizi zamanın akıp gidiyor oluşuna vermek. Herhangi bir iş yaparken, yemek yaparken, spor yaparken, kitap yazarken, film izlerken, mailleşirken, her ne yapıyor olursanız olun; dikkatiniz zamanın akıp gidiyor oluşundaysa ve bundan endişeleniyorsanız ne yaptığınız yemek birşeye benzer, ne yazdığınız kitap kitaba benzer, ne de geçirdiğiniz zamanın kalitesinden söz edilebilir.</p>
<p>Zamanın akmasını engelleyemedeğimizi peşinen kabul ederek dkkatimizi başka biryere vermek zorundayız. İnsanın değiştiremeyeceği üç beş şeyi değiştirmek uğruna yaşamını harcaması kadar büyük bir hata düşünemiyorum. Kişi böyle şeylerle uğraşıp sonuç alamadıkça kendine olan saygısını yitirir ve bu saygısızlığı tüm dünyaya bulaştırır.</p>
<p>Bırakın zaman aksın. İster uyuyor olun, ister eğleniyor olun, ister çalışıyor olun; insanoğlunun bu ölümlü bedeni için bazı fiziksel sınırlar var. İnsanın birçok alanda sonsuz kabiliyet sahibi olduğuna inanan biri bunu söylüyorsa herhalde bir bildiği vardır.</p>
<p>Çevrem ben şöyle yaparsam ne der, nasıl davranır düşüncesi ile eyvah zaman akıp gidiyor düşüncesi arasında kalmış bir yaşamla; bunların arasına sıkışmamış bir yaşam arasında farksız bir nokta neredeyse yoktur. Neredeyse tamamen farklı iki yaşamdır bunlar. Sağlıklı olan elbette ikincisidir.</p>
<p>Herkese iyi bayramlar dilerim.
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/pazar-yazisi/" rel="bookmark" title="12 August 2007">Pazar yazısı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/linkibol/" rel="bookmark" title="4 March 2007">Linkibol</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/oss-mesleki-egilim-ve-insan-kaynaklari/" rel="bookmark" title="30 May 2007">ÖSS, Mesleki Eğilim ve İnsan Kaynakları</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bilgisayarlarda-ve-internette-icerik-sunumu-basitlestirilmeli/" rel="bookmark" title="8 March 2007">Bilgisayarlarda ve İnternette İçerik Sunumu Basitleştirilmeli</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 5.817 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kule-savunmasi-aliskanlik-yapan-bir-flash-oyunu/" rel="bookmark" title="4 February 2007">Kule Savunması: Alışkanlık Yapan Bir Flash Oyunu</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/12-eylul-darbesinin-sucunu-80-kusagina-yikmak/" rel="bookmark" title="12 January 2008">12 Eylül darbesinin suçunu 80 kuşağına yıkmak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bir-web-projem-var/" rel="bookmark" title="27 May 2007">Bir Web Projem Var</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/paris-hilton-necmettin-erbakanla-kader-ortagi-oldu/" rel="bookmark" title="8 June 2007">Paris Hilton Necmettin Erbakan&#8217;la Kader Ortağı Oldu</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 52.105 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/diger-insanlar-ve-zaman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evrensel enerjiyi merkezi idareye bağlamak</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/evrensel-enerjiyi-merkezi-idareye-baglamak/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/evrensel-enerjiyi-merkezi-idareye-baglamak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Oct 2007 03:42:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Referans]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/evrensel-enerjiyi-merkezi-idareye-baglamak/</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlundaki merkezi idare aşkı bambaşkadır. İnsanoğlu bir put yapar, kendi yapar kendi yapar kendi tapar. Peki evrensel enerjiyle merkezi idarenin alakası ne, evrensel enerji ne demek, kimler bu durumdan nasıl ekmek sağlıyor?
Şimdi efendim evrensel enerjiyi burada bir sembol olarak kullanıyorum ben. Yerine başka şeyler koyabilirsiniz. Dini inançları koyabilirsiniz, new age düşünce sistemini koyabilirsiniz, siyaseti koyabilirsiniz.
Biz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlundaki merkezi idare aşkı bambaşkadır. İnsanoğlu bir put yapar, kendi yapar kendi yapar kendi tapar. Peki evrensel enerjiyle merkezi idarenin alakası ne, evrensel enerji ne demek, kimler bu durumdan nasıl ekmek sağlıyor?</p>
<p>Şimdi efendim evrensel enerjiyi burada bir sembol olarak kullanıyorum ben. Yerine başka şeyler koyabilirsiniz. Dini inançları koyabilirsiniz, new age düşünce sistemini koyabilirsiniz, siyaseti koyabilirsiniz.</p>
<p>Biz dinden girelim, İslam&#8217;dan başlayalım. Allah&#8217;la kul arasındaki en kısa yol en doğru yoldur. Düz bir çizgidir. Araya şeyhler, dervişler, ermişler, hocalar, yani kısaca bilimum ruhban sınıfı girdikçe bu yol dolambaçlı bir hal alır, uzar. Zigzag yapan virajlı bir yol haline gelir. Allah evrensel enerji ise, halifelik onu merkezi idareye bağlamaya çalışmaktır.</p>
<p>Bazı insanlar sevgiyi de bir evrensel enerji olarak merkezi idareye bağlamaya çalışabilir. Biri çıkar der ki, hem herkes beni sevsin, hem de benim izin vermediğim insanlar birbirini sevmesin. Birileri gelsin birilerini sevmek için benden olur alsın. Böylece ben de o insanların kötü, hasta, zavallı, tedaviye muhtaç, sevgisiz insanlar olmadıklarını bileyim, bunu cümle aleme duyurayım. Böylelikle evrensel bir enerji olan sevgiye merkezi idare olayım da bütün sevgi benim üzerimden geçsin. İnsanlar ne de olsa salak, şanssız, anlamazlar.</p>
<p>Evrensel enerjiyi merkezi idareye bağlamak diye bir şey elbette yoktur. Sadece bunu yapmaya çalışan insanlar vardır. O insanları tanımakta zorlanmazsınız, biraz dikkat etmeniz yeterlidir. Sizi Eyüp Sultan&#8217;a <em>bağlarlar</em>. Sizi Mevlana&#8217;ya bağlarlar. Sizi başka galaksilere bağlarlar. Herkes her yere bağlanabilir arkadaşlar, herkes herkesi bir yerlere bağlayabilir, birilerinin bir kaynağa bağlanmasında bazıları diğerlerine destek olabilir, öğretebilir falan ama kimsede bu işlerin tapusu yoktur, olamaz. Böyle şeyler kimsenin tekelinde değildir, bu konuda hiçbir merkezi idare yoktur. Ancak bazı öğretileri sizden daha önce öğrenmeye başlamış ve zaman aralığı olarak bir an sizden daha fazla şey bilen birileri vardır. Bunlar içerisinde samimi ve içten olan hiç kimse elinde bir tapu varmış gibi davranmaz. Biraz dikkatli biri bunu hızlıca yakalayabilir.</p>
<p>Şimdi konu başlığını nasıl oluşturduğuma geleyim biraz da, A.B.D.&#8217;nin onyıllardır bir planı var, küreselleşmeyi örfi idareye bağlamak adı altında özetleriz biz bu planı. Yani globalleşeceğiz ve dünya büyük bir köy gibi olacak herkes birbirini sevecek, halklar kardeş olacak ama hepimizi Amerika yönetecek. Başka türlü küreselleşilmiyor. Başka türlü globalizm olmuyor. Dünya yerle bir olsun, bir avuç insan kalsın farketmez, yeter ki Amerika yönetsin.</p>
<p>Arkadaşlar, aramızda gezen Amerika&#8217;lara dikkat edelim. Onlar birer enerji vampiridir. Her türlü manevi güç onlarda olsun, onlar herkesin hayatta ne yapacağını ve ne yapmayacağını belirlesin ama onlardan aman ha hesap sorulmasın çünkü sizde böyle bir kapasite yok, nasıl olabilir ki? Elinizde evrensel enerjinin tapusu mu var?</p>
<p>Bırak Allah aşkına yaaaa.
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yasam-kocluguna-baska-ne-isim-konabilir/" rel="bookmark" title="4 August 2007">Yaşam koçluğuna başka ne isim konamaz?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bagislamak-asmayalim-da-besleyelim-mi/" rel="bookmark" title="10 August 2007">Bağışlamak: Asmayalım da besleyelim mi?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/e-mail-calismalari-izlenimler/" rel="bookmark" title="20 August 2007">E-mail çalışmaları, izlenimler</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/arsiv-sayfasi/" rel="bookmark" title="13 December 2006">Arşiv Sayfası</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 5.197 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/microsoft-turkiye-pardusa-engel-olabilecek-mi/" rel="bookmark" title="11 February 2007">Microsoft Türkiye, Pardus&#8217;a Engel Olabilecek Mi?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/turkiye-umumi-tuvalet-olur-mu/" rel="bookmark" title="5 October 2007">Türkiye umumi tuvalet olur mu?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/form-tasarimi-uzerine-onemli-bir-yazi/" rel="bookmark" title="21 January 2007">Form Tasarımı Üzerine Önemli Bir Yazı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/allaha-mi-tapiyoruz-insana-mi/" rel="bookmark" title="29 October 2007">Allah&#8217;a mı tapıyoruz insana mı? (Güncelleme)</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 43.699 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/evrensel-enerjiyi-merkezi-idareye-baglamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düşünce süreçlerine gereken zamanı tanımak</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/dusunce-sureclerine-gereken-zamani-tanimak/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/dusunce-sureclerine-gereken-zamani-tanimak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Oct 2007 12:13:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/dusunce-sureclerine-gereken-zamani-tanimak/</guid>
		<description><![CDATA[Cross-post günleri tam gaz: Hayatkisa.com, 11 Mart 2007. İyi okumalar.
