Archive for the ‘İş’ Category

Az düşünebilmek

Sunday, December 2nd, 2007

Hayatta birçok yanlış karar, yanlış dünya görüşü, kişinin kendi çıkarlarına aşırı aykırı davranışı vs. gibi şeyler haddinden fazla düşünmekten ileri geliyor. Bu yaşıma kadar gözlediğim en önemli şeylerden biri bu.
Çok bilen çok yanılır lafının yanına bir de çok düşünen çok yanılır diye bir söz eklemek lazım belki de. Tabii ki hayatta birçok konuda karar vermek [...]

Psikoterapide ölüm

Friday, November 9th, 2007

Cross-post zamanı. Hayatkisa.com, 31 Mart 2007, Psikoterapide Ölüm
Psikoterapide ölüme dair bir çok konu değerlendirilir. Kabaca sınıflamak gerekirse bunları ikiye ayırabiliriz; bir yakının kaybından doğan yas ve acı sürecinin değerlendirilmesi, ve kişinin kendi ölümüne dair duygularının, korkularının ve bunları bastırmaktan doğan rahatsızlıklarının değerlendirilmesi. Bir de, psikoterapide ölüm kavramının kullanımı söz konusudur. Teori, ölüm farkındalığının kişinin terapi [...]

İş hayatına hazırlık dersi

Saturday, October 27th, 2007

Tunç Kılınç Fikir Atölyesi’nde kaydadeğer bir soruyu ele almış. Üniversitelerde iş hayatına hazırlık dersi neden yok diye soruyor. Okunmaya değer bir yazı.
Ben de kendimce bu sorunun cevabını vermeye çalışayım.
Üniversitelerde iş hayatına hazırlık dersi olması imkansız. Başarıya giden yolda şeytana pabucunu ters giydirecek oyunlar oynamanın dersi bu. Tunç konuya iyimser / olumlu yönüyle yaklaşmış. O böyle [...]

Prezentabl olmak

Wednesday, October 17th, 2007

Cross-post:
Psychology Blog, 7 Mart 2006, Being Presentable
Hayatkisa.com, 27 Şubat 2007, Prezentabl Olmak
İnsan Kaynakları kitaplarında, gazetelerdeki iş ilanlarında sıkça rastladığım birşey bu. Toplumun genel algısında bir yeri var ki hiçbirimiz anlamını sorgulamaya gerek görmeden ne demek istendiğini anlayabiliyoruz. Ancak, günümüz dünyasında birçok konuda olduğu gibi prezentabl olmak konusunda da muazzam aldatmacalar söz konusu.
Kelime anlamı olarak prezentabl [...]

Ferrari’sini geri almak isteyen bilge

Monday, October 15th, 2007

Bayram ziyaretleri sırasında Ender Saraç’ın Ruhsal Gelişim ve Kader adlı kitabına göz gezdirme fırsatım oldu. Kitabın alt başlıklarından birini çok beğendim: Ferrari’sini geri almak isteyen bilge.
Ender Bey bu kısımda yeni çağ düşüncelerinden etkilenerek maddi dünyadan elini eteğini çekmek için çaba sarfeden, ancak bu hayatın geneli açısından dengesiz bir davranış olduğu için bu konuda çok zorlanarak [...]

Diğer insanlar ve zaman

Friday, October 12th, 2007

Bazen olgunluğu, huzuru insanlara hap gibi verebilecek birşeyler olmasını temenni ederim. Bir simyacının ütopyası gibi bunları düşünürüm. Elbette, öncellikle herkes birbirinden farklı olduğu için böyle bir hap bilgisi, iki sayfalık bir broşür oluşturup kişinin kendini birkaç saatliğine iyi hissetmesini sağlayarak gerçeği yakalaması ve sorunlarını bizzat kendi başına çözecek enerjiyi bulması mümkün olmayabiliyor.
Yine de; yemek, içmek, [...]

Evrensel enerjiyi merkezi idareye bağlamak

Thursday, October 11th, 2007

İnsanoğlundaki merkezi idare aşkı bambaşkadır. İnsanoğlu bir put yapar, kendi yapar kendi yapar kendi tapar. Peki evrensel enerjiyle merkezi idarenin alakası ne, evrensel enerji ne demek, kimler bu durumdan nasıl ekmek sağlıyor?
Şimdi efendim evrensel enerjiyi burada bir sembol olarak kullanıyorum ben. Yerine başka şeyler koyabilirsiniz. Dini inançları koyabilirsiniz, new age düşünce sistemini koyabilirsiniz, siyaseti koyabilirsiniz.
Biz [...]

Düşünce süreçlerine gereken zamanı tanımak

Wednesday, October 10th, 2007

Cross-post günleri tam gaz: Hayatkisa.com, 11 Mart 2007. İyi okumalar.
Lisedeki psikoloji derslerinde kısaca anlatılan, beynin işleyiş biçimine dair bir konu vardı. Hatırlatmak gerekirse; özellikle yaratıcılık gerektiren işlerde kişi belli düşünce süreçlerinden geçer, dışarıdan bakıldığında hatta kendi kendine düşündüğünde birşey yapmıyormuş gibi görünür ancak bir süre sonra aniden üzerinde çalıştığı sorunun çözümü kişinin aklına gelir.
Aslında aniden [...]