Lisedeki psikoloji derslerinde kısaca anlatılan, beynin işleyiş biçimine dair bir konu vardı. Hatırlatmak gerekirse; özellikle yaratıcılık gerektiren işlerde kişi belli düşünce süreçlerinden geçer, dışarıdan bakıldığında hatta kendi kendine düşündüğünde birşey yapmıyormuş gibi görünür ancak bir süre sonra aniden üzerinde çalıştığı sorunun çözümü kişinin aklına gelir.
Aslında aniden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cross-post günleri tam gaz: Hayatkisa.com, 11 Mart 2007. İyi okumalar.</p>
<blockquote><p>Lisedeki psikoloji derslerinde kısaca anlatılan, beynin işleyiş biçimine dair bir konu vardı. Hatırlatmak gerekirse; özellikle yaratıcılık gerektiren işlerde kişi belli düşünce süreçlerinden geçer, dışarıdan bakıldığında hatta kendi kendine düşündüğünde birşey yapmıyormuş gibi görünür ancak bir süre sonra aniden üzerinde çalıştığı sorunun çözümü kişinin aklına gelir.</p>
<p>Aslında aniden gelmez. Sadece aniden gelmiş gibi görünür. Oysa arka planda zihniniz söz konusu olay / kavram / sorun üzerinde çalışmaktadır. İnsan beyni, kendisi farketmeden de kafayı çalıştırabilir.</p>
<p>Günümüzün hızlı iş temposu içerisinde ise gerek kişisel sorumluluk gerekse toplum baskısı nedeniyle zihinsel süreçlerimize gereken önemi vermiyor, gereken zamanı tanımıyor ve kendimize / başkalarına hiçbir şey yapmıyormuşuz / yapmıyorlarmış gibi davranıyoruz.</p>
<p>İster yolda olun ister yatağınızda uykuda, beyniniz sürekli çalışıyor. Siz bu çalışmanın sadece belli bir kısmını bilincinizde hissedebiliyorsunuz.</p>
<p>Benzer bir örnek insan beyninin sürekli veri kaydediyor olması ile ilgili de verilebilir. Yine klasik lise psikoloji derslerinden hatırlayabileceğiniz bir konudur; şimdi size işyerinizin yakınlarında bir eczane sorulsa cevabı şu anda hatırlayamayabilirsiniz ama eczane gerektiği anda eğer o çevredeyseniz eczaneyi elinizle koymuş gibi bulursunuz.</p>
<p>Sihir gibi ama değil. İnsan zihninin işleyiş biçimi bu.</p>
<p>Bu nedenle, önünüzde bir yığın iş varken gözleriniz dalıp gidiyorsa paniğe kapılmayın. Beyniniz çalışıyor ve muhtemelen önünüzdeki işleri gerçekleştirme aşamasına geldiğinizde neler yapacağınızı sıraya koyuyor. Zaten bu nedenle üç beş kez dalıp gittik diye hayatımız sona ermiyor. Diğer türlü halimiz vahim olurdu.</p>
<p>Zihninizin planlamalar yapmasına önem verin ve buna zaman tanıyın. Hayat kısa. Bu kısa hayat içerisinde bedenimizin bize verdiği olanakları reddetme lüksümüz yok.</p></blockquote>
<p>orijinali: <a href="http://hayatkisa.com/dusunce-sureclerine-gereken-zamani-tanimak/">Düşünce Süreçlerine Gereken Zamanı Tanımak</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/" rel="bookmark" title="9 October 2007">Sürekli bir dakika sonrasını beklemek</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/sine-i-millete-donmek/" rel="bookmark" title="26 January 2007">Sine-i Millete Dönmek</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/ucak-kullanmakla-yasamak-arasindaki-benzerlikler/" rel="bookmark" title="2 December 2007">Uçak kullanmakla yaşamak arasındaki benzerlikler</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yeni-blog/" rel="bookmark" title="10 March 2007">Yeni Blog</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 6.002 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/onumuz-secim-sirasi-mi-simdi-kuzey-iraka-operasyon-yapmanin/" rel="bookmark" title="21 October 2007">Önümüz seçim, sırası mı şimdi Kuzey Irak&#8217;a operasyon yapmanın?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/tipik-bir-psikoterapi-seansi-nasil-gecer/" rel="bookmark" title="9 November 2007">Tipik bir psikoterapi seansı nasıl geçer?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/siyasi-partilerin-gereksizligi/" rel="bookmark" title="23 June 2007">Siyasi Partilerin Gereksizliği</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/youtubea-erisim-yasagi-hakkinda/" rel="bookmark" title="6 March 2007">YouTube&#8217;a Erişim Yasağı Hakkında</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 45.855 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/dusunce-sureclerine-gereken-zamani-tanimak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beklemek ve ertelemek: İki dipsiz kuyu</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Oct 2007 18:04:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/</guid>
		<description><![CDATA[Cross-post haftası coştu. Hayatkisa.com, 14 Mayıs 2007.
GIRGIR dergisini hatırlayanlarınız vardır diye tahmin ediyorum. Zamanında dünyada en çok satılan ikinci mizah dergisiydi. Orada çok sevdiğim, üzerinde yirmi yıl geçmiş olmasına rağmen hala dün gibi aklımda olan bir karikatür var. İdam cezası almış bir mahkuma ipi boynundan geçirmeden evvel “son arzun nedir” diye soruyorlar. O da “tıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cross-post haftası coştu. Hayatkisa.com, 14 Mayıs 2007.</p>
<blockquote><p>GIRGIR dergisini hatırlayanlarınız vardır diye tahmin ediyorum. Zamanında dünyada en çok satılan ikinci mizah dergisiydi. Orada çok sevdiğim, üzerinde yirmi yıl geçmiş olmasına rağmen hala dün gibi aklımda olan bir karikatür var. İdam cezası almış bir mahkuma ipi boynundan geçirmeden evvel “son arzun nedir” diye soruyorlar. O da “tıp okumak istiyorum” diyor.</p>
<p>İnsan birşey yapmak istediğinde, birşey yapması gerektiğinde direnir, önce yapacak başka işler bulur. Bu konuda en çok anlatılan örnekler ders çalışmaya oturmadan evvel yapılanlardır sanırım.</p>
<p>Başlarken verdiğim örnek biraz tuhaf kaçtı biliyorum ama insan psikolojisinde de böyle muazzam bir tezat var. Hadi o adam ölüme gidiyor ve bunu ertelemek arzusu karikatürize edilmiş. Ama çevrenize bir bakın, hayatı ertelemek için master üzerine master, doktora üzerine doktora yapan çok sayıda kişiye rastlarsınız.</p>
<p>İnsanoğlu, sadece gündelik işlerini değil; yaşamayı, bir yetişkin olarak kendi kararlarını almayı, özgürlüğünü kullanmayı da erteler.</p>
<p>Irvin Yalom bir kitabında karar vermeden beklemenin karar verme acısını hafifletmeye çalışmak olduğunu anlatıyor. Harekete geçmeyip beklemek, karar vermekten kaçınmak sanki “yeteri kadar zaman geçerse kararlar kendiliğinden ortaya çıkacakmış” hissi nedeniyle ortaya çıkar diyor.</p>
<p>Bir diğer yandan “carpe diem”, yani günü yakala gibi deyimler, bugünün işini yarına bırakma gibi öğütler ile bir yere varılamıyor. Bu öğütlerle çevrelenen insan karar verme becerisini sorgulamak yerine kendini güçsüz ve hasta olarak görüyor. Bu bir anlamda toplumun bir suçu. Henüz çocuk yaştan itibaren neler yapabileceğini değil neler yapamayacağını öğrenen insan gelecekte de bu olmazlarla yaşamaya devam ediyor.</p>
<p>Bazen de insan eğer kendi kararlarını kendisi verir ve bağımsız davranırsa çevre için yıkıcı olacağını ya da başkalarının hakkını yiyeceğini düşünür. Geleceği gözümüzün önünde canlandırarak bunun da aslında boş bir düşünce olduğunu, beklemek ve ertelemek için zihnin uydurduğu yeni duraklar olduğunu farkedebiliriz.</p>
<p>Bu konudaki yanılgılardan biri de kişinin birşeyi istediği halde yap(a)madığını zannetmektir. İnsanın istediği şeylerin peşinden nasıl koşturduğunu gözlersek bunu da kolaylıkla çürütebiliriz. Mesela çok istediği halde yüzmeye gidemediğini iddia eden biri maça gitmek için yüzmekten çok daha yorucu bir yolu büyük bir hevesle katedebilir. Benzer biçimde insanlar isteyip de yapmadıkları birçok konuda seve seve yaptıkları şeylerle karşılaştırma yaparak aslında birer seçim yapmakta olduklarını farkedebilirler.</p>
<p>Önemli olan şu kısa hayatı olup bitenin biraz daha farkında olarak, acısıyla tatlısıyla kaçmadan yaşamaktır. </p></blockquote>
<p>orijinali: <a href="http://hayatkisa.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/">Beklemek ve Ertelemek: İki Dipsiz Kuyu</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/" rel="bookmark" title="9 October 2007">Sürekli bir dakika sonrasını beklemek</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yeni-yil-kararlarinizi-hatirliyor-musunuz/" rel="bookmark" title="26 January 2009">Yeni yıl kararlarınızı hatırlıyor musunuz?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/icinizdeki-yetiskinle-barismak-1/" rel="bookmark" title="19 September 2008">İçinizdeki yetişkinle barışmak &#8211; 1</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/gelecekte-bir-gun-degisecegim/" rel="bookmark" title="2 October 2007">Gelecekte bir gün değişeceğim</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 4.784 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bloggercom-yasaginin-kalkmasinin-ardindan/" rel="bookmark" title="30 October 2008">Blogger.com yasağının kalkmasının ardından</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kisinin-kendi-cocukluguna-verecegi-ogut/" rel="bookmark" title="9 April 2007">Kişinin Kendi Çocukluğuna Vereceği Öğüt</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/pazar-yazisi/" rel="bookmark" title="12 August 2007">Pazar yazısı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/simdiki-zaman-ve-gerceklik/" rel="bookmark" title="6 January 2008">Şimdiki zaman ve gerçeklik</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 40.538 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şüpheleri gerçek kılmak için harcanan çabalar</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/supheleri-gercek-kilmak-icin-harcanan-cabalar/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/supheleri-gercek-kilmak-icin-harcanan-cabalar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Oct 2007 12:53:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/supheleri-gercek-kilmak-icin-harcanan-cabalar/</guid>
		<description><![CDATA[Cross-post, Hayatkısa.com, 26 Mayıs 2007
Kişinin kendisini sabote etmesi, kendi yıkımını hazırlaması açısından hatırı sayılır çabalardır.
Örneğin bir dersten asla geçemeyeceğini düşünen birinin o dersten geçmek için bir çaba göstermemesi bu alanda sık rastlanan örneklerden biridir.
Toplum içinde dışlandığından şüphelenen birinin herkese ters ve soğuk davranarak bunu garanti altına alması da örnek olarak gösterilebilir.
Sevgilinizin sizi sevmediğini düşünüp onun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cross-post, Hayatkısa.com, 26 Mayıs 2007</p>
<blockquote><p>Kişinin kendisini sabote etmesi, kendi yıkımını hazırlaması açısından hatırı sayılır çabalardır.</p>
<p>Örneğin bir dersten asla geçemeyeceğini düşünen birinin o dersten geçmek için bir çaba göstermemesi bu alanda sık rastlanan örneklerden biridir.</p>
<p>Toplum içinde dışlandığından şüphelenen birinin herkese ters ve soğuk davranarak bunu garanti altına alması da örnek olarak gösterilebilir.</p>
<p>Sevgilinizin sizi sevmediğini düşünüp onun karşısında itici olabilmek için elinizden geleni yapıyorsanız bilin ki sebebi şüphelerinizi gerçek kılmak için elinizden geleni yapıyor oluşunuzdur.</p>
<p>Kişinin kendi kendini yıkmak isteyişinin tarihi kısa değil. Uzun bir zaman hem kişiler hem de toplumlar kendilerini yıkıcı faaliyetlerde bulunmuşlardır. Tam bir fenomen.</p>
<p>Elbette ben yine pratik davranarak zaten kısa olan hayatımızı çekilmez bir konser, sıkıcı bir parti haline getirmemek için zaman kazandıracak, bir an evvel şuur açacak cümleleri kurmaya çalışmak derdindeyim. Bu nedenle sepebler üzerinde durmak istemiyorum. Böyle davranışların birçok sebebi olabilir. Bu merakı gidermek ve bunlardan kurtulmak için en doğru yol psikologlara danışmak olacaktır.</p></blockquote>
<p>orijinali: <a href="http://hayatkisa.com/supheleri-gercek-kilmak-icin-harcanan-cabalar/">Şüpheleri Gerçek Kılmak İçin Harcanan Çabalar</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/" rel="bookmark" title="8 October 2007">Bir iletişim biçimi olarak kıskançlık</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/dusunce-sureclerine-gereken-zamani-tanimak/" rel="bookmark" title="10 October 2007">Düşünce süreçlerine gereken zamanı tanımak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/parti-kapatmak-cozum-degil-yanilgisi/" rel="bookmark" title="14 March 2008">&#8220;Parti kapatmak çözüm değil&#8221; yanılgısı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/is-hayatina-hazirlik-dersi/" rel="bookmark" title="27 October 2007">İş hayatına hazırlık dersi</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 7.923 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/demokrasilerde-iktidar-meclisin-midir-yoksa-partilerin-mi/" rel="bookmark" title="29 July 2010">Demokrasilerde iktidar meclisin midir yoksa partilerin mi?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/ibmin-linux-reklami-2/" rel="bookmark" title="8 April 2007">IBM&#8217;in Linux Reklamı 2</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/web-icin-gorsel-tasarim-yaparken-gozden-kacanlar/" rel="bookmark" title="18 March 2007">Web İçin Görsel Tasarım Yaparken Gözden Kaçanlar</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/internet-explorer-destegini-birakiyorum/" rel="bookmark" title="10 April 2007">Internet Explorer Desteğini Bırakıyorum</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 41.846 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/supheleri-gercek-kilmak-icin-harcanan-cabalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sürekli bir dakika sonrasını beklemek</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2007 22:25:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/</guid>
		<description><![CDATA[Cross-post: Hayatkisa.com, 28 Mayıs 2007
Bu başlık geliştirilebilir, varyasyonları üretilebilir. Mesela sürekli geleceği beklemek, sürekli bir hafta sonrasını beklemek, sürekli bir gün sonrasını beklemek.
Bir çay içerken tadını almak yerine çayın bitmesini ve bir sonraki çaya geçmeyi beklemek. Yemek yerken bitirmeyi beklemek, öpüşürken sevişmeyi beklemek, kitap okurken sonunu beklemek.
Her geçen gün daha da sonuç odaklı bir hal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cross-post: <a href="http://hayatkisa.com">Hayatkisa.com</a>, 28 Mayıs 2007</p>
<blockquote><p>Bu başlık geliştirilebilir, varyasyonları üretilebilir. Mesela sürekli geleceği beklemek, sürekli bir hafta sonrasını beklemek, sürekli bir gün sonrasını beklemek.</p>
<p>Bir çay içerken tadını almak yerine çayın bitmesini ve bir sonraki çaya geçmeyi beklemek. Yemek yerken bitirmeyi beklemek, öpüşürken sevişmeyi beklemek, kitap okurken sonunu beklemek.</p>
<p>Her geçen gün daha da sonuç odaklı bir hal alıyoruz. Sonuç odaklı olmak o kadar kötü birşey değil ancak süreçleri bir kenara atmak yaşama zevkini de bir kenara atmak demek.</p>
<p>Aslında bu düpedüz bitse de gitsek, bir an evvel ölsek de kurtulsak şu yaşamdan demek gibi bir şey. İnsanı çileden çıkaran noktası da tam olarak burası zaten.</p>
<p>İnsan başı ağrıdığında bunun bir an evvel bitmesini ister bu çok doğal, sağlıksız bir yönü de yok. Ancak her bekleyiş sağlıklı olmayı beklemek gibi değil.</p>
<p>İnsan sürekli içinde bulunduğu dönemin sonlanmasını bekleyerek aslında hiçbir zaman yaşamamaya çabalıyor. </p></blockquote>
<p>orijinal metin: <a href="http://hayatkisa.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/">Sürekli Bir Dakika Sonrasını Beklemek</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/" rel="bookmark" title="9 October 2007">Beklemek ve ertelemek: İki dipsiz kuyu</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kaynama-noktasi-nihayet-dogru-bir-is/" rel="bookmark" title="27 August 2008">Kaynama Noktası, nihayet doğru bir iş</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kuresel-isinma-ve-ticaret/" rel="bookmark" title="28 May 2007">Küresel Isınma ve Ticaret</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/okullarda-fuhus-var/" rel="bookmark" title="4 June 2007">Okullarda Fuhuş Var</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 4.860 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/blogspotta-yazinin-altina-yorum-kutusu-eklenebiliyor/" rel="bookmark" title="9 July 2008">Blogspot&#8217;ta yazının altına yorum kutusu eklenebiliyor</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/mirac-kandilinde-allahi-aramak/" rel="bookmark" title="11 August 2007">Mirac Kandili&#8217;nde Allah&#8217;ı aramak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/blog-ve-wolkanca-costu/" rel="bookmark" title="14 June 2007">Blog ve Wolkanca Coştu</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/geleneksel-medyanin-yerini-bloglar-alir-mi/" rel="bookmark" title="3 March 2007">Geleneksel Medyanın Yerini Bloglar Alır Mı?</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 41.402 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir iletişim biçimi olarak kıskançlık</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2007 19:57:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Referans]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/</guid>
		<description><![CDATA[Günün cross-post&#8217;u, Hayatkisa.com&#8216;dan, 30 Mayıs 2007&#8242;de yazdığım bir yazı.