Beklemek ve ertelemek: İki dipsiz kuyu

Tuesday, October 9th, 2007

Cross-post haftası coştu. Hayatkisa.com, 14 Mayıs 2007.
GIRGIR dergisini hatırlayanlarınız vardır diye tahmin ediyorum. Zamanında dünyada en çok satılan ikinci mizah dergisiydi. Orada çok sevdiğim, üzerinde yirmi yıl geçmiş olmasına rağmen hala dün gibi aklımda olan bir karikatür var. İdam cezası almış bir mahkuma ipi boynundan geçirmeden evvel “son arzun nedir” diye soruyorlar. O da “tıp [...]

Şüpheleri gerçek kılmak için harcanan çabalar

Tuesday, October 9th, 2007

Cross-post, Hayatkısa.com, 26 Mayıs 2007
Kişinin kendisini sabote etmesi, kendi yıkımını hazırlaması açısından hatırı sayılır çabalardır.
Örneğin bir dersten asla geçemeyeceğini düşünen birinin o dersten geçmek için bir çaba göstermemesi bu alanda sık rastlanan örneklerden biridir.
Toplum içinde dışlandığından şüphelenen birinin herkese ters ve soğuk davranarak bunu garanti altına alması da örnek olarak gösterilebilir.
Sevgilinizin sizi sevmediğini düşünüp onun [...]

Sürekli bir dakika sonrasını beklemek

Tuesday, October 9th, 2007

Cross-post: Hayatkisa.com, 28 Mayıs 2007
Bu başlık geliştirilebilir, varyasyonları üretilebilir. Mesela sürekli geleceği beklemek, sürekli bir hafta sonrasını beklemek, sürekli bir gün sonrasını beklemek.
Bir çay içerken tadını almak yerine çayın bitmesini ve bir sonraki çaya geçmeyi beklemek. Yemek yerken bitirmeyi beklemek, öpüşürken sevişmeyi beklemek, kitap okurken sonunu beklemek.
Her geçen gün daha da sonuç odaklı bir hal [...]

Bir iletişim biçimi olarak kıskançlık

Monday, October 8th, 2007

Günün cross-post’u, Hayatkisa.com‘dan, 30 Mayıs 2007′de yazdığım bir yazı.
Bazı insanlar iletişim kurmakta güçlük çekerler. İletişimsiz yaşanamayacağı için de kurulamayan iletişimin yerine birşeyler koymak gerekir. İşte bu bazen kıskançlık olur. Bazı insanlar kıskançlık üzerinden iletişirler.
Kıskançlığın özünde kıskanan kişinin karşı tarafın zihnindeki değerini görme çabası vardır. Üzerinde ikiden fazla canlının yaşadığı bir gezegende bulunduğumuzu unutarak kıskanan kişi, [...]

Türkiye umumi tuvalet olur mu?

Friday, October 5th, 2007

Olur tabii neden olmasın? Yeteri kadar kurumda kadınlara ve erkeklere ayrı yerler ayrılırsa uzaydan bakıldığında Türkiye umumi tuvalet gibi görünür.
Sene olmuş 2007. Kendimizi külliyen sekse vermemiz gerekirken birçok yerde kadın erkek ayrımcılığı yapıyoruz. Bunu anlamak zor. Kadınlar da erkekler de tanışıp sevişmek istiyor. Neden mevzuyu bu kadar zorluyorsunuz ki?
Spor salonunda, restoranlarda, düğünlerde, cenazelerde, okullarda, kurslarda [...]

Korku, suçluluk, endişe

Friday, October 5th, 2007

Yeni cross-post, Hayatkisa.com, 9 Nisan 2007
Bundan birkaç yıl önce büyük alışveriş merkezlerinden birinde cep telefonumu kaybettim. Alışveriş merkezindeki bankamatiklerden birinden para çekerken telefonumu bankamatiğin üst kısmına koydum. İşimi bitirdiğimde telefonu almadan gitmişim. Farkına vardığımda çok geç olmuştu.
Biryerlerden bir telefon bulup buluşacağım kişiyi aradım. Telefonumu kaybettiğimi, toplantımıza biraz gecikeceğimi haber verdim ve ofise döndüm. Ofiste arkadaşlarım [...]

Nedenlerde kaybolmak

Tuesday, October 2nd, 2007

9 Nisan 2007′de Hayatkisa.com’a yazdığım bir başka kişisel gelişim yazısı:
İnsan, içinde bulunduğu şartların getirdiği sıkıntılara anlam aramakla zaman kaybeder. Maalesef bir çok şeyin altında nedenler arıyoruz ve bu nedenleri ararken olayların kendisinden uzaklaşıyoruz. Oysa odaklanmamız gereken daima şimdiki zamandır.
Hayatın ne kadar kısa olduğunu söyleyip duruyorum bu yüzden yine yaşam ve ölüm üzerinden örnek vereceğim. Bir [...]