Bazı insanlar iletişim kurmakta güçlük çekerler. İletişimsiz yaşanamayacağı için de kurulamayan iletişimin yerine birşeyler koymak gerekir. İşte bu bazen kıskançlık olur. Bazı insanlar kıskançlık üzerinden iletişirler.
Kıskançlığın özünde kıskanan kişinin karşı tarafın zihnindeki değerini görme çabası vardır. Üzerinde ikiden fazla canlının yaşadığı bir gezegende bulunduğumuzu unutarak kıskanan kişi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günün cross-post&#8217;u, <a href="http://hayatkisa.com">Hayatkisa.com</a>&#8216;dan, 30 Mayıs 2007&#8242;de yazdığım bir yazı.</p>
<blockquote><p>Bazı insanlar iletişim kurmakta güçlük çekerler. İletişimsiz yaşanamayacağı için de kurulamayan iletişimin yerine birşeyler koymak gerekir. İşte bu bazen kıskançlık olur. Bazı insanlar kıskançlık üzerinden iletişirler.</p>
<p>Kıskançlığın özünde kıskanan kişinin karşı tarafın zihnindeki değerini görme çabası vardır. Üzerinde ikiden fazla canlının yaşadığı bir gezegende bulunduğumuzu unutarak kıskanan kişi, kendi varlığını kıskandığı insanın varlığında yaşar.</p>
<p>Konunun biraz derinine inerseniz şaşkınlıkla görürsünüz ki kıskançlığa konu olan nesne ya da canlı genelde önemli değildir. Önemli olan kıskançlık sürecinin nasıl yaşandığı, kişilere ne gibi gizli faydalar sağladığı, sürekli şikayetçi görünen kıskanılan kişinin bu durumu sürdürmekten sağladığı manevi menfaatlerdir. Bunlar herkesi şaşırtmaya yetebilir.</p>
<p>Sürekli kıskançlık yapan kişinin davranışlarında bir mantık silsilesi aramak yerine gerçekte bununla size ne anlatmaya çalıştığına yönelirseniz daha sağlıklı bir yaklaşımda bulunmuş olursunuz. Tam tersi, siz ısrarla kıskançlık yapan biriyseniz, bununla karşınızdakine ne anlatmaya çalıştığınızı oturup düşünmelisiniz. Bilinçdışınız birşeylere isyan ediyor ve bu kıskançlık olarak günyüzüne çıkıyor.</p>
<p>Bunun bir kanıtı da kıskanılan nesne ya da canlının ortadan kalkmasına rağmen aynı frekanstaki rahatsızlığın devam ettiğinin açıkça görülmesidir.</p>
<p>Sözün özü, olayların içinden göründüğü haliyle problemleri çözmeye çalışmak bizi daha da derinlere itecektir. Kelimelere sözlükten bakmayı bir yana bırakıp onların tek tek herkes için ne anlama geldiğini araştırmak bizi daima daha sağlıklı yarınlara götürür ve şu kısa hayatı daha dolu yaşamamızı sağlar.</p></blockquote>
<p>orijinali: <a href="http://hayatkisa.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/">Bir iletişim biçimi olarak kıskançlık</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/insan-var-oldugunu-hissetmek-anlamak-icin-neler-yapar/" rel="bookmark" title="28 January 2008">İnsan var olduğunu hissetmek (anlamak) için neler yapar?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/mirac-kandilinde-allahi-aramak/" rel="bookmark" title="11 August 2007">Mirac Kandili&#8217;nde Allah&#8217;ı aramak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/insana-verilen-deger-acisindan-new-age-dusunceleri/" rel="bookmark" title="19 October 2007">İnsana verilen değer açısından &#8216;New Age&#8217; düşünceleri</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kurt-aciliminda-yurutulen-algi-yonetimi-stratejisi/" rel="bookmark" title="22 September 2009">Kürt Açılımı&#8217;nda yürütülen algı yönetimi stratejisi</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 5.162 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/osman-pamukoglu-parti-kuruyor/" rel="bookmark" title="1 August 2008">Osman Pamukoğlu parti kuruyor</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/adresi-akillarda-tutulan-bir-blog-yazari-olmak/" rel="bookmark" title="30 April 2007">Adresi Akıllarda Tutulan Bir Blog Yazarı Olmak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/diger-insanlar-ve-zaman/" rel="bookmark" title="12 October 2007">Diğer insanlar ve zaman</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/internet-explorer-7nin-getirecegi-tasarim-masraflari/" rel="bookmark" title="6 January 2007">Internet Explorer 7&#8242;nin Getireceği Tasarım Masrafları</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 45.970 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pratikler bilebilse teorikler yapabilse</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/pratikler-bilebilse-teorikler-yapabilse/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/pratikler-bilebilse-teorikler-yapabilse/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2007 17:39:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/pratikler-bilebilse-teorikler-yapabilse/</guid>
		<description><![CDATA[Yaşlılar yapabilse gençler bilebilse diye bir laf var. Çok doğru bir söz aslında bu ama yaşlıların bilebilirliği yine bizzat kendi bunaklıklarıyla örselendiğinden gençlere bilgilerini aktarmaya çabaladıklarında çoğu kez saçmalarlar. Saçmaladıkları için de söz fiiliyatta geçerliliğini yitirir.
Doksanlı yıllar, koca dünyanın değişim dönüşüm yıllarıydı ve bu değişim şu anda daha da büyük bir hızla devam ediyor. Eğitim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlılar yapabilse gençler bilebilse diye bir laf var. Çok doğru bir söz aslında bu ama yaşlıların bilebilirliği yine bizzat kendi bunaklıklarıyla örselendiğinden gençlere bilgilerini aktarmaya çabaladıklarında çoğu kez saçmalarlar. Saçmaladıkları için de söz fiiliyatta geçerliliğini yitirir.</p>
<p>Doksanlı yıllar, koca dünyanın değişim dönüşüm yıllarıydı ve bu değişim şu anda daha da büyük bir hızla devam ediyor. Eğitim kurumlarının yaygınlaştığı 20. yüzyıl boyunca görülmeyen birşeyle karşı karşıya kaldık son 20 yıldır ve eğitim sistemi değişmedikçe bu gerçeklik de değişmeyecek. Karşı karşıya olduğumuz sahne şöyle; ilköğretim, lise, üniversite gibi eğitim kurumlarında derslerini çalışan, çok iyi notlar alan öğrenciler hayatta sınıfta kaldılar / kalıyorlar.</p>
<p>Bir hatırlayın bakalım sınıf arkadaşlarınızdan notları yerlerde sürünen ve şimdi son birkaç yılda <em>köşeyi dönmüş</em> kaç kişi var?</p>
<p>Biz toplum olarak uzun süre bunu şöyle yorumladık: &#8220;Mühendislik mezunu adam televizyon tamir etmeyi bilmiyor, bu ne uçuk eğitim sistemi böyle!&#8221;</p>
<p>Elbette daha derin yorumlara ihtiyacımız vardı.</p>
<p>20. yüzyılın ikinci yarısında kısa bir dönem için de olsa kitabi bilginin hayatta bir işe yaradığı bir dönem geçirdik. Ben diyeyim altmışlı yıllar siz deyin yetmişli. Henüz pazarlama sektörünün herkesde mutlaka bir yara açmadığı yıllardı bunlar. Bu yıllarda televizyonlarda reklamlar yayınlanacağı zaman sesi yükseltmek kitabi bilgiydi. Bundan etkilenen seyirci de gerçekten çoktu.</p>
<p>Bir ürünü pazarlarken yanına hoşluk yaparak pazarlamak, mesela süt satarken üzerine &#8220;çocuklarınızın sağlığı bizi ilgilendiriyor&#8221; yazmak gibi şeyler gerçekten satışları artırıyordu.</p>
<p>İnsan kaynakları çalışmaları yeni yeni hayat buluyor, bir işyerinde çalışan personelin nasıl duygu ve düşünceler içinde bulunabildiği bilgisi kitaplarda yazdığı hali ile gerçek hayatta da izlenebilir, faydalanılabilir haldeydi.</p>
<p>Sonra, tam olarak ne zaman başladığını benim de kestiremediğim bir ara, tıpkı antibiyotiklere bağışıklık kazanmış bakteriler gibi toplum bir malı satın alırken yapılan halkla ilişkilere bakmaz oldu, insan kaynakları çalışmaları gerçek yaşamla bağdaşmaz oldu, televizyon reklamları çok para harcayan 6 &#8211; 18 yaş arası tüketiciyi etkilemez oldu.</p>
<p>Ama bir diğer yandan işe yaramadığı halde bunlara hala para harcamayan şirketler aşağılandılar. Medyada onlara özellikle yer verilmedi. Ürünleri hakkında olumsuz haberler yayınlandı vs. vs.</p>
<p>Şu anda da kitabi bilginin, bırakın hayatlarımıza bir faydasının dokunmasını, herşeyi elimize yüzümüze bulaştıran yönünü keşfettik. Bu noktadan bakınca da pratik davrananların hayatta amaçlarına hızlıca ulaştığını, teorik bilgi sahibi insanların ise yerlerinde saydığını görüyoruz. Bunu hüzünlü buluyorum.</p>
<p>Hal böyle olunca, &#8220;pratikler bilebilse teorikler yapabilse&#8221; diye evirdiğim &#8220;yaşlılar yapabilse gençler bilebilse&#8221; sözü, pratikler yapıyor teorikler seyrediyor biçimine de sokulabilir. Gerçek yaşam alabildiğine pratiktir. Mesela kuantum <em>teorisi</em> üzerine çalışan biliminsanlarını düşünün. Kuantum fiziği ile ilgili birşeyler okuyup öğrenen herhangi birini düşünün. Bu insanlar &#8220;kuantum diye bişey var çok enteresan, atomu oluşturan parçacıklar aynı anda iki ya da daha fazla yerde olabiliyormuş&#8221; diyor, başkaları da onlara &#8220;hadi ordan olmaz öyle şey, bu bilimsel bir veri değil, kaptırmayın kendinizi böyle safsatalara&#8221; diyor. Bizler bunları konuşurken gayet pratik davranan IBM ve HP, kuantum bilgisayarlar üzerine çalışıyorlar ve bu bilgisayarlar şu anda gerçek yaşamda deneniyor, geliştiriliyor vs.</p>
<p>Yani pratik ve teorik ayrımı, aslında ruh ve madde, zihin ve beden gibi gerçekte bir bütün olan ama bizim aklımız ikiliğe daha iyi çalıştığı için ikiye bölerek anlamaya çalıştığımız bir ayrım. Başka türlü söylemek gerekirse, gerçekte varolan bir ayrım değil. Sadece aklımızda böyle bir ayrım yarattığımız için biz teoriyi ve pratiği farklı şeylermiş gibi algılıyoruz ve ardından gerçek dünya için geçerli olmayan bir dizi düşünceyi, argümanı teori adıyla etiketlendiriyoruz.</p>
<p>Pratikler bilebilse diyoruz ama pratikler gayet de iyi biliyorlar ve bildiklerini yapıyorlar. Teorikler yapabilse diyoruz ama onlar da yapıyorlar. Onlar sadece varolamayacak, yapılamayacak, gerçekleştirilmesi içerdiği çelişkiler nedeniyle mümkün olmayan teorileri yapmayıp pratiklerin yaptığının küçük bir bölümünü yaparak hayatlarını sürdürüyorlar.</p>
<p>Belli ki böyle ayrımlar yapmak bizi rahatlatıyor. Böyle ayrımlar yapmayı seviyoruz. Yoksa insanoğlu daha ilk anda farkında olduğu gibi ayrım mayrım olmadığını, herşeyin gayetle bir bütün olduğunu bugün hala biliyor. Sadece işine geldiğinde hatırlıyor, işine gelmediğinde hatırlamıyor.
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/belirsizlige-alismak/" rel="bookmark" title="29 June 2008">Belirsizliğe alışmak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/peki-bu-bilgi-gercek-hayatta-ne-isime-yarayacak/" rel="bookmark" title="23 June 2008">Peki bu bilgi gerçek hayatta ne işime yarayacak?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/engin-ardici-engin-ardic-usulu-elestirmek/" rel="bookmark" title="30 June 2007">Engin Ardıç&#8217;ı Engin Ardıç usulü eleştirmek</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/egitim-sart-derken-gercekte-ne-demek-istiyoruz/" rel="bookmark" title="9 June 2007">Eğitim Şart Derken Gerçekte Ne Demek İstiyoruz?</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 6.388 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/terore-verilen-tepkiler-uzerine/" rel="bookmark" title="23 October 2007">Teröre verilen tepkiler üzerine</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/14-haziran-2010-itibariyla-gundem/" rel="bookmark" title="15 June 2010">14 Haziran 2010 itibariyla gündem</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/cumhurbaskanligi-secimi-ve-turk-blog-dunyasi/" rel="bookmark" title="28 April 2007">Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Türk Blog Dünyası</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bas-harfe-link-verme-modasi/" rel="bookmark" title="17 June 2007">Baş Harfe Link Verme Modası</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 77.826 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/pratikler-bilebilse-teorikler-yapabilse/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye umumi tuvalet olur mu?</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/turkiye-umumi-tuvalet-olur-mu/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/turkiye-umumi-tuvalet-olur-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 15:19:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[2012]]></category>
		<category><![CDATA[22 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[konjonktür]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/turkiye-umumi-tuvalet-olur-mu/</guid>
		<description><![CDATA[Olur tabii neden olmasın? Yeteri kadar kurumda kadınlara ve erkeklere ayrı yerler ayrılırsa uzaydan bakıldığında Türkiye umumi tuvalet gibi görünür.
Sene olmuş 2007. Kendimizi külliyen sekse vermemiz gerekirken birçok yerde kadın erkek ayrımcılığı yapıyoruz. Bunu anlamak zor. Kadınlar da erkekler de tanışıp sevişmek istiyor. Neden mevzuyu bu kadar zorluyorsunuz ki?
Spor salonunda, restoranlarda, düğünlerde, cenazelerde, okullarda, kurslarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Olur tabii neden olmasın? Yeteri kadar kurumda kadınlara ve erkeklere ayrı yerler ayrılırsa uzaydan bakıldığında Türkiye umumi tuvalet gibi görünür.</p>
<p>Sene olmuş 2007. Kendimizi külliyen sekse vermemiz gerekirken birçok yerde kadın erkek ayrımcılığı yapıyoruz. Bunu anlamak zor. Kadınlar da erkekler de tanışıp sevişmek istiyor. Neden mevzuyu bu kadar zorluyorsunuz ki?</p>
<p>Spor salonunda, restoranlarda, düğünlerde, cenazelerde, okullarda, kurslarda kadınla erkeği ayrı ayrı yerlere koyarsak bu insanlar nasıl kaynaşacak yahu?</p>
<p>İşin kötüsü, toplumun gelişimine katkıda bulunmak için yeterli sayıda yetişmiş insan yok. Her ne kadar biz burada Türkiye&#8217;de yaşadığımız için kendi ülkemizle ilgili şikayetlerimizi dile getirsek de, şikayet ettiğimiz neredeyse her şey; trafik sorunu, bekaretin hala soru işareti olması sorunu, gelir dağılımı sorunu, eğitim sorunu, sağlık sorunları, sosyal ve fiziksel şiddet sorunları, bunların hepsi tün dünyanın başına bela olan dertler. Dünya toplumlarının bazı hastalıkları var ve bu hastalıkların iyileştirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Dünyada her toplum ya da her kesim 2007 yılında yaşamıyor. Örneğin biz burada Türkiye&#8217;de hala seksenlerin başında yaşıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri çoğunlukla doksanlı yılların başındaymış gibi yaşıyor. Avrupa&#8217;nın bazı ülkeleri ikibinli yıllara ancak hoşgeldin demiş durumda.</p>
<p>Dünya toplumlarının hastalıklarını iyileştirmek için hepberaber 2007&#8242;ye gelmemiz lazım. Şu anda dünyanın dört bir yanında ama sadece az sayıda kişi gerçekten dünyanın medeni birikiminin zihinsel zenginliğinde yaşayabiliyor. Bunlar çoğunlukla okuduğu bölüme tesadüfen değil de ne istediğini biraz olsun bilerek girmiş bir avuç sosyal bilimler mezunu. Bir kısmı da kendini yetiştirme fırsatı bulmuş, okullu olmaya fırsat bulamasa da dünyanın sosyal bilimler birikimini kitaplar, internet, ve benzeri yollarla paylaşabilmiş, açık fikirli, aydınlık insanlar.</p>
<p>Geçenlerde şu mucit yarışmasında komik bir olay yaşanmıştı. Adamın biri dünyanın güneşin etrafında dönmediğini, güneşe belli bir uzaklıkta farklı bir dönüş biçimi sergilediğini idda ediyordu ve elinde jüri üyelerinin bir türlü çürütemediği kanıtlar vardı. Bunlardan biri bazı yıldızların sürekli görünüyor olmasıydı. Reklam sektörünün yıldızlarından ve gerçekten çok başarılı bir reklamcı olduğuna inandığım Hulusi Derici, kutup yıldızının çok uzakta olduğunu, bu kadar uzakta bir yıldızın elbette her zaman görüneceğini söyledi. Yani kutup yıldızı kadar uzakta bir nesne, o kadar uzaktaymış ki sırtını dönsen bile görebileceksin.</p>
<p>Şimdi bakın bu adam Türkiye&#8217;nin en değerli adamlarından biridir. En azından bana göre öyle. Hulusi Derici, Türk reklam sektörüne çok değerli, çok zekice katkılarda bulunmuş biri. Ancak onun bu zekası, basit bir fizik sorusu karşısında yeterli olmuyor. Adam bakış açısı olarak yıldızların anormal uzaklıklarının onların heryerden görünmeye yeteceğini ayaküstü iddia ediyor. Bu gerçekten hastalıklı bir durum. Eğer biraz mantıklı bir şey söyleseydi ya da hiçbir şey söylemeseydi, bu kadar şaşırtmayacaktı bizleri. &#8220;Arkadaşım söylediklerin bana pek inanılır gelmiyor ama bu iddianı çürütecek bilgim de maalesef yok&#8221; demek bu kadar mı zor?</p>
<p>Burada Hulusi Derici&#8217;den örnek vermemin nedeni bu kişinin değerli çalışmalarına ve topluma yaptığı katkıya gönülden inanıyor olmam. Ancak demek ki bunlar açık fikirli olmak ya da yeni bir fikri ayaküstü geçiştirmemek için yeterli olmuyor. Daha fazlası lazım.</p>
<p>Dünya açıkça hastadır. Tedavi edilmesi gerekiyor. Bu tedaviyi sosyal anlayışa, vizyona sahip insanlar üstlenmeli ancak bu insanların sayısı yetersiz. Vizyon sahibi insan sayısı çok çok yetersiz. Zeki, vizyon sahibi, sosyal anlayışa yatkınlığı olan birçok insanın vizyonu ya parada tıkanıveriyor ya da sistemin dışına çıkamama noktasında tıkanıveriyor.</p>
<p>Ben günümün büyük bölümünü yepyeni bilgileri, bilimin son dakikasını değerlendirerek geçiriyorum. Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra bu konuyla birebir ilgili bir iş yapmamış olsam bile sosyolojik literatürü dikkatle takip ediyorum. Kuantum fiziğinden, Maya takviminden, nöroloji bilimindeki gelişmelerden haberim var. Bilimin birçok alanı gelişirken, birçok alanının da nasıl can çekiştiğini ve katı metodoloji içinde nasıl boğulduğunu hüzünle izliyorum.</p>
<p>Her gün birikimlerimi insanlarla paylaşarak onların zihnindeki engelleri kaldırmak için çaba sarfediyorum.</p>
<p>Dünyanın da buna ihtiyacı var, Türkiye&#8217;nin de buna ihtiyacı var. Ortalık sabit fikirden geçilmiyor. Sabit fikir insanları ruhen ve fiziken yaralıyor. Sabit fikir insanlara cinayet işlettiriyor, savaş çıkarttırıyor, aileleri yıkıyor, ülkeleri bölüyor.</p>
<p>Arkadaşlar dünya hepimize yeter. Zihinlerinizi açın, yelkenlerinizi açın, antenlerinizi açın. Sadece önümüze konmuş yaşam biçimlerini tüketerek varacağımız yer kocaman bir fosseptik çukurundan başka bir şey değildir.</p>
<p>İnsanlar dünyaya birbirlerini sevmek ve hayatın tadını çıkarmaktan başka hiçbir özel nedenle gönderilmiş / yaratılmış değiller. Eğer dikkatimizi buna vermezsek, yaradan bunların hesabını kesinlikle soracaktır. Yaratılmadığına inananlar için ya da o olasılık için de durum farklı değil. İnsanlar dünya üzerindeki cenneti bir yana bırakıp dünya üzerindeki cehennemi yaşamayı tercih ettikçe, bırakın Türkiye&#8217;yi, tüm dünya bir açık hava tımarhanesi olmayı sürdürecektir.
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/dunyanin-gelisimine-engel-olan-faktorler/" rel="bookmark" title="24 April 2007">Dünyanın Gelişimine Engel Olan Faktörler</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kaynama-noktasi-nihayet-dogru-bir-is/" rel="bookmark" title="27 August 2008">Kaynama Noktası, nihayet doğru bir iş</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/turkce-icerik-acisindan-sosyal-aglar-social-networking-ve-social-bookmarking/" rel="bookmark" title="4 March 2007">Türkçe İçerik Açısından Sosyal Ağlar (Social Networking ve Social Bookmarking)</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/politik-ve-dini-kelimelerinin-ceviri-kullanimi/" rel="bookmark" title="26 November 2007">&#8220;politik&#8221; ve &#8220;dini&#8221; kelimelerinin çeviri kullanımı</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 5.576 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/gazetelerin-internet-sitelerindeki-okur-yorumlarindan-cikarilmasi-gereken-ders/" rel="bookmark" title="21 December 2007">Gazetelerin internet sitelerindeki okur yorumlarından çıkarılması gereken ders</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/" rel="bookmark" title="9 October 2007">Beklemek ve ertelemek: İki dipsiz kuyu</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/mehmet-doganin-curuk-web-tasarimcisi/" rel="bookmark" title="31 December 2006">Mehmet Doğan&#8217;ın Çürük Web Tasarımcısı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/spam-maillere-dair-bir-not/" rel="bookmark" title="12 October 2007">Spam maillere dair bir not</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 44.348 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/turkiye-umumi-tuvalet-olur-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korku, suçluluk, endişe</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/korku-sucluluk-endise/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/korku-sucluluk-endise/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 11:59:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Referans]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/korku-sucluluk-endise/</guid>
		<description><![CDATA[Yeni cross-post, Hayatkisa.com, 9 Nisan 2007
Bundan birkaç yıl önce büyük alışveriş merkezlerinden birinde cep telefonumu kaybettim. Alışveriş merkezindeki bankamatiklerden birinden para çekerken telefonumu bankamatiğin üst kısmına koydum. İşimi bitirdiğimde telefonu almadan gitmişim. Farkına vardığımda çok geç olmuştu.
Biryerlerden bir telefon bulup buluşacağım kişiyi aradım. Telefonumu kaybettiğimi, toplantımıza biraz gecikeceğimi haber verdim ve ofise döndüm. Ofiste arkadaşlarım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni cross-post, Hayatkisa.com, 9 Nisan 2007</p>
<blockquote><p>Bundan birkaç yıl önce büyük alışveriş merkezlerinden birinde cep telefonumu kaybettim. Alışveriş merkezindeki bankamatiklerden birinden para çekerken telefonumu bankamatiğin üst kısmına koydum. İşimi bitirdiğimde telefonu almadan gitmişim. Farkına vardığımda çok geç olmuştu.</p>
<p>Biryerlerden bir telefon bulup buluşacağım kişiyi aradım. Telefonumu kaybettiğimi, toplantımıza biraz gecikeceğimi haber verdim ve ofise döndüm. Ofiste arkadaşlarım cep telefonumu kaybetmiş olmama rağmen hala çok sakin olmamı şaşkınlıkla karşıladılar. Onlara telaşa kapılmamın bana neler kazandıracağını sorduğumda iyi bir cevap veremediler.</p>
<p>Bu, herkesin başına gelebilecek, hep gelen bir cep telefonu kaybetme öyküsü. Sadece bir örnek. Örnekler çoğaltılabilir. Yemeğin altını yakmak, yolda yürürken para düşürüp kaybetmek, arabayla saçma sapan ufak bir kaza yapıp bir miktar maddi hasara yolaçmak, ve benzeri olaylar.</p>
<p>İnsanoğlu, böyle olaylar başına geldiğinde hemen kendini suçlama eğilimi içinde olur. Eğer ortada bir suç varsa bir de bu suça karar verecek bir otorite ve onu cezalandıracak bir makam gerekir. Bu durumda bireyin kendisi ve toplum hemen bireyin yardımına koşar ve onu gerektiği gibi suçlar. Hal böyle olunca kişinin sakinliğini koruması şaşkınlıkla karşılanır. Sakin kalmak sanki suç seviyesini artırır. Kişi eğer yeteri kadar telaş ve öfke gösterirse suçun hafifleyeceğini ve toplumun göstereceği öfkeye daha az yer kalacağını düşünür.</p>
<p>Ne oldu şimdi? Bir önceki paragrafta bir telefon kaybetme olayını savaş alanına çevirmiş olduk. Gerçekte durum bundan çok daha kötüdür. Bu sadece benim yazarak anlatabilidiğim kadarıdır.</p>
<p>İnsanoğlu maalesef suçluluk duygusuyla elele yaşıyor. Bir çok insan bilinçaltının derinliklerinde sadece hayatta olduğu için bile bir suçluluk hissedebilir. Bunun kaynağını tam olarak bilemiyorum ve kestiremiyorum. Ancak sebepler her zaman önemli değildir ve durumu düzeltmekte bir işe yaramazlar. Tıpkı bir cinayet vakasında katili bulmanın öldürülen kişiyi diriltmeyeceği gibi, hangi konuda kimin suçlu olduğuna karar vermek ve öfke gösterisi zamanı geri döndürmez ve olanların üstünü örtmez.</p>
<p>Bu nedenle, başınıza gelen herhangi tatsız bir olayda, olayın büyüklüğü ne derece olursa olsun başınızdan kaynar sular dökülecekken o sulara dur deyin ve yaşamaya devam edin. Bunu yapmak sizin en kazançlı çıkacağınız seçenektir. Ne kadar üzülürseniz üzülün kaybettikleriniz geri gelmeyecek. Üzüntünüz sizin suçlu olduğunuzu zannettiğiniz olayda var olmayan hatalarınızı affetmez. Zaten olmayan bir şey ortadan kaldırılamaz.</p>
<p>Elinizdeki tek fırsat şimdiki zamandır. Geçmişte ne olduğunun ya da gelecekte ne olacağının şu an üzerinde düşündüğünüz kadar etkisi yoktur.</p>
<p>Bu nedenle kendinizi şimdiki zamanda yaşamaya ve yaşadığınız şimdiki zamanda sakin kalmaya alıştırmalısınız. Böylelikle endişeden, stresten ve bunların tetikleyeceği depresyondan uzak durma şansınız artar.</p></blockquote>
<p>orijinali için: <a href="http://hayatkisa.com/korku-sucluluk-endise/">Korku, Suçluluk, Endişe</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/simdiki-zaman-ve-gerceklik/" rel="bookmark" title="6 January 2008">Şimdiki zaman ve gerçeklik</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/nedenlerde-kaybolmak/" rel="bookmark" title="2 October 2007">Nedenlerde kaybolmak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/iphoneu-ozel-kilan-nedir/" rel="bookmark" title="30 June 2007">iPhone&#8217;u özel kılan nedir?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/openmoko/" rel="bookmark" title="11 January 2007">OpenMoko</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 5.097 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/wordpresste-statik-anasayfa-yapmak/" rel="bookmark" title="10 December 2006">WordPress&#8217;te Statik Anasayfa Yapmak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/suruden-ayrilani-kurt-kapar-mi/" rel="bookmark" title="24 February 2008">Sürüden ayrılanı kurt kapar mı?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yeni-tasarim/" rel="bookmark" title="25 January 2007">Yeni Tasarım</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/turkiye-umumi-tuvalet-olur-mu/" rel="bookmark" title="5 October 2007">Türkiye umumi tuvalet olur mu?</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 46.463 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/korku-sucluluk-endise/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nedenlerde kaybolmak</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/nedenlerde-kaybolmak/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/nedenlerde-kaybolmak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Oct 2007 14:23:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/nedenlerde-kaybolmak/</guid>
		<description><![CDATA[9 Nisan 2007&#8242;de Hayatkisa.com&#8217;a yazdığım bir başka kişisel gelişim yazısı:
İnsan, içinde bulunduğu şartların getirdiği sıkıntılara anlam aramakla zaman kaybeder. Maalesef bir çok şeyin altında nedenler arıyoruz ve bu nedenleri ararken olayların kendisinden uzaklaşıyoruz. Oysa odaklanmamız gereken daima şimdiki zamandır.
Hayatın ne kadar kısa olduğunu söyleyip duruyorum bu yüzden yine yaşam ve ölüm üzerinden örnek vereceğim. Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>9 Nisan 2007&#8242;de Hayatkisa.com&#8217;a yazdığım bir başka kişisel gelişim yazısı:</p>
<blockquote><p>İnsan, içinde bulunduğu şartların getirdiği sıkıntılara anlam aramakla zaman kaybeder. Maalesef bir çok şeyin altında nedenler arıyoruz ve bu nedenleri ararken olayların kendisinden uzaklaşıyoruz. Oysa odaklanmamız gereken daima şimdiki zamandır.</p>
<p>Hayatın ne kadar kısa olduğunu söyleyip duruyorum bu yüzden yine yaşam ve ölüm üzerinden örnek vereceğim. Bir tanıdığınız evinize geldi, ayağını burkmuş ya da bacağını kırmış ya da kafasına bir şey düşmüş ve kanıyor. O sırada önemli olan bunun arkadışınızın başına niçin geldiği midir yoksa kanamaların durdurulması veya kırılan kemiğin sabitleştirilip hastaneye gidilmesi gibi şeyler midir?</p>
<p>Sizce hangisi daha öncelikli?</p>
<p>Evinize hırsız girdi diyelim. Salonun ortasında göz göze geldiniz. O sırada sizin için önemli olan ne olmalı? Hırsızın neden evinizde olduğu mu? Yangın çıktı diyelim. Ateşlerin ortasındasınız. Önemli olan yangını kimin ve neden çıkardığı mı yoksa sizin dumandan boğulmadan ya da yanmadan olay yerinden uzaklaşmanız veya elinizde ise yangını söndürmeniz mi? Yangının neden çıktığını bilmeniz üzerine sıkacağınız suyu ya da atacağınız toprağı mı değiştirecek?</p>
<p>Burada verdiğim örneklerin ölümcül örnekler olduğunu sanmayın. Bir önceki yazımda bir cep telefonu kaybetme vakasından bahsettim. Orada da durum farklı değildir. İnsanoğlunun kendisini suçlu hissettiği, endişeye kapıldığı, strese girdiği durumlarda umumi tuvaletlerdeki gibi büyük küçük ayrımı yoktur. Sıkıntı sıkıntıdır. En sevdiğimiz kalemi kaybettiğimizde verdiğimiz tepkiyle bir yakınımızı kaybettiğimizde verdiğimiz tepki arasındaki fark aslında çok ince bir çizgide yatar.</p>
<p>Bu yüzden, sizi sıkan şeyin nedenleriyle uğraşmayı bırakıp sıkıntıyı ortadan kaldırmak için bir an evvel harekete geçmeniz davranışların en güzelidir. Yangının neden çıktığını sorgulamayı bırakıp olay yerinden uzaklaşmalı ya da elinizde imkan varsa suyu sıkarak yangını söndürmelisiniz. Bunun dışında iki dakika önce bile olsa geçmişte ne olduğunun şimdiki zamandan daha fazla önemi yoktur.</p></blockquote>
<p>Orijinal yazının linki: <a href="http://hayatkisa.com/nedenlerde-kaybolmak/">Nedenlerde Kaybolmak</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bodrum-kul-olmak-uzere-kimse-umursamiyor/" rel="bookmark" title="7 July 2007">Bodrum kül olmak üzere kimse umursamıyor</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kadinlarda-sabir-zemberegi/" rel="bookmark" title="30 August 2007">Kadınlarda sabır zembereği</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/mirac-kandilinde-allahi-aramak/" rel="bookmark" title="11 August 2007">Mirac Kandili&#8217;nde Allah&#8217;ı aramak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/hepimiz-hrant-dinkiz/" rel="bookmark" title="23 January 2007">Hepimiz Hrant Dink&#8217;iz</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 5.108 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/turk-sirketlerine-en-uygun-web-tasarimi/" rel="bookmark" title="17 April 2007">Türk Şirketlerine En Uygun Web Tasarımı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/microsofttan-ucretsiz-sanal-windows-xp/" rel="bookmark" title="5 December 2006">Microsoft&#8217;tan Ücretsiz Sanal Windows XP</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/bir-gun/" rel="bookmark" title="29 November 2006">Bir Gün</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/internet-uygulamalariyla-verimliliginizi-artirin/" rel="bookmark" title="7 December 2006">Internet Uygulamalarıyla Verimliliginizi Artırın</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 43.506 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/nedenlerde-kaybolmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel değişimin itici gücü istek</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/kisisel-degisimin-itici-gucu-istek/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/kisisel-degisimin-itici-gucu-istek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Oct 2007 13:08:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/kisisel-degisimin-itici-gucu-istek/</guid>
		<description><![CDATA[Bir cross-post daha, yine Hayatkisa.com&#8216;dan. 3 Nisan 2007&#8242;de yazdığım bir yazı.
Ne dersek diyelim, kişisel gelişim ve ilerleme içinde değişimi barındırıyor. Bu, çeşitli kişisel gelişim programları için de geçerli, yaşam koçluğu için de geçerli, hatta okuduğumuz bütün okullar için geçerli. Eğitim psikolojisinde bir şeyi öğrenmek, bir konudaki davranışların değişimi biçiminde tanımlanır.
Bir diğer yandan da tüm bunları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir cross-post daha, yine <a href="http://hayatkisa.com">Hayatkisa.com</a>&#8216;dan. 3 Nisan 2007&#8242;de yazdığım bir yazı.</p>
<blockquote><p>Ne dersek diyelim, kişisel gelişim ve ilerleme içinde değişimi barındırıyor. Bu, çeşitli kişisel gelişim programları için de geçerli, yaşam koçluğu için de geçerli, hatta okuduğumuz bütün okullar için geçerli. Eğitim psikolojisinde bir şeyi öğrenmek, bir konudaki davranışların değişimi biçiminde tanımlanır.</p>
<p>Bir diğer yandan da tüm bunları hiç söylemesek bile en azından şunu biliyoruz ki insanlar zaman içinde hem değişirler hem de değişmeyi isterler.</p>
<p>Ancak sıklıkla karşılaşılan sorunlardan biri, değişim karşısında isteksiz olmaktır. Bu nedenle kişisel değişim ya çok yavaş ilerlemekte ya da hiç ilerlememektedir.</p>
<p>Kişisel değişimin en büyük itici gücü istektir. İsteyince her şey olur gibi sözler söylenir fakat bu sözlerin hepsi eksik, yarım bırakılmış sözlerdir. İstek, bakkallarda marketlerde satılan bir şey değildir. Kişinin kendi içinden geldiği sürece değişime itici güç sağlar. Tam bu noktada, ben bir çok şeyi çok istediğim halde değiştiremiyorum diyenleri duyar gibi oluyorum. Bu gibi durumlarda isteğinizin gerçekten çok olup olmadığını irdelemek lazım. Bir şeyi gerçekten istemenin benim gözümde ölçüsü şudur: En çok sevdiğiniz yemeği yerken zorlanıyor musunuz? Yanında en çok zaman geçirmek istediğiniz kişilerle beraberken yaşam nasıl? En sevdiğiniz iş/hobi ile ilgilenirken yoruluyor musunuz? Mesele burada. Gerçekten çok istediğimizi zannettiğimiz bir çok şeyi gerçekte hiç istemiyor olma ihtimalimiz bile vardır. Bir şeyi gerçekten çok isteyip istemediğinizi anlamak için bunu çok sevdiğiniz başka şeylerle karşılaştırabilirsiniz. Odun taşımayı çok seven ve çok isteyen biri ancak çok uzun zaman sonra yorulur.</p>
<p>Eğer bir futbol fanatiği iseniz taraftarı olduğunuz takımın maçına giderken ayaklarınızın hiç de geri geri gitmediğini gözleyebilirsiniz. Maç için bileti almak koymaz, hava durumu sizi engellemez, stadyumda iyi bir yer bulamamak sizi etkilemez. Çünkü işin içinde gerçekten istediğiniz bir şey vardır.</p>
<p>Hayatınızda değiştirmek istediğiniz şeyler üzerine çalışabilmek için de doğal arzu ve istekleriniz üzerine yoğunlaşmalısınız. İstemediğiniz bir şeyi zorla isteyebilmeniz söz konusu olamaz. Kendinizi ne kadar zorlarsanız zorlayın bir süre sonra hem ruhunuz hem de bedeniniz size bu zorlamadan çok daha şiddetli biçimde cevap verebilir.</p>
<p>Başlangıç için kendinizi kendinizin akışına bırakın. Şu anda en çok yapmak istediğiniz şey ne ise onu yapmaya çalışın.</p></blockquote>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yeni-yil-kararlarinizi-hatirliyor-musunuz/" rel="bookmark" title="26 January 2009">Yeni yıl kararlarınızı hatırlıyor musunuz?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/blog-furyasi-ne-yazacaksiniz/" rel="bookmark" title="3 December 2006">Blog Furyası: Ne Yazacaksınız?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/gelecekte-bir-gun-degisecegim/" rel="bookmark" title="2 October 2007">Gelecekte bir gün değişeceğim</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/e-mail-calismalari-izlenimler/" rel="bookmark" title="20 August 2007">E-mail çalışmaları, izlenimler</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 5.014 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/gundem-yoruyor/" rel="bookmark" title="23 May 2007">Gündem Yoruyor</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/12-eylul-darbesinin-sucunu-80-kusagina-yikmak/" rel="bookmark" title="12 January 2008">12 Eylül darbesinin suçunu 80 kuşağına yıkmak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/kocluk-calismalarinda-anksiyeteyi-elimine-etmek/" rel="bookmark" title="7 March 2009">Koçluk çalışmalarında anksiyeteyi elimine etmek</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/iyi-bir-mevki-beklentisi-ve-toplum-korkusu/" rel="bookmark" title="7 September 2008">İyi bir mevki beklentisi ve toplum korkusu</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 47.334 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/kisisel-degisimin-itici-gucu-istek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelecekte bir gün değişeceğim</title>
		<link>http://osman.borutecene.com/gelecekte-bir-gun-degisecegim/</link>
		<comments>http://osman.borutecene.com/gelecekte-bir-gun-degisecegim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Oct 2007 02:21:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman Seyit Börütecene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[life coaching]]></category>
		<category><![CDATA[mentorship]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://osman.borutecene.com/gelecekte-bir-gun-degisecegim/</guid>
		<description><![CDATA[Hayatkısa.com&#8216;dan bir cross-post. Altı ay önce kişisel gelişim üzerine yazdığım bir yazı.
Değişimi arzulayan bir çok insanın gönlünde yatan bir cümle. Hiç bir zaman gelmeyen bir gelecek. Bir gün değişimini gerçekleştireceğini bilmenin rahatlığıyla uyuyan ruhlar. Tanıdık geliyor mu?
Sahibini şimdi hatırlayamadığım bir Kızılderili sözü vardı, “aptallar yaşam ve ölüm için uzağa bakarlar ama her ikisi de onların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://hayatkisa.com">Hayatkısa.com</a>&#8216;dan bir cross-post. Altı ay önce kişisel gelişim üzerine yazdığım bir yazı.</p>
<blockquote><p>Değişimi arzulayan bir çok insanın gönlünde yatan bir cümle. Hiç bir zaman gelmeyen bir gelecek. Bir gün değişimini gerçekleştireceğini bilmenin rahatlığıyla uyuyan ruhlar. Tanıdık geliyor mu?</p>
<p>Sahibini şimdi hatırlayamadığım bir Kızılderili sözü vardı, “aptallar yaşam ve ölüm için uzağa bakarlar ama her ikisi de onların yanıbaşındadır” diyordu.</p>
<p>Dünyadaki bütün kişisel gelişim kitaplarını okuyup bitirseniz de, varolan tüm teknikleri kapsayan her türlü psikoterapiye yıllarınızı verseniz de, dünyanın en gelişmiş antidepresan ve anksiyolitik ilaçları ile çalışsanız da, değişimin onayı ve uygulaması size çok yakın bir makamın ellerinde. Bu makam sizsiniz.</p>
<p>Evet biliyorum bütün rejimler yarın başlar (o da bugün pazar olduğundan, yoksa aslında hepsi pazartesi başlar) ama o yarın hiç gelmez. Dosyalarınızı düzene sokmaya karar verişiniz yılbaşından birkaç gün öncesine rastlamıyorsa üzerinden rahat rahat bir altı ay geçmiştir.</p>
<p>Peki neden insan kararlarını hayata geçirmez? Çünkü karar almak kişsel sorumluluğun bir parçasıdır. Sorumluluğun olduğu yerde yetki ve cezalandırma söz konusudur. Hata yapmak söz konusudur. Eğer karar sizinle ilgili değilse ve başınızda bir otorite varsa o sizi cezalandıracağı için harekete geçmezsiniz. Belki de cezalandıracak kişinin kim olduğu belli olduğu için daha rahat harekete geçebilirsiniz ama söz konusu olan kişi siz olduğunuzda bu karar verme acınızı hafifletmez.</p>
<p>Kişi daima kendi özgürlüğünden korkar ve bundan kurtulmanın yollarını arar. Daha sonra bu yollara tembellik, depresyon ve benzeri isimler veririz. Bunun akabinde kişi kendini cezalandırmaya başlar; daha iyi olamadığı için. Sonra da daha sıkı bir disiplin altında olması gerektiğine inanır. Böylece kendisini özgürlükten uzaklaştırmak için elinden geleni yapar. Sonra da özgürlükten uzaklaştığı için kendi kararlarını hayata geçirebilme iktidarını göstermekten aciz(miş gibi) kalır.</p>
<p>Bu bir kısır döngüdür. bu kısır döngüyü kırmak için yapılması gereken şey hızla bir daire çizmekte olan bu trenden dışarı atlamaktır. Ancak bu şuur gerektirir.</p>
<p>Bu kısır döngü içindeyken oradan çıkamayasınız diye bilinçaltınız size oyunlar oynar ve şuurunuzu kapatır. Şuurunuz açılmasın diye gündelik yaşam işleriyle dört döner durursunuz. İlerleyebilmek için gerçekte yapmanız gereken ilk şey bir müddet durmaktır. Bir müddet durup dinlenirseniz (gerçekten) o zaman şuurunuz açılmaya başlar ve sizi bir yere götürmeyen bu trenden atlayabilirsiniz.</p></blockquote>
<p>8 Nisan 2007, Hayatkisa.com / <a href="http://hayatkisa.com/gelecekte-bir-gun-degisecegim/">Gelecekte bir gün değişeceğim</a>
</p>
<p><strong>Benzer yazılar:</strong>
<ul class="similar-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yeni-yil-kararlarinizi-hatirliyor-musunuz/" rel="bookmark" title="26 January 2009">Yeni yıl kararlarınızı hatırlıyor musunuz?</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/nedenlerde-kaybolmak/" rel="bookmark" title="2 October 2007">Nedenlerde kaybolmak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/dusunerek-yaratmak/" rel="bookmark" title="9 July 2008">Düşünerek yaratmak</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/icinizdeki-yetiskinle-barismak-1/" rel="bookmark" title="19 September 2008">İçinizdeki yetişkinle barışmak &#8211; 1</a></li>
</ul>
<p><!-- Similar Posts took 9.836 ms --><strong>Rastgele yazılar:</strong>
<ul class="random-posts">
<li><a href="http://osman.borutecene.com/google-browser-yapsin/" rel="bookmark" title="13 May 2007">Google Browser Yapsın</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/parti-kapatmak-cozum-degil-yanilgisi/" rel="bookmark" title="14 March 2008">&#8220;Parti kapatmak çözüm değil&#8221; yanılgısı</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/tablosuz-tasarim-fetisi-ve-erisilebilirligi-zayif-web-standartlari/" rel="bookmark" title="7 May 2007">Tablosuz Tasarım Fetişi ve Erişilebilirliği Zayıf Web Standartları</a></li>
<li><a href="http://osman.borutecene.com/yasam-koclugu-ve-etik-sinirlar/" rel="bookmark" title="23 September 2007">Yaşam koçluğu ve etik sınırlar</a></li>
</ul>
<p><!-- Random Posts took 43.524 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://osman.borutecene.com/gelecekte-bir-gun-degisecegim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